T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1012 KARAR NO : 2025/1755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2024 NUMARASI : 2024/842 E. - 2024/314K. DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1012 KARAR NO : 2025/1755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/12/2024 NUMARASI : 2024/842 E. - 2024/314K. DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının SGK Başkanlığını hasım göstererek İstanbul 21. İş Mahkemesinin 2023/ 767 Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, ancak davayı yöneltmesi ve dahil edilmesi mahkemece talep edilen ... ... Gıda Turizm İnşaat ve San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilinden resen terkin edildiğininin öğrenildiğini, iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından İstanbul 21. İş Mahkemesince davacıya mehil verildiğini, ...'ın da şirketin yetkilisi ve tasfiye memuru olduğunu, şirket resen terkin edildiğinden dolayı davayı sadece ticaret sicil müdürlüğüne yönelttiklerini ileri sürerek, ... ... Gıda Turizm İnşaat ve San. Ve Tic. Ltd. Şti.unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, davaya konu olayın cereyan ettiği dönemde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu m.34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü m.28 hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; 6102 sayılı TTK' nın 547 maddesi kapsamında, tasfiye edilen şirketin ihyası ve yeniden ticaret siciline tescili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Tasfiye sonucu sicilden terkin edilen şirketin ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde ek tasfiye için tasfiye memurunun atanmasının gerekli olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; ihyası istenilen 364798-0 sicil numarasında kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... ... GIDA TURİZM İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin adresinin, Hürriyet Mah. Cumhuriyet Cad. Kuyu Sk. ... Bağcılar/İSTANBUL olduğu görülmüştür. İhyası istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 547/1. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.6102 TTK'nın 547. maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Somut uyuşmazlıkta: Davacının, ihyası istenilen şirketin İstanbul 21. İş mahkemesi'nin 2023/767 Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere huzurdaki davayı açtığı; davacının ilgili davada da davacı sıfatında, ihyası istenen şirketin davalı sıfatında olduğu ve talebin tespit istemine ilişkin olduğu, davacıya ihya davası açmak üzere süre verildiği, davanın derdest olduğu, bu haliyle derdest davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülmesini temin bakımından ihya talep etmekte davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.6102 sayılı TTK' nın 547/2 maddesinde; '' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.'' hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm dikkate alınarak, ihyası istenen şirketin ortağı ve yetkilisi ... (TCKN:...)'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.Davalı ..., dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu sebeplerle yasal hasım konumunda bulunan davalı ... Sicil Müdürlüğü' nün vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 10.11.2022 Tarih ve 2022/1897 E. - 2022/1492 K. sayılı ilamı)6100 sayılı HMK.' nın 326/1. maddesi; " Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. " şeklindedir. Tüm dosya kapsamından; ihyası istenilen şirket 23/12/2004 tarihinde tasfiye suretiyle sicilden terkin edilmiş olup, terkinden evvel adı geçen şirket aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı, açılan davanın 27.10.2023 tarihinde açıldığı, davanın tasfiye memurunun bilgisinde olmadığı; bu sebeplerle yargılama gideri ve vekalet ücretinden tasfiye memurunun sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmış ve bu giderler davacı üzerinde bırakılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...0 sicil numarasında kayıtlı tasfiye halinde ... ... Gıda Turizm İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 Sayılı TTK nın 547. maddesi uyarınca İstanbul 21. İş mahkemesinin 2023/767 Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ve şartı ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tüzel kişiliğinin ihyasına, şirketin ortağı ve yetkilisi ...'ın TTK'nın 547/2. maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisinin şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... ... Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 23/12/2004 tarihinde tasfiye suretiyle sicilden terkin edildiğini, davalı müvekkilinin 20 yıl önce gerçekleşen tasfiye işlemlerinde sorumluluğunu kusursuz olarak yerine getirdiğini, tasfiye sırasında ve sonrasındaki 20 yıl boyunca ilgili şirkete ne bir dava açıldığını, ne de her hangi bir talep yönlendirildiğini, tasfiyeden 20 yıl sonra ise kamuoyunda EYT düzenlemesi olarak bilinen emeklilik düzenlemeleri sonrasında bu düzenlemeden yararlanmak için bir fırsat olarak görüldüğü anlaşılan iş bu davanın ikame edilerek şirketin ihyası istenildiğini, müvekkilinin şirket ortağı olarak 20 yıl önce tamamlanan tasfiye işleminde tasfiye memuru olarak görev almışsa da zaten bu işlemleri şirketle ilgisini kesmek üzere yaptığını, 20 yıl önce anılan şirketle ilişkisi tamamen bittiğini, keza şirket kesin olarak tasfiye etiğini, davacının 20 yıl bekledikten sonra bir erken emeklilik ihtimalini denemek üzere açtığı davada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığına göre kendisine her hangi bir yükümlülük de yüklenmemesi gerektiğini, oysa, dava sonucu olarak müvekkilinin tasfiyeden 20 yıl sonra ve kusursuz olmasına karşın rızası alınmaksızın tasfiye memuru olarak atandığını, kendisine ücret takdiri de yapılmadığını, Anayasanın 18.maddesinde “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır” hükmüne yer verilerek zorla çalışmanın ve angaryanın önlenmesinin amaçlandığını, aynı maddede, "Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları" şeklind estisnaların sayıldığını, dava konusu durumun anılan istisnalar kapsamına girmediğini ve şirket ihyasında ücretsiz çalışmanın şekil ve şartları düzenleyen herhangi bir kanuni düzenlemenin bulunmadığının açık olduğunu, müvekkilinin 20 yıl önce halen daha ortağı ve yöneticisi bulunduğu şirketin tasfiyesinde görev aldığında, şirketin tasfiyesi kendi isteği olduğundan, kendi talep ve amacına ulaşmak için ve buna rızası göstererek ücretsiz olarak tasfiye memurluğunu üstlenebileceğini, ancak, tasfiye eksiksiz ve kusursuz olarak tamamlandıktan 20 yıl sonra, artık hafızasından dahi silinmiş bir sermaye şirketi ile ilgili olarak sırf davacı bir hukuki denemede bulunacak diye müvekkilinin bedelsiz olarak tasfiye memurluğu yapılmaya zorlanırsa o zaman angarya yasağının açık şekilde ihlal edilmiş olacağın, mahkemece müvekkiline tasfiye memuruluğu yapmaya rızasının olup olmadığının sorulması ve kabulü halinde uygun bir ücret karşılığında tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken bunların yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547 maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması hâlinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi hâlinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür.İhyası talep olunan ... ... Gıda Turizm İnşaat ve San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 364798-0 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesinin sona erip 23.12.2004 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. Tasfiye memurunun ve şirket ortağının davalı gösterilen ... olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda verilen ihya kararı uyarınca tasfiye memuru olarak ...'ın tasfiye memuru olarak tayin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir. Davacı vekili, ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/767 Esas sayılı dosyasında hizmet tespiti için dava açıldığını, ancak davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2023/767 Esas sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece de kurulan hüküm de söz konusu dava dosyası kapsamında ihya kararı verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. İş bu davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, davanın ayrıca tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerekir. Davalı vekilinin şirketin tasfiyesinin tamamlandığı tarihten sonra iş mahkemesinde dava açıldığı dikkate alındığında davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğu görülmüştür.Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye hâlindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir.Davalı tasfiye memuru vekili, her ne kadar davalıya rıasının sorulması gerektiğini ve ücret takdiri gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacının açmış olduğu hizmet tespiti davasının görülüp sonuçlandırılabilmesi, taraf teşkilinin sağlanabilmesi için mahkemece TTK'nın 547. maddesine göre şirketin ihyasına karar verilmesinde, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...'ın ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Zira yasa hükmü açık olup tasfiye memurunun rızasının bulunup bulunmaması tasfiye memuru olarak atanmasına engel değildir. Bu nednele angarya yasağının ihlali söz konusu değildir. Kaldı ki davalı tarafından somut bir mazeret de ileri sürülmemiştir. Öte yandan, davalının aynı zamanda şirketin ortağı olduğu nazara alındığında ücret tayinine yer bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ücret tayin edilmemesi de yerindedir. Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddinekarar evrilmesi heyetin takdirine sunulur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.