T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/255 Esas KARAR NO : 2025/1632 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2017/121 Esas - 2021/700 Karar TARİH: 01/07/2021 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/255 Esas KARAR NO : 2025/1632 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2017/121 Esas - 2021/700 Karar TARİH: 01/07/2021 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketten akaryakıt tankeri ve treyler satımı için 13.08.2014 tarihinde sözleşme yaptıklarını, sözleşmeye göre davacının satışa konu tankeri 2014 yılı kasım ayı 1 veya 2 haftası içinde 15 iş günü opsiyonlu olarak devredeceğini, sözleşme karşılığı 26.11.2014 tarihinde 100.000,00TL ödeme yaptıklarını, tankerin teslim edilmediğini, bunun üzerine davalıya 10.12.2014 te yazı gönderdiklerini yazının 18.12.2014'te tebliğ edildiğini, davalının 13.01.2015 tarihine kadar aracı teslim etmediğini, 13.01.2015 te araç gerekli testlerden geçirilerek teslim edilince bakiye 63.668,08 TL'yi ödediklerini, 29.11.2014 te aracın teslim edileceği inancıyla, fatura kestirip ruhsat çıkarttırdıklarını ve kasko yaptıklarını, kasko ücreti olarak toplam 2.600-TL ödediklerini ve teslim edilmeyen 35 günlük süreçte kasko değeri olan 250 -TL zarar ettiklerini, Geç teslim nedeniyle 2015 model alacakları yerde 2014 model araç aldıklarını bu nedenle 35.000,00 -TL zarar ettiklerini, Geç teslim nedeniyle ... plakalı 101.887,00- TL bedelli tankerlerini 71.500,00-TL ye satarak 30.387,00-TL zarar ettiklerini, Teslim edilmeyen dönemde akaryakıt istasyonlarına aldıkları yakıt için 26.12.2014 tarihinde 1.900,00- TL ve 09.01.2015 tarihinde 1.900,00-TL nakliye ücretleri ödemek zorunda kaldıklarını, Satış bedelinin 100.000,00-TL sini 26.11.2014 tarihinde alarak sözleşmeye göre 48 gün erken aldığını bu meblağdan 3.500,00-TL faiz gelirinden mahrum kaldıklarını, toplam 69.437,00-TL nin 250,00-TL ye ve 35.000,00-TL ye 13.01.2015 tarihinden; 30.387,00-TL ye 23.12.2014 tarihinden; 1.900,00-TL ye 26.12.2014 tarihinden; 1.900,00-TL ye 09.01.2015 tarihinden; 3.500,00-TL ye 13.01.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkilim şirketten talep etmiş olduğu araç ...’li özel nitelikli tanker tipi araç olduğu, araç için özel nitelikli olarak belirtmelerindeki sebebin, piyasadaki mevcut ağır ticari araçlardan gerek teknik özellikleri(spketleri) gerekse tabii olduğu yasal mevzuat sebebiyle farklı olduğu, söz konusu aracı için yine bahsettikleri ..., Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan ve Resmi gazete’de yayımlanan özel bir mevzuata tabi olduğu, ADRLi tanker tipi normal bir aracın, siparişten sonra en mükemmel ticari üretim partlarında ve idari makamlar nezdindeki onay sürecnin 30 gün olması gerektiği herkesçe bilindiği, davacının iddialarına gerçeklere dayalı olarak yaklaşmak için öncelikle Ulaştırma Bakanlığı’nın ...’li araç konusundaki mevzuat uygulamasına ve bunun ülke geneleine tesir eden sonuçlarına bakılması gerektiği, Ulaştırma Bakanlığı tarafından ADRli araçlar için yapılan son yasal düzenleme kapsamında 01 Ocak 2014 tarihinden itibaren ...’li araçların onayı için TSE kurumu tüm ülkede tek başına yetkili kılındığı, mevzuattaki ani değişiklik ve alt yapı eksikliği sebebiyle TSE, onay mekanizmasının ilk başlangıcının temellerini ise ancak Mart 2014 tarihi itibariyle atabildiği, bu değişikliğe kadar tanker üreticisi firmaların piyasadaki özel denetim sahibi olan TÜV ve ... gibi kuruluşlar nezdinde onay alması mümkün olduğu ancak Mart 2014 tarihi itibariyle TSE’nin mevzuata uygun ilk adımı atmasıyla onay işlemi ülke genelinde kendisine devredildiği, hal böyle olunca ülke genelindeki tüm üreticilerin yegane başvuru makamı bir anda TSE olmuş ve TSE alt yapı eksikliği sebebiyle tüm taleplere bir anda yanıt veremediği, Bu sürecin ağır aksak bile olsa Ağustos 2014’e kadar bu şekilde sürdüğü, Ağustos 2014 tarihinde ise TSE bu defa Gebze TSE’ye yönlendirerek böldüğü iş yığınına son vererek bu defa tüm onayı Ankara TSE’ye bağlandığı, böylelikle zaten ağır şekilde yürüyen ...’li araç onay sistemi bu defa tümden kilitlenir bir hal aldığı, tüm üretici firmalar, araçlara ilişkin teknik röntgen filmelerini (her bir aracın belirli bölümlerini gösteren detayda ve tek tek)e çekerek bu defa Ankara TSE’nin kapsısında kuyruklarda bekleyerek veya posta yoluyla(PTT KARGO) ile göndererek ve en ufak TSE kurum gecikmesi karşısında, eli kolu bağlanmış şekilde beklmeke ve yanıt almak zorunda kaldığı, açıkçası davacı tarafın aracın tesliminde geciktiniz iddiasının MÜCBİR SEBEPTEN farkı yoktur. Zira; aynı dönemde ülkenin dört bir yanında bulunan üretici firmaların tamamının yaşadığı sorunları aynı olduğu ve herkesin gecikmeye tabi kılındığı, üretici firmaların tamamının TSE’ye devrolunan ... onayı sebebiyle yaşadığı gecikme ortalaması 6 hafta olduğu, İşburada anlatılanaların tamamı, davacı tarafından sektör oyuncularından biri olması sebebiyle bilinmemesi ihtimali olmadığı, gerek sektör gazete ve dergilerinde aylarca yer bulduğunu inkar edemeyeceği, davacının bu davayı açmakta kötüniyetli olduğu ve eğer ortada bir gecikme var deniliyorsa ki; somut olayda gecikme olmadığı, ...’li bir aracın 2014 yılında anılan dönemde tesliminin normal süresi davacıya teslim tarihinden daha kısa olmadığı, olsa daha uzun bir tarihi işaret ettiği, davacının tüm yaşananları bilerek, dosyaya sunduğunu tahmin davacı; bizzat kendisi aracın faturasının 2014 yılı içerisinde kesilmesini talep ettiği, çünkü araç bedelinin 2014 yılı giderlerine dahil etmek istediğini, yoksa firmalarının aracı teslim etmeden, fatura kestirmek gibi tercih ettiği bir yol veya uygulaması olmadığı ancak dilekçede müşteriyi memnun etmek için bu talebine bile yanıt vermemizi sadece aleyhlerine kullanmaya çalıştığı, 2014 yılında kesilen faturayı aldığı ve plaka ile ruhsat sahibi olduğu, üstelik şimdi huzurdaki davada aracın sırf bu sebeple 2014 MODEL ARAÇ olduğunu iddia ettiği, ADRli aracın final testi hangi tarihte yapıldıysa aracın model yılı o tarihin yılı olduğu, yani davacıya satılan aracın final testi ocak 2015'te yapıldığı için aracın model yılının 2015 olduğu, bu durum ...’li tanker tipi araçların özel durumundan ileri geldiği, bu sebeple ADRli araç alan da, ...’li aracı satan da bu durumu sektörün oyuncusu olmaları sebebiyle gayet iyi bildiği, davalının aracını teslim almadan 1 gün önce tüm bakiye borcunu kapattığında da bunu bildiğini, sonuç olarak tacirler arası bu alışverişte; müvekkili şirketin davacı tarafa ayıplı mal satmadığı, müvekkili şirket, kendisinden kaynaklanan bir sebeple kimseye herhangi bir ürünü geç teslim etmediği, müvekkili şirkete atafedilebilecek bir kusur, ihmal..vb. durum olmadığı, müvekkile faturayı 2014 yılında kesilmesi talebini yapanın bizzat davacı olduğu, kendi mali gerekçeleri veya hatasından(ortada bir ksuru var ise davacının olduğu) dolayı müvekkiline maddi talep yükletilemeyeceği, Davacının tanker tipi aracının 2015 model olduğu, satıcısının da alıcısının da aracın 2015 model olduğunu bilmediği savunmasının kabul görmeyeceği, çünkü davacı firmanın, tanker işine veya petrol faaliyetine, müvekkili şirket ile olan alışverişten birkaç ay önce başlamış bir firma olmadığı, aracı değerinin altında ve bir önceki yılın modeli gibi satarak kendisini bilerek zarara uğratan veya böyle bir sonuç var ise kendi eylemlerinden doğan zararı müvekkiline yükletemeyeceği; her olasılıkta değer farkı 35.000 TL olamayacağı, hiçbir tacirin, bile bile kendisini bu kadar açık şekilde zarar uğratamayacağı, 35.000-TL gibi bir fiyat farkı olduğunu düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olup gerçek ile de bağdaşmayacağı, davacı tarafın kasko değeri ile gerçekleşen satış farkını da müvekkilden talep etmesinin haksız olduğu çünkü davacının bu fiyata araç satmasında müvekkilin kusuru bulunmadığı, düşük fiyata araç satmasının müvekkili bağlamayacağı gibi davacı ile dava dışı alıcının satışı düşük göstermesinin de muhtemel olduğu, davacının elde etmeyi ihmal ettiği satış bedelinin müvekkile yansıtılmasının haksız olduğu, kaldı ki; alış fiyatının çok altında satış yapma ihtimali durumunda, müvekkili şirketin sektörde bilinirliği bulunan 2.El Ticari Araç Alış-Satış Departmanına başvurması yine basiretli bir tacirden beklenen bir davranış olurdu. Böyle bir durumda müvekkilim şirket aracı satın alabaileceği gibi öte yandan asıl değerinden bir başka üçüncü kişiye satışını sağlayabileceği, davacı tarafın 1.900-TL den iki nakliye bedelini müvekkile yansıtması da haksız olduğu, müvekkilin böyle bir sorumluluğu olmadığı, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı kendi aracıyla nakliye yapsaydı yakıt maliyeti , şoför ücreti gibi girdiler ortaya çıkacağı elde ettiği KDV ve fatura avantajı gibi gelirlerden yoksun kalacağı, öncelikle ilk itirazlarının değerlendirilerek yetki ve görev itirazlarının kabulüyle davanın reddine karar verilmesini; davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/07/2021 tarih ve 2017/121 Esas - 2021/700 Karar sayılı kararında; "Dava, dava konusu satış sözleşmesine konu aracın fiilen geç teslimi sebebiyle uğradığı zararların davalıdan tahsiline talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarında yapılan araç satış sözleşmesine konu akaryakıt tankerinin 15/08/2014 tarihli sözleşme gereğince süresinde teslim edilmediğini, fiilen geç teslimat yapılması sebebiyle uhdesinde olmayan araç için yapılan kasko ücreti bedelinin, sözleşmeye konu aracın model farkından doğan 35.000-TL zararın, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle uğradığı iddia edilen 30.387TL zararın, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine geç teslim sebebiyle tanker kiralama masrafı olarak 3.800-TL zararın, dava konusu araç için verilen kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000-TL'nin 48 gün işletilememesi sebebiyle 3.500-TL zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, yetki ve görev itirazlarının kabulüyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/57 Esas 2015/251 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile "Tüm dosya kapsamı ve ilgili mevzuat değerlendirildiğinde davamızın tarafları tacir vasfında tüzel kişilerdir. Aralarında düzenlenen yetki sözleşmesi ve genel yetki kuralları gereği İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri görev ve yetkili olacağı açıktır. " karar verilmiş, dosya mahkememize gönderilmiş ve esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, davacı araç satış fatura ve noter araç satış belgesi dosya arasına alınmış, bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu , bilirkişi ek raporu ve bilirkişi talimat raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.04/08/2017 tarihli talimat bilirkişi raporunda özetle; "...... Ürünleri Nakliye Otomotiv Ticaret LTD Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.' nin 019526 nolu 1 adet tanker alımı 170.889,08TL faturanın 29/11/2014 tarihinde 571 nolu yevmiye numarası ile yasal defter kayıtlarından tespit edilmiştir. ... Ürünleri Nakliye Otomotiv Ticaret LTD Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.' hesabına 170.889,08TL fatura bedeline karşılık ...bank bankasından 100.000,00 TL havale yapıldığı 30.11.2014 tarihli 582 yevmiye numarası ile yasal defter kayıtlarından tespit edilmiştir. ... Ürünleri Nakliye Otomotiv Ticaret LTD Şirketi'nin ticari defter kayıtlarında ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'nin 170.889,08TL fatura bedeline karşılık kalan bakiye olan 70.889,08 TL beldelin dosya evraklarında banka havalesi ile ödeme yapıldığı belirtilmiş olsa da ticari defter kayıtlarında 70.889,08 TL ödemenin banka havalesi olarak değil 11.12.2014 tarihinde 606 yevmiye numarası ile kasadan peşin olarak ödendiği yasal defter kayıtlarından edildiği tespit edilmiştir. ... Ürünleri Nakliye Otomotiv Ticaret LTD Şirketi'nin 2015 yasal defter kapanış kayıtlarından da anlaşıldığı üzere ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'ne herhangi bir borcu veya alacağı olmadığı tespit edilmiştir..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.06/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...Taraflar arasında TBK m. 209 vd. hükümlerinde düzenlenen satım sözleşmesi kurulduğu, buna göre davacı "alici", davalı ise "satıcı" sıfatım haiz olduğu. Davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin. TBK m. 112 hükmü gereğince doktrin ve Yargıtay tarafından da kabul edildiği üzere olumlu (müspet) zarar olduğu, Sözleşmede tankerin 2014 yılı Kasım ayı 1. veya 2. haftası içerisinde alıcıya teslim edileceği ve satıcının teslimi 15 iş günü geciktirebileceği kararlaştırılmış olmasına rağmen (böylece tankerin en geç 30.11.2014 tarihinde teslim edilmesinin gerektiği), ancak tankerin davalı tarafından sözleşmede belirtilen teknik özelliklere uygun olarak imal edilerek 43 gün gecikmeli olarak 13.01.2015 tarihinde davacıya teslim edildiği, taleple bağlılık ilkesince davacının talebinde olduğu gibi 35 günlük gecikme üzerinden hesaplama yapılabileceği, 11/04/2019 tarihli celsede aşağıdaki uyuşmazlık noktalan bakımından değerlendirme yapıldığında davalı satıcının. 43 günlük gecikme ile teslimat yaptığı (sözleşmenin feshi olmadığından olumsuz (menfi) zarar kalemlerinin talep edilemeyeceği): dolayısıyla davacının dava dilekçesinde yer alan aşağıdaki taleplerinin TBK m. 112 hükmü gereğince "olumlu (müspet) zarar'' kapsamında olması gerektiği, bu açıdan a. 35 günlük kasko ücreti zararı olarak 250TL.nin talep edilmesi hususunda: Davacının talep ettiği araca ait kasko bedeli, "sözleşme hiç kurulmamış olsaydı uğranılmayacak olan zarar'' olarak olumsuz (menfî) zarar olduğundan bu zararın geç teslim dolayısıyla TBK m. 112 hükmünce olumlu (müspet) zarar kalemi olarak talep edilemeyeceği, b.Sözleşmeye konu aracm model farkından doğan zararı olarak 35.000TL. nin talep edilmesi hususunda: Teknik incelemede de belirtildiği üzere dava konusu tankerin 13.01.2015 tarihinde teslim edilmesi ile satış değerinde bir düşüş olmayacağı, dolayısıyla bu yöndeki zararın talep edilemeyeceği, c.Bu satışa güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle uğradığı iddia edilen 30.387TL. nin talep edilmesi hususunda: Olumlu (müspet) zarar, alacaklının sözleşme gereğince zamanında ifa edilseydi uğramayacak olduğu zararları teşkil ettiğinden dava dışı tankerin satımının dava konusu aracın gec teslimi sebebiyle oluşup oluşmadığı arasında uygun illivet fnedensellik) bağı kurulamadığı (dava dışı tanker, davacının ihtiyaç fazlası dolayısıyla ya da başka bir borcu dolayısıyla satılmış olabilir; kaldı ki tankerin kasko değerinin üzerinde satım sözleşmesinin kurulacağı da mutlak olarak kabul edilemez), dolayısıyla bu yöndeki zarar kaleminin talep edilemeyeceği, d. Geç teslim sebebiyle tanker kiralama masrafı olarak 3.800TL.nin talep edilmesi hususunda: Davacının bu yöndeki zarar kalemi ile dava konusu aracın geç teslimi sebebiyle oluşup oluşmadığı arasında uygun illivet (nedensellik) bağı kurulduğu, bu Sebeple de dosvava sunulan delillerden de anlaşıldığı üzere davacının 26.12.2014 tarihinden itibaren 1.900TL'yi ayrıca 09.01.2015 tarihinden itibaren de 1.900TL'yi isleyecek vasal faiziyle tazminini talep edebileceği: mali incelemede belirtildiği üzere dava tarihi itibari ile toplam yasal faizin de 712.11TL. olduğu, e.kapora dışında satıştan önce ödenen l00.000-TL.nin 48 gün işletilememesi sebebiyle 3.500TL. nin dilekçede belirtilen zarara uğrama tarihinden itibaren vasal faiziyle davacının uhdesinde oluşup oluşmadığı hususunda: Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca kaparo dışındaki bedelin teslimden önce ödeneceği kararlaştırıldığı, eğer davacının davalıya ödenen 100.000TL.nin dava konusu aracın satışı için olduğu kabul edilecek olursa 3.500TL.nin gec teslimin yanıldığı 13.