T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1212 Esas KARAR NO:2026/208 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/589 Esas - 2023/163 Karar TARİH: 23/02/2023 DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1212 Esas KARAR NO:2026/208 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/589 Esas - 2023/163 Karar TARİH: 23/02/2023 DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ... A.Ş. arasında 22.11.2013 tarihinde başlangıç tarihi 01.11.2013 ve bitiş tarihi 01.11.2018 olan 5 yıl süreli ... Servis Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, tarafların eyleme dayalı uygulamaları (yağ satışının devam etmesi, fatura ile ödemelerin sürdürülmesi, teminat mektubu süresinin uzatılması şeklindeki uygulamaları ve 19 Haziran 2020 tarihinde gönderilen faturalar) neticesinde ise sözlü ve zımni surette bahse konu sözleşmenin 24.10.2020 tarihine kadar ek bir taahhüt verilmeksizin uzatıldığını, müvekkili şirketin, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya 24.10.2013 tarihli 125.000 TL bedelli ... nezdindeki teminat mektubunu sunduğunu, teminat mektubunun vadesinin dolmasından sonra da müvekkil şirket ile davalının sözleşme ilişkisini karşılıklı olarak devam ettirme iradeleri olduğundan bahse konu teminat mektubunun vadesinin müvekkili şirket tarafından uzatıldığını, teminat mektubunun nakde çevrilmesinden evvel taraflar arasında yapılan şifahi görüşmelerde, sözleşme döneminde taahhüt edilen ve henüz müvekkile teslimi yapılmayan miktardaki yağ satışının kesin bir vade belirlenmeksizin sürdürüleceğinin söylendiğini, davalı şirketin müvekkili yanıltarak usulüne uygun düzenleyip, gönderdiği bir fatura ya da muaccel bir alacağı bulunmadığı halde teminat mektubunu 18.08.2020 tarihinde kötü niyetle nakde çevirdiğini, sözleşmenin bitiş tarihi olan 01.11.2018 tarihinden haksız şekilde teminat mektubunu nakde çevirdiği 18.08.2020 tarihine kadar ürün teminine devam etmesi ve teminat mektubu nakde çevrildiğinde ödenmemiş bir fatura bulunmamasının işbu davadaki beyanlarının doğrular nitelikte olduğunu, davalı şirket tarafından hiç bir ihtirazi kayıt belirtilmeksizin ürün tedarik edilmeye devam edildiğinden davalı şirketin fesih iradesinin mevcut olmadığını, buna karşılık davalı tarafından çelişkili davranış yasağına aykırı davranılarak teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin teminat mektubunu nakde çevirmesinden yaklaşık iki ay sonra neye dayanarak düzenlediği ve ne şekilde hesaplama yapıldığı anlaşılmayan "dava faizi" açıklamalı ... fatura numaralı 50.020,20 TL bedelli ve "İstasyon Nakdi Yatırım Bedeli İadesi" açıklamalı ... fatura numaralı 53.941,34 TL bedelli ve 24.08.2020 düzenleme tarihli olmak üzere iki adet fatura gönderdiğini, söz konusu faturalara Ankara .... Noterliğinin 28.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve faturaların ihtarname ekinde iade edildiğini, bahse konu faturaların hiç bir surette kabulü anlamına gelmemek üzere faturaların toplamı 103.961,54 TL olup , nakde çevrilen ... nezdindeki banka teminat mektubu 125.000 TL bedelli olduğunu, müvekkilinin banka hesabına 19.732,99 TL tutarında iade işlemi yapmasının dahi davalı tarafından TMK 2. Maddesi kapsamında bir hakkın kötüye kullanıldığının açık bir göstergesi olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davalı tarafından haksız ve dayanaksız olarak kötü niyetle nakde çevrilen 24.10.2013 tarihli 125.000 TL bedelli, ... seri numaralı ...Sitesi nezdindeki teminat mektubunun belirsiz alacağa dayanan davanın şimdilik 20.000 TL'sinin (alacak tutarı deliller toplandığında belirli hale geldiğinde eksik harcı tamamlamak üzere) nakde çevirme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, müvekkili şirketin uğradığı telafisi imkânsız nitelikteki finans kuruluşları ve bankalar nezdindeki itibar ve güvenilirlik kaybı sebebi ile müvekkili lehine davalı aleyhine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile .... Şti. arasında 01.11.2013 tarihli ... Servis Bayilik Sözleşmesinin 5 yıl süre ile imzalanmış olduğunu, davacının sözleşme ve asgari mal alım taahhütname gereğince toplam "60 ton madeni yağı" müvekkili şirketten almayı taahhüt ettiğini, sözleşme ilişkisinin teminatı olarak da işbu davaya konu teminat mektubunu müvekkili şirkete verdiğini, taahhütlerin davacı tarafından yerine getirilmemesi halinde müvekkilinin sahip olduğu hakların sözleşme ve asgari mal alım taahhütnamesi ile açıkça düzenlendiğini, sözleşmede açıkça belirtilen haller ve davacının sözleşme mevzuu vecihe ile borç ve taahhütlerini kısmen ya da tamamen yerine getirmemesi durumunda müvekkilinin satış destek priminden ve sair hususlar ile sözleşmeden doğan alacak ve tüm haklarının saklı tutulduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten sözleşme ve taahhütname gereği 60 ton ... alımından yalnızca 33 tonunun alımının gerçekleştirdiğini, sözleşme hükümlerine uygun davranmayarak borç ve taahhütlerini yerine getirmeyerek davacı açısından borcun muaccel hale geldiğini, hesaplama özetinin davacıya sunulduğunu, sözleşmede 60 ton'a tekabül eden toplam meblağ olan 105.500 TL + KDV= yatırımın %56,66'sının gerçekleştiğini, %43,33'ünün ise gerçekleşmediğinden yola çıkılarak bakiye anapara tutarı 45.713 TL + KDV olarak bildirildiğini, bu bağlamda ise yatırımdan kalan ana para+faizi toplamının 88.103 TL + KDV, yani 103.961,54 TL yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin öncelikle akde uygun davranarak iyi niyetli bir şekilde ihtarda bulunmak suretiyle alacağını talep ettiğini, bundan sonuç alamayınca imzalanan sözleşme hükümleri gereğince 18.08.2020 tarihinde müvekkili şirketin yatırımdan kalan ana para + faizi toplamı + KDV'nin tamamına denk gelen 103.961,54 TL'lik alacağının banka teminat mektubundan karşılandığını, teminat mektubunun nakde çevrilip carinin kapatılmasına müteakip 19.732,99 TL tutarlık fazladan olan kısmın davacı tarafa iade edildiğini, alacak tahsil edildikten sonra müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen iade işleminin de TMK m.2'ye uygun olarak iyi niyetli bir şekilde hareket edildiğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, öncelikle yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine, davacı tarafından verilmiş davaya konu banka teminat mektubunun müvekkili şirketin davacı ile arasında sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla nakde çevrilmesi dolayısıyla davanın haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmesi sebebiyle külliyen esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/02/2023 tarih ve 2020/589 Esas - 2023/163 Karar sayılı kararında; " Tüm dosya kapsamına göre ; davanın, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi nedeniyle bu sözleşme çerçevesinde sunulan ancak sonrasında nakte çevrilen teminat mektubu nedeniyle istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında beş yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, taraflar arası ticari ilişkinin 16.09.2013 tarihinde başladığı, 17.02.2020 tarihinde sona erdiği, davacı şirketin bu süre zarfında davalı şirketten 36,49 ton ... alımı yaptığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı tarafından davacıya her sözleşme yılı için 21.100'den toplam 105.00 TL+ KDV (124.490 TL) peşin satış destek primi ödeneceğinin, buna karşılık davacı yan tarafından 125.000 TL tutarlı banka teminat mektubu verileceğinin, davacı yanın üzerine düşen edimleri yerine getirmesi ile sözleşmenin sona ereceğinin, sözleşmesel edimler ile mal alımlarından doğan borçların ayrıca ihtara gerek kalmaksızın muaccel hale geleceğinin, temerrüt halinde söz konusu borçlara yasal faiz uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacının ve davalının ticari defterleri incelendiğinde davacı tarafça taahhüt edilenin altında alım yapıldığı ancak taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği, satış taahhüdü yerine getirilmese dahi sözleşmenin devam edeceği konusunda davacıda haklı bir güvenin oluştuğu, davalının eksik alıma rağmen bu duruma ses çıkarmayıp, mal vermeye devam ettiği ( tarafların aralarındaki bayilik sözleşmesinin feshedilmediği) mali müşavir bilirkişiler tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına göre tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre davacının davalıya 21.038,46 TL borçlu gözüktüğü, bu borcun 1.305,80 TL'sinin cari hesaptan kaynaklandığı, bakiye kalan 19.732,66 TL'sinin 125.000 TL tutarlı davaya konu teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonrası davacıya ödendiği, bu ödemenin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, bu nedenle davacı şirketin ticari defterlerine göre davalı şirketten 103.961,54 TL (125.000 TL teminat mektubunun nakte cevrilerek 1.305,80 TLsinin davalı tarafından cari hesap alacağına sayıldığı , bakiye kalan 123.694,20 TLnin 19.732,66 TLsinin davacıya geri ödendiği, teminat mektubundan, davalı tarafça hazırlanan iki adet fatura kapsamında davalının uhdesinde kalan bakiye miktarın 103.961,54 TL olduğu ) alacaklı olduğunun görüldüğü , davalının ticari defterlerine göre davacıya borcu ya da alacağının olmadığı, taraflar arası cari hesap farkının (103.961,54 TL), davalı yan tarafından davacı yana düzenlenen 2 adet faturanın ( dava faizi açıklamalı 50.020,20 TL bedelli ve istasyon nakdi yatırım bedeli iadesi açıklamalı 53.941,34 TL bedelli ) davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, Mahkememizce hüküm kurmaya elverişli bulunan ikinci bilirkişi raporuna göre sözleşme tarihlerine göre davacının sözleşmesel yükümlüğünün %54'ini yerine getirerek 67.253,65 TL satış destek primine hak kazandığı , davalıya iadesi gereken prim tutarının faiz hariç ....236,35 TL olduğu, davalı tarafından davacının 03.07.2020 tarihinde temerrüte düşürüldüğü tarihten teminat mektubunun nakde çevrildiği tahsil tarihine (18.08.2020) kadarki faiz dikkate alındığında (103.961,54 TL- ....885,55 TL ) davalı tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmiş olması nedeniyle davacıya iadesi gerekecek tutarın 46.075,99 TL olduğu, sözleşmenin fiilen 17/02/2020 tarihinde sona ermesi nedeniyle davacının, davalı ile arasındaki sözleşme sona erene kadar sözleşmesel yükümlüğünün %61'ini yerine getirerek 75.710,67 TL satış destek primine hak kazandığı (her ne kadar ilk bilirkişi raporunda bu miktar 76.020,83 TL olarak hesaplanmış ise de ikinci bilirkişi raporunda taahhüdün yerine getirilme oranının %60,816667 olup, bu oranın 124.490 TL destek priminin 75.710,67 TLsine tekabül ettiği görülmüştür) davalıya iadesi gereken prim tutarının faiz hariç 48.779,33 TL olduğu, davacının 03.07.2020 tarihinde temerrüte düşürüldüğü tarihten teminat mektubunun nakde çevrildiği tahsil tarihine (18.08.2020) kadarki faiz dikkate alındığında (103.961,54 TL- 49.332,61 TL) davalı tarafından teminat mektubunun nakde çevrilmiş olması nedeniyle davacıya iadesi gerekecek tutarın 54.628,93 TL olduğu , davacının ıslah dilekçesi ile 46.075,99 TL üzerinden talepte bulunduğu , bu talebin yerinde olduğu görülmekle davacının alacak isteminin kabulü ile 46.075,99 TL'nin 28/08/2020 tarihinden (davalının temerrüde düştüğü) itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacı şirketin kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyen olaylar ve ticari ilişki nedeniyle manevi zarar doğmayacağı anlaşılmakla davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''A)Davanın alacak istemi yönünden KABULÜ ile, 46.075,99 TL'nin temerrüd tarihi olan 28/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B)Davanın manevi tazminat istemi yönünden REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve TMK 48 maddesine göre firmaların da manevi şahsiyetleri bulunduğunu; tüzel kişinin şeref ve haysiyeti yanında onun toplumsal itibarı ve ticari hayattaki itibarının da Türk Medeni Kanunu'nun 24. Maddesindeki korunmadan yararlanabildiğini, TBK'nun 58 maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesi neticesinde zarar görenin bu manevi zarara karşılık manevi tazminat isteminde bulunabileceğini (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 2017/1940 E. , 2019/960 K. Sayılı ilamı), somut olayda davalı tarafın, tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi ortamında, insanların evlerinden çıkamadığı, ülkemizdeki ekonomik hayatın durma noktasına geldiği bir anda kötüniyetli olarak ve kendisine kaynak sağlamak amacı ile müvekkilin ticari itibarını yerle bir ettiğini ve ticari faaliyetini olumsuz etkilediğini; müvekkilinin bu olumsuz durum sebebi ile pandemi sürecinde kredi alamadığını; buna ilaveten, banka teminat mektubunun haksız ve dayanaksız şekilde davalı tarafça nakde çevrilmesi sebebi ile başta ... olmak üzere bankalar ve finans kuruluşları nezdinde ekonomik yaşam içerisindeki yeri ve itibarının sarsıldığını, müvekkilin kredibilitesi, diğer bir ifade ile bankalar nezdindeki güvenilirliği telafisi mümkün olmayan şekilde kayba uğradığını(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/213 E. , 2016/70 K. Sayılı kararı), Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. ... tarafından yayımlanan "Tüzel Kişilerin Manevi Zararlarının Tazmini" adlı kitapta; konunun ayrıntılı şekilde ele alındığını; ortada dayanak bir fatura yok iken ve münhasıran davalı tarafın kötüniyeti ile teminat mektubu nakde çevrildiği sabit olan müvekkili şirketin, ... başta olmak üzere tüm banka ve finans kuruluşları nezdinde uzun yıllar kayıtlarda sabit kalacak şekilde manevi surette zarara uğradığı açık iken; bu talebin gerekçeli kararda hiç tartışılmadan ve gerekçe yazılmadan reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; mahkeme kararının gerekçeli olmamasının Anayasaya da aykırı olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete yaptığı haksız eylemleri sektördeki diğer şirketlere de benzer şekilde uyguladığını, yerel mahkemenin manevi tazminatın reddi yönündeki kararın onanması halinde, davalı şirketin bu haksız ve kötüniyetli uygulamasını yerleşik hale getirip ve kötüniyetli eylemlerini mahkeme kararlarına dayandıracağını, adalet merci olan mahkemelerin, verdikleri kararlar ile kötüniyetli eylemlerin dayanağını oluşturmasının kabul edilemeyeceğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenler ve re'sen gözetilecek nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasına, 50.000-TL manevi tazminat istemlerinin kabulüne, mümkün olmaz ise kararın manevi tazminat yönünden kaldırılıp mahkemeye iadesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşme ve taahhütname gereği 60 ton ... alımının yalnızca 33 tonunun alımını gerçekleştirdiğini; cevap dilekçeleri ekinde sunulan ödeme planında da mahkemeye sunulan alacak bakımından; sözleşme hükümlerine uygun davranmayarak borç ve taahhütlerini yerine getirmeyen davacı açısından borcun muaccel hale geldiğini; bundan sonraki süreçte davacının temerrüde düştüğünü; davacı taraf ile müvekkili şirket arasındaki cevap dilekçeleri ekinde de sunulan yazılı mailleşmeler esnasında hesaplama özeti davacıya sunulmuş olup, sözleşmede 60 ton'a tekabül eden toplam meblağ olan 105.500 TL + KDV yatırımın %56,66’sının gerçekleştiği, %43,33’ünün ise gerçekleşmediğinden yola çıkılarak bakiye ana para tutarının 45.713 TL + KDV olduğunun bildirildiğini; bu bağlamda ise, yatırımdan kalan ana para + faizi toplam 88.103 TL + KDV, yani 103.961,54 TL yaptığını, Müvekkil şirkete iadesi gereken ana para prim tutarının ....236,35-TL olduğu hususunun 12.