11. Hukuk Dairesi 2021/5351 E. , 2023/131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili t
**11. Hukuk Dairesi 2021/5351 E. , 2023/131 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, davalılar vekilince temyiz konusu edilen meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalılar vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan ... arasında 15.12.2011 tarihli protokol ile 130.000,00 TL bedel karşılığında, ... adına kayıtlı olan mermer ocağı ruhsatının devri konusunda anlaşıldığını, davalılardan ...’ın bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalılardan ... tarafından ... 2. Noterliğinin 15 Aralık 2011 tarihli vekaletnamesi ile İsmail Şaşmaz, Avukat Nazlı Ato ve Avukat Burçe İnceoğlu’nun söz konusu maden ocağına ilişkin ruhsatın devri konusunda yetkilendirildiğini, 15.12.2011 tarihli sözleşme gereğince davacının taksitler halinde keşide ettiği bonoları ödemesi karşılığında maden ocağının ruhsatını devralacağının kararlaştırıldığını, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimi ifa ettiğini, davalının edimini ifa etmesi gerekirken ... 2. Noterliğinin 24.07.2013 tarihli azilnamesini keşide ederek, adı geçen avukatları vekaletten azlettiğini, böylece vekaletnameye dayanılarak maden ocağına ilişkin ruhsatın devralınmasının imkansız hale geldiğini, davacının dava dışı ... isimli kişi ile 26.07.2013 tarihli sözleşme imzaladığını, bu sözleşme ile davacı bir yandan maden ocağına ilişkin ruhsatın devrini taahhüt ederken diğer taraftan adı geçenin 1.500.000,00 TL bedeli ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşme gereğince davacı tarafından ruhsatın herhangi bir sebeple devredilmemesi durumunda 300.000,00 TL cayma akçesi, 500.000,00 TL cezai şart ve tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, azil işleminden dolayı davacı tarafından dava dışı ...’a devir işleminin gerçekleştirilemediğini, dava dışı ... tarafından davacıya hitaben keşide edilen ihtarname ile davacıya devir işlemini yapması için süre verildiğini, aksi takdirde 300.000,00 TL cayma akçesi ile 500.000,00 TL cezai şarttan sorumlu olacağının bildirildiğini, davacı tarafından davalılara hitaben Ankara 24. Noterliğinin 23.10.2013 tarihli ihtarnamesinin keşide edilerek ruhsat devir işlemini gerçekleştirmesinin talep edildiğini, bu arada dava dışı ... tarafından davacıya hitaben keşide edilen Ankara 56. Noterliğinin 11.11.2013 tarihli ihtarname ile 26.07.2013 tarihli sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, davalının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına davacının Maden İşleri Genel Müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, idari para cezası ödenmesine sebep olduğunu iddia ederek davacı hakkında şikayette bulunduğunu, davacının dava dışı ...’a 300.000,00 TL cayma akçesi ile 500.000,00 TL cezai şart olmak üzere 800.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, maden ocağının satışının gerçekleştirilememesi sebebiyle maden satışından sağlayacağı 1.370.000,00 TL’lik kârdan mahrum kaldığını ileri sürerek davalıların sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle mermer ocağını satamamasından kaynaklanan zararının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline, davacının ödediği 130.000,00 TL olan senet bedellerinin ödeme tarihlerinden itibaren 3 gün içinde işlemeye başlayacak yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiş, davacı vekili 02.01.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini, devir bedeline ilişkin talepleri yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL, maden sahasının üçüncü şahıs ile yapılan satış sözleşmesi gereğince devredilememiş olmasından kaynaklanan alacak taleplerinin 300.000,00 TL, aynı sebeple ödenen cezai şart tutarı yönünden 100.000,00 TL, cayma akçesi nedeni ile 50.000,00 TL olmak üzere toplamda 510.000,00 TL’ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu ruhsatlı sahanın davacının da taraf olduğu sözleşme ile davacıya ait şirkete satış tarihinin 15.12.2011 tarihi olduğunu, davacıya gerekli satış ve devir vekaleti verildiği halde olağan bir sürede bu sürenin normal şartlarda en fazla bir ay olduğunu, satış ve devir işlemlerini yapmadığını, davacı tarafa satış protokolü tarihinden 10 ay sonra 01.10.2012 tarihli ihtarnamenin keşide edilerek sahanın satış ve devir işlemlerinin yapılması, bunun için gerekli harç ve borçların ödenmesinin ihtar edildiğini, ardından davacı ve şirketi aleyhine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 28.12.2012 tarihinde dava açıldığını, bu davanın görevsizlikle ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/675 E. kaydedilerek 26.04.2016 tarihinde karara çıktığını, dosyanın Yargıtayda olduğunu, bu konuyla ilgili derdestlik itirazında bulunduklarını, sahaya ilişkin idari para cezasının davacıya ait şirketin usulsüz çalışmasından kaynaklandığının sahada Maden İşleri Genel Müdürlüğü heyetince tutulan tutanakla da sabit olduğunu, davacının bu davaya dayanak yaptığı ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/675 E. sayılı dosyasının davacının kusurlu olduğu yönünde karara bağlandığını, bu dosyanın halen Yargıtayda olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, taraflar arasında imzalanan 27.02.2008 tarihli ek sözleşmenin 5. maddesinde “sahaya ait gelebilecek her türlü harç; vergi ve cezalar 02.07.2016 tarihinden sözleşme hitamına kadar (2017) bütün mali yasal yükümlülükler ve külfetler tartışmasız işletmeciye aittir” hükmü bulunduğunu, yine 15.12.2011 tarihli protokolde geçmişe dair tüm ruhsat harç ve borçlarının davacı tarafça ödeneceğinin açıkça yazılı olduğunu, sahanın 130.000,00 TL bedelle davacıya devredilmesinin davacı tarafın kendisinin yarattığı; ancak idarenin davalıyı muhatap kabul ettiği borçlardan kurtulmak amacıyla olduğunu, vekalet azlinin davacının satış ve devir işlemlerini yapması konusunda uyarı amaçlı ve 24.07.2013 tarihli olduğunu, satış protokolünden bir yıl yedi ay ve devir yapılması ihtarından dokuz ay ve sözleşmenin davacı tarafça ihlal edildiğine dair davadan yedi ay sonra olduğunu, sözleşmenin iptali davasından da sonra olduğunu, azilnamenin ardından davacı tarafın talebi üzerine tekrar davacı ...'nin devir ve satışa yetkili kılındığına dair yeni bir vekaletname tanzim edilerek bizzat davacının ev adresine gönderildiğini, bu hususun ... 2. Noterliğinin 14.10.2013 tarihli ihtarıyla davacıya bildirildiğini, Maden İşleri Genel Müdürlüğünden sorulduğunda davacının sahanın devri için hiçbir girişimde bulunmadığının anlaşılacağını, davacının kendisinin satış işlemlerini tamamlamadığı, henüz kendisine ait olmayan bir sahayı başkasına fahiş bir bedelle satmasının hukuken savunulabilir olmadığını ileri sürerek ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/675 E. sayılı dosyası nedeniyle derdestlik itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporlarına dayanılarak taraflar arasında 02.07.2006 tarihinde mermer ocağına yönelik rödovans sözleşmesi akdedildiği, 27.02.2008 tarihinde ek sözleşme ile önceki dönemde akdedilen rödovans sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların ibra edildiği, 15.12.2011 tarihli protokol ile 130.000,00 TL bedel karşılığında maden işletme ruhsatının devri hususunda anlaşma yapıldığı, bu bedelin davalıya ödendiği, protokole göre davacıların 2011 yılı öncesindeki tüm rödovans alacaklarından ibra edildikleri, geçmişe dair tüm vergi, harç benzeri mali yükümlüklerin devralan davacıya ait olduğu konusunda anlaşmaya varıldığı, her ne kadar Maden İşleri Genel Müdürlüğüne karşı davalı ruhsat sahibi sorumlu ise de sözleşmenin feri yükümlülüklerinden olan Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen ruhsat harcı vb. devlet harcından davacının sorumlu olduğunun protokol hükümlerinde belirtildiği, bu nedenle maden sahası için kesilen idare para cezasından davacının sorumlu olduğu, davacı tarafça makul süre içerisinde mermer ocağı ruhsatının devralınmadığı, söz konusu protokol hükmü uyarınca ruhsat sahibi davalı tarafından belirlenen kişiler adına vekaletname düzenlendiği, daha sonra ... 2. Noterliğinin 22963 yevmiye sayılı azilnamesi ile vekil tayin edilen kişiler azledilmiş iseler de davacının, davalılara hitaben keşide ettiği Ankara 24. Noterliğinin 11.10.2013 tarihli ihtarnamesi üzerine bizzat davacı adına tekrar vekaletname düzenlendiği, Maden İşleri Genel Müdürlüğü yazısından da anlaşılacağı gibi davacının elinde ruhsat devri yetkisini içeren vekalet bulunmasına rağmen bu dönemde herhangi bir ruhsat devir başvurusunda bulunulmadığı, davalı tarafça devir için ikinci kez vekaletname verilmesine rağmen davacının 23.10.2013 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği, mali yükümlülükler nedeniyle ruhsat başvurusu yapılmadığı gibi bir varsayımda bulunulsa dahi mali yükümlüklerin yerine getirilmesi konusunda davacının sorumlu olduğu dolayısıyla maden sahasının ruhsatının davacıya devredilmemesinde davalıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı tarafından maden sahasının ...'a devredilmemesi nedeniyle varsa uğranılan zarardan davalıların herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı, bu durumda davacı tarafın sözleşmeyi feshettiği 23.10.2013 tarihine kadar tahakkuk eden harç, ceza ve benzeri yasal yükümlülükler hususunda davalı tarafa karşı sorumlu olacağı, davalı taraf ise sebepsiz zenginleşmiş olacağından 15.12.2011 tarihli protokol ile devir bedeli olarak ödendiği anlaşılan 130.000,00 TL'yi davacı tarafa ödemekle yükümlü olduğu, 2013 yılı dahil harç ve borçlar toplamının 47.642,54 TL olduğu, bu borcun davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği, buna göre davacı taraf alacağının 82.357,46 TL olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın ıslah dilekçesinde, maden sahası için davalılara ödenen miktar olan 130.000,00 TL için şimdilik 30.000,00 TL talep ettiklerini belirttiğinden davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL'nin 01.11.2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar arasındaki 15.12.2011 tarihli protokol çerçevesinde davalı tarafa 130.000,00 TL ödendiğini, davacı ile dava dışı ... arasında 26.07.2013 tarihli protokolün yapıldığını, bu protokol kapsamında davaya konu maden sahasının ...'a devredileceğinin kararlaştırılarak, karşılığında 1.500.000,00 TL alındığını, maden sahasının devredilememesi nedeniyle dava dışı ...’a 300.000,00 TL cayma akçesi ve 500.000,00 TL cezai şart bedelinin ödendiğinin de sabit olduğunu, müvekkili ile davalılar arasındaki protokol ile belirli bir sürede maden sahasının devralınacağı hususunda bir hüküm olmadığını, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2-Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın 02.07.2006 tarihli rödovans ve 27.02.2008 tarihli ek sözleşmeyle davalıya ait mermer sahasını 2017 yılı sonuna kadar, sahanın her türlü harç ve borçları kendisine ait olmak üzere yıllık yaklaşık 75.000,00 - 90.000,00 dolara kiraladığını, davacının sahayı kiraladığı 02.07.2006 tarihinden dava tarihine kadar tüm taahhütlerini ihlal ettiği, 3213 sayılı Maden Kanunu (3213 sayılı Kanun) ve ilgili yönetmeliklere uymadığı, sahada kaçak üretim yaparak, ruhsata idari para cezası tatbikine neden olduğu, ardından da saha ruhsat harçlarını ödemediği, ruhsat sahibine ödemesi gereken kira bedellerinin hiçbirini ödemediği için davalı tarafça davacı aleyhine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/219 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davadaki rödovans alacak bedelinin her yıl için asgari 75.000,00 dolar olduğunu, 15.11.2011 tarihli devir protokolüyle görülen davada talep edilen rödovans bedelinden vazgeçildiğini, davacı tarafca ödenen devir bedeli olan 130.000,00 TL’nin vazgeçilen rödovans alacağının küçük bir karşılığı olduğunu, davacı tarafın davaya konu mermer sahasını 2011 yılından 2013 yılına kadar 2 yıl boyunca yetkili devir vekaleti olduğu halde sahayı protokoldeki taahhüdüne aykırı olarak ruhsat harç ve borçlarını ödeyerek devralmadığı, 2011 yılından önce aynı