7. Hukuk Dairesi 2022/2933 E. , 2023/4047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/170 E., 2022/407 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/227 E., 2021/541 K. Taraflar arasında asıl ve karşı davada komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve yıkım istemlerinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Karar
**7. Hukuk Dairesi 2022/2933 E. , 2023/4047 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/170 E., 2022/407 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/227 E., 2021/541 K. Taraflar arasında asıl ve karşı davada komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve yıkım istemlerinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın davalılar-karşı davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine dair verilen 26.11.2021 tarihli ek kararın davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ek kararın kaldırılmasına, istinaf başvurusunun kabulüyle davalılar-karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Müvekkillerinin Gümüşhane ili, Merkez ilçesi, Mescitli Köyündeki 144 ada, 48 parsel sayılı taşınmaza elbirliği halinde malik olup komşu 144 ada 47 parsel sayılı taşınmazın ise davalıların mülkiyetinde olduğunu, yaklaşık 40 yıl önce kadastrosu henüz yapılmamış iken müvekkillerinin kök murisi ...tarafından 48 parselde alt katı bodrum olmak üzere iki katlı mesken inşa edildiğini, bu yapı nedeniyle daha sonradan problem çıkmaması için davalıların arazisinin sınır hattı boyunca bir metre genişliğindeki kısmın satışı konusunda kök muris... ile davalıların kök murisinin anlaştığını ve anlaşılan bedelin de davalılara ödendiğini, komşuluk ve güven ilişkisi nedeniyle bu anlaşmanın tapuya yansıtılmadığını, hal böyle iken; müvekkilleri ile aralarındaki sınırda müvekkillerinin evine bitişik bir bahçe duvarının davalılarca inşa edilerek müvekkillerinin o cephedeki pencerelerinin tamamen kapatıldığını, gün ışığından faydalanma imkanlarının kalktığını, gereken boşluğun bırakılarak duvar yapılması konusu davalılara hatırlatıldığı halde dikkate alınmaksızın duvarın yapıldığını ileri sürerek; davanın kabulüyle, davacılara ait meskene bitişik şekilde davalılarca inşaa edilen duvarın kal'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP ve KARŞI DAVA Davalılar-karşı davacılar vekili; asıl davadaki taleplerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkillerine ait 144 ada, 47 parsel sayılı taşınmazdan bir kısım yerin bedeli ödenerek satın alındığı iddialarının hayal ürünü olup müvekkillerin parseline taşan kısımlara davacılarca meşruluk kazandırma amacı güdüldüğünü, davacı yanın çekme mesafesine uymaksızın hatta çatı oluk ve akarlarını müvekkillerin gayrimenkulüne tecavüz edecek şekilde yapması, bitişik nizamda müvekkillerin gayrimenkulüne bakan kısma pencere yapması karşısında komşuluk hukukundan faydalanılamayacağını, köy muhtarlığı ve ihtiyar heyetince bir çözüm bulunması isteğinin dahi davacı tarafından reddedildiğini, her ne kadar dava açıldıktan sonra davacı / karşı davalı tarafça çatı oluklarında yapılan düzenlemeyle tecavüz olmadığını ispat çabası içerisine girilmiş ise de, çektiği mesafe ve su akım mesafesi düşünüldüğünde tecavüzün halen devam ettiğini, dava aşamasında fiili tecavüzü azaltmak için çatıyı değiştirmesinin kötü niyeti gizleme telaşı olarak yorumlanabileceğini, pencerelerin müvekkillerin arazisine açılmasının hem komşuluk hukukuna hemde Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 28 nci maddesine aykırı olup derhal kapatılması gerektiğini belirterek; öncelikle asıl davanın reddini savunmuştur. Davacılar-karşı davalılara ait 144 ada, 48 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının çatı yönünün müvekkilinin taşınmazına zarar vermeyecek şekilde değiştirilmesini, ilgili yönetmelik uyarınca davacılar-karşı davalılara ait Gümüşhane ili, Merkez ilçesi, Mescitli Köyü, 144 ada, 48 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin taşınmazına bakan pencerelerinin kapatılmasını karşı dava yoluyla talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacıların maliki olduğu Mescitli Köyü, 144 ada 48 parsel ile davalıların maliki olduğu komşu 144 ada 47 parsel sayılı taşınmazın arasındaki sınıra, davalılarca, davacıların taşınmazının cephedeki pencerelerinin kapatılmasına sebep olunduğu, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği 34. maddesi hükmü gereğince 1,50 metreyi geçemeyecek şekilde inşaa edilme kuralına aykırı olarak 2,30-2,50 m. arasında değişen yüksekliklerde bahçe duvarı inşa edildiğinin tespit edildiği, 1,50 metreyi geçemeyecek şekilde inşa edilmesi gerektiği, mevcut durumun açıkça haksız müdahale niteliği taşıdığı yönündeki tespit gereğince; Karşı dava yönünden ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, çatı örtüsü akarlarına yağmur oluğu yapılmak suretiyle davalılara ait parsele zarar vermesinin önlendiği ve zarar verici bir durumun bulunmadığı yönündeki tespit gereğince; pencerelerin kapatılması taleplerine ilişkin değerlendirmede ise, davacılar-karşı davalılara ait taşınmazın, karşı davacıların taşınmazına bakan bitişik cephesinde pencerelerin bulunduğu, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği 28/4 üncü maddesi hükmü gereğince binaların komşu parsele bitişik cephesinde ilgili komşu parsel sahibinin muvafakatı olmadıkça pencere açılamayacağı ve bu kapsamda pencerelerin mevcut durumunun ilgili yönetmeliğe aykırı olduğu sabit ise de, emsal içtihatlar ile TMK'nın 737 nci ve devamı maddelerindeki komşuluk hukukuna ilişkin düzenlemeler gereğince, yapının veya pencerelerin