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek vasal faiziyle birlikte talep edilebileceği: mali incelemede belirtildiği üzere dava tarihi itibari ile yasal faizi 646.40TL, olduğu, f.idarenin vasa değişikliği nedeniyle satışın gecikmesinde payı değerlendirilerek davalıya bu yönde sorumluluk yüklenip yüklenmeyeceği, sorumlu ise miktarı ve zarara sebebiyette davacının kendisinden beklenmeyen hal, mücbir sebep ve basiretsizliği de dahil olmak üzere müterafik kusurunun olup olmadığı hususunda: Dosya kapsamından beklenmedik halin, mücbir sebebin oluşup oluşmadığı, tam olarak gerekçesi anlaşılamadığından bu hususta değerlendirme yapılamadığı,..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir. 27/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"....Sözleşmede tankerin 2014 yılı Kasım ayı 1. veya 2. haftası içerisinde alıcıya teslim edileceği ve satıcının teslimi 15 iş günü geciktirebileceği kararlaştırılmış olmasına rağmen (böylece tankerin en geç 30.11.2014 tarihinde teslim edilmesinin gerektiği), ancak tankerin davalı tarafından sözleşmede belirtilen teknik özelliklere uygun olarak imal edilerek 43 gün gecikmeli olarak 13.01.2015 tarihinde davacıya teslim edildiği, taleple bağlılık ilkesince davacının talebinde olduğu gibi 35 günlük gecikme üzerinden hesaplama yapılabileceği,11/04/2019 tarihli celsede aşağıdaki uyuşmazlık noktaları bakımından değerlendirme yapıldığında davalı satıcının, 43 günlük gecikme ile teslimat yaptığı (sözleşmenin feshi olmadığından olumsuz (menfi) zarar kalemlerinin talep edilemeyeceği), dolayısıyla davacının dava dilekçesinde yer alan aşağıdaki taleplerinin TBK. m. 112 hükmü gereğince "olumlu (müspet) zarar" kapsamında olması gerektiği, bu acıdan a.35 günlük kasko ücreti zararı olarak 250 TL.nin talep edilmesi hususunda: Her ne kadar ilk raporumuzda davacının talep ettiği araca ait kasko bedelinin olumsuz (menfi) zarar olduğu ve talep edilemeyeceği kanaatine varılmışsa da ilk rapordaki görüşten farklı olarak huzurdaki davanın "sözleşmenin sonlandırılması nedeniyle tazminat davası" olmadığı, "sözleşmeyi ifa etmeme sonucunda tazminat davası" olduğu göz önüne alındığında bu zararın olumlu (müspet) zarar kapsamında olduğu ve talep edilebileceği, b. Sözleşmeye konu aracın model farkından doğan zararı olarak 35.000TL. nin talep edilmesi hususunda: Teknik incelemede de belirtildiği üzere dava konusu tankerin 13.01.2015 tarihinde teslim edilmesi ile satış değerinde bir düşüş olmayacağı, dolayısıyla bu yöndeki zararın talep edilemeyeceği, c.Bu satışa güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle uğradığı iddia edilen 30.387TL. nin talep edilmesi hususunda: Olumlu (müspet) zarar, alacaklının sözleşme gereğince zamanında ifa edilseydi uğramayacak olduğu zararları teşkil ettiğinden dava dışı tankerin satımının dava konusu aracın geç teslimi sebebiyle oluşup oluşmadığı arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı kurulamadığı (dava dışı tanker, davacının ihtiyaç fazlası dolayısıyla ya da başka bir borcu dolayısıyla satılmış olabilir; kaldı ki tankerin kasko değerinin üzerinde satım sözleşmesinin kurulacağı da mutlak olarak kabul edilemez), dolayısıyla bu yöndeki zarar kaleminin talep edilemeyeceği, d. Geç teslim sebebiyle tanker kiralama masrafı olarak 3.800TL.nin talep edilmesi hususunda: Davacının bu yöndeki zarar kalemi ile dava konusu aracın geç teslimi sebebiyle oluşup oluşmadığı arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı kurulduğu, bu sebeple de dosyaya sunulan delillerden de anlaşıldığı üzere davacının 26.12.2014 tarihinden itibaren 1.900TL.Vİ, ayrıca 09.01.2015 tarihinden itibaren de 1.900TL.yi işleyecek yasal faiziyle tazminini talep edebileceği: Mali incelemede belirtildiği üzere dava tarihi itibari ile toplam yasal faizin de 712.11TL. Olduğu, e.Kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000TL.nin 48 gün işletilememesi sebebiyle 3.500TL. nin dilekçede belirtilen zarara uğrama tarihinden itibaren yasal faiziyle davacının uhdesinde oluşup oluşmadığı hususunda: Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca kaparo dışındaki bedelin teslimden önce ödeneceği kararlaştırıldığı, eğer davacının davalıya ödenen l00.Q00TL.nin dava konusu aracın satışı için olduğu kabul edilecek olursa 3.500TL.nin geç teslimin yapıldığı 13.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte talep edilebileceği; mali incelemede belirtildiği üzere dava tarihi itibari ile yasal faizi 646.40TL. Olduğu, f. İdarenin yasa değişikliği nedeniyle satışın gecikmesinde payı değerlendirilerek davalıya bu yönde sorumluluk yüklenip yüklenmeyeceği. sorumlu ise miktarı ve zarara sebebiyette davacının kendisinden beklenmeyen hal, mücbir sebep ve basiretsizliği de dahil olmak üzere müterafik kusurunun olup olmadığı hususunda: Dosya kapsamından beklenmedik halin, mücbir sebebin oluşup oluşmadığı, tam olarak gerekçesi anlaşılamadığından bu hususta değerlendirme yapılamadığı,..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, tazminat davaları için de geçerlidir. Yani tazminat davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Somut olayda, davacı tarafından davalı ile aralarında yapılan araç satış sözleşmesine konu akaryakıt tankerinin 15/08/2014 tarihli sözleşme gereğince süresinde teslim edilmediği, fiilen geç teslimat yapılması sebebiyle uhdesinde olmayan araç için yapılan kasko ücreti bedeli sebebiyle zarara uğradığı, sözleşmeye konu aracın model farkından doğan 35.000-TL zarara uğradığı, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle uğradığı iddia edilen 30.387-TL zarara uğradığı, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine geç teslim sebebiyle tanker kiralama masrafı olarak 3.800-TL zarara uğradığı, dava konusu araç için kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000-TL'nin 48 gün işletilememesi sebebiyle 3.500-TL zarara uğradığı iddia edildiğinden bu hususların davacı tarafça yöntemince ispat edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü davacı taraftadır.Davacı tarafından dava konusu 15/08/2014 tarihli satış sözleşmesinin süresinde ifa edilmemesi sebebiyle uğranılan zararların talep edildiği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, davacı taraf müspet zararlarını talep etmektedir.Burada müspet ve menfi zararın ne olduğunun açıklanmasına da fayda bulunmaktadır.Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır, bu menfaat borçlanmış olduğu edimin vaktinde ifa etmiş olsaydı alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak idi ise o durumu ifade eder. Menfi zarar ise alacaklının sözleşmeden dönmesi üzerine uğramış olduğu zararı kapsar. Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Eylül 2010 İstanbul, Beta Yayınevi, sf:1073-1079.)Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 15/08/2014 tarihli sözleşmeye göre dava konusu aracın son teslim teslim tarihi 30/11/2014 tarihidir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu aracın 13/01/2015 tarihinde teslim edildiğinden sözleşmeye göre 43 gün geç teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf sözleşmeye güvenerek teslim alacağı tarihe göre dava konusu araca kasko yaptırdığı, davalı tarafından sözlemenin süresinde ifa edilmemesi sebebiyle davacının fiilen teslim almadığı araç için kasko ücreti ödediği, geç teslim sebebiyle oluşan 35 günlük müspet zararın taleple bağlı kalınarak 250,00 TL olduğu anlaşılmış, davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 15/08/2014 tarihli sözleşmeye göre kendisine geç teslim edilen tanker kiralama masrafı olarak 3.800-TL zarara uğradığının beyan edildiği, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile davacının zararının sabit olduğu, anılan zararın müspet zarar niteliğinde olduğu anlaşılmış, davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 15/08/2014 tarihli sözleşmeye göre dava konusu araç için kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000-TL'nin işletilememesi sebebiyle zarara uğradığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ve taraf iddia ve savunmaları, 15/08/2014 tarihli sözleşmenin 2. maddesi dikkate alındığında yapılan ödemenin dava konusu aracın satışına ilişkin olduğu dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davacı tarafça kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000-TL'nin işletilememesi sebebiyle uğranılan zarara ilişkin talebinin yerinde olduğu ancak davacı tarafça talep edilen 3.500,00 TL'nin yerinde olmadığı, mahkememizce davacının talebine konu alacak yönünden hesaplamanın basit nitelikte olması sebebiyle gerekli hesabın yapıldığı,100.000,00 TL ödemenin faizi talebi yönünden;Faiz İşletilen Süre: 1 ay 14 günFaiz İşletilen Tutar: 100.000,00 TLFaiz Oranı: %1,313698630137Faiz Tutarı: 1.313,70 TLÖdenecek Toplam Tutar: 101.313,70 TLBilgi: 30.11.2014 ve 14.12.2014 arasındaki 14 gün için yıllık %11,75 faiz uygulanarak %0,4*** *** ****685 14.12.2014 ve 13.01.2015 arasındaki 30 gün için yıllık %10,50 faiz uygulanarak %0,86301369863014 olmak üzere toplam %1,313698630137 faiz uygulanması gerektiği anlaşılmış, davacının anılan talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar davacı tarafça sözleşmeye konu aracın model farkından doğan 35.000-TL zarara uğradığı, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle 30.387-TL zarara uğradığı beyan edilmiş ise de; alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının ileri sürdüğü zarar ile davalının edim yükümlülüğünün geç ifa edilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, söz konusu zararların münhasıran davalının aracı geç teslim etmesinden kaynaklı olduğu hususunda dosya kapsamında yeterli delilin bulunmadığı, davacının anılan taleplerini yöntemince ispat edemediği anlaşıldığından davacının anılan taleplerinin reddine karar verilmiştir.Ayrıca davalı vekili tarafından dava konusu aracın geç teslim edilmesinin idari makamların tasarrufları ve mücbir sebebe dayandığı iddia edilmiş ise de; dosya kapsamında mücbir sebep olarak ileri sürülen hususların mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı tüzel kişi tacir olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, dosya kapsamı ile davacının müterafik kusurunun bulunmadığı dikkate alınarak davalı tarafından ileri sürülen beyan ve itirazlara itibar edilmemiştir.Anılan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sebebiyle uğramış olduğu kasko ücreti müspet zararı yönünden talebinin kabulü ile, 250,00 TL kasko ücretine ilişkin müspet zararının (taleple bağlılık gereği) 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sebebiyle uğramış olduğu tanker kiralama zarar bedeli yönünden talebinin kabulü ile, 1.900,00TL tanker kiralama zararı bedelinin 26/12/2014 tarihinden (ödeme tarihinden) itibaren, 1.900,00TL tanker kiralama zararı bedelinin 09/01/2015 tarihinden (ödeme tarihinden) itibaren (Toplam 3.800,00 TL'nin) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sonucu aracın satış bedelinden (100.000,00 TL) araç tesliminden önce ödenmesi sebebiyle uğramış olduğu müspet zarar yönünden talebinin kısmen kabulü ile, 1.313,70TL zararın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin sair tüm talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE,1-Davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sebebiyle uğramış olduğu kasko ücreti müspet zararı yönünden talebinin kabulü ile, 250,00 TL kasko ücretine ilişkin müspet zararının (taleple bağlılık gereği) 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sebebiyle uğramış olduğu tanker kiralama zarar bedeli yönünden talebinin kabulü ile, 1.900,00TL tanker kiralama zararı bedelinin 26/12/2014 tarihinden (ödeme tarihinden) itibaren, 1.900,00TL tanker kiralama zararı bedelinin 09/01/2015 tarihinden (ödeme tarihinden) itibaren (Toplam 3.800,00 TL'nin) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davacının dava konusu aracın fiilen geç teslimi sonucu aracın satış bedelinden (100.000,00 TL) araç tesliminden önce ödenmesi sebebiyle uğramış olduğu müspet zarar yönünden talebinin kısmen kabulü ile, 1.313,70TL zararın 13/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin sair tüm talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinde Müvekkili Şirket ile davalı arasında yapılan araç satış sözleşmesine konu akaryakıt tankerinin 15/08/2014 tarihli sözleşme gereğince süresinde teslim edilmemesi fiilen geç teslimat yapılması sebebiyle;Müvekkili kendisine teslim edilmeyen kullanamadığı araç için 2.600,00TL kasko ücreti ödediğini; aracın 35 günlük kasko ücreti araç müvekkilde olmadığı, henüz kullanamadığı için müvekkili açısından davalının neden olduğu zarar olduğunu; kasko tarihi olan 09.12.2014 ile teslim tarihi olan 13.01.2015 tarihi arasında kaskonun fiilen kullanılamadığını; kaskonun fiilen yararlanılamayan 35 günlük bedeli yani 250,00TL kasko ücretinin davalının müvekkilde geç teslimi nedeniyle yarattığı zararlardan biri olduğunu; bu nedenle 250,00 TL'nin 13.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili; Müvekkili geç teslim nedeniyle 2015 yılında 2014 model tanker alarak modelden dolayı hem alışta hem de satış halinde 35.000,00 TL zarar ettiğini; tankerin davalı tarafından satış fiyatının 2014 ve 2015 yılında aynı olduğunu; Müvekkil Şirketin aynı bedelle 2015 yılında 2015 model araç alabilecekken bu şekilde 2015 yılında 2014 model araç almak zorunda kaldığını ancak müvekkili aracı, geç teslim nedeniyle 2015 yılında satabileceği için sıfır aracı 1 yaşında olarak satmak zorunda kalacağını; ileriki yıllarda satışı halinde de yine model nedeniyle aynı zarara uğrayacağını çünkü ne zaman satarsa satsın tankerin 1 yıl düşük model fiyatına satılacağını; bu nedenle -fazlaya dair haklarımızı saklı tutarak-35.000,00TL nin 13.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili; Sözleşme konusu tanker davalı tarafından zamanında teslim edilmediği için müvekkili Şirketin kendine ait ... plakalı tankeri daha düşük fiyata satmak zorunda kaldığını; müvekkilin aracın teslimini beklediğini ancak teslimat gecikince yıl farkı nedeniyle daha fazla zarar etmemek için aracını gerçek fiyatından daha ucuza satmak zorunda kaldığını; bu nedenle müvekkili Şirketin 101.887,00 TL kasko bedeli olan tankeri 71.500,00 TL’ye satmak zorunda kaldığını; bu şekilde de fiyat farkı nedeniyle müvekkilin 30.387,00 TL zararı oluştuğunu; bu nedenle –fazlaya dair hakları saklı tutarak- 30.387,00 TL'nin 23.