T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1213 KARAR NO : 2025/1390 KARAR TARİHİ : 25/08/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/588 Esas DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 25/08/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/08/2025 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf ya…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1213 KARAR NO : 2025/1390 KARAR TARİHİ : 25/08/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2025/588 Esas DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 25/08/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/08/2025 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; " Davacı vekili Mahkememize verdiği 23/06/2025 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında uzun yıllara dayanan ve istikrarlı şekilde devam eden bir ticari mal satımı ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında taraflar arasında gerçekleşen işlemler sonucu müvekkili tarafından 31.05.2022 tarihli ve 1.717.815,10 TL bedelli kur farkı faturası düzenlendiğini, davalının, bu fatura kapsamında herhangi bir süresinde ve yazılı itirazda bulunmadığını; aksine, söz konusu fatura hem davacı hem de davalı ticari defterlerine usulüne uygun şekilde kaydedildiğini, taraflar arasında daha önce görülen izmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2023/357 E. – 2025/295 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararı uyarınca 03.08.2022 tarihli ayrı bir fatura bedeli olan 216.402,15 TL’nin bu borçtan mahsup edilmesiyle birlikte 1.349.698,44 TL bakiye alacağın tahakkuku sabit hale geldiğini, bu gerekçeli kararın dilekçe ekinde sunulduğunu , bu nedenle müvekkili şirketin, gerekçeli karar ile hukuki zemini oluşmuş bu likit ve belirli alacağı tahsil etmek amacıyla Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığını, davalı şirketin kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın varlığının hem bilirkişi raporları, hem karar gerekçesi, hem de ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğunu, dosya kapsamında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin, Menderes Arabuluculuk Bürosu’nun 2025/53 numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğünü ve 19.06.2025 tarihli “anlaşamama” ile sonuçlananson tutanak alındığını, taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı olarak düzenlenen kur farkı faturasının, süresinde itiraz edilmeksizin taraf defterlerine kaydedilmesi ve usulüne uygun tutulmuş defter kayıtlarının kesin delil niteliği taşıması nedeniyle alacağın ispatının sağlandığını, tarafların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16 ve devamı maddeleri uyarınca tacir sıfatını haiz olduğunu, aralarındaki ilişkinin, TTK m.18/1 uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bir işlem niteliğinde olduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın "ticari dava” kapsamında değerlendirildiğini, TTK m.21/1 uyarınca, “bir tacir, diğer bir tacire bir belge göndermiş ve alan kişi bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmemişse, belge içeriği kabul edilmiş sayılır.”, somut olayda davalı şirketin, kur farkı faturasına herhangi bir yazılı veya sözlü şekilde sekiz günlük yasal süresi içinde itirazda bulunmadığını aksine bu faturanın her iki tarafın yasal ticari defterlerinde kayıtlı olarak yer aldığını, ticari defterlerin ispat gücünün ise TTK m.64 ve HMK m.222 hükümleriyle belirlendiğini, TTK m.64’e göre her tacir, işletmesiyle ilgili işlemleri “usulüne uygun, eksiksiz, zamanında ve doğru” şekilde defterlerine kaydetmekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğe uygun tutulan defterler, HMK m.222/2 uyarınca “taraflar tacir olduğu ve uyuşmazlık ticari işten doğduğu takdirde delil olarak değerlendirilebilir”. özellikle HMK m.222/2’de düzenlenen şu hüküm somut uyuşmazlığa doğrudan uygulandığını, “Taraflar arasında bir ticari davanın veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işinin konusu olan hususlarda, usulüne uygun şekilde tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defterler, sahibi lehine kesin delil sayılır.” bu hüküm uyarınca: davacı ve davalının ticari defterlerinde aynı alacak (kur farkı faturası) kayıtlı olduğunu, defter kayıtları usulüne uygun tutulduğunu, taraflar arasında bu kayıtlar arasında çelişki bulunmadığını, bu durumda defter kayıtları, davacı lehine kesin delil niteliğinde olup, faturaya ve alacak miktarına ilişkin uyuşmazlık söz konusu olmadığını, taraf ticari defterlerinde kayıtlı ve kesin delil niteliğinde olan kur farkı faturasına ilişkin, yargılama dışında kalan bakiye alacağın likit nitelikte olması nedeniyle icra takibine konu edilmesi hukuken mümkün olup davalının itirazı kötü niyetli olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/357 Esas, 2025/295 Karar sayılı gerekçeli kararında açıkça belirtildiği üzere; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ek rapor neticesinde 31.05.2022 Tarihli ve 1.717.815,10 TL bedelli kur farkı faturası her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olarak yer aldığını, bu durumun, HMK m.222/2 ve TTK m.64 kapsamında kesin delil niteliğinde olup, faturanın düzenlendiği, tebliğ edildiği ve içeriğinin taraflarca ticari defterlerine geçirilmek suretiyle kabul edildiğini ortaya koyduğunu, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde: davalı ....nın 2023 yılı sonu itibariyle davacıya (müvekkile) borcu, kendi ticari defter kayıtlarına göre 1.520.434,56 TL, davacı şirketin kayıtlarına göre ise bu tutar 1.566.100,59 TL olarak tespit edildiğini, bu tutarların, tarafların kur farkı alacağı konusunda örtüşen beyan ve kayıtlarının bulunduğunu gösterdiğini, aradaki farkın, defter kayıtlarında muhasebe sistematiği ve fatura kapanış yöntemleri gibi teknik sebeplerden kaynaklanmakta olup ana borcun varlığı konusunda çelişki bulunmadığını mahkemece, asıl dosyada yalnızca 216.402,15 TL tutarındaki bir fatura bedelinin ödenmediğinin kabul edildiğini ve bu tutarın asıl dosyanın konusu yapıldığını, söz konusu meblağın, müvekkilinin toplam alacağından mahsuben düşüldüğünü, neticesinde, 31.05.2022 tarihli kur farkı faturasından kaynaklanan 1.717.815,10 TL tutarındaki alacaktan sadece 216.402,15 TL mahsup edildiğini , geriye kalan 1.349.698,44 TL tutarındaki alacak kısmının mahkemenin incelemesi dışında kaldığını, bu nedenledir ki: davalının defter kayıtlarında mevcut ve itiraz edilmeksizin kabul edilmiş bir faturaya dayalı, gerekçeli kararda ayrık bırakılarak yargılamaya konu edilmeyen, ticari ilişki ve uygulama kapsamında doğmuş olan 1.349.698,44 TL bakiye alacağın, 06.05.2025 tarihli Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilmesinin hukuken geçerli olduğunu, davalının bu faturaya ve bakiye alacağa ilişkin herhangi bir yeni yazılı itirazı veya kur farkı anlaşmasının bulunmadığına dair çürütücü delil sunmaması karşısında, takibe yapılan itiraz haksız ve kötüniyetli olup itirazın iptali ile birlikte %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, bu minvalde; taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlenen 31.05.2022 tarihli ve 1.717.815,10 TL bedelli kur farkı faturası, hem davacı hem de davalı şirketin ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedilmiş olup, faturaya süresinde herhangi bir yazılı itirazda bulunulmadığı, bu haliyle fatura, TTK m.21, TTK m.64 ve HMK m.222/2 hükümleri uyarınca kesin delil niteliğinde olup alacağın varlığının sabit olduğunu, gerekçeli kararda yalnızca 216.402,15 TL’lik kısmın mahsubu yapılarak dikkate alınmış olması, bakiye alacak olan 1.349.698,44 TL’yi yargılamanın dışında bıraktığını, bu alacak likit nitelikte olup, müvekkili tarafından başlatılan icra takibine konu edilmesi hukuken mümkün olduğunu, davalının bu açık ve sabit borca rağmen icra takibine haksız şekilde itiraz etmesi, alacaklının yasal hakkının kötü niyetli şekilde engellenmesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle, takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve İİK m.67/2 gereği %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, davalının Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin 1.349.698,44 TL asıl alacak ve ferileri üzerinden devamına, alacağın likit olması nedeniyle davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ....Şirketi, borçlunun ....Şirketi, borç miktarının 1.349.698,44 TL asıl alacak, 1.284.533,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.634.232,33 TL olduğu, takibin 06/05/2025 tarihinde başlatıldığı , ödeme emrinin borçluya 12/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 12/05/2025 tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği , itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/357 Esas sayılı dosyasının incelemesinde; ana dosyada davacının ....Şirketi, davalının ....Şirketi, davanın itirazın iptali davası olduğu, dosya ile birleşen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/297 Esas sayılı dosyasında davalının.... ... Şirketi, davacının ....Şirketi, davanın menfi tespit davası olduğu yine ana dosya ile birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/674 Esas sayılı dosyasında davacının ... Şirketi, davalının ....Şirketi, davanın menfi tespit davası olduğu , dosya içerisinde bilirkişi rapor ve ek raporları alındığı , raporlarda tarafların 2021,2022 ve 2023 yılı defterlerinin incelendiği Mahkemenin 20/03/2025 tarihli kararı ile; "...Davanın Kısmen Kabulü ile Menderes İcra Dairesi'nin 2023/582 Esas sayılı dosyasında davalı taraf itirazının 216.402,15 TL üzerinden İptali ile Takibin Devamına, 216.402,15 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında yasal faiz uygulanmasına, Alacak likit nitelikte olduğundan %20 icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin Reddine, Mahkememiz dosyasıyla birleşen Mahkememizin 2023/297 Esas 2023/837 Karar sayılı dosyası yönünden: Davanın Kısmen Kabulü ile davaya konu kur farkı faturasının 368.116,66 TL'si yönünden davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin talebin Reddine, Mahkememiz dosyasıyla birleşen İzmir 3. ATM'nin 2023/674 Esas 2024/289 Karar sayılı dosyası yönünden: Davanın Kabulü ile Menderes İcra Dairesi'nin 2023/1537 Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen alacak nedeniyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, Yasal şartları oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin Reddine,..." karar