sahada kiracı olan davacı tarafın öncelikle 3213 sayılı Kanun’da düzenlenen zorunlu miktarda üretim yapmadığı için sahibini zarara uğrattığı, ruhsat sahibini para cezalarıyla karşı karşıya bıraktığı, sahayı ruhsat sahibine iade etmeyen davacı tarafın 2017 yılına kadar sahayı elinde tuttuğu, ruhsatın 2017 yılına kadar ruhsat sahibine sağladığı ruhsat haklarını zayi ettiği, davacı tarafla devir protokolünün yapıldığı 15.12.2011 tarihi ile davacı tarafın sözleşmeyi haksız yere feshettiği 24.10.2013 tarihi arasında 2 üretim sezonu geçtiği ve bu iki yıl için ruhsat sahibinin alacağı rödovans (hasılat kirası) bedelinin 90.000,00x2=180.000,00 dolar olduğu, davacı tarafla devir sözleşmesinin imzalandığı 15.12.2011 tarihinde sahanın devri için gerekli vekaletnamenin davacı tarafa verildiği, vekaletnameye rağmen sahayı devralmayan davacı tarafa 01.10.2012 tarihli devir işlemlerini yapması için ihtarname çekildiği ve ardından da ihtarnameye rağmen sahayı devralmayan davacıya 28.12.2012 tarihinde devir protokolünü ihlal ettiği için ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/675 E. sayılı dosyasıyla açılan davada Yargıtayca onaylanarak kesinleşen ilamla davacı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiği, harç ve borçları ödemediği idari para cezalarının ödenmesinin davacı tarafa ait olduğunun hüküm altına alındığı, sözleşmeyi ihlal eden davacı tarafa verilen vekaletnamenin azli işlemi haklı bir işlem olup karşı taraf için herhangi bir talep hakkı doğurmayacağı, davacının haklı nedenlerle vekaletten azil işleminden sonra davacı tarafın Ankara 24 üncü Noterliği kanalı ile 09.10.2013 tarihli ihtamameyi keşide ederek, “maden ocağı ruhsatını adıma devri işlemlerini gerçekleştirmek üzere 21.10.2013 tarihinde saat 09.00'da Maden İşleri Genel Müdürlüğünde hazır bulunmanızı veya 15.12.2011 tarihli protokol kapsamında belirlenen kişiler için yeni bir vekaletname çıkarılarak en geç 15.10.2013 tarihinde tarafımıza ulaştırmanızı" yeniden vekalet verilmesi talebinde bulunduğu, davacının talebi üzerine Hilmi ... adına düzenlenen devir yetkili 11.10.2013 tarihli vekaletnamenin davacının ikamet adresine teslim edildiği, yeniden vekalet talep eden ve talep ettiği vekaleti teslim alan davacının geriye dönük şikayet hakkının kalmadığı, taraf olduğu sözleşmeyi verilen vekalete, çekilen ihtara, açılan davaya rağmen sürekli ihlal eden, edimlerini ifa etmediği için alınan idari para cezalarıyla ruhsat sahibinin mahvına neden olan davacı tarafın kimsenin kusurundan menfaat sağlayamayacağı temel hukuk ilkesine göre haksız taleplerinin tümüyle reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında talimat yolu ile iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 28.03.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, mermer ocağı ruhsatının davacı tarafça makul süre içerisinde devralınmadığı, yasal yükümlülükler yerine getirilmediğinden davalı tarafın zarara uğratıldığı, davacının protokol hükümlerine göre sözleşmeyi feshettiği 23.10.2013 tarihine kadar tahakkuk eden harç, ceza ve benzeri yasal yükümlülükler yönünden davalı tarafa karşı sorumlu olacağı, buna karşın ödenen devir bedeli nedeni ile davalının da davacıya karşı sorumluluğunun bulunduğu, 2013 yılı dahil harç ve borçlar toplamı olan 47.642,54 TL’nin devir bedelinden mahsubu ile davacının 82.357,46 TL alacaklı olduğu, 28.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacının maden sahasının üçüncü şahsa devredilememesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar nedeni ile davalının sorumlu olmadığı, devir gerçekleşmediğinden devir bedelinin davacıya ödenmesinin gerektiği, ancak maden sahasına ait borçların protokol hükümlerine göre bedelden düşülmesi gerektiği, bu durumda davacının alacağının 82.357,46 TL olduğunun tespit edildiği, taraf vekillerinin ileri sürdükleri sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapıldığı, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 15.12.2011 tarihli sözleşme bedeli 130.000,00 TL’den 