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda 4.5. numaralı maddede de tespit edildiğini, müvekkili şirketin öncelikle akde uygun davranarak iyi niyetli bir şekilde ihtarda bulunmak suretiyle alacağını talep ettiğini; buradan sonuç alınamayınca, 103.961,54 TL'lik alacağını banka teminat mektubundan karşıladığını, teminat mektubunun nakde çevrildiği tarihte; davacının 103,961,54 TL + 1.305,80 TL = 105.267,37 TL tutarında borcu bulunduğunu, banka teminat mektubu bedelinden davacının borcu düşüldüğünde 19.732,63-TL'nin davacı tarafa iade edildiğini, Bilirkişi raporunda, davacı tarafın temerrüt tarihinde yanılgıya düşülmüş olup buna bağlı olarak yapılan faize ilişkin hesaplamaların hatalı olduğunu; davacı tarafın 60 ton ... alımının yalnızca 32.414 kg alımını gerçekleştirdiğini; sözleşme hükümleri ve Asgari Mal Alım Taahhütnamesi doğrultusunda, sözleşmenin ihlali ile davacının doğrudan temerrüde düştüğünü, Asgari Mal Alım Taahhütnamesi'nin ''Her bir yıllık dönemin sonunda şirketinizden yapmış olduğumuz alım miktarlarının değerlendirilmesi sonucunda yukarıdaki tabloda beyan etmiş olduğumuz alım miktarlarının altında kalındığı takdirde şirketinizce peşin ödenmiş prim miktarının, gerçekleşen satışa göre yıl bazında karşılaştırılması üzerinden hesaplanacak orana göre uhdemizde bulunan fazla ödenmiş peşin destek primini yasal faizi ile birlikte geri ödemeyi... beyan, kabul ve taahüt ederiz'' hükmü uyarınca her döneme ilişkin alım taahüdünden doğan borcun muaccel olacağını, bu nedenle, bilirkişinin davacı tarafın ihtar ile 03.07.2020 tarihinde temerrüde düştüğü yönündeki tespitinin; tacir olan taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine, Asgari Mal Alım Taahüüdüne ve hukuka aykırı düştüğünü, temerrüt tarihinin, müvekkili şirketin alacaklı olduğu tutarın her bir yıl bazında alımı gerçekleşmeyen tutar üzerinden ve ilk vade tarihi olarak sözleşmenin akdedildiği, taahüüt edilen alımın gerçekleşmemesiyle borcun muaccel olduğu tarih olan 01.11.2013 olarak alınması gerektiğini; ilk vade tarihi olan 01.11.2013 olarak kabul edilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıdaki açıklamalar ve re’sen nazara alınacak sebeplerle; tehir-i icra taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin (“Yerel Mahkeme”) 2020/589, 2023/163 K. sayılı 23.02.2023 tarihli kararın kaldırılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ... servis bayilik sözleşmesi ile asgari mal alım taahhütnamesine istinaden davalı yana verilen 125.000,00-TL tutarlı teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiğinden bahisle şimdilik 20.000,00-TL'lik kısmının iadesi, ayrıca 50.000,00-TL manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacının 14/10/2022 harçlandırma tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini 46.075,99 TL'ye yükselttiği, mahkemece alacak isteminin ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.Mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanmış, bayilik sözleşmesi, asgari alım taahhüdü, mail yazışmaları, teminat mektubu ve mektubun tazminine ilişkin belgeler, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname, davalının kestiği ve itiraza uğrayan prim iadesi ve işlemiş faiz faturaları dosya arasına alınmış, davalı defterleri üzerinde istinabe yolu ile mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı itirazı üzerine kök rapordaki tespitleri tekrar eden ek rapor alınmış, akabinde davacı defterleri üzerinde de mali inceleme yaptırılarak birleştirici rapor alınmış ve yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi manevi tazminat istemlerinin reddinin hatalı olduğu, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi ise hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihi hatalı tespit edildiğinden satış destek primi iadesi alacaklarına işletilen faizin eksik hesaplandığı, temerrüt tarihinin doğru tespiti halinde teminat mektubundan fazladan tahsil edilen ve davacıya iadesi gereken bir tutar olmadığının anlaşılacağı yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasındaki 01/11/2013 tarihli beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 5/1 maddesi ile davalı tarafından davacıya, her sözleşme yılı için 21.100,00-TL den toplam 105.500,00-TL + KDV (124.490 TL) Peşin Satış Destek Primi ödeyeceğinin, buna karşılık davacı tarafından davalıya 125.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubu verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. 124.490,00-TL'nin davacıya 15/11/2018 tarihinde ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki asgari mal alım taahhüdü ile davacının; 01/09/2013- 01/09/2014 tarihleri arası 12 ton, 01/09/2014 - 01.09.2015 tarihleri arası 12 ton, 01/09/2015 - 01/09/2016 tarihleri arası 12 ton, 01/09/2016 - 01/09/2017 tarihleri arası 12 ton, 01/09/2017 - 01/09/2018 tarihleri 12 ton olmak üzere 5 yılda toplam 60 ton ... almayı, her bir yıllık dönemin sonunda yıllık alım taahhüdünün altında ürün aldığının tespiti halinde peşinen ödenmiş prim miktarının, gerçekleşen yıla göre yıl bazında karşılaştırılması üzerinden hesaplanacak orana göre uhdesindeki fazla ödenmiş satış destek primini yasal faizi ile birlikte iade etmeyi, davalı tarafından geri ödeme yapılacak miktarın davacıya bildirilmesinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme yapılmaması halinde davalının bedeli teminat mektubundan karşılama yetkisine sahip olduğunu taahhüt ettiği, yine alım taahhüdünde davalı lehine doğacak herhangi bir hakkın uzun süre kullanılmamış olmasının o hak ve alacaktan davalı tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğinin de davacı yanca peşinen kabul ve taahhüt edildiği anlaşılmıştır. Taahhüdün giriş kısmında bu taahhüdün ilerde akdedilecek bayilik sözleşmesinde ayrıca hüküm bulunmasına gerek olmaksızın, bayilik sözleşmesi tarihinden itibaren geçerli olacağına dair taahhüt bulunduğu, nitekim davacının davalı yandan bayilik sözleşmesinin imza tarihinden önce 20/09/2013 tarihinde mal alımına başladığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından anılan teminat mektubunun 18/08/2020 tarihinde nakde çevrildiği, tahsil edilen 125.000,00-TL'den, atış destek primi iadesi ve işlemiş faizi toplamı 103.961,54-TL ile bakiye cari hesap borcu 1.305,80-TL'nin mahsubu sonucu 19.732,63-TL'nin davacıya iade edildiği, davalının teminat mektubunu nakde çevirdikten sonra düzenlediği 24/08/2020 tarihli "istasyon nakdi yatırım bedeli iadesi" açıklamalı 53.941,34-TL tutarlı fatura ile aynı tarihli "yatırımdan kaynaklanan faiz bedeli" açıklamalı 50.020,20-TL tutarlı faturaların davacı tarafından yasal sürede itiraz edilerek davalıya iade edildikleri, davalının teminat mektubundan tahsilat yaptıktan sonra tahsilatın dayanağı alacağı faturaya bağladığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının sözleşme ve eki alım taahhüdünde belirtilen sözleşme dönemleri için toplam 60 ton taahhütte bulunmasına rağmen 32.414-kg alım yaptığı, taahhüdünün %54'lük kısmını yerine getirdiği, bu durumda iadesi gereken prim tutarının ....236,35-TL olduğu tespit edilmiş, bu tutara davacıya gönderilen 19/06/2020 tarihli ihtarnamede verilen sürenin bitim tarihi olan 03/07/2020 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmiş ve davalının mektubun tazmin tarihi itibariyle 649,20-TL işlemiş faiz dahil 58.885,55-TL alacağı bulunduğu oysa teminat mektubundan prim iadesi ve faizi için 103.961,54-TL tahsil edildiği, haksız tahsil edilen 46.075,99-TL'nin iadesi gerektiği; davalının sözleşmenin bitim tarihi olan 01/11/2018 tarihinden sonra da teminat mektubunun