7. Hukuk Dairesi 2013/2021 E. , 2013/5661 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş sözleşmesinin hırsızlık yaptığı gerekçesiyle işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının hırsızlık yaptığını bildirerek davanın reddi gerektiğini…
**7. Hukuk Dairesi 2013/2021 E. , 2013/5661 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş sözleşmesinin hırsızlık yaptığı gerekçesiyle işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının hırsızlık yaptığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. Somut olayda; davacı, davalı şirkette 14/11/2003 - 22/06/2008 tarihleri arasında çalıştığını, hırsızlıkla suçlandığını, açılan davanın sonucu beklenmeden haksız olarak işten çıkarıldığını, tazminatlarının ödenmediğini, ceza davasından beraat ettiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Davalı, davacının 22/06/2008 tarihinde bir hırsızlık olayına karıştığını, suçüstü yakalandığını, ceza yargılamasında yeterince delil bulunmaması sebebiyle beraat etmesinin masum olduğu anlamına gelmediğini, hırsızlık nedeniyle işten çıkarıldığını, feshin haklı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.