11. Hukuk Dairesi 2011/15348 E. , 2012/3768 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2005/734-2009/68 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.10.2011 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağ…
**11. Hukuk Dairesi 2011/15348 E. , 2012/3768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2005/734-2009/68 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.10.2011 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, doktor olan müvekkilinin sağlık hizmeti alanında faaliyet gösteren davalı şirkette toplam %31 oranında pay sahibi olduğunu, anasözleşmede üç grup payın devrine ilişkin özel hükümler bulunduğunu, ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktığını, paylarını devir etmek istediğini, 2004 yılında da dava dışı Kent Hastanesi’nde çalışmaya başladığını, kar payı dağıtımını doktor ortaklarına maaş ödemesi şeklinde devam ettiren davalı şirkette müvekkilinin paydaş olarak kalmasının bir anlamı olmadığını, pay devrine ilişkin müvekkilinin davalıya yaptığı başvurusunun sonuçsuz kaldığını, 20.12.2005 tarihinde yapılan genel kurulda sermayenin artırılmasına karar verildiğini, bu karara muhalefet ettiğini, öncesinde bilançonun değerlendirilmesine ilişkin gündem maddesinin görüşüldüğünü, bilanço görüşmelerinin ertelenmesi talebinin tutanağa geçirildiğini, bu talebinin kabul edildiğini, buna bağlı taleplerin de görüşülmesinin ertelenmesi gerektiğini, sermayenin artırılması talebinin de bilançonun görüşülmesinin tamamlanması ve onaylanmasına müteakip görüşülmesinin zorunlu olduğunu, esasen şirketin mali yapısının sermaye artırımını gerektirmediğini, zira oldukça kâr eden ve bu kârı maaş ödemesi şeklinde dağıtan davalı şirketteki sermaye artırma kararının müvekkilinin hisselerinin eritilmesi amacını taşıdığını, hakkın kötüye kullanıldığını, esasen miktarın fahiş olduğunu ileri sürerek, 20.12.2005 tarihli genel kurul kararının 7. gündem maddesinin iptaline karar verilmesin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, oluşturduğu rakip firmayla şirketi çökertmeye çalıştığını, tıbbi malzeme alımı ve devamlılığı için sermaye artırımının şart olduğunu, şirketten ayrılma isteği ile başvuru yaptığının gerçek olmadığını, sermaye artırımının gelecek ile ilgili planları içerdiği, görüşülecek bilançoyla bağlı olmadığını, miktarın fahiş bulunmadığını, davacının vergi rekortmeni doktorlar arasında yer aldığını, paylarını aynı oranda tutabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin 20.12.2005 tarihli genel kurulunda müvekkilinin bilançonun ertelenmesi talebinin kabul edildiğini, kâr-zarar hesabıyla bilançonun gönderildiğini, şüpheli durumların saptandığını, ertelenen genel kurulun 25.01.2006 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulunca dava edilen sermaye artırım kararına paralel şekilde ve müvekkilinin yeni hisse alma hakkı ihlal edilerek yeni hisse oranları ile hazurun cetvelinin hazırlandığını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, hizmet bedellerinin yüksek ve dağıtılabilir kâr paylarının düşük gösterildiği gerekçesiyle bilançoyla ilgili yazılı açıklama istendiğini, bilançonun görüşülmesinin bir ay süre ile ertelenmesinin talep edildiğini, istemin kabul görmediğini, özel denetçi atanması isteminin de reddine karar verildiğini, TTK.nun 394. maddesi uyarınca ilan yapılmadığını, müvekkilinin yeni pay alma hakkının engellendiğini, diğer ortakların katılma taahhütlerinin geçersiz olduğunu, ayrıca TTK.nun 395. maddesi koşullarının bulunmadığını, yazılı izahat olmadan ikinci kere erteleme talebinin reddinin yanlış olduğunu, batıl sermaye artırımına ilişkin alınan tüm kararların hükümsüz bulunduğunu belirterek, davalı şirketçe TTK.nun 394 ve 395. maddeleri hükmü ihlal edilerek gerçekleştirilen sermaye artırımının butlanının tespitine, 25.01.2006 tarihinde alınan tüm kararların butlanının tespitine, kararların batıl olduğuna hükmedilmediği takdirde alınan tüm kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, asıl ve birleşen davanın süresinde açıldığı, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, bu kararın sermayenin artırılması kararının görüşülmesinin de ertelenmesi sonucu doğuracağı, zira mali nitelikte olduğu, bu hususa uyulmadan karar verildiği, 20.12.2005 tarihli asıl davanın konusu 7. gündem maddesinin iptalinin gerektiği, birleşen davada davacının tüm kararların iptalini talep ettiği, toplantı için