verildiği belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça ; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın bir bölümünün ödenmediğinden bahisle davalı hakkında Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış , davalı tarafça takibe itiraz edilmiş , davacı tarafça itirazın iptaline karar verilmesine yönelik eldeki dava açılmış ve açılan davada talep edilen alacak ile ilgili ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; dava ve takip konusu edilen alacağın takip tarihi olan 06/05/2025 tarihi itibariyle varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, İİK 257 vd. maddelerindeki ihtiyati haciz karar verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. "gerekçesiyle, Davacı vekilinin yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine, dair karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Alacak Likit ve Kesindir. 31.05.2022 tarihli 1.717.815,10 TL bedelli kur farkı faturası düzenlenmiş ve her iki tarafın ticari defterlerine kaydedilmiştir. Davalı şirket 8 gün içinde itiraz etmemiş, TTK m.21 gereği faturayı kabul etmiş sayılmıştır. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/357 E. – 2025/295 K. dosyasında alınan bilirkişi raporu ve karar uyarınca 216.402,15 TL mahsup edilerek bakiye 1.349.698,44 TL alacak sabit hale gelmiştir. Bu nedenle alacağın likit olmadığı yönündeki gerekçe hukuka ve dosya kapsamına aykırıdır. 2.İhtiyati Haczin Şartları Oluşmuştur. Alacak bir para alacağıdır (İİK m.257). Alacak rehinle teminat altına alınmamıştır. Ticari defter kayıtları, faturalar ve kesinleşmiş mahkeme kararı alacağın varlığını açıkça ortaya koymaktadır. 3.Borçlunun Kötü Niyetli İtirazı Davalı taraf icra takibine kötü niyetle itiraz ederek alacağın tahsilini engellemektedir. Yargıtay kararları (19. HD 23.01.2014; 11.02.2014) faturaya dayalı ihtiyati haczin mümkün olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç ve Talep 01/07/2025 tarihli, 2025/588 Esas sayılı ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması, İhtiyati haciz talebimizin kabulü, Yargılama vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep edilmektedir. istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELLİLER VE GEREKÇE : Talep ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı ile aralarındaki ticari ilişkide 31/05/2022 tarihli 1.717.815,20 TL'lik kur fakı faturası düzenlendiği, bu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasında İzmir 6 ATM'de görülen başka bir kur farkı faturasına ilişkin davada mahkemenin 216.402,15 TL alacak için kabul kararı verdiği, bu meblağın mahsup edilmesiyle 1.349.698,44 TL alacak için icra takibi başlattıkları beyanı ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece " taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın bir bölümünün ödenmediğinden bahisle davalı hakkında Menderes İcra Müdürlüğü’nün 2025/1173 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış , davalı tarafça takibe itiraz edilmiş , davacı tarafça itirazın iptaline karar verilmesine yönelik eldeki dava açılmış ve açılan davada talep edilen alacak ile ilgili ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; dava ve takip konusu edilen alacağın takip tarihi olan 06/05/2025 tarihi itibariyle varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, İİK 257 vd. maddelerindeki ihtiyati haciz karar verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, taraflar asında görülen İzmir 6 ATM'nin 2023/357 Esas sayılı dosyasında alınan raporda ....şirketinin ticari defterlerinde 31/05/2022 tarihli 1.717.815,10 TL'lik kur farkı faturasının kayıtlı olduğu, ... şirktetinin ticari defterlerine göre ....şirketine 1.520.434,56 TL borçlu olduğu görüşü bildirilmiştir. Mahkemece bu rapor doğrultusunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraf ticari defterlerinde söz konusu faturanın kayıtlı olduğunun anlaşılmasına göre yaklaşık ispat koşulu sağlandığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince İİK 257. maddesi gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Bu itibarla, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak İİK 257. maddesi gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz isteminin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/588 Esas sayılı dosyasında verilen 01/07/2025 tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-İhtiyati haciz talep eden alacaklı yönünden ihtiyati haciz talebinin KABULÜ ile, 2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, ihtiyati haciz talep edenin 1.349.698,44 TL alacağını karşılayacak şekilde davalı şirket aleyhine davalı şirket adına kayıtlı haczi kabil gayrimenkul ve motorlu araçlarla sınırlı olmak kaydıyla İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 3-Aleyhine ihtiyati haciz istenen ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 1.349.698,44 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 202.454,76 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin ihtiyati haciz talep eden davacı vekiline verilmesine, 4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına, 5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine, 9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 25/08/2025