T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/03/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:24/03/2025 DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/09/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, kendisinin ... Ltd. Şti.'nde %49 hisseye sahip ortağı olduğunu, davalı ..., %49 hisseye sahip olup şirket müdürü sıfatıyla imza ve yönetim yetkisine sahip olduğunu, davalı ... ise %2 hisseye sahip ortak olup, müdür sıfatıyla imza yetkisine haiz olduğunu, şirketin 10.08.2022 tarihinde, davalıların başlangıç sermaye katkıları ve işgücü ile uzmanlığı sayesinde kurulmuş; şirket üçüncü ayından itibaren nakit akışı sağlayarak yatırımlar şirket hesapları ile karşılandığını, şirket uluslararası yolcu gemilerine personel temini faaliyetini (...) sürdürdüğünü, ancak şirketin tüm kazançları, kuruluşundan sonraki ilk üç ayın ardından kendi işgücü ile sağlandığını, buna rağmen, son üç yıldır gelirler davalı ... tarafından tek yetkili olarak tahsil edilmiş ve şirketin resmi banka hesabından şahsi harcamalar, özel işler ve asgari şirket giderleri için kullanıldığını, davalı ..., şirketin sözleşmeli ortağı ... ile etik dışı pazarlıklar yaparak beni yönetimden dışlamış; bu tutum, sözleşmenin haksız feshiyle sonuçlanmış ve şirket ciddi iş kaybına uğradığını, davalı ...'un bu feshi karşısında hukuki adım atmayarak şirketin dava hakkından feragat etmesine neden olduğunu, ayrıca onlarca adayında mağdur olması ile mağdıurların şirkete tazminat davası açması haklarına sebep olduğunu, şirketin her personel adayından 10.000 - 16.000 TL gelir elde ederken (Adaylardan ücret alınmamaktadır ve gelir yabancı ortaklarımızdandır), davalının kötü yönetimi nedeniyle binlerce dolarlık kayıp yaşanmış şirket adına ve ayrıca seçilen adayların belge ve işgücü kayıpları(yaklaşık 50.000 TL + ve üstü) kariyerleri ve umutların heba olduğunu, davalı ..., kendisine ait %49'luk hisse ve ...'e ait %2'lik hisse ile toplamda 51'lik hisseye dayanarak şirket yönetimini tek başına üstlendiğini, bu kapsamda, genel kurul toplantılarının yapılmasını engellendiğini, (TTK m. 617). Kâr payı dağıtımı gerçekleştirmediğini ve şirket gelirlerini kişisel çıkarları doğrultusunda kullandığını, kendi ikametgahını şirket ofisi olarak kaydetmiş ve anlaşmazlık sürecinde, tarafına “Evimi (ofisi) terk et" şeklinde tehditlerde bulunduğunu, ayrıca yeni kiralanan ofis için imza yetkisini kötüye kullanma teşebbüsünde bulunarak, ofisi terk etmem yönünde baskı uygulandığını, şirketin personel ihtiyacı (10 kişilik bir ekip gerekliliği) açıkça ortada olmasına rağmen, faaliyetler yalnızca kendi işgücü ile sürdürüldüğünü, davalıların şirket işlerinin hiçbir aşamasında çalışmadıklarını beyan ederek ... Ltd. Şti'nin olağanüstü genel kurulunun toplanmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...TTK. 412. maddesi uyarınca şirketin genel kurulunun olağanüstü toplantısına izin verilmesi talep edilmiş olup, husumet dava dışı şirket sahipleri ... ve ...'e yönlendirilmiştir. Oysaki bu tür davalarda husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğinden dava yönünden pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; TTK'nın 410. ve 412. maddeler uyarınca olağanüstü genel kurul talebinin şirket tüzel kişiliği adına bir işlem olup, bu talebin engellenmesi halinde ortakların mahkemeye başvurma hakkının bulunduğunu, davalıların şirket yönetimini fiilen ellerinde tutarak genel kurulun toplanmasını engelleyen kişiler olduğunu, bu nedenle husumetin davalılara yönetilmesinin hukuken zorunlu ve uygun olduğunu, doktrin ve Yargıtay içtihatlarının da olağanüstü genel kurul taleplerinde husumetin toplantıyı engelleyen kişilere yönetilmesi gerektiğini kabul ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: İstinafa konu karar, olağanüstü genel kurul toplantısı talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun anonim şirketlerde genel kurulun toplanmasına ilişkin çağrı usulünü düzenleyen 410. maddesinde, genel kurulun, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabileceği, tasfiye memurlarının da görevleri ile ilgili konular için genel kurulu toplantıya çağırabilecekleri, yönetim kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında mahkemenin izni ile, tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği ve mahkemenin vereceği kararın kesin olacağı, TTK'nun 411. maddesinde, sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecekleri, esas sözleşmeyle, çağrı hakkının daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabileceği, yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiş olup, TTK'nun 412. maddesinde ise, pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği düzenlemeleri yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 412. maddesi uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik izin istemine ilişkin mahkemece verilecek kabul veya red kararları kesin niteliktedir (Aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2017 tarih ve 2016/3287 Esas 2017/5383 Karar). Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebileceğinden istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep edenin istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...