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili;Mevcut kullandığı tankerini bu şekilde satmak zorunda kalan müvekkilinin bu satışı yaptıktan sonra, davalının sözleşme konusu tankeri kendisine teslim etmesine kadar geçen süre içerisinde yani 23.12.2014-13.01.2015 tarihleri arasında işletmekte olduğu Petrol ofisine akaryakıt getirebilmek için tanker kiralamak zorunda kaldığını ve bu yüzden 26.12.2014 tarihinde 1.900,00 TL ve 09.01.2015 tarihinde de yine 1900,00TL nakliye ücreti ödemek zorunda kaldığını; bu şekilde teslimatta gecikme olması nedeniyle müvekkili Şirketin yine 3.800,00 TL zarara uğramış olup ;-fazlaya dair hakları saklı tutarak-1.900,00-TL'nin 26.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, 1.900,00 TL'nin 09.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili;Satış sözleşmesinde anlaşıldığı üzere kaparo dışında ki kalan satış bedelinin teslimden önce ödenmesi söz konusu olduğu halde davalı Şirket teslim edeceklerinden bahisle 100.000,00TL’yi 26.11.2014 tarihinde alıp aracı 13.01.2015 tarihinde teslim ettiğini; bu durumda davalının sözleşmeye aykırı olarak 100.000,00 TL'yi ödettirdiği için müvekkili Şirketin bu parayı 48 gün kullanamadığını; Müvekkil şirketin 100.000,00 TL’yi Bankaya yatırması halinde 48 gün için faiz geliri elde edebilecekken bu gelirden yani en az 3.500,00 TL gelirden yoksun kaldığını; bu nedenle –fazlaya dair hakları saklı tutarak- 3.500,00 TL'nin 13.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edildiğini, Yapılan yargılama sonucunda 1 ve 4 numarada ki taleplerinin tamamı ile; 5 numarada ki taleplerinin kısmen kabul edildiğini; 2 ve 3 numaradaki taleplerinin tamamı, 5 numarada ki taleplerinin de kalan kısmının reddedildiğini, Yerel Mahkeme Kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun, (reddedilen hususlarda) yanlış ve yetersiz olduğunu; mahkeme tarafından yeni bir bilirkişiden rapor alınması taleplerinin kabulü gerekirken taleplerinin reddedilerek yetersiz ve yanlış bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında” 2015 yılında 2014 model araç almak zorunda kalan müvekkilin aracı , geç teslim nedeniyle 2015 yılında satabileceği için sıfır aracı 1 yaşında olarak satmak zorunda kalacağından dolayı” talep ettikleri zarara ilişkin değerlendirme ve varılan sonucun doğru olmadığını, raporda aracın ilk tescilinin 08.12.2024 yılında yapıldığı yönünde sonuca çok etki eden bir yanlış saptama olduğunu; henüz gelinmeyen 2024 yılında tescil mümkün olmadığını; bu tarihin 08.12.2014 olduğunu; bu doğrultuda aracın tescil tarihinin 08.12.2014 olduğunu ve aracın tescil tarihinin 2014 teslim tarihinin 2015 olacağını yine müvekkile 0 araç değil 1 yaşında araç teslim edildiğini; Bilirkişiler aracın tescil tarihi ile teslim tarihi arasında 1 tam yıl geçmediği günler geçtiği düşüncesinden hareketle bu değerlendirmeye varmış olup bunun doğru olmadığını; araçların tescil edildikleri yıl, yani ruhsatta belirtilen yıl itibariyle yaş aldığını ve değerlerin ona göre belirlendiğini; kök raporda “ test raporunda tankerin imal tarihinin 2015 yılı olduğundan dolayı aracın 2015 model olduğu ve satış değerinde düşüş olmayacağı” belirtilmekte iken bu yanlışlıktan dönülüp ek raporda başka bir yanlışlık yapıldığını; bu değerlendirmenin yerinde olmadığını; dosyaya sunmuş oldukları tankerin ruhsatında “TESCİL TARİHİ” 08.12.2014 olup, model yılı bölümünde de “2014” tarihi yazıldığını; yine ruhsatta trafiğe çıkış tarihi: 08.12.2014 olduğunu; araç ruhsatında 2014 model olduğunu; bu durumda aracın 2015 model olduğundan bahsedilemeyeceğini; Türkiye piyasasında model yılı 2014 yılı yazan bir aracın ancak 2014 model olarak satılacağını ve model üzerinden değer belirleneceğini; aracın tüm resmi işlemler ve dolayısıyla değerinin belirlenmesinde 2014 model olarak işlem göreceğini; bilirkişi raporunda imal tarihi 2015 model olduğu için 2015 model olarak kabul edilmesinin yanlış ve mevzuata aykırı, kabul edilemez bir durum olduğunu; hatta davaya konu bu aracın müvekkili şirket tarafından satıldığını ve 2014 model olarak değeri belirlenip faturası kesildiğini, (fatura dosyaya sunulmuştur). bilirkişilerin ruhsatında modeli 2014 olarak belirtilen aracın/tankerin 2015 model olarak kabul etmesinin anlaşılabilir olmadığını; kök ve ek raporda ki değerlendirmenin yanlış, hayatın doğal akışına ve mevzuata aykırı olduğunu, aracın 2015 yılında 1 yaşında olarak işlem göreceğini ve değer kazanacağını; müvekkilinin bu gecikmeden dolayı sıfır araç değil 1 yaşında araç-tanker almış durumda olduğunu ve dilekçelerinde belirtilen zarara uğradığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında talep konularından “müvekkil Şirketin kendine ait ... plakalı tankeri daha düşük fiyata satmak zorunda kalmış olması nedeniyle” uğradığı zararın tazmini taleplerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmeleri ve varılan sonucun doğru olmadığını, müvekkilin dava harici tankerini ihtiyaç fazlası olarak satmadığını; müvekkili Şirketin tanker ihtiyacını, tanker kiralamak suretiyle giderdiğini, bu durumun zaten talep konuları arasında tanker kiralanması nedeniyle ödenen ücretin tazmini olarak yer almakta olduğunu; eğer ... plakalı tanker ihtiyaç fazlası olmuş olsaydı müvekkili Şirketin tanker kiralamayacağını, sahip olduğu diğer tankeri kullanacağını; yine dosya da tanık olarak dinlenen ...’da beyanında “ Tane Petrolde tanker şöforü olarak görev yapıyordum,... plakalı tankeri ben kullanıyordum, tek tankerimiz vardı, davalı ... ile yeni tanker alımı konusunda anlaşmışlar ve yeni tanker teslim edilecek diye elimizde ki ... plakalı tankeri de satacaklardı, tam tarihini hatırlamıyorum ancak yeni tankerin teslim tarihi geçmiş olmasına rağmen tankeri teslim etmemişlerdi, bu sırada yani yeni alınan tankerin teslim tarihi geçtiğinde ... plakalı tankerde henüz satılmamıştı, yeni tanker gelmeyince bir süre elimizde ki tankeri satmadık, sonrasında teslimat geciktikten yaklaşık 1 ay kadar sonra elimizde ki ... plakalı tankeri sattılar…..” demekte olduğunu; tanık davacı Şirketin tek tankeri olduğunu,bu tankeri yenilemek için davaya konu tankerin alındığını, yeni tanker alınması nedeniyle eski tankerin satılacağını, ancak gecikme yaşanınca yeni tanker gelmeden eldeki tankerin satıldığını net bir şekilde ifade ettiğini, dolayısıyla bu kadar açık bir durum söz konusuyken bu şekilde yapılan değerlendirmenin, anlaşılabilir gibi olmadığını; bilirkişilerin kendileriyle çeliştiğini; kira bedelinin tazmini taleplerini değerlendiren ve kendilerini haklı bulan bilirkişilerin, bu durumu görmezlikten gelip, eski tankerin ihtiyaç fazlası olabileceği değerlendirmesi yapmakta olduklarını, aynı şekilde satışın davacı Şirketin başka bir borcundan dolayı satılmış olabileceği değerlendirmesinin de aynı şekilde dosya kapsamından uzak değerlendirme olduğunu; toplanan delillerle eski tankerini yenilemek isteyen davacı Şirket yeni tanker zamanında teslim edilmediği için, yıl farkı nedeniyle değeri düşeceğinden eski tankerini değerinden düşük bir fiyatla elden çıkartmak zorunda kaldığını; ancak bilirkişilerin açıkça ortada olan illiyet bağını görmemekte direnmekte olduğunu; Bilirkişilerin değerlendirmesinin hem hayatın hem de ticaretin doğasına aykırı bir durum olduğunu; borcu olan Şirketin ya elindekini kullanmaya devam edeceğini ya da elindekini de satacağını ancak yeni tanker almayacağını, alamayacağını; üstelik sabit olduğu üzere dava konusu tankerin bedelinin de Müvekkili Şirket tarafından eksiksiz