vadesini uzatarak 17/02/2020 tarihine dek davacıya satış yapmış olması nedeniyle sözleşme süresinin zımnen uzadığının kabul edilmesi halinde ise mektubun nakde çevrildiği tarihe dek taahhüdün 36.490 kg alım ile %61'lik kısmının yerine getirilmiş sayılacağı, bu durumda iadesi gereken prim tutarının 48.779,33-TL olduğu, 553,28-TL işlemiş faiz ile birlikte mektubun tazmin tarihindeki davalı alacağının 49.332,61-TL olacağı, fazla tahsil edilen 54.628,93-TL'nin iadesinin gerekeceği kanaati bildirilmiştir. Davacı tarafından netice-i talep sözleşmede belirtilen 2013 ila 2018 yılları arasına yönelik hesaplama esas alınarak 46.075,99-TL üzerinden ıslah edilmiş, mahkemece sözleşmenin uzadığı kabul edilmekle birlikte taleple bağlılık ilkesi uyarınca davalının temerrüde düştüğü 28/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 46.075,99-TL'ye hükmedilmiştir. Dosya kapsamında ne fiziken ne de uyap sistemi üzerinde davalının davacıya gönderdiği 19/06/2020 tarihli ihtarname mevcut olmayıp, davacının delil listesinde sunduğu 30/06/2020 tarihli cevabi ihtarname kapsamından davalının davacıdan toplam 103.689,39-TL ödeme talep ettiği, davacının ise borcu kabul etmediği anlaşılmıştır.Davalı tarafından davalının beş yıllık sözleşme süresi boyunca 60 ton alım taahhüdünün %56,66'lık kısmının gerçekleştiği, gerçekleşmeyen kısım için davacıya ödenen 124.490,00-TL'nin %43,33 oranındaki 53.941,34-TL primin iadesi gerektiği, bu tutara alım taahhüdü gereği sözleşmenin yapıldığı 01/11/2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, temerrüdün ihtar ile gerçekleştiği gerekçesi ile eksik faiz hesaplandığı hem rapora itiraz dilekçesinde hem de istinaf dilekçesinde ileri sürülmüştür. Yukarıda alıntılanan asgari alım taahhüdünde davacının yıllık asgari 12 ton asgari ürün alımını, dönem sonunda yıllık eksik ürün alımı halinde ödenmiş prim miktarının, gerçekleşen yıla göre yıl bazında karşılaştırılması üzerinden hesaplanacak orana göre uhdesindeki fazla ödenmiş satış destek primini yasal faizi ile birlikte iade etmeyi taahhüt etmiş olduğu, buna göre davacının kendisine ödenen toplam prim tutarının yıl bazında karşılığı olan 24.898,00-TL'nin (124.900,00-TL/5) nin o yıl gerçekleşmeyen taahhüt oranına tekabül eden kısmını, dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile iade etmeyi taahhüt ettiği, burada kararlaştırılan faizin temerrüt faizi değil akdi faiz olduğu, bu durumda mahkemece yapılması gereken işin, davacının asgari alım taahhüdündeki dönemleri esas alarak beş yıllık süre için yıl bazında eksik ürün alımı yapıp yapmadığının, yapmış ise eksik alım oranının ne olduğunun buna göre her bir yıl için iade edilmesi gereken destek primi tutarının ne olduğunun, her bir yıl için tespit edilen iade tutarına, o yılın dönem sonundan teminat mektubunun tahsil tarihine dek geçen süre içerisinde yasal faiz işletilerek, davalının davacıdan iadesini talep edebileceği toplam tutarın ne olduğunun ve fazladan tahsilat yapılmış olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişiden mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, asgari alım taahhüdü hükümleri değerlendirilmeksizin yapılan hesaplamayı içerir rapora göre ve davalının bu rapora itirazları karşılanmaksızın hüküm tesisi yerinde olmamış, davalının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.Kabule göre de; mahkemece davanın kısmi dava olduğu kabul edilmesine rağmen, ıslahla arttırılan kısım da dahi olmak hükmedilen tüm alacağa, davacının haksız nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi amacıyla çektiği ihtarın tebliğ tarihine göre belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yerinde olmamış ise de; bu yönde istinaf bulunmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarih ve 2020/589 Esas ve 2023/163 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.