11. Hukuk Dairesi 2023/3939 E. , 2023/5680 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, duruşma istemli olarak davalılar ... vekili, ... vekili, ... tarafından ve duruşmasız olarak davacı vekili, davalı ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yön…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3939 E. , 2023/5680 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, duruşma istemli olarak davalılar ... vekili, ... vekili, ... tarafından ve duruşmasız olarak davacı vekili, davalı ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Mahkemece temyiz harçlarının yatırılması için usulüne uygun olarak davalı ... vekiline, ... vekiline ve davalı ...'ya muhtıralar tebliğ edilmiş, muhtıralarda belirtilen süre içinde temyiz harçlarının yatırılmaması nedeniyle davalılar ... vekili, ... vekili ve ...'nun temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.05.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ... ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. Kübra Demirtaş ve davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...’nin 01.06.2004 tarih ve 268 sayılı kararı ile şirket hisselerinin tamamının fona devredildiğini, Doğuş Çelik Cıvata A.Ş.’nin 01.07.2005 tarihinde yapılan 2001, 2002 ve 2003 yılları olağan genel kurul toplantısında şirketin zararına neden olan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri hakkında kişisel sorumluluk davaları açılmasına karar verildiğini, müvekkillerinin... Çelik Cıvata A.Ş.’nin kayıtları, bilanço ve gelir tabloları üzerinde yaptıkları incelemede gerek yönetim, denetim kurulu üyesi olarak gerekse üst yönetim kademesinde görev almış kişilerin şirketin 370.000,00 TL zarara uğramasına neden olduklarının tespit edildiğini, zararın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309, 336, 337 vd. maddeleri gereğince tahsili gerektiğini iddia ederek toplam 370.000,00 TL zararın davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı temlik alan ... vekili tarafından sunulan 31.01.2018 tarihli dilekçe ile dava konusu 370.000,00 TL talep, 3.352.378,17 TL olarak ıslah edilmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin 15.12.2010 tarih, 2005/939 E. ve 2010/712 K. sayılı kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zararın ispatlanamadığı, 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesi gereğince zararın varlığının ispatının davacının yükümlülüğünde olduğu, zararın varlığının belirlenmesi hâlinde kusursuzluğun ispatının yönetim kurulu üyelerinde bulunduğu, davacı tarafından zararın inandırıcı bir şekilde ispatlanamaması nedeniyle davalıların sorumluluğunun söz konusu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Cıvata San. A.Ş.’nin kanuni halefi sıfatıyla ... vekili, davalı ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 16.05.2013 tarih, 2012/4507 E. ve 2013/10077 K. sayılı kararı ile "... 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekalet ücreti maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş bulunmasına göre davalılar ... ve ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, ... tarafından el konulan... Çelik Cıvata A.Ş'nin önceki yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. Davacı denetçiler açmış olduğu davayla, davalı yöneticilerin 03.11.1998 tarihli kararla Trade Deposit Bank’tan kredi kullanılarak Atlas Finans Kiralama A.Ş'nin %89 hissesinin değerinin çok üzerinde alınmasına karar verilerek şirketin borçlanmasına neden olduklarını, şirket anasözleşmesinde yat işletmeciliğine dair hüküm bulunmazken grup şirketlerinden olan Eda Tur. A.Ş’den Perla ve Virgo isimli yatlar satın alınarak daha sonra ...’den mal kaçırmaya yönelik işlem olduğu değerlendirilip açılan tasarrufun iptali davasında satışın iptaline karar verilmesinden dolayı da şirketi 305 milyar TL zarara uğrattıkları, yatların kiraya verilmesinde gerekli özen gösterilmeyerek şirketin ayrıca zarara uğratıldığı, şirkete ait olup değeri fatura tarihinde 157.490 USD olan tablolar ...’ye devir sırasında devredilmeyerek zararın artmasına neden oldukları, Tahsin Bey Yalısı’nın da kiraya verilmesi esnasında ve devamında gerekli özen gösterilmeyerek düşük bedelle kiraya verilmesinden dolayı da şirketin zarara uğratıldığı, denetçilerin de bu duruma müdahale etmediklerini ileri sürerek, davalıların şirkete verdikleri zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece bu hususun çözümüne ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmıştır. HUMK’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan 275'nci maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286'ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284 ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Davaya ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmış, davacı vekilinin bu rapora itirazı üzerine 05.04.2010 tarihli ek rapor alınmış, davacı vekili ek rapora 05.10.2010 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Ancak mahkemece, davacılar vekilinin, yukarıda açıklanan iddialarına ilişkin sunduğu belgeler ve cevaplanılması gereken ciddi itirazları üzerinde durulmadan, ek rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, 05.04.2010 tarihli ek rapora karşı davacı vekilinin 05.10.2010 tarihli dilekçesi ile ileri sürdüğü ciddi itirazlarının cevaplandırılması için ek rapor alınması ya da taraflar arasındaki uyuşmazlıkta zarar kalemleri de dikkate alınarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulup Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır..." gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, davacı ... Cıvata San. A.Ş.’nin kanuni halefi sıfatıyla ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olup sorumluluğu gerektiren haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren faiz talep edilebileceği, Trade Depozito Bank'tan kullanılan kredinin dava dışı şirketlere aktarılmasından kaynaklanan 1.612.524,67 TL'lik zararın 03.11.1998 tarihinde alınan yönetim kurulu kararı ile oluştuğu anlaşıldığından 1.612.524,67 TL'ye 03.11.1998 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, kiralanan yatlara ilişkin kira bedelinin indirilmesinden kaynaklanan 128.160,82 TL'lik zararın kira bedelinin indirilmesine yönelik olarak düzenlenen 15.06.2002 tarihli kira sözleşmesinin düzenlenmesi ile doğduğu anlaşıldığından 128.160,82 TL'ye 15.06.2002 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, teslim edilmeyen 10 adet yağlı boya tablodan doğan 80.000,00 TL'lik zararın tabloların şirketin devir alınma tarihi olan 01.07.2002 tarihinde teslim edilmemesi nedeniyle doğduğu anlaşıldığından 80.000,00 TL'ye 01.07.2002 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL'lik zararın temlik sözleşmesinin düzenlendiği 15.07.2003 tarihinde doğduğu anlaşıldığından 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar vermek gerektiği, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'dan Depozito Bank Ltd. Şti.'den kredi kullanılmasından kaynaklı olarak 1.612.524,67 TL ve 730.000,00 TL olmak üzere toplam 2.342.524,67 TL ve davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda Trade Depozito Bank Ltd. Şti.'den kullanılan kredilerden kaynaklı zararın 1.612.524,67 TL olduğu, sermaye artışından kaynaklı olarak herhangi bir zararın doğmadığı sonucuna varıldığından ...'un 1.612.524,67 TL'den bu zararın doğduğu 03.11.1998 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'dan Depozito Bank Ltd. Şti.'den kredi kullanılmasından kaynaklı olarak 1.612.524,67 TL ve 730.000,00 TL olmak üzere toplam 2.342.524,67 TL, davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL, şirket tarafından kiralanan yat kira bedellerinden dolayı uğradığı 147.853,50 TL ve tabloların teslim edilmemesinden dolayı 80.000,00 TL zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda Trade Depozito Bank Ltd. Şti.'den kullanılan kredilerden kaynaklı zararın 1.612.524,67 TL olduğu, sermaye artışından kaynaklı olarak herhangi bir zararın doğmadığı, yat kirasından dolayı davacının zararının 128.160,82 TL olduğu, tabloların teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın ise 80.000,00 TL olduğu sonucuna varıldığından ...'nın 1.612.524,67 TL'lik zarardan bu zararın doğduğu 03.11.1998 tarihinden itibaren, 128.160,82 TL'ye 15.06.2002 tarihinden, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'ten davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL, Perlo ve Virgo adlı yatların satın alınmasından kaynaklanan 305.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sermaye artışından kaynaklı ve yatların alım ve satımı ile ilgili olarak herhangi bir zararın doğmadığı tespit edilmiş olduğundan yönetim kurulu üyesi ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'dan davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL, Perlo ve Virgo adlı yatların satın alınmasından kaynaklanan 305.