ödendiğini; Müvekkili Şirket davalı Şirketten alınan tankerin bedelini ödeme güçlüğüne düşmeden ödediğini; borçlu olan bir şirketin ödemeleri aksatmadan hatta (geç teslim nedeniyle) zamanından önce ödemesinin de böyle bir durum olmadığını açıkça göstermekte olduğunu ancak bilirkişilerin dosyada ki verileri ve olayın oluş biçimini göz ardı ederek ihtimaller üzerinden sonuçlara varmakta olduklarını; illiyet bağının varlığını kabul etmeleri için bilirkişilerin nasıl bir delile ihtiyaç duyduğunun belli olmadığını, ayrıca raporda “ kasko değeri üzerinden satım sözleşmesi kurulmasının mutlak olmadığı” da gerekçe olarak gösterilmekte olduğunu; kasko değerinin aracın değerini yansıtan bir rakam olduğunu, piyasa değeri olduğunu; mutlak olmasa bile aracın ortalama gerçek değerinin göstergesi olduğunu; hatta bazen kasko değerinin daha üstünde satışlar yapılmakta olduğunu; taraflarından kanuni değer alındığını, daha üstüne de satış yapılabileceğini; dava konusu olayda aracın değerinin altında satıldığını; kasko bedeli kabul edilmese bile aracın piyasa değerinin kasko bedeliyle paralel olduğu dikkate alındığında aracın düşük bedelle satıldığının görülmekte olduğunu; tanık ...’unda ifadesinde belirttiği gibi aracın piyasa değerinin 100.000,00-110.000,00 TL arasında olduğunu, Ek ve kök raporlarında son derece yanlış, dosyanın içeriğinden , delillerden kopu değerlendirmeler yapıldığını, yanlış rapor düzenlendiğini, 2015 yılında 2014 model araç almak zorunda kalan müvekkilin aracı, geç teslim nedeniyle 2015 yılında satabileceği için sıfır aracı 1 yaşında olarak satmak zorunda kalacağından dolayı” ve müvekkil Şirketin kendine ait ... plakalı tankeri daha düşük fiyata satmak zorunda kalmış olması nedeniyle” uğradığı zarara ilişkin, gerekçeli kararda bilirkişi raporları doğrultusunda geç teslim ile zarar arasında illiyet bulunmadığı, davanın ispat edilemediği yönünde yer alan gerekçenin doğru olmladığını; yukarı da bilirkişi raporu içeriği doğrultusunda beyanlarından görüleceğini, zarar ile davalının edim yükümlülüğünün geç ifa edilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, gerek yazılı belge gerek ise tanık beyanlarıyla belirtilen hususların ispat edildiğini; mahkemenin delillerden ve dosya içeriğinden kopuk ve yanlış düzenlenen raporlara istinaden usul ve yasaya aykırı karar verdiğini, Kaparo dışında satıştan önce ödenen 100.000-TL'nin işletilememesi sebebiyle uğranılan zarara ilişkin verilen kararın da haklılıklarının kabul edildiğini ancak hesaplamanın doğru olmadığını; bu şekilde müvekkili şirketin en az 3.500,00 TL gelirden yoksun kaldığını, Davanın bütün talepleri yönünden tümü ile kabulü gerektiğini; bu şekilde davanın kısmen reddine karar verilmesi ile usul ve yasaya aykırı hüküm oluşmuş olup; Yerel Mahkeme kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurmak zorunda kaldıklarını, İleri sürerek, yukarıda ve Yerel Mahkeme dosyasında arz ve izah edilen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulü ile yeniden yargılama yapılarak istinaf incelemesi neticesinde Mahkeme kararının Usul ve kanuna aykırı kısmen reddedilen kısmına ilişkin karar kısmının KALDIRILMASINA ve davanın (tüm talepleri yönünden )tamamı ile kabulüne karar verilmesine; davanın yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/121 Esas sayılı dosyasında verilen 01.07.2021 tarihli karar davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olup, istinafen incelenerek kaldırılması gerektiğini, Gerek yerel mahkeme gerekse dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, aracın geç teslim edilmesinin asıl nedeni olan, mevzuat değişikliği ve idari izinler sonucu yaşanan mücbir sebep/beklenmedik hal niteliğindeki davaya konu durum ve buna ilişkin sundukları delillerin incelenmediğini, Mevzuat değişikliği, ...' li tanker tipi araçlara ilişkin izin prosedürü, fiili durum yaşanan gecikmeler hususunda hiçbir incelemenin yapılmadığı yerel mahkeme kararının tamamiyle eksik incelemeye dayalı olduğunu, TSE'nin sebep olduğu gecikmeye ilişkin tüm kronoloji ve dayanağı evrakların 08.09.2020 uyap tarihli ek rapora itiraz dilekçeleri ekinde sunulmakla, ...' li araç mevzuatının, incelemesinin ve onay süreçlerinin çok detaylı olması nedeniyle taraflarınca sundukları evraklar nazara alınarak yeni bir heyet nezdinde bilirkişi incelemesi yapılması talep edildiyse de, yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin gözardı edildiğini, Davacının bir kısım tazminat taleplerini içeren davası, aracın kendisine geç teslim edildiği iddiasına dayanmakta olduğunu, Gerek davaya cevap gerekse ikinci cevap dilekçelerinde çok açık ve detaylı bir biçimde izah ettiklerini, bu gecikme iddiasının nedeninin mevzuat değişikliği ve bu mevzuat değişikliğinin uygulamada yarattığı izin prosedürüne ilişkin gecikme olduğunu,Davacının müvekkili şirketten satın aldığı aracın, ...' li özel nitelikli tanker tipi bir araç olup; bu araçların üretim ve onay süreçleri diğer araçlara kıyasla farklı yasal mevzuata tabi olduğunu, ...' li tankerlerin onayı, TÜV ve ... isimli kuruluşlardan alınmakta iken; 01.01.2014 yılında Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan mevzuat değişikliği ile tek yetkili kurumun TSE olduğunu; TSE' nin de alt yapı eksikliği nedeniyle tüm taleplere hemen yanıt veremediğini; 22.07.2017 tarihli Sakarya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/46 Talimat sayılı dosyasında dinlenilen tanık ...' ın da belirttiği gibi TSE inspektör (teknik denetçi) bulmakta gecikme yaşadığını; araçların röntgen kayıtları bir dönem Gebze' ye bir dönem Ankara' ya gitmek durumunda kaldığını, Onay süreci, TSE tarafından Ağustos 2014 tarihine dek ağır aksak yürütülürken bu tarihten sonra, Gebze TSE' nin onay yetkisi alınarak tamamen Ankara TSE' ye verildiğini; araç inceleme ve onaylarında yığılmalar meydana geldiğini ve sürecin kilitlendiğini; en iyi halde dahi bu araçların onay sürecinin 30 günü bulmakta iken; sürecin mevzuat değişikliği ve idari makamların uygulamada sıkışma/kilitlenme yaşaması nedeniyle uzaması neticesi ortaya çıktığını, ...' li araç onay sürecinin TSE' ye geçişi; treyler/tanker üreticilerinden biri olan Müvekkili şirketin süreçte yaşadığı en basit tabiriyle sorunları tekrardan kronolojik olarak sıralamak istediklerini; "Mevzuat değişikliği ile 01.01.2014 tarihinden itibaren ...' li araçların onay süreci TSE' ye devredilir. 07.01.2014 tarihinde Şirket içi yazışmalardan görüleceği üzere TSE' nin inspektör gönderemeyeceği öğrenilmiş ve bu husus şirketin üst yönetimlerine bildirilmiş; bu esnada test ve sertifika işlemlerinin yine ... ile çözülebileceği TSE tarafından sözlü olarak şirketimize bildirilmiştir. 07.02.2014 tarihinde TSE' nin işlemlerde zorlandığı, iç işleyişte aksamalar olduğu, Müvekkilin imalatının aksamasını önlemek için sürekli şekilde TSE ile irtibat halinde olduğu vb. Bilgiler üst yönetime bildirilmiştir. 19.03.2014 TSE toplantıları, Müvekkil şirket tarafından yakından takip edilerek şirket yönetim kurulu başkanına raporlanmıştır. 18.03.2020 TSE Güvenli Taşımacılık Çalıştayı yapılmış; Müvekkil şirket tarafından çalıştaya iştirak edilmiştir. 20.03.2020 Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından ilgililere Görüş Tablosu gönderilmiştir. 07.08.2014 tarihinde ...' li araçlarla ilgili büyük önem teşkil eden Ankara Ziyaretleri ve Toplantıları olmuş; ... tarafından ...' li araç uygulamalarında yaşanan sıkıntılar dile getirilmiştir. Bu toplantı bir Rapor haline getirilerek Müvekkil şirketin de içinde bulunduğu -Toplantı Raporu Müvekkil şirketten ...' a gönderilmiştir- sektörün üretici firmalarına iletilmiştir. Bu toplantıda TSE Ulaşım ve Lojistik Başkanı ... ...' li araç uygulamasındaki sorunlara ilişkin çok önemli itiraflar ve açıklamalarda bulunmuştur. 13.08.2014 Davacı ......Şti. İle dava konusu sözleşme yapılmıştır. 28.08.2014 TSE Röntgen Problemleri, Röntgen Kalitesine ilişkin şirket içi yazışmalar yapılmıştır. 13.09.2014 TSE' nin o tarihte ...' li araçlar ile ilgilenen personellerinin teknik açıdan yetersiz ve deneyimsiz oldukları, Ankara TSE ve Gebze TSE çalışma düzeninde yaşanan farklılıklar, TSE' nin alt yapı sorunları nedeniyle yaşanan gecikme ve zaman kayıpları vb. sıkıntılar, şirket yönetim kurulu başkanına raporlanmıştır. TSE' de yaşanan aksaklıklardan ötürü, tüm sürecin nasıl kitlendiği, araç teslimatlarında tarih dahi verilemez hale getirildiğine dair Eylül 2014 ' te şirket içi çok önemli yazışmalar yapılmıştır. 29.09.2014 ... Yönetim Kurulunda Müvekkil şirketten ..., diğer üreticilerle birlikte, TSE üst yönetimi arayarak şikayetlerini dile getirmişlerdir. Müvekkil başka bir müşteriye de TSE sebebiyle geç teslimat yapmak durumunda kalmış; haricinde gerçekleşen tüm olumsuz durumlara karşı müşterilerinin menfaatlerini korumaya, elinden gelen tüm imkanları sunmaya çalışmıştır. Buna ilişkin 05.12.2014 tarihli yazışmaları sunmak isteriz. ... Dergisi Aralık 2014 - 21. Baskının 8 - 11 ila 28 - 29. Sayfaları incelendiğinde ...' li araçların TSE sürecinin sisteminin, 2014 yılının sonunda dahi oturmadığını, bir çok aksaklık yaşandığı, zor bir yıl geçirildiği anlaşılmaktadır. 13 - 15 Ocak 2015 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı ve TSE ile ... tarafından toplantılar yapılmış toplantılarda; ... belgelendirmeleri dikkate alındığında, TSE’nin uzman sayılarının yetersiz olması ve sürekli değişmesi, uzman yetiştirilmesi konusunda gerekirse ...’in destek verebileceği, bir önce kabul edilen raporların, uzman değişince sıfırdan değerlendirilmesi, kaynak dikişlerinin röntgen kontrolü konusunda sadece 2 kişinin olması, Muayene proseslerinin standart hale gelmesi ve denetlenenlerin de nelerin kontrol edileceğini tam olarak bilmeleri, ortak çalışma komitesi kurulması gibi sorunlar dile getirilmiştir. 20.01.2015 tarihinde TSE' deki personel istifaları ve değişiklikleri ile ilgili Müvekkil şirket içinde yazışmalar yapılmıştır. 21.01.2015 tarihinde yapılan şirket içi yazışma, TSE ' deki gecikmenin Müvekkil şirkete verdiği zarar, aylardır süren sorunlar ve mücadele şirket ilgili personeli Köksal Kızılca tarafından, bir başka gecikme yaşayan müşterinin problemi üzerinden özetlenmiştir. 21.01.2015 tarihinde yine TOBB' un İstanbul Esenler de bulunan merkezinde geniş katılımlı bir ... Toplantısı yapılmıştır. TSE Daire Başkanları, Karayolu tehlikeli mal taşınmasının, bizim için oldukça yeni olduğunu, Almanya’nın 50 yıllık bir mazisinin olduğunu, ...’nin yaklaşık 1160 sayfadan ibaret olup eklerinin de 2 yılda br güncellendiğini ifade etmişlerdir. Çok kapsamlı bir mevzuattan bahsedildiğini, bunun alt yapısını oluşturmak için TSE tarafından 3 yıl ciddi çaba sarfettiklerini, özel sektörün de kendilerine yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Bu toplantı 22.05.2015 tarihinde ... tarafından üretici şirketlere e-posta ile gönderilmiştir 12.02.2015 tarihinde ... tarafından ...' li araç TSE onay sürecindeki sıkıntı ve gecikmelere ilişkin Toplantı yapılmıştır. 15.02.2015 TSE tarafından verilen Resmi Yazı' dan da anlaşılacağı üzere 1- 1,5 senelik süreçte, kaynak Rt çekimlerinin nasıl ve kimlerce yapıldığında sürecin normalleşeceği ancak oturtulmuştur. 28.05.2015 Milliyet gazetesi haberine göre TSE' de 80 kişi görevden alınarak yerlerine yeni atamalar yapılmıştır." tüm bu kronoloji ve eklerin 08.09.2020 uyap tarihli ek rapora itiraz dilekçeleri ile sunulduğunu, müvekkilinin sektördeki en önemli ...' li araç üreticisi olarak, yapılan değişiklik ve idari kurumun alt yapılsal eksiklikleri ve yetersizlikleri sebebiyle nasıl bir mücadele verdiği, neler yaşadığı, gecikmelerin kendi kusuru ile hiçbir ilgisi olmadığını beklenmedik hal/ mücbir sebep gibi bir duruma maruz kaldığını ve bu nedenlerle gecikmenin kusur ya da sorumluluğunun Müvekile yükletilemeyeceğinin apaçık bir ispatı olduğunu; müvekkilin basiretli bir tacir olması, yaşanan bu idari sürece müdahale edebileceği anlamına gelmemekte olduğunu, söz konusu aracın ... tipi tanker olduğu için davacı şirket de sektörün oyuncularından biri olarak, aracın onay sürecinde idari makamlar nedeniyle uzamalar olabileceğinin açıkça bilincinde olduğunu; buna rağmen Müvekkile karşı kötü niyetle görülen davayı ikame etme yoluna gittiğini, Dosya kapsamında alınan gerek kök Bilirkişi Raporunda gerekse ek Bilirkişi Raporunda, ...' li araç mevzuat değişikliği, bu değişiklik sonrası uygulama da yaşanan aksaklıklar, onay prosedürü hususunda hiçbir inceleme yapılmadığını; Müvekkili tarafından ileri sürülen beyanlar dikkate alınmadan, dosya kapsamından beklenmedik halin mücbir sebebin oluşup oluşmadığı tam olarak gerekçesi anlaşılamadığından bu hususta değerlendirme yapılamadığı tespitine yer verildiğini ve davacının bir kısım talebinin haklı bulunduğunu, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını; heyette bulunan hukukçu bilirkişinin asıl incelemesi gereken hususun ... tanker onay yetkisinin TSE ' ye geçmesine ilişkin mevzuat değişikliği ve bu değişikliğin uygulamada yarattığı sıkıntılar olmasına rağmen; ne kök Bilirkişi Raporunda ne de ek Bilirkişi Raporunda bu hususun hiç incelenmemesi, davada ileri sürdükleri beyanlarının dikkate alınmaması sonucunu doğurmakta olduğunu, bu itibarla hak arama özgürlüğünün zedelenmekte olduğunu, ortada taraflarınca ileri sürülen davanın sonucunu doğrudan etkileyecek bir konu mevcutken; işbu konunun hiç incelenmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemeden ...' li araçların onayının TSE' ye devredilmesine ilişkin mevzuat değişikliği sonrasında uygulamada yaşanan aksaklıkların tespiti için, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii (... mevzuatının da detaylıca incelenmesi için) taraflarınca talep edildiyse de, Mahkeme tarafından bu taleplerinin nazara alınmadığını; müvekkili şirkete atfedilemeyecek mücbir sebep/ beklenmedik hal durumuna dayanarak davanın tümden reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve somut hiçbir inceleme yapılmaksızın yalnız gerekçeli kararda mücbir sebep görülemediği şeklinde gerekçesiz bir tespite yer verilmesinin hakkaniyete tamamen aykırı olduğunu,Yerel Mahkeme kararının, ...' li araçlar yönünden mevzuat incelemesi ve mevzuat değişikliği sonrası TSE idari onay sürecinde uygulamada yaşanan kilitlenme/sıkışıklık/yoğunluk tan ötürü "gecikmeler/uzamalar" yönünden, hiçbir incelemeye yer verilmemesi nedeniyle tamamen eksik incelemeye dayalı olduğu, bu yönüyle davacı tarafın bir kısım taleplerine cevaz verilmesinin, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna dair beyanlarını yinelemek istediklerini, 01.07.2021 tarihli kararda belirtildiği gibi, "...davacı tarafça sözleşmeye konu aracın model farkından doğan 35.000-TL zarara uğradığı, dava konusu satış sözleşmesine güvenerek kendisine ait tankerin geç teslimi sebebiyle 30.387-TL zarara uğradığı beyan edilmiş ise de; alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının ileri sürdüğü zarar ile davalının edim yükümlülüğünün geç ifa edilmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, söz konusu zararların münhasıran davalının aracı geç teslim etmesinden