yalnızca imara aykırı olmasının TMK'nın 737 nci maddesi kapsamında eski hale getirme veya muarazanın giderilmesi talebi yönünden yeterli olmadığı, imara aykırılığın idari mercileri ilgilendiren bir husus olduğu, imar mevzuatına aykırılığın yanı sıra TMK'nın 737 nci maddesi hükmünde düzenlenen hoşgörü sınırlarını aşacak nitelikte haksız eylem bulunduğunun, bu durumun da komşuluk hukuku açısından zarar verici nitelikte olduğunun ve katlanabilme sınırlarını aşan bir zararın varlığının ispat edilmesi gerektiği, somut olayda, davacı-karşı davalılar tarafından, davalı-karşı davacıların taşınmazına bakan cephedeki pencerelerin yeni inşa edildiğinden bahsedilemeyeceği, binanın inşaası tarihinden itibaren yaklaşık 40 yıldır mevcut haliyle yer aldığı, bu kapsamda TMK'nın 737 nci maddesinde düzenlenen hoşgörü sınırlarını aşan bir eylemden bahsedilemeyeceği, komşuluk hukuku açısından zarar verici niteliktek katlanabilme sınırlarını aşan bir zararın varlığının davalı-karşı davacılarca ispat edilemediği, emsal içtihatlar gereğince, bir kimsenin kendi mülkiyetindeki yapısına pencere açmasının tek başına aile mahremiyetini ihlal ettiği şeklinde kabul edilemeyeceği..." gerekçesiyle; Asıl davada; "...davacılar ..., ... ve ... tarafından davalılar aleyhine ikame edilen davanın kabulüyle, davalılar tarafından Mescitli Köyü, 144 ada, 47 ve 48 parsel sayılı taşınmazların sınırına, ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı yükseklikte duvar inşaa etmek suretiyle davacılara ait yapının cephesine gerçekleştirilen müdahalenin men'ine, fen bilirkişisi Ali Sait Sarıçiçek'in 27.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde yeşil renkle gösterilen, 8,44 m. uzunluğunda ve 2,30 m. ile 2,50 m. arasında değişen ortalama 2,40 m. yüksekliğindeki bahçe duvarının, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine uygun olarak, yüksekliği azami 1,50 m. olacak şekilde yıkımına..." Karşı davada; "davacılar-karşı davalılara ait Mescitli köyü, 144 ada 48 parsel sayılı üzerindeki yapının çatı yönünün değiştirilmesi ve karşı davacıların taşınmazına bakan kısımdaki pencerelerin kapatılması taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine..." asıl dava ve karşı dava konusunun değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı gözetilerek kesin olarak karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar-karşı davacılar vekili; İlk Derece Mahkemesinin eksik değerlendirmeyle kesinlik sınırını belirlemesinin hem eksik harç alınmasına hem de istinaf haklarının kaybına sebep olduğunu, karşı dava yönünden talep ettikleri hususların bilirkişi raporunda eksik değerlendirildiğini, rapora itiraz edilmiş ise de bu husustaki eksikliğin giderilmediğini, müvekkilinin yaptığı duvarın bahçe duvarı gibi değerlendirilmesinin de hukuki bir yanılgıdan ibaret olduğunu, bahçe duvarı yüksekliğinin esas alınmasının hukuken dayanağı olmadığını, pencerelerinin ilgili imar yönetmeliğine açıkça aykırı olduğu belirtildiği halde aykırı hüküm tesis edildiğini, pencere yönünün değiştirilmesi teknik olarak mümkün ve bedeli çok düşük iken karşı tarafın bu hususa katlanması yerine mahremiyet gerekçe gösterilerek hüküm tesis edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, çatı yönünden sadece yağmur sularına ilişkin değerlendirme yapılmış olup kar akmasının değerlendirilmediğini, çevre mühendisi - şehir planlamacı, hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten komşuluk hukuku yönünden değerlendirme yapan rapor alınması gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddi, karşı davanın kabulüyle yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürülerek; kararın kaldırılmasını istemiştir. C. İlk Derece Mahkemesinin Ek Kararı ve Ek Kararın İstinaf Edilmesi: İlk Derece Mahkemesince; anılan kararın kesin nitelikli olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346 ncı maddesi uyarınca reddine dair verilen 26.11.2021 tarihli ek karar davalılar-karşı davacılar vekilince istinaf edilmiştir. D. Ek Karara Yönelik İstinaf Sebepleri Davalılar-karşı davacılar vekili; ilk istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri ileri sürerek; ek kararın kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının ise esas yönünden incelenerek hükmün kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Komşuluk hukukuna dayalı bu tür davalarda dava değeri belirlenemeyeceğinden verilen karar kesin olmayıp istinaf kanun yolu açık olduğundan mahkemece kararın kesin olduğundan bahisle verilen istinaf isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, davalı karşı davacı vekilinin esas karar yönünden istinaf isteminin incelemesine geçilmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle; davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 nci maddesi gereğince esastan reddine. .." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar-karşı davacılar vekili; İstinaf dilekçesindeki aynı başvuru nedenlerini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada ve karşı davada komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, "Komşuluk Hukuku" kenar başlıklı 737 nci maddesi hükmüne göre; "Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır." 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesinin 2 inci fıkrası hükmüne göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davalılar-karşı davacıların, davacılar-karşı davalılara ait taşınmazın sınırındaki bodrum katın pencerelerinin ışık almalarını engelleyecek şekilde yaptıkları duvarın, komşuluk hukukuna aykırı olduğu kuşkusuzdur. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.