(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/7389 E. , 2012/43980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde sanık ... hakkında 28/01/2011 tarihinde ek karar ile verilen beraat kararına ilişkin temyiz bulunmadığı, esas hakkındaki mütalaasında da bu yönde beraat talebinde bulunduğu anlaşılmakla sanık ... dışındaki sanıklarla sınırlı olarak yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/7389 E. , 2012/43980 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde sanık ... hakkında 28/01/2011 tarihinde ek karar ile verilen beraat kararına ilişkin temyiz bulunmadığı, esas hakkındaki mütalaasında da bu yönde beraat talebinde bulunduğu anlaşılmakla sanık ... dışındaki sanıklarla sınırlı olarak yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanıkların katılan ve müştekilerin daha önce internet ortamında yaptıkları alışverişlere ait bilgilerden öğrendikleri cep telefonlarını arayıp veya mesaj atıp önceki alışverişleri nedeniyle kendilerine teslim edilen ürünlerin yasaklandığını belirterek parayı iade edeceklerini söyleyip, müştekileri ve katılanları banka ATM'lerine yönlendirerek kendilerinin tarif ettiği tuşlara basmalarını sağlayıp müştekiler ve katılanların hesaplarındaki paraları kendi hesaplarına havale ettikleri iddia edildiği olayda; 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın hakkında verilen beraat kararına, yönelik temyiz incelemesinde ; Sanıkların hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanık ... ile fikir ve eylem işbirliği içerisinde dolandırıcılık suçunu işledikleri halde yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 2-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde ; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; a-5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir.İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK. nu sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19.maddesi ile değişik TCK.nun 158/1.fıkrasına eklenen“... Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158.maddenin 1.fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK.nun 52.maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3.fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61.maddesinin 8.fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. 5237 Sayılı TCK.nun 158.maddesinin 1.fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK. nun 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçlarından, adli para cezalarının doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmadan hüküm kurulması b-Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde sanığa fazla para cezaları tayini, c-Müştekiler ... ve katılan ... ...'e yönelik kurulan hükümlerde kısmen geri verme nedeniyle müşteki ve katılanın rızaları bulunmadığı halde, 5237 sayılı TCK’nın 168/2.maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde eksik para cezaları tayini , d- Müştekiler ... ve ...'e yönelik kurulan hükümlerde müştekilere 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup, sonucuna göre sanık hakkında aynı yasanın 168/2.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 14/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi