4. Ceza Dairesi 2014/30039 E. , 2014/35070 K. Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair...23. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2010/541 Esas 2011/354 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.04.2014 gün ve 2013/2054 Esas 2014/12843 Karar sayılı kararıyla; "B-Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına…
**4. Ceza Dairesi 2014/30039 E. , 2014/35070 K.** **"İçtihat Metni"** Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair...23. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2010/541 Esas 2011/354 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.04.2014 gün ve 2013/2054 Esas 2014/12843 Karar sayılı kararıyla; "B-Hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacaklı vekili olan katılan avukata karşı söylediği kabul edilen “sen ne biçim avukatsın, yalancısın” şeklindeki sözlerinin yapılan icra takibinin haksız olduğunu bildirmeye matuf olması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de, sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA" oy birliği ile karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/06/2014 tarih ve 2011/317397 sayılı yazısı ile; “TCK'nın hakaret kenar başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasında "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir." hükmü yer almakta olup, bu madde kapsamında hakaret suçunun temel şekli birinci fıkrada nitelikli halleri üçüncü ve dördüncü fıkrada düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde "Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulu’nun 31/10/2012 gün 850-1828 sayılı kararında da yer verildiği gibi hakaret eyleminin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, katılan ... tanık ...'ın vekili olup, olay öncesinde ...'ın sanık ...'den alacağı nedeniyle icra takibi başlatmış, borcun ödenmesine ilişkin tarih ve haciz işlemi konusunda taraflar arasında katılana ait büroda yapılan görüşmede tartışma çıkmış ve sanık ... katılan ...'in'e "sen ne biçim avukatsın, yalancısın" şeklinde hakaret etmiş, kovuşturma aşamasında dinlenen tanıklar ... ve ... ... hakaret eylemini doğrulamıştır. "Sen ne biçim avukatsın, yalancısın" şeklindeki sözler, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözlerdir. Bu sözlerin eleştiri amacıyla söylenen düşünce açıklamaları olarak kabul edilmesi mümkün olmayıp, tahkir edici ve küçük düşürücü nitelikteki bu sözler ile hakaret suçu oluşmuştur. Ayrıca katılanın vekalet görevi kapsamında başlattığı icra takibine karşı sanığın yasal yollara başvurması mümkün olup, belirtilen icra takibinin haksız eylem olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/04/2014 gün ve 2013/2054 Esas, 2014/12843 Karar sayılı kararında yer alan hakaret suçuna ilişkin bölümün kaldırılarak,...23. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 gün ve 2010/541 E. 2011/354 K. sayılı kararında yer alan hakaret suçuna ilişkin hükmün onanmasının itirazen talep olunması gereği ortaya çıkmıştır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz olunan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜ, 2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/04/2014 gün ve 2013/2054 Esas, 2014/12843 Karar sayılı Kararında yer alan hakaret suçuna ilişkin hükmün KALDIRILMASI, 3-...23. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 gün ve 2010/541 E. 2011/354 K. sayılı kararında yer alan hakaret suçuna ilişkin hükmün, sanığın gözaltında kaldığı sürenin, 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubunun infaz aşamasında nazara alınabileceği eleştirisiyle ONANMASI, 4- İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın itiraz hakkında bir karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİ, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, hakaret suçundan, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 21/04/2014 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR 5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “ Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır. İnceleme konusu somut olayda; katılanın, sanıktan alacaklı olan ...'ın vekili olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle sanık hakkında icra takibi başlatıldığı, söz konusu borç hakkında konuşmak için katılanın sanığı kendi bürosuna çağırdığı, borcun ödenmesine ilişkin tarih ve haciz işlemi konusunda anlaşma sağlanamaması, sanığın borcunu ödemek için süre istemesi ve araba vermek suretiyle ödemeyi teklif etmesi, katılan avukatın da kabul etmemesi üzerine taraflar arasında tartışma çıktığı ve katılanın kendisine sözünde durmadığını söylemesine karşılık sanık ...'in katılan avukat ...'e "sen ne biçim avukatsın, yalancısın" dediği anlaşılmıştır. Mahkemece hakaret kabul edilen sözlerin rahatsız edici, kaba, nezaket dışı davranış ve ağır eleştiri olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Sözler, yapılan icra takibinin ve kendisine karşı kullanılan ifadelerin haksız olduğunu bildirmeye matuf, tartışılan olayla bağlantılı ve düşünce açıklaması vasfında olduğu halde, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulünün suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek sonucunu doğuracağı ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayacağı kanaatine varılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ifade özgürlüğüne ilişkin Sözleşmenin 10. maddesini yorumlarken, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin demokratik toplumunun karakteristik özelliklerinden olduğunu, bu değerlere sahip olmayan sistemin demokratik toplum olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların bu değerlere aykırı düşmemesi ve meşru amaçla orantılı olması gerektiğini, sadece zararsız ve lehte olan düşünceler değil, devlet veya toplumun bir bölümü için rahatsız edici, saldırgan veya şok edici düşüncelerin de maddenin korumasına gireceğini belirtmektedir. (Handyside v Birleşik Krallık A 24 (1976); 1 EHRR 737 para: 49 PC.) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, yargı kararı ve açıklamalar ışığında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek; Dairemizin 21.04.2014 tarih ve 2013/2054 Esas 2014/12843 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.