11. Hukuk Dairesi 2013/6329 E. , 2013/22059 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.02.2013 tarih ve 2012/306-2013/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2013/6329 E. , 2013/22059 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.02.2013 tarih ve 2012/306-2013/13 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin hissedarı olduğu, davalı nezdinde kayıtlı bulunan dava dışı Kavacık Medikal Sağlık Hizm. ve Ürün. Tic. Ltd. Şti.nce yapılan 28.07.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin karara müvekkilince muhalefet edilerek iptali talebiyle dava açıldığını, anılan davanın davalı tarafa bildirilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça, imtiyazlı pay sahiplerinin onaylamadığı sermaye artırımı kararının 23.10.2012 tarihinde kesin tescil olunarak 01.11.2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, sermaye artımı kararının imtiyazlı paylar genel kurulunca onanmadan tescil edilemeyeceğini, tescilin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, toplantı karar alma nisaplarının sağlanamadığını, davalı tarafça hisse oranlarının nizalı olduğunun ve sermaye artırımı kararının dava edildiğinin bilindiğini ileri sürerek, TTK’nın 34. maddesine göre anılan şirketin sermaye artırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının tescil ve ilanına dair 23.10.2012 tarihli tescil kararının iptali ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu genel kurul kararının tescil edilip edilmemesinin genel kurulun hayatiyetini etkileyecek bir unsur olmadığı, davalı tarafın genel kurulu tescille görevli bulunduğu, genel kurulun kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemeyi etkileyen bir konu olup dava konusu genel kurul kararının iptali için dava açıldığı ve bu mahkemece alınan kararın uygulamasının tedbiren durdurulduğu, karar iptal edilene kadar dava konusu kararın tescil ve ilanında bir sakınca bulunmadığı, davalı tarafın denetleme yetkisinin sadece tescili istenen kararın emredici yasa hükümlerine aykırı bulunması hali ile sınırlı olup re’sen harekete geçerek tescil istemini TTK’nın 32. maddesine göre geri çeviremeyeceği, geçici tescil ile kesin tescilin aynı hukuki neticeleri doğuracağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, ticaret sicil memurluğu kararının iptali istemine ilişkindir. 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 30. maddesine göre tescil, ancak ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri tarafından yaptırılabilir. Yine aynı Kanun’un 36. maddesi hükmü uyarınca sicil memurluğu kararlarına karşı ancak mahkemeye ilgililer itiraz edebilecektir. Ticaret Sicil Tüzüğü’nün 31/3. maddesi ile “ilgili”, tacirin hükmi şahıs olması halinde onun yetkili organları veya temsilcileri olarak açıklanmıştır. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır (Yargıtay 11. HD 25.02.2013 gün ve 2012/3354-3275 E.K. sayılı ilamı). Somut olayda davacı, dava dışı limited şirketin hissedarı konumunda olup buna göre, “ilgili” sıfatını taşımamaktadır. O halde mahkemece, aktif husumet ehliyetinin yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de sonucu itibariyle doğru olan red kararının açıklanan bu gerekçe ile onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan değişik gerekçeyle ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.