T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2312 - 2026/37 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2312 KARAR NO : 2026/37 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2020 NUMARASI : 2019/155 E. - 2020/96 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2312 - 2026/37 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2312 KARAR NO : 2026/37 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2020 NUMARASI : 2019/155 E. - 2020/96 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2020 Tarih ve 2019/155 Esas - 2020/96 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirket tarafından 2018/65169 sayılı "..." ibareli markanın 21, 24 ve 41. sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." markalarına dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa Dünyanın en güyük GSM operatörlerinden ve 21 milyonu aşan abonesi ile ülkenin 2. büyük operatörü olan müvekkilinin, davalı şirketin başvurusundan önce "... ..." ibaresi üzerinde kullanıma dayalı kazanılmış hakkının mevcut olup bu markanın özellikle spor müsabakalarındaki sponsorluklar ile tanınmış olduğunu, davaya konu markadaki "..." ibaresinden kaynaklı olarak müvekkilinin "..." ibareli markaları ile ilişkilendirilme ve müvekkilinin seri markalarınından biri olarak algılanması ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu markanın tescili halinde davalı şirketin haksız menfaat elde etmesinin yanı sıra, müvekkilinin tanınmış markasının ayırt ediciliği ile itibarının da zarar göreceğini, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerliği de nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde iltibas tehlikesinin ortaya çıkacağını ve müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir marka tercihinde bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2019-M-6160 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2018/65169 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, ülkenin önde gelen eğitim kurumlarından olan müvekkilinin tanınmış "..." markalarının sahibi olduğunu, davaya konu "..." markasının müvekkili tarafından basketbol takımının forması, eşofmanları, maskotu ve taraftar grubunun adlandırılmasında kullanıldığını, bu itibarla müvekkilinin davacının faaliyet alanı içinde herhangi bir kullanımın söz konusu olmadığını, öte yandan aralarında bir benzerlik bulunmadığından ortalama tüketiciler tarafından markaların karıştırılmasının söz konusu olamayacağını ve davacının itiraza dayanak markasının tescili üzerinden beş yıldan fazla bir sürenin geçmiş olup bu markanın kullanımının ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu marka ile davacının 2010/30986, 2015/50866, 2014/22974, 2014/91224 ve 2014/91476 sayılı ... ibareli markaları arasında 41. sınıfta bulunan hizmetler yönünden tam bir çakışmanın bulunduğu, buna karşılık davaya konu marka kapsamına alınmak istenen 21 ve 24. sınıfta bulunan emtialar yönünden herhangi bir benzerliğin bulunmadığı, davaya konu markanın "kırmızı ejderhalar, kızıl ejderhalar" anlamsal karşılığı ile 41.sınıfa hitap eden görece yüksek bilinç düzeyine sahip tüketici zihninde yer edineceği, söz konusu markada "..." ibaresinin "..." ibaresini sıfat olarak nitelediği, bu nedenle "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin "..." ibaresine göre daha ön planda olduğu, davacının itiraza mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan ve kırmızı anlamına gelen "..." ibaresinin yaygın kullanımı ve bilinen bir renk olması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu markaların tali unsuru niteliğindeki"..." ibarelerinin de 41.sınıfta bulunan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu durumda davalı şirkete ait marka ile karşılaşan 41.sınıfa ait bilinç düzeyi yüksek ortalama tüketicilerin, bu hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markanın davacıya ait markalardan farklı bir ticari kökene ait olduğunu ayırt edebileceği, markalar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu algısına kapılmayacağı, dolayısıyla somut olayda SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı şirketin “... ...” ibareli logo ve kurumsal kimlik çalışması bulunmakla birlikte, bu çalışmanın hayata geçirilip geçirilmediği, markanın ticari hayatta tanıtım amaçlı broşür, kartvizit, dergi ve tabelalara basılıp basılmadığı, reklam ve promosyon amaçlı kullanılıp kullanılmadığı, yazılı ve görsel basında yer alıp almadığı, resmi yazışmalarda kullanılıp kullanılmadığı ve markanın tanıtılması amaçlı bir yatırım yapılıp yapılmadığı hususunda dosyada markanın kullanımını ortaya koyacak herhangi bir fatura, belge ve ajans raporunun bulunmadığı, dolayısı ile önceye dayalı kullanım iddiasının kanıtlanmadığı, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerlik ve markalarının toplumdaki tanınmışlık düzeyini belgeleyici nitelikteki bilgi ve belgeler bulunmadığı gibi davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların da ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,"..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleşmiş olup ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, bir an için ... kelimesinin zayıf bir ibare olduğu kabul edilse bile hali hazırda mevcut olan “...” ibareli markalar mevcut olduğu sürece, müvekkilinin bu korumadan yararlanacağını ve markalar arasında, işitsel görsel ve anlamsal benzerliğin bulunduğunu, emtia benzerliği de nazara alındığında iltibas tehlikesinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyası kapsamında davalı Şirket'in, 2018/65169 sayılı "..." ibareli markanın 21, 24 ve 41. sınıflarda tescili için davalı Kurum'a başvurduğu, davacı Şirket'in "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının YİDK'in 2019-M-6150 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 9/8/2019 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 9/10/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davaya konu marka kapsamına alınmak istenen 41. sınıftaki hizmetler yönünden emtia benzerliği gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri benzer olmadığından SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı şirketin “... ...” ibareli logo ve kurumsal kimlik çalışması bulunmakla birlikte, bu markanın kullanıldığının kanıtlanmadığı ve davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların da ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının ve gerçek hak sahipliği koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 21, 24 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu 41. sınıftaki hizmetler, davacının itiraza mesnet ve kullanım ispatına tabi olmayan 2015/50866 ve 2014/22974 sayılı markaları kapsamında olup taraf markaları arasında tam bir çakışma bulunduğundan bu sınıftaki hizmetler bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu bilgiler çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davaya konu "..." ibareli marka ile davacının "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, anılan ibarenin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/12/2024 tarih ve 2024/1456E-2024/9485 ve 22/4/2025 tarihli ve 2024/4253 E-2025/2741 sayılı kararında işaret edildiği üzere, davacının itiraza mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davacının yoğun kullanımı sonucu yüksek bir ayırt edicilik kazandığı, markadaki "..." ibaresinin markayı davacının markalarından yeterince uzaklaştırmadığı ve marka işaretleri arasındaki benzerlik ve emtia benzerliği nazara alındığında ortalama tüketici nezdinde genel ve bütüncül bakış açısı itibariyle her iki markanın karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markaları arasında en azından ticari, ekonomik ve idari bir bağlantı bulunduğu algısının oluşabileceği, ayrıca davalı markasının davacının seri markası olarak algılanabileceği anlaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan davacı vekili, müvekkilinin "... ..." ibareli markası nedeniyle müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de, bu markanın kullanımına ilişkin somut deliller ortaya konulamadığından müktesep hak iddiası yerinde bulunmamıştır. Bu itibarla SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/07/2020 gün ve 2019/155 Esas - 2020/96 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın kısmen KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2019-M-6150 sayılı kararının 41. sınıftaki hizmetler yönünden KISMEN İPTALİNE, 3-Dava konusu 2018/65169 sayılı "..." ibareli markanın 41. Sınıftaki hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 687,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 263,21-TL tebligat ve posta masrafı, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 206,00-TL tebligat ve posta masrafı, 738,00-TL istinaf kanun kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.007,21-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, 1.503,60-TL'na 44,40-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 1.592,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.