İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili asliye hukuk mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... şirketinin …
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1199 KARAR NO : 2025/1697 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/04/2024 NUMARASI : 2022/337 Esas - 2024/202 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili asliye hukuk mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... şirketinin işleteni, davalı ...'un maliki, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ve davalı sigorta şirketi nezdinde de ZMM sigortalı bulunan... plaka sayılı kamyona, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla arkadan çarpması neticesinde meydana gelen 24/04/2013 günlü trafik kazasında ...'ın hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumuna, seyir sırasında arızalanan... plaka sayılı aracı, gerekli güvenlik önlemleri almadan park eden davalı araç sürücünün sebebiyet verdiğini, kaza tarihinde net 1.500.00-TL aylık gelire sahip ...'ın ölümü ile eşi ve çocukları olan davacıların, desteğinden yoksun kaldıklarını, uğranılan zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonucunda 13/05/2013 tarihinde davacı eş Nursen için 21.244,00-TL, davacı çocuk ... için 2.049,00-TL olmak üzere toplam 23.293,00-TL tazminat ödemesi yapılmış ise de, yapılan bu ödemenin gerçek zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 500,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi, davacı ... için 500,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi ve davacı ... için de 25.000,00-TL manevi tazminat toplamı olan 91.000,00-TL'nin olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; 04/05/2017 günlü ıslah dilekçesi ile de davacı eş için talep ettikleri destek tazminatı miktarının 544.126,31-TL'ye, davacı ... için olan destek tazminatı miktarını da 73.456,59-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;-Davacı yