11. Hukuk Dairesi 2009/8772 E. , 2011/7971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 03.02.2009 tarih ve 2008/147 - 2009/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tar
**11. Hukuk Dairesi 2009/8772 E. , 2011/7971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 03.02.2009 tarih ve 2008/147 - 2009/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı dava dışı Arcelor Commercial SA.’nın Romanya’da mukim Automobile Dacia SA.’ya otomobil üretiminde kullanmak üzere toplam ağırlığı 541,290 metrik ton olan 50 koli çelik levha ve 17 parça çelik bobin sattığını, bu malların satıcı adına Türkiye’de yerleşik dava dışı Borçelik A.Ş. tarafından Dacia’ya gönderilmek üzere 30.3.2007 tarihinde Gemlik Limanında İDİL-1 gemisine yüklendiğini, geminin 02.04.2007 tarihinde boşaltma limanı Köstence’ye vardığını, yükün taşıma sırasında hasarlandığını, hasarın 03.04.2007 tarihinde davalıya bildirildiğini, toplam 39.317,03 Euro’nun müvekkilinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, anılan miktarın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, geminin 2.4.2007 tarihinde varma limanına vardığını, hasarın 03.04.2007 tarihinde müvekkiline ihbar edildiğinin iddia edilmesine rağmen böyle bir ihbarın yapılmadığını, davanın ise 02.05.2008 açıldığını, bu şekilde davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, TTK'nun 1361. maddesi gereğince halefiyet ilkesine dayanılarak açılan Rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan Yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin taşıyanlar arasındaki rücu davalarında da gözetilmesi gerekir. Burada zamanaşımı süresi söz konusu olmadığından rücu davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur. Doktrinde de aynı görüş hakimdir. (Bkz. Çağa - Kender, Deniz Ticaret Hukuku, Navlun Sözleşmesi, 6. Bası, İst.2001 C.2, S.204). TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi ziya veya hasar halinde yükün teslimi ile başlar. Son gün resmi bir tatil günü ise bu tatili izleyen işgünü çalışma saatine kadar süre uzar. Dava konusu olayda, mahkemece, taşımanın 01.04.2007 tarihinde tamamlandığı davanın ise 02.05.2008 tarihinde açıldığı belirtilerek davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sürenin hesabında önemli olan yukarıda açıklandığı üzere taşımanın tamamlanması değil, yükün teslim tarihidir. Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde teslim tarihinin gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi incelemesi ile tesbit edilip, bundan sonra hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Ayrıca, davacı vekili, geminin mali mesuliyet sigortacısı (P&I Clup) British Marine’ye 31.03.2008 tarihinde başvurulduğunu ve bir aylık süre uzatım talebinde bulunulduğunu, bu firma adına Richard Linacre tarafından 01.04.2008 tarihinde müvekkilinin talebi gibi bir aylık süre uzatımına muvafakat edildiğinin bildirdiğini iddia etmiş ve dosyaya bu belgenin tercümesini ibraz etmiştir. TTK’nun 1067. maddesindeki süre taşıyan lehine konulmuş bir hükümdür. Bu süre kısa tutulmuş ve bu surette taşıyanın daha fazla süre borç altında bırakılması yasa koyucu tarafından uygun görülmemiştir. Buna karşılık bu sürenin uzatılması olanaklıdır. Ancak, TTK’nun 1067. maddesindeki bu süre, aynı yasanın 1116. madde ile buyurucu hüküm haline konulmadığı hallerde hem uzatılabilir ve hem de kısaltılabilir. Bu itibarla mahkemece açıklanan hususlarda da konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen sürenin yasaya uygun şekilde uzatılıp uzatılmadığının tesbiti ile sonucuna göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.