11. Hukuk Dairesi 2019/4971 E. , 2020/2971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/02/2017 tarih ve 2014/873 E.- 2017/95 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/09/2019 tarih ve 2018/1344 E.- 2019/1028 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tar
**11. Hukuk Dairesi 2019/4971 E. , 2020/2971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/02/2017 tarih ve 2014/873 E.- 2017/95 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/09/2019 tarih ve 2018/1344 E.- 2019/1028 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı Şirketin 10/09/2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmış olup müvekkilinin toplantıya katılmadığını, toplantıda Şirketin sermayesinin 13.000.000,00 TL iken 21.000.000,00 TL'ye arttırıldığını, genel kurul toplantısının pay sahibi olan müvekkiline geç bildirilmiş olup çağrının usulüne uygun yapılmadığını, iadeli taahhütle bildirim yapılması gerekirken taahhütlü olarak genel kurulun bildirildiğini, genel kurulun Şirket internet adresinde ilan edilmediğini, genel kurul toplantısında 23/09/2008 tarihli protokolün 3.B maddesi gereği ERES'e teminat olarak verilen 13.200 adet hisseye ait oy hakkı artı-M/Zeynel BAL'ın önerisi doğrultusunda kullanılması gerekmekte iken bunun yapılmadığını ve protokole aykırı davranıldığını, genel kurul toplantısına denetçilerin katılması zorunlu olup toplantı tutanağından denetçilerin hazır bulunmadığını, tüm hissedarlar arasında 23/09/2008 tarihinde yapılan sözleşme ile hüküm altına alınan hususların taraflar için bağlayıcı nitelikte olduğunu, şirketin ana sözleşmesine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan 3 numaralı kararın iptalinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile 10/09/2014 tarihinde gerçekleşen davalı - Şirket olağan genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili olarak öncelikle davacı bakımından etki kuralı gereğince; dava şartı gerçekleşmediğini, davacının genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu, bir başka deyişle "karar" ile "aykırılık" arasındaki "illiyet bağını" da ispat etmekle yükümlü olduğunu, yeni getirilen hükümle davacının genel kurul toplantısında alınan kararlara etki edebilecek pay miktarına sahip olması gerektiğini, davacının pay miktarı dikkate alındığından 10/09/2014 tarihli olağan genel kurulda alınan kararlara muhalif kalsa da etki edemeyeceğini, şirketin bağımsız denetim kapsamında bir şirket olmadığını, genel kurulda denetçi bulunmasına gerek olmadığı ve internet sitesi kurma mecburiyetinin de bulunmadığını, alınan kararla sermaye artırımı gereksizliği yada küçük sermayedarları zarara uğratmak amacından söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının 13.000.000,00 TL olan davalı şirket sermayesinin 35,00 TL'sine sahip olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 446. maddesi gereğince; genel kurul toplantısına katılmayan ortakların genel kurulda alınan kararların iptalini isteyebilmek için söz konusu aykırılığın genel kurul kararın alınmasını etkilediğini kanıtlaması gerektiği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi olmadığı, bu nedenle internet sitesi kurma zorunluluğunun da bulunmadığı, dava konusu genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında olduğu gibi dava konusu genel kurulun da taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, davacı vekilinin ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli pay sahipleri sözleşmesinin taraflar için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine ilişkin iddiasının, pay sözleşme hükümlerinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemişse üçüncü kişileri ve şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, pay sahipleri sözleşmesindeki ERES'e teminat verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye arttırımından yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı herhangi bir durumun da söz konusu olmadığı, 10/09/2014 tarihli davalı şirketin olağanüstü ortaklar kurulunda alınan şirket sermayesinin arttırılmasına ilişkin kararın şirket ana sözleşmesi, yasa ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı kanısına varıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketler arasında yer almadığından bağımsız denetime tabi olmadığı gibi internet sitesi kurma zorunluluğu da bulunmadığı, dava konusu yapılan genel kurulun toplantı gününden iki hafta önce Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun olarak yayınlandığı, daha önceki genel kurul toplantılarında yapıldığı üzere dava konusu genel kurulunda taahhütlü mektupla davacıya bildirildiği, çağrının usulüne uygun olduğu, davacı vekilinin iptal sebebi olarak ileri sürdüğü 23/09/2008 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları için bağlayıcı olduğu ve uyulması gerektiğine yönelik iddiasının pay sahipleri sözleşmesinin şirket ana sözleşmesi olarak tespit edilmemesi halinde 3.kişilere ve şirketlere karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafça bu yönde aksini kanıtlar şekilde delil sunulmadığı gibi pay sahipleri sözleşmesindeki teminata verilen hisseye ait oy hakkının kullanımına ilişkin şirket ana sözleşmesinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, sermaye artırımın yasa, esas sözleşme, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir yönünün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacıya yapılan tebligatın usulüne uygun yapılmış olduğunun saptanmış olmasına, davacının toplantıya katılıp alınan kararlara olumsuz oy verdiği ve muhalefetini tutanağa geçirtmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.