kaynaklı olduğu hususunda dosya kapsamında yeterli delilin bulunmadığı, davacının anılan taleplerini yöntemince ispat edemediği..." sabit olduğunu,Davacı tarafın 1.900 TL nakliye 1.900 TL kira bedelini müvekkile yansıtmasının haksız olduğunu, müvekkilinin böyle bir sorumluluğu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı kendi aracıyla nakliye yapsaydı yakıt maliyeti , şoför ücreti gibi girdiler ortaya çıkacağını; elde ettiği KDV ve fatura avantajı gibi gelirlerden yoksun kalacağını, bu hususlar incelenmeksizin davacının zararı varmışçasına taleplerinin kabul edilmesinin, davacı tarafa haksız kazanç sağlatılmasından öteye gitmediğini, yine 250,00 TL kasko bedeli ve 100.000 TL' nin faiz getirisi olarak 1.313,70 TL talebin yerel mahkeme tarafından kabul görmesinin de hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun olduğunu, İleri sürerek, arz edilen ve re' sen dikkate alınacak sebeplerle, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 01.07.2021 tarihli davanın kısmen kabulüne dair 1, 2, 3 numaralı hükümleri ve sair hükümlerin istinafen incelenerek kaldırılması ile davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki tanker satış sözleşmesine konu tankerin geç teslimi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zarar kalemlerinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf başvurusu incelendiğinde; 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.800,00-TL olmuştur. Dava değeri 69.437,00-TL olup mahkemece kabul edilen miktar toplam 5.363,70-TL'dir. Davalı tarafından kabul edilen 5.363,70-TL miktar istinaf konusu edilmekte olup, buna göre ilk derece mahkemesi kararı kabul edilen tutar yönünden kesin niteliktedir. Miktar itibariyle kesin nitelikteki kararlara karşı yerel mahkemece kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanarak, davacı şirket defter ve kayıtları üzerine istinabe yolu ile bilirkişi incelemesi yapılmış, akabinde dosya bir mali müşavir, bir makine mühendisi ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş ve davalı defterleri ile dosya üzerinde inceleme yaptırılarak kök, taraf itirazları üzerine ek rapor alınmış, tahkikat bitirilmiş ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; tankerin geç teslim edilmesi nedeniyle, model yılının düşmesinden ötürü zarara upranıldığı, davacının davalıdan satın aldığı tankerin geç teslim edilmesi nedeniyle, elindeki tankeri düşük fiyatla satmak zorunda kaldığı ve bu nedenle zarara uğradığı, mahkemece bu yöndeki tazminat istemlerinin reddedilmesinin hatalı olduğu, yine davalıya peşin ödenmesine rağmen, tankerin teslim tarihine dek işletilemeyen tutar yönünden uğradıkları zararın kısmen reddinin hatalı olduğu yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasında bağıtlanan 15/08/2014 tarihli sözleşmeye göre tarafların sözleşmede özellikleri belirtilen bir adet 2014 model 5 bölmeli ...'li akaryakıt tankerinin 52.500,00 Euro + %18 KDV bedel ile satışı konusunda anlaştıkları, ödemenin 2.500,00-Euro'luk kısmının kaparo olarak verileceğinin, kalan kısmının ise teslimattan önce peşin olarak ödeneceğinin, teslimatın 2014 yılı Kasım ayının birinci veya ikinci hastası içerisinde teslim edileceğinin, ayrıca davalı satıcının teslimi on beş iş günü geciktirebileceğinin, TBK'da belirtilen mücbir sebeplerin oluşması halinde teslim süresinin uzayabileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından aracın davacıya 13/01/2015 tarihinde teslim edildiği, teslimdeki gecikme süresi hesaplanırken sözleşmede "iş günü" ibaresi yer aldığından, hafta sonu tatil günleri dahil edilmeksizin hesaplama yapılması gerekmekle birlikte mahkemece bu süre on beş gün olarak hesap edilip en geç teslim tarihinin 31/11/2014 olduğunun, gecikmenin 43 gün olduğunun tespit edildiği, taraflarca bu tespite karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, yalnızca davalının gecikmenin davalı kusurundan kaynaklanmadığı, idari sürecin sözleşme tarihi sonrası mevzuatta yaşanan değişiklikler nedeniyle uzadığı yönünde savunması bulunduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede satış konusu, 2014 model 5 bölmeli ...'li akaryakıt tankeridir. Davacı yan, aracın 2014 model olduğu, teslimdeki gecikme nedeniyle bu aracın satılması ihtimalinde 35.000,00-TL model düşüklüğünden doğan değer kaybının oluşacağı ileri sürülmüştür. Müspet zarar, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar olup, taraflar arasındaki sözleşme konusu araç 2014 model olduğuna, davalı tarafından teslimde gecikme olmasaydı da, 2014 model tankerin 2015 yılında satılması halinde bir yaşında kabul edilerek değerinin düşmesi ihtimali bulunduğuna göre, davacının ileri sürdüğü zarar kaleminin teslim ediminin geç yerine getirilmesi nedeniyle doğduğu ileri sürülemez. Mahkemece ileri sürülen bu zarar kalemi ile geç teslim arasında illiyet bağı bulunmadığına yönelik kabul isabetli olup, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı yan; davalının davacıya sattığı tankerin taahhüt edilen sürede teslim edilmemesi nedeniyle, kendisine ait ... plakalı tankeri model yılının düşmemesi için daha düşük fiyata satması nedeniyle 30.387,00-TL zararı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı esasen, davalıdan satın alınan tanker zamanında teslim edilse idi, elinde bulunan tankeri daha yüksek fiyata satabileceğini, ancak teslim geciktiği için kasko değeri 101.887,00-TL olan elindeki tankeri 23/12/2014 tarihli noter satış sözleşmesi ile 71.500,00-TL'ye satmak zorunda kaldığını iddia etmektedir. Mahkeme ve tarafların kabulüne göre davalının satış sözleşmesine konu tankeri en geç teslim tarihi 30/11/2014'dür. Davacının elindeki tankeri sattığı tarih ise 23/12/2014'dür. Buna göre davacı, hem elindeki tankeri teslimdeki gecikme nedeniyle sattığını, hem de satış sözleşmesine konu tanker 30/11/2024 tarihinde teslim edilseydi, elindeki tankeri 23/12/2014 tarihinde yapılan satış sözleşmesindeki bedelden daha yüksek bedel ile satabileceğini ispatla yükümlü olup, bu hususlar ispat olunamadığından, mahkemece iddia olunan zarar ile geç teslim arasında uygun illiyet bağı bulunmadığına yönelik kabulü isabetli olup, aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı yan; davalı tarafa kaparo haricinde 26/11/2014 tarihinde 100.000,00-TL ödeme yaptığını, ancak teslimin 13/01/2015 tarihinde gerçekleştiğini, ödeme tarihi ile teslim tarihi arasında bu paranın işletilememesi nedeniyle 3.500,00-TL kar kaybı oluştuğunu ileri sürmüş, mahkemece talep kısmen kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede ödemenin teslimattan önce ve peşin yapılacağının kararlaştırıldığı, diğer ifade davacının satış bedelini ifa edimini, davalının da teslim edimini yerine getirecekleri zamanın ayrı ayrı düzenlendiği, davacının satış bedelini ödeme edimini kısmen ve sözleşme gereği teslimat öncesinde yerine getirmiş olması, davalının da geç olmakla birlikte teslim edimini yerine getirmiş bulunması karşısında, bu talebin tümden reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamış ise de, davalı yönünden verilen karar kesin nitelikte olduğundan, davacının bu zarar kalemi yönünden talebin tamamen kabulü gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun ise 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcının istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.095,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 479,60-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 91,59-TL harcın mahsubu ile bakiye 523,81-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.