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sermaye artışından kaynaklı ve yatların alım ve satımı ile ilgili olarak herhangi bir zararın doğmadığı tespit edilmiş olduğundan yönetim kurulu üyesi ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, davacının ıslah dilekçesinde, denetim kurulu üyesi ...'dan davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sermaye artışından kaynaklı olarak herhangi bir zararın doğmadığı tespit edilmiş olduğundan denetim kurulu üyesi ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, davacı ıslah dilekçesinde, denetim kurulu üyesi ...'dan şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL'lik zararın tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, denetim kurulu üyesi ...'ın 03.07.2003 tarihi ile 22.07.2003 tarihleri arasında görev yaptığı tespit edildiğinden görev süresi itibari ile oluşan zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından denetim kurulu üyesi ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi Alexandros Kapudağ'dan şirket tarafından kiralanan yat kira bedellerinden dolayı uğradığı 147.853,50 TL, tabloların teslim edilmemesinden dolayı 80.000,00 TL, şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, yat kirasından dolayı davacının zararının 128.160,82 TL olduğu, tabloların teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın ise 80.000,00 TL ve şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan zararın 147.000,00 TL olduğu sonucuna varıldığından Alexandros Kapudağ'ın 128.160,82 TL'ye 15.06.2002 tarihinden, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002 tarihinden, 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'dan şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan zararın 147.000,00 TL olduğu sonucuna varıldığından ...'nun 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davacının ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'dan şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan zararın 147.000,00 TL olduğu sonucuna varıldığından ...'ın 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, davacı ıslah dilekçesinde, yönetim kurulu üyesi ...'den Depozito Bank Ltd. Şti.'den kredi kullanılmasından kaynaklı olarak 1.612.524,67 TL ve 730.000,00 TL olmak üzere toplam 2.342.524,67 TL, davacı şirketin yapılan sermaye artışlarından kaynaklı olarak 330.000,00 TL, şirket tarafından kiralanan yat kira bedellerinden dolayı uğradığı 147.853,50 TL ve tabloların teslim edilmemesinden dolayı 80.000,00 TL, şirketin kira gelirlerinin temlik edilmesinden doğan 147.000,00 TL, Perlo ve Virgo adlı yatların satın alınmasından kaynaklanan 305.000,00 TL'lik zararının tahsilini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda Trade Depozito Bank Ltd. Şti.'den kullanılan kredilerden kaynaklı zararın 1.612.524,67 TL olduğu, sermaye artışından kaynaklı olarak herhangi bir zararın doğmadığı, yat kirasından dolayı davacının zararının 128.160,82 TL olduğu, tabloların teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın ise 80.000,00 TL olduğu, kira gelirlerinin temlikinden doğan zararın 147.000,00 TL olduğu anlaşıldığından ...'in 1.612.524,67 TL'lik zarardan bu zararın doğduğu 03.11.1998 tarihinden itibaren, 128.160,82 TL'ye 15.06.2002 tarihinden, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002 tarihinden, 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olduğu, Perlo ve Virgo adlı yatların satın alınmasından kaynaklanan 305.000,00 TL'lik zararının bulunmadığı sonucuna varıldığı, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesine göre mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, bu fiil cezayı gerektirip ceza kanununa göre müddeti daha uzun zamanaşımına tabi ise tazminat davasına da o zamanaşımı tatbik olunacağı, sorumluluk davasında zamanaşımı süresinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih itibariyle değil davalıların görevlerinin son bulduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, davalıların görev sürelerinin bitiş tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmadığı, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/939 E., 2010/712 K. sayılı, 15.12.2010 tarihli kararında da zamanaşımı itirazlarının reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda da zamanaşımı itirazının reddine ilişkin herhangi bir bozmanın yapılmadığı anlaşıldığından davalıların zamanaşımı itirazının da reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.967.685,49 TL'nin davalı ..., 1.967.685,49 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (1.612.524,67 TL'ye 03.11.1998, 128.160,82 TL'ye 15.06.2002, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002, 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte), davalı ... 