T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO-: 2022/921 KARAR NO : 2025/1372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/03/2020 NUMARASI : 2018/1315 Esas - 2020/254 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO-: 2022/921 KARAR NO : 2025/1372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/03/2020 NUMARASI : 2018/1315 Esas - 2020/254 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde müvekkilince satılarak teslim edilen fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura borcunun tahsili amacıyla Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya muhteviyâtı küllîyen tetkîk edildiğinde;Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)Dava dosyamızda ispat yükü müdde-i iddiasını ispatla mükelleftir kuralı gereği davacı üzerindedir. Tarafların tacir olduğu hususu göz önünde bulundurularak davacının iddiası noktasında ticari defterleri üzerinde ihtaratlı inceleme kararı verilmiştir. Bilirkişi ücretinin yatırılması noktasında davacıya açık, anlaşılır ve sonuçlarını belirtir şekilde kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmaması ve inceleme günü itibariyle defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle inceleme yapılamadığına dair tutanak tutulmuştur. Gelinen aşamada miktar itibariyle davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi gerekmekte olup buna ilişkin delil de sunamadığı, kendisine yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin metni sunmayacaklarını beyan etmeleri üzerine..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece 19.07.2019 tarihli 3 numaralı ön inceleme duruşmasının 5 ve 6 numaralı ara kararı ile bilirkişi incelemesine karar verilerek yerinde inceleme yapılacağı da gözetilerek 800,00 TL bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı vekilince mahkeme veznesine yatırılması, aksi halde HMK’nın 324. maddesi gereğince bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunda ara karar verildiğini, aynı oturumda bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi de verildiğini, müvekkilinin mali sıkıntısı nedeniyle bilirkişi giderinin mahkeme veznesine depo edilemediğini, bilirkişi incelemesi gününden önce ise, davacı vekilinin mesleki mazereti nedeniyle incelemeye katılamayacağı ve yerinde inceleme yetkisi verilmesinin talep edildiğini, inceleme gününe kadar mahkemece bilirkişi atanmadığını, inceleme günü olan 23.09.2019 tarihinde ise bilirkişi avansının yatırılmadığına ilişkin tutanak düzenlendiğini, oysa mahkemenin bu tarihe kadar bilirkişi ataması gerektiğini, bir çok Yargıtay kararında bilirkişiye re’sen müracaat edilmesi gerektiği takdirde HMK'nın 325.maddesinin uygulanabileceğinin kabul edildiğini, bu nedenle mahkemece, davacının ön inceleme duruşmasında bilirkişi deliline dayanmadığı ve talep edilmeden mahkeme tarafından re'sen bilirkişi inceleme günü belirlenmesi ve ücret takdiri için ara karar oluşturulması nedeniyle anılan hüküm uyarınca, bilirkişi incelemesi yaptırılarak yargılama sonucunda haksız çıkan taraftan alınmak üzere bilirkişi ücretinin Hazineden ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilince 02.10.2019 tarihinde gider avansı adı altında bilirkişi ücreti yatırılarak inceleme talep edildiğini, bilirkişi ücretinin geç yatırılmasının davanın uzamasına sebep olmayacağı sabit olmasına rağmen sonradan yatırılan bilirkişi ücretinin nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Kaldı ki bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu ve sadece bilirkişi ücretinin ara kararda belirtilen sürede ödenmemesinin davanın reddine gerekçe yapılmasının hatalı olduğunu, mahkemece bu şekilde müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında, davacının dalıya emtia teslim edip etmediği, teslim etmiş ise satım bedeline hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, ispat yükü davacıda olup, davacı ayıptan ari şekilde mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. HMK'nın 222.maddesine göre, mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Davacı vekili, dava dilekçesinde bilirkişi incelemesine de delil olarak dayanmıştır. Bilirkişi raporu, HMK'nın 281.maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bu durumda bilirkişi raporu kesin delil olmayıp, davanın başka delillerle de ispatlanması mümkündür. Ancak davacı emtianın kesin olarak davalıya teslim edildiğine ilişkin yazılı bir belge dosyaya sunmamıştır. Bu nedenle ancak tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile sonuca ulaşılabilir.İlk derece mahkemesince 19.07.2019 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, öncelikle 800,00 TL bilirkişi ücretinin iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiştir. Mahkemece ücretin yatırılmasından sonra 23.09.2019 günü saat 14.00'te mahkemenin duruşma salonunda inceleme yapılmasına, gerektiği taktirde HMK'nın 318.maddesi uyarınca bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde HMK'nın 324.maddesi uyarınca bilirkişi delilinden dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Davacı vekilinin süresi içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, davacının mali gücünün zayıflığından soyut şekilde söz edilmesinin bilirkişi ücretinin yatırılmasına engel olmadığı açıktır. Verilen kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmaması sebebiyle davacının bu delilden vazgeçmiş sayılması da HMK'nın 324. maddesine uygundur. Kesin sürenin geçmesiyle davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan, kesin süreden sonra bilirkişi delili avansının yatırılmış olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Somut olayda HMK'nın 325.maddesi gereğince mahkemenin resen yapması gereken bir inceleme veya araştırma bulunmamaktadır. Satım sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu iddia eden davacı bu iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Davacının tek yanlı olarak düzenlediği faturaların alacağın varlığına kanıt oluşturmadığı, davacının bilirkişi incelemesi dışında da alacağını kesin olarak kanıtlayabilecek herhangi bir kanıt sunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.