7. Hukuk Dairesi 2012/4448 E. , 2012/5871 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 107 ada 30 parsel sayılı 25265,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmi…
**7. Hukuk Dairesi 2012/4448 E. , 2012/5871 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 107 ada 30 parsel sayılı 25265,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 107 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında da taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Dava ve temyize konu taşınmazın sınırında 107 ada 24 sayılı eylemli mera parselinin bulunduğu, taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz ile sınırındaki dava ve temyize konu olmayan mera parseli arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen meraya el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz Öte yandan objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilemez. Hal böyle olunca ziraatçi bilirkişinin taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun da yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.