1.820.685,49 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (1.612.524,67 TL'ye 03.11.1998, 128.160,82 TL'ye 15.06.2002, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), davalı ... 1.612.524,67 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (1.612.524,67 TL'ye 03.11.1998 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), Alexandros Kapudağ 355.160,82 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (128.160,82 TL'ye 15.06.2002, 80.000,00 TL'ye 01.07.2002, 147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), ... 147.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek), ... 147.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydı ile (147.000,00 TL'ye 15.07.2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek) bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar ..., Cenap Ünal, ..., ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; itirazlarına rağmen rapor alınmadan hüküm tesis edildiğini, kararın dayanağı olan bilirkişi ek raporunda da kök raporda olduğu gibi 3b ve 3d bendindeki zararların sorumluluk kapsamına alınmadığını, Mahkeme kararında sorumluluk dışında tutulan kalemlerin yerinde olmadığını, raporun sorumluluk tutarları bakımından da kendi içinde tutarlı olmadığını, bu sebeple tamamlayıcı bir rapor alınmadan hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davalılar ..., Cenap Ünal, ..., ... hakkında açılan davanın reddine karar verildiğini, bu kişilerin şirket zararından sorumlu tutulmamalarının doğru olmadığını, ispat yükünün davalılar üzerinde olduğunu, davalıların şirketin zararından sorumlu olmadıklarını ispat edemediklerini, Mahkeme kararının 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21 ve 22. maddelerinde ... aleyhine hukuka aykırı olarak nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkeme kararının aleyhe kısımlarını temyiz ettiklerini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiş, 29.06.2020 tarihli ek temyiz dilekçesi ile de Mahkeme kararının 2. maddesinde, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verildiğini ve bu karar nedeniyle 16. maddede anılan davalı vekili lehine 48.800,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini, dosyasına sunulan 31.01.2018 tarihli dilekçe ile ... hakkında açılan davanın takip edilmeyeceğinin bildirildiğini, 01.02.2018 tarihli duruşmanın 3 numaralı ara kararı ile ... hakkındaki davanın takip edilmemesi nedeniyle bu davalı açısından dosyasının yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, Mahkemece ... hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak bu davalı ile ilgili olarak davanın reddi yönünde hüküm tesis edildiğini, 08.06.2020 tarihli temyiz dilekçesinde belirtilen temyiz nedenlerine ek olarak davalı ... yönünden usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen hüküm maddelerini de temyiz ettiklerini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararına esas teşkil eden bilirkişi kök ve ek raporunun eksik inceleme ve hatalı yaklaşımlar ile hazırlanmış olup denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporlarına karşı sundukları itirazlar değerlendirilmeksizin karar tesis edildiğinden eksik gerekçeli Mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Mahkemenin gerekçesinde bilirkişi raporlarını karşılaştırıp neden birini diğerine tercih ettiğini denetime elverişli bir biçimde açıklamadığını, dosyada, zararın ispat edilmediğinin kabul edildiği ilk ilamdan sonra neticeyi değiştirecek mahiyette ve daha evvel değerlendirilmemiş herhangi bir delil bulunmamasına rağmen bozma sonrasında düzenlenen kök ve ek rapor ile müvekkilinin ve diğer davalıların sorumlu oldukları sonucuna dayanaksız biçimde varıldığını, bu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirttikleri gayrimenkulün değerinin dikkate alınmadığını, davacı şirketin zararda değil, karda olduğunu, yine karar verilirken işlemlerin gerçekleştiği tarihe ilişkin ekonomik durumun dikkate alınmadığını, kusur ve hukuka aykırılık unsurlarının gerçekleşmediğini, dosyada bozma ilamı öncesi ve sonrasında aynı delil durumu ile birbirinden tamamen farklı iki karar tesis edilmesinin hukuken izah edilemez olduğunu, Mahkemenin gerekçesinde bilirkişi raporlarını karşılaştırıp neden birini diğerine tercih ettiğini denetime elverişli bir biçimde açıklamadığını, müvekkilinin açık ibra ile ibra edildiğini, zamanaşımı itirazının hatalı olarak reddedildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Fon'un... Çelik Cıvata A.Ş.’nin yönetim ve denetimine 01.07.2002 tarihinde el koyduğunu, o tarihten itibaren fiilen yönetim ve denetimini yaptığını, bu nedenle fiile ve faile ıttıla kesbettiği tarihin 01.07.2002 olarak kabul edileceğini, eldeki davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, denetçi olarak görev yapan müvekkiline dosyada somut delil olmamasına rağmen sorumluluk ihdas edildiğini, herhangi bir delile dayanmaksızın tesis edilen kararın bozulması gerektiğini, dosyadaki raporlara göre müvekkilinin sorumlu olmayacağının ortada olduğunu, müvvekkilinin denetçi olarak sorumluluğuna Türk Ticaret Kanunu amir hükümlerine göre gidilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin, davacı şirketin 2001 yılında yapmış olduğu olağan genel kurulda şirketin 2000 yılına ait faaliyeti ile ilgili bilanço ve kâr/zarar cetvelini hazırladığını, genel kurula sunduğunu ve o tarıhte ibra edildiğini, Mahkeme kararında zarar olarak kabul edilen işlemlerin bir şirketin ticari faaliyetini sürdürürken yapılan rutin işlemler niteliğinde olduğunu, bu işlemler dolayısıyla denetçi olan müvekkilinin aleyhine sorumluluk ihdas edilemeyeceğini, müvekkiline sorumluluk ihdas edilen dava konusu tasarruf incelendiğinde Mahkeme kararının hatalı ve eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporuna dayandığının görüldüğünü, kararda müvekkilinin sorumluluğu bakımından yapılan açıklamanın yetersiz olduğunu, ayrıca yine kararda müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak yazıldığını, bu hususun yanlış olduğunu, hatalı değerlendirmeler yapıldığını gösterdiğini, yağlı boya tablolar bakımından sorumluluk yüklenmesinin doğru olmadığını (bu konuda ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır) belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ... tarafından el konulan... Çelik Cıvata A.Ş.'nin önceki yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Kanun'un 309, 336, 337 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ıslahın 5411 sayılı Yasa'nın 141 maddesinde düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresi içinde yapılmış olmasına göre davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekili tarafından sunulan 31.01.2018 tarihli dilekçede, davalı ... hakkında açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca takip edilmeyeceği bildirilmiş olup Mahkemece davacı vekilinin bu dilekçesi çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken anılan bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. 3.Davacı vekili dosyaya sunduğu dilekçeler ile davalı ... ve davalı ... hakkındaki davasını 6100 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesi gereğince geri aldığını beyan etmiş olup davacı vekilinin bu beyanları çerçevesinde bir değerlendirme yapılması için hükmün bozulması gerekmiştir. 4.5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca hakkındaki dava tamamen ya da kısmen reddedilen davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar ... vekili, ... vekili ve ...'nun temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 2.Davalılar ... vekili ile ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenler davalı ... ve ...'a yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde davalılar ... ve ...'ya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, davacı ...Ş.'nin yönetici ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yükledikleri görevleri yerine getirmeyerek şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 370.000,00 TL'nin davalılardan payları oranında tahsili istemine ilişkindir. 18.10.2005 tarihinde açılmış olan davada yerel mahkemece davanın reddine ilişkin 15.12.2010 tarihli kararın Dairece bozulması ve yerel mahkemece bozmaya uyulması üzerine yapılan yargılama sırasında davacı vekilince 31.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 3.352.378,00 TL'ye arttırılmış, mahkemece ıslah dilekçesi esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir. Davanın yasal dayanağı mülga 6762 sayılı TTK 336, 337, 359 vd. maddelerinde düzenlenen idare meclisi üyeleri ve murakıpların sorumluluğuna ilişkindir. Yerel mahkemece, uyuşmazlıkta mülga 6762 sayılı TTK 309 maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerin uygulanması gerektiği, davada yasada öngörülen zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle bir kısım davalıların zamanaşımı def'inin reddi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davalıların zamanaşımı def'ine yönelik temyiz itirazları çoğunluk görüşü doğrultusunda "davada 5411 sayılı Yasanın 141 maddesinde düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle gerçekleşmediği gerekçesiyle" red edilmiştir. Sayın çoğunluğun, uyuşmazlıkta 5411 sayılı Yasanın 141 maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine ilişkin görüşüne katılamıyoruz. 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 141 maddesinde "Bu kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl" olduğu düzenlenmiş olup madde metninde açıkça ifade edildiği gibi bu hüküm ancak fon alacaklarından doğan davalarda uygulanabilecektir. Fon'un yetkilerinin ve görevlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan doğması, başkaca kanunlardan kaynaklanan alacakların dolaylı olarak bu kanuna ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucunu doğurmamaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 141. maddesinde tanzim edilen zamanaşımı süresi münhasıran bu Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi olup, Fon'un tahsil yetkisini haiz olduğu alacaklara ilişkin bir zamanaşımı süresi belirlememektedir (HGK 2019/11-327-1072 sayı 17.10.2019 tarihli kararı). 5411 sayılı Yasa iki grup alacağa, fon alacağı hukuki statüsü tanımış olup bunlardan birincisi Kanun'un açıkça fon alacağı statüsü tanıdığı alacaklardır ki Yasanın 108/4 ve 132/8 maddesinden doğan alacaklardır. 2 nci grup fon alacakları ise, fon alacağı olduğu işin niteliğinden anlaşılan alacaklar olup Yasanın 18, 20, 62, 130, 135 vb. düzenlenen alacaklardır. Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, dava mülga 6762 sayılı TTK 336, 337 vd. maddelerinden doğan şirket idare heyeti üyelerinin, TTK 359 maddesinden doğan şirket murakıplarının sorumluluğuna ilişkindir. Görüldüğü üzere, uyuşmazlık 5411 sayılı Yasadan kaynaklanmamaktadır, talep edilen alacak da fon alacağı değildir. Dava, başlangıçta şirket denetçileri tarafından açılmış ve takip edilmekte iken yargılama sırasında 05.11.2008 tarihli dilekçe ile 5411 sayılı Yasanın 134 maddesi gereğince ... vekilince bu aşamadan sonra kanuni halef sıfatıyla takip edilmiştir. Yukarıda da değinildiği üzere, Fon'un yetkilerinin ve görevlerinin 5411 sayılı Yasa'dan doğması, mülga 6762 sayılı TTK 336, 337, 339 maddelerinden kaynaklanan dava konusu şirket alacağının, 5411 sayılı Yasa'nın 141 maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasını gerektirmemektedir. Bu itibarla davada, 5411 sayılı Yasa'nın 141 maddesinde düzenlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir. Dava, 18.10.2005 tarihinde kısmî dava olarak açılmış olup yerel mahkemece davanın esastan reddine ilişkin 15.12.2010 tarihli karar davalılarca hukuki yararları bulunmasına rağmen zamanaşımı yönünden temyiz edilmemiş, karar Dairece davacının temyizi üzerine esastan bozulmuştur. Bu halde kısmî davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usulî kazanılmış hak doğmuş olup, kısmî dava yönünden artık davalıların zamanaşımı def'inin dinlenmesi mümkün değildir. Dava, 31.01.2018 tarihinde ıslah edilmiş, bir kısım davalılar ıslahla arttırılan bölüm yönünden de zamanaşımı def'ini ileri sürmüşler, yerel mahkemece 5411 sayılı Yasa yönünden hiçbir değerlendirme yapılmaksızın salt mülga TTK 309 maddesinde düzenlenen zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesiyle ıslahla arttırılan bölüm yönünden de zamanaşımı def'ini red etmiştir. Davacı şirket denetçilerinin, şirketin 01.07.2005 tarihinde yapılan Genel Kurul ile zararı ve mesul olan davalıları öğrendiklerinin kabulü gerektiğinden ıslahla arttırılan kısmın da 01.07.2005 tarihinden itibaren TTK 309/4 maddesinde öngörülen 2 yıllık süre içinde dava edilmesi gerekirken, bu süre geçtikten sonra 31.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilmiştir. Davalıların suç teşkil eden eylem tarihleri ile ıslah tarihi olan 31.01.2018 tarihi arasında mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde düzenlenen ceza zamanaşımı süresi de geçtiğinden ıslah edilen bölüm yönünden TTK 309/4-son cümlesindeki zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir. Islah edilen bölüm yönünden her hâlde TTK 309/4 maddesinde düzenlenen zamanaşımı gerçekleşmiştir. Bu halde ıslah edilen bölüme yönelik davalı temyiz itirazların kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince tartışılmayan, değerlendirilmeyen ve hükme esas alınmayan, uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmayan 5411 sayılı Yasa'nın 141 maddesindeki hükmün esas alınması suretiyle davalının zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddi doğru değildir. Açıklanan nedenle çoğunluk görüşüne karşıyız.