zaruri işlemlerin yapılmasına ilişkin kararların iptalini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı, 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan sermayenin artırılması kararı kesinleşmediğinden ve iptaline karar verildiğinden davacının işbu davaya açmada yetkili bulunduğu, bilançonun davacıya gönderildiği, ancak bunun yeterli olmadığı, davacının bilgi sahibi kılınmış olması gerektiği, sadece izahat verilmesinin yeterli bulunmadığı, 5. günden maddesinin iptalinin gerektiği, ayrıca bu gündem maddesiyle bağlantılı yönetim ve denetim kurulunun ibrasına dair 6. gündem maddesinin de iptalinin zorunlu olduğu, diğer istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, asıl davada 20.12.2005 tarihli genel kurulda alınan gündemin 7. maddesine ilişkin kararın, birleşen davada 25.01.2006 tarihli genel kurulun 5. ve 6. gündem maddesinin iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davanın davalısının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Asıl dava, genel kurulda alınan sermaye artırım kararının iptali, birleşen dava ise, bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi sonrasında yapılan genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde tüm kararların iptaline ilişkindir. Asıl ve birleşen davanın davacısının davalı anonim şirkette pay sahibi olduğu, 20.12.2005 tarihinde yapılan genel kurulda azınlık pay sahibi sıfatıyla bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması sonrasında birleşen davanın konusu olan genel kurulun 25.01.2005 tarihinde yapıldığı ve bir takım kararların alındığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Yazılı gerekçe ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TTK’nun 377 inci maddesi hükmüne göre, bilançonun tasdiki hakkındaki müzakere, çoğunluğun veya şirket sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bırakılır; keyfiyet 368 nci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir ve usulü dairesinde ilan olunur. Bununla beraber azlığın talebi üzerine bir defa tehir edildikten sonra tekrar müzakerelerin geri bırakılması talep olunabilmek için, bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında gereken izahatın verilmemiş olması gerekir. Bu izahatın nasıl olacağı kanunda açıklanmamış ise de erteleme isteyen nezdinde yeterli ve onu ikna edici, başka bir anlatımla tatmin edici olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Anılan maddenin değerlendirilmesi bakımından Dairemizin görüşü bu yöndedir(Bkz.12.02.2002 Tarih, 2002/8002 Esas-11518 sayılı Kararı). Esasen, doktrinde de Dairemizin görüşüne paralel yorumlar da bulunmaktadır (Bkz. Poroy-Tekinalp-Çamoğlu,; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, Güncelleştirilmiş 11. Basım, İstanbul 2009, s.455). Ayrıca, genel kurulun ikinci kez ertelenmesinin pratik bir sonuç doğurması beklenemeyeceğinden bu yasa maddesinin kaldırılması gerektiği de ileri sürülmüştür(Bkz, Domaniç H.; TTK Şerhi C.II, İstanbul 1988, s.859). Somut olayda birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurul tutanağı incelendiğinde davacı azlık hakkı sabinin gelir tablosu ve bilanço üzerindeki taleplerinin görüşüldüğü, kendisine bilgi verildiği ve davacı azlık hakkı sahibinin bu bilginin yetersiz olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, davacının talebi üzerine ertelenen ve birleşen davanın konusunu oluşturan genel kurulda davacı azlık hakkı sabinin gelir-gider tablosu ile bilanço üzerinde görüşülmesini istediği hususların gündeme geldiği ve kendisine bir izahat verildiği çekişmesizdir. Ayrıca, davacı dışında bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunan ortağın olmayışı, diğer ortakların tamamının bilanço ile gelir ve gider tablosunun kabul edilmesi yönünde oy kullandığı dikkate alındığında ikinci kere bilançonun görüşülmesinin ertelenmesi kararı verilmesinin bir pratik sonucu da bulunmamaktadır. Davacı azlık hakkı sahibinin açıkladığı hususlarda bir usulsüzlük iddiası mevcut ise sorumluluk davası açılması gibi daha etkin ortaklık haklarını kullanması mümkündür. O halde, açıklanan hususlar dikkate alınarak birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davanın davalısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın birleşen davanın davalısı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerde asıl ve birleşen davanın davacısından alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.