T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/317 - Karar No:2026/355 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/317 KARAR NO : 2026/355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2020/558 E-2023/937 K DAVALARIN KONUSU : Rücuen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser söz…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/317 - Karar No:2026/355 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/317 KARAR NO : 2026/355 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2020/558 E-2023/937 K DAVALARIN KONUSU : Rücuen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 01/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin dava ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Rekreasyon alanı olarak 05.07.1991 tarihinde ...Ltd. Şti. unvanı ile müvekkili şirketin kurulduğunu, ... Belediye Başkanlığı ile işletme protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin Ankara parkları, refüjleri, piknik alanları, mezarlıkları, bitkisel yapısal, tesisat, bakım ve onarımı, ticari işletmelerin kiralanması, fuar işletmeciliği gibi faaliyet kollarında çalışmalar yaptığını, faaliyet alanı ile ilgili aldığı ihalelere konu işlerin bir kısmının taşeron şirketler aracılığı ile görüldüğünü, taşeron işçilerinden dava dışı ...'ün işçilik alacaklarının ödenmesi talebi ile Ankara 35. İş Mahkemesi'nin 2018/152 Esas sayılı dava dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava açtığını ve karara konu alacaklar için icra takibi başlattığını, mahkeme kararının kesinleşmesi ile Ankara 23. İcra Müdürlüğü 2020/669 sayılı takip dosyasına 26.08.2020 tarihinde toplam 24.314,03 TL ödeme yaptıklarını, davalılarla yapılan Hizmet Alım Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri ile Eki Teknik Şartnameler uyarınca dava dışı işçiye ödenen tutardan davalı şirketlerin sorumlu olduklarını belirterek fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin işlemiş faiziyle birlikte davalıların sorumlu oldukları payları oranında tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini asıl davada davalı ... Şti. Yönünden; 200,29 TL, asıl davada davalı ...Şti. Yönünden; 6.237,71-TL, asıl davada davalı ...Ltd. Şti. Yönünden; 2.825,37 TL, olmak üzere toplam 9.263,37TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd.Şti. cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini ve davacının hukuki yararının bulunmadığını, çalıştırılan işçilerin davacı şirketin daimi işçileri olduğunu, çalışan işçilerin ihale süresi ile sınırlı olarak belirli süreli iş akitlerine istinaden çalıştırıldığını, işin bitimi ve sürenin dolması sebebiyle iş akitlerinin sonlandırıldığını, sözleşmenin hiçbir yerinde yapılan ödemenin rücu edilebileceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, dava dışı işçinin hizmet alım sözleşmesi kapsamında ... Şirketinde çalıştığını, şirketteki çalışmasından kıdem tazminatı hakkının doğmadığını, 4857 sayılı Kanun'un 6.maddesi uyarınca devreden ve devralan işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ve devreden açısından bu sürenin devir tarihinden itibaren 2 yıl olduğunu, müvekkili şirketin devir tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçtiğini, müvekkili şirketin sorumlu olduğunun düşünülmesi halinde dahi dava dışı işçinin müvekkili şirket nezdinde çalıştığı dönemle sınırlı şekilde ödenen tutarın yarısı oranında sorumlu olabileceklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. ile davalı ... Ltd. Şti. tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Birleşen davada davacı vekili; ... Belediye Başkanlığı ile işletme protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin ankara parkları, refüjleri, piknik alanları, mezarlıkları, bitkisel yapısal, tesisat, bakım ve onarımı, ticari işletmelerin kiralanması, fuar işletmeciliği gibi faaliyet kollarında çalışmalar yaptığını, faaliyet alanı ile ilgili aldığı ihalelere konu işlerin bir kısmının taşeron şirketler aracılığı ile görüldüğünü, davalı şirketin de taşeron olarak çalıştığını, taşeron işçilerinden dava dışı ...'ün işçilik alacaklarının ödenmesi talebi ile Ankara 35. İş Mahkemesi'nin 2018/152 Esas sayılı dava dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava açtığını ve mahkeme kararının kesinleşmesi ile karara konu alacaklar için icra takibi başlattığını, Ankara 23. İcra Müdürlüğü 2020/669 sayılı takip dosyasına 26.08.2020 tarihinde toplam 24.314,03 TL ödeme yaptıklarını, davalılarla yapılan Hizmet Alım Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri ile Eki Teknik Şartnameler uyarınca dava dışı işçiye ödenen tutardan davalı şirketlerin sorumlu olduklarını, dava dışı işçi ...'e ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemi ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/558E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, anılan dosyanın bilirkişi raporu ile dava dışı işçinin davalı şirkette de çalıştığının tespit edildiğini, işbu neden ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/558E. sayılı dosyası ile birleştirme talepli olarak huzurdaki davanın ikame olunduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.08.2020 tarihinde yapılan 24.314,03 TL alacağın icra dosyasına yapılan ödeme tarihleri dikkate alınarak işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketin sorumlu oldukları payları oranında tahsilini talep etmiş; kısmi ıslah ile 3.072,37-TL'nin davalı ... Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; müvekkili şirketin davacı uhdesinde bulunan iş kapsamında dava dışı ...'ü işe aldığını, SGK hizmet dökümünden dava dışı işçinin müvekkili şirkette "27.04.2016 - 01.08.2016" tarihleri arasında çalıştıktan sonra kendi isteği ile ayrıldığını, dava dışı işçinin müvekkili şirket özelinde kanunun kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanma koşullarını sağlamadığını, buna karşın davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem ve ihbar tazminatının müvekkili şirkete yöneltilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesi ile kıdem ve ihbar tazminatının yüklenici tarafından ödenmesini, ilgili kanuna uygun olarak şartların oluşması koşuluna bağladığını, müvekkili şirket nezdinde kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılmadığından kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilemeyeceğini, müvekkili şirket özelindeki çalışması karşılığında kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamamış olan dava dışı işçiye ödenen tazminatlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: 4857 sayılı İş Kanunu gereğince nezdinde çalıştırdığı işçiye karşı işçilik alacaklarını ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacının dava dışı işçiye ödemek durumunda kaldığı işçilik alacaklarının davalıdan akdi ilişki çerçevesinde talep edebileceği tüm dosya kapsamından nitelikli hesaplama bilirkişisinden alınan bilirkişi raporundaki hesaplama dikkate alınarak davaya konu alacaklar bakımından davalı Lityum... Ltd. Şti. 'nin 200,29 TL'den , davalı ...Şti.'nin 6.237,71 TL'den , davalı ...Ltd. Şti.'nin 2.825,37 TL,'den , birleşen davlı davalısı ...Şti.'nin 3.072,37 TL'den sorumlu olacağı, dava, sözleşmeden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan ve davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren talep doğrultusunda avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın Kısmen Kabulü ile, 200,29 TL'nin 25.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikle davalı ...Şti.'den alınarak, davacıya verilmesine, 6.237,71 TL'nin 25.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikle davalı ...Şti.'den alınarak, davacıya verilmesine, 2.825,37 TL'nin 25.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikle davalı ...Şti. .'den alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/176 e sayılı davanın kabulü ile 3.072,37 TL'nin 25.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikle davalı ...Şti..'den alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davanın rücuen tazminat davası olduğunu, müvekkili şirket tarafından dava dışı işçi ...'e ödenen işçilik alacaklarının davalı taşeron şirketlere rücu edilmesi amacıyla açıldığını, bu kapsamda delilleri sunduklarını, dosya kapsamında bilirkişi raporları alındığını ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın ıslah edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından karar verilmiş olmakla asıl dava bakımından kısmen kabul kararı verildiğini ve bu kararın gerekçesinin anlaşılamadığını, dosya kapsamı incelendiğinde, dava kısmi dava olarak ikame edilmiş olup dava dilekçesinde harca esas değerin "fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL" olarak belirtildiğini ve bu doğrultuda harç yatırıldığını, akabinde dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, taraflarınca bilirkişi raporu ile birebir uyumlu 18.