23.10.2013 tarihine kadar tahakkuk eden harç, ceza vb. meblağlar toplamı olarak 47.642,54 TL’nin mahsubunun hatalı ve hukuka aykırı olduğu, davalının dosya muhteviyatında mahsup beyanı mevcut olmadığı gibi hatalı ve hukuka aykırı şekilde mahsup edilmesi gerektiği değerlendirilen meblağın davalılar tarafından ödenip ödenmediğinin dahi incelenmediği, taraflar arasındaki sözleşme ile kararlaştırılan mermer sahası ruhsat devri için verilen vekaletnamenin müvekkiline hiçbir ihbar ve ihtar yapılmaksızın sonlandırıldığı, vekiller azledildiği gibi davalılar adına keşide edilen idari para cezalarının da müvekkile bildirilmediğini belirterek hatalı ve hukuka aykırı tespitlere itibar edilerek verilen kararın bozulmasını istemiştir. 2-Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin, sözleşme nedeniyle davalılara ödenen bedelin iadesi, sözleşmeye güvenilerek 3 üncü kişilerle yapılmış sözleşmelerden kaynaklı cezai şart, zarar, cayma akçesi gibi yapılan ödemelerin iadesi, sözleşme nedeniyle mahrum kalınan kardan kaynaklı alacak talebi olduğu, İlk Derece Mahkemesince, sebepsiz zenginleşme niteliğinde bir talep olmamasına rağmen, sözleşmenin feshi nedeni ile verilenlerin iadesine karar verildiğini, bu temelde davacının talebi ile bağlı kalarak 30.000,00 TL'nin iadesine karar verdiğini, ruhsat sahibince davacıya her türlü devir yetki vekaleti verildiği halde, sahayı devralmayan, taahhütlerini ifa etmediği resmi yazılar ve bilirkişi raporlarıyla sabit olan, sahada Maden Kanunu kapsamında zorunlu üretimi yapmayarak ruhsatı düşüren, üstlendiği harç ve borçları ödemeyen davacının sebepsiz zenginleşme kapsamında talepte bulunamayacağı, mahkemenin, davanın temelini oluşturan protokolü hatalı değerlendirdiği, davanın dayanağı olan protokolün yapılma nedeninin taraflar arasında devam eden, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/219 E. ve yine aynı Mahkemenin 2010/279 E. sayılı dava dosyalarının tasfiyesi, maden sahasının işletilmesi amacı ile yapıldığı, davanın temelini oluşturan protokolün taraflar arasındaki maden sahasının devri nedeni ile yapıldığı ve bu sahanın karşılığında ödenmiş bedel olmadığı, ödenen bedelin geçmişten bugüne gelen davacının verdiği zararların ve dava dosyalarının tasfiyesi ve daha önce yapılmış sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine dayandığını, bu nedenle mahkemenin tüm belge ve dava dosyalarını incelemesi gerektiği, mahkemenin taraflar arasındaki protokol fesih edilmiş ise tarafların verdiklerini iade etmesi gerektiğine ilişkin gerekçeye dayandığını, davacının ödediği bedelin karşılığında daha önce açılmış olan davalardan feragat edildiği gibi daha önce doğmuş borçların da tasfiyesinin amaçlandığını, bu nedenle mahkemenin gerekçesinin protokolün içeriği ile uyumlu olmadığı, davacıların dava dilekçesi ıslah talebi ve ıslaha karşı ileri sürdükleri zamanaşımı defi dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereği bu talebin 2 yıllık zamanaşımı süresinde ileri sürülmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan maden ruhsatı devir sözleşmesi nedeni ile tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Takas, karşılıklı, birbirine benzer ve istenebilir iki borcu, ayrı ayrı ödenmeksizin, bir beyanla (borçların eşit olması durumunda tamamen, eşit olmamaları durumunda küçük olanı oranında) hesaben tahsil eden ve borcu sona erdiren bir yol olarak tanımlanabilir. Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı kazançları ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Somut olayda davacı alacağı ile mahsup edilen bedel arasında sıkı bağlantı olmadığından ancak takas söz konusu olabilir. Mahkemenin takas yapabilmesi ise bu müessesenin defi olarak sürülmesine bağlıdır. Bu nedenle Mahkemece, ileri sürülmediği halde takas yapılması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacının Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, istek hâlinde peşin alınan temyiz harcın davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...T. L.İ.