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi sunulduğunu ve harcın tamamlandığını, mahkeme kararının da ıslah dilekçesinde sundukları miktarlar doğrultusunda olduğunu, hal böyle iken; dava sonunda kısmen kabule karar verilmesinin hatalı olup tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, dava sonunda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul miktarına göre müvekkili lehine 9.263,37 TL vekalet ücretine hükmedilirken, ret miktarına göre davalılar lehine 15.050,66-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak verilen hükmün bu yönden de hatalı olduğunu, anılan hükmün, asıl davada sundukları ıslah dilekçesi doğrultusunda tesis edilmiş olmakla davalı ...Şti aleyhine 200,29-TL, diğer davalı ...Şti aleyhine ise 6.237,71 TL alacağa hükmedildiğini, şirketlerin sorumlu oldukları miktarlar göz önüne alındığında; vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden de aynı oranda sorumlu olmaları gerektiğini, ancak verilen kararda bu hususta bir hata yapıldığını, şirketlerin vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden sorumluluklarının hatalı bir şekilde paylaştırıldığını, bu kapsamda (...) Ltd. Şti. aleyhine 6.237,03-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 200,29-TL'ye, (...) Ltd. Şti. aleyine 200,29-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 6.237,03 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, yargılama giderlerinin de hatalı olarak paylaştırıldığını, ayrıca davalılardan ...Ltd. Şti. kendisini avukatla temsil ettirmediği halde lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ilama aykırı icra takibi yapılamayacağından ve takip dayanağı bahsi geçen ilamda hata bulunduğundan söz konusu hataların tavzih yoluyla düzeltilmesine ilişkin olarak mahkeme dosyasına tavzih talebi atılmış ise de bu hususta bir karar verilmediğinden anılan kararı bu yönden de istinaf incelemesine konu etmek gerektiğini, davanın kısmi dava olarak ikame edilmesi, dava dilekçesinde harca esas değerin fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL olarak belirtilmesi ve bu doğrultuda harç yatırılması, akabinde dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda bilirkişi raporu ile birebir uyumlu 18.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi sunulması ve ilk derece mahkemesinin kararının da ıslah dilekçesinde sundukları miktarlar doğrultusunda olması, hal böyle iken; dava sonunda kısmen kabul şeklinde karar verilmesinin hatalı olması, davalı taraflara hükmedilen karşı vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı olarak tarafımıza hükmedilen vekalet ücretinden fazla olması, son olarak davalı tarafların sorumlulukları oranında ödemesi gereken vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: eldeki davada, dava dışı işçi ...'ün açmış olduğu işçilik alacaklarına ilişkin, Ankara 35.İş Mahkemesi'nce 2018/152 E., sayılı kararı ile hüküm tesis edildiğini, anılan kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kesinleşme sonrası dava dışı işçi tarafından Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2020/6691 Sayılı dosyası ile davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, 26.08.2020 tarihinde davacı şirket tarafından 24.314,03 TL ödeme yapıldığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 24.314,03TL'nın 26.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ettiğini, müvekkilinin davacının uhdesinde bulunan, " “Ankara Parkları, Refüjleri, Piknik Alanları, Mezarlıkları, Bitkisel Yapısal, Tesisat, Bakım ve Onarımı" işi kapsamında dava dışı ... isimli işçiyi işe aldığını, dosya içerisinde bulunan SGK döküm evrakından da anlaşılacağı üzere, adı geçen işçinin 27.04.2016 - 01.08.2016 tarihleri arasında yaklaşık 3 ay çalıştıktan sonra kendi isteği ile işten ayrıldığını, 4857 sayılı İş Kanununda uyarınca işçinin kıdem ve ihbar tazminatı alabilmesinin şartlarının belirlendiğini, dava dışı ... isimli işçinin, müvekkili şirket özelinde kanunun kıdem ve ihbar tazminatı hakedilmesi için aradığı iki temel şartı da sağlamamış olmasına karşın davacı tarafından adı geçene ödenen kıdem ve ihbar tazminatının müvekkili şirkete yöneltilmesinin açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesinde "YÜKLENİCİ’nin çalıştıracağı işçilerin iş yasasından ve sair yasalardan kaynaklanan her türlü hak ve alacaklarından, ücret, fazla mesai, yıllık ücretli izin alacağı, ulusal ve genel tatil günlerinde yapacağı çalışmalardan doğacak her türlü alacağı, şartların oluşması halinde ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, kötü niyet tazminatı, diğer her türlü tazminat, vergi, SGK primi işsizlik, işçilik noksanları, bunların gecikme faizleri, iş güvencesi kapsamında iş kazaları ve sair sebeplerden dolayı belirlenecek tazminat ve ücretler, işçilerin sağlık giderleri, YÜKLENİCİ hatasından kaynaklanan sebeplerden dolayı SGK kurumunun talep edeceği her türlü zarar ve tazminatlar gibi tüm giderler YÜKLENİCİ tarafından karşılanacak olup, hiçbir şekilde ...’ya rücu ettirilemez." demek suretiyle kıdem ve ihbar tazminatının yüklenici tarafından ödenmesini, ilgili kanuna uygun olarak şartların oluşması koşuluna bağladığını, müvekkili şirket özelindeki çalışması karşılığında kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamamış olan dava dışı işçi ...'e ödendiği belirtilen tazminatların müvekkili şirkete yönetilmesi hukuken mümkün olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava dilekçesinde 24.314,00TL talepte bulunduğu ancak 1.000TL üzerinden harç yatırdığı, mahkeme ara kararı gereğince toplam 24.314,00TL üzerinden eksik harcın ikmal edildiği, yargılama aşamasında 18/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen toplam bedelin 9.353,37 TL olarak daraltıldığı, bu kapsamda mahkemesince kısmen kabul kararı verilerek buna göre de yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin tespiti ve tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde ise, dava tarihi 13/03/2023 olup, 6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" yine aynı kanunun ek 1. maddesinin 1.fıkrasında "200 üncü, 201 inci 341 inci 362 nci ve 369 uncu maddelerinde parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usül Kanunu'nun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle uygulanır" hükmü düzenlemiş olup, karar tarihi 2023 yılı itibariyle ilk derece mahkeme kararı kesinlik sınırı 17.830 TL 'dir. 6100 sayılı HMK'nın 346/1 maddesi "istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin karara ilişkin olursa kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir..." ve aynı maddenin 2. fıkrası da " bu ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir" , yine HMK'nın temyiz kanun yoluna ilişkin hükümleri içerisinde yer alan 366. maddesinde "bu kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ila 349 ve 352. maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" hükümlerini içermektedir. Kesin olan kararlara karşı istinaf talebi hakkında mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01/06/1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kanun yolu denetimi yapan üst mahkemece istinaf talebinin reddine karar verilebilecektir (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 gün, 2021/925 Esas, 2021/2582 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davalı aleyhine hükmedilen miktar dikkate alınarak kararın kesin olduğu anlaşılmakla birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun birleşen davada davalı vekilince istinafa konu edilen kısım, miktar itibariyle kesin olmakla birlikte bu yönde mahal mahkemesince bir karar verilmemiş olmakla, 01/06/1990 gün, 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kesinlik nedeniyle HMK 346. maddesi gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davacı ...Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Birleşen davada davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346. Madde gereğince usulden reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 211 TL + 421,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,22 TL harcın asıl davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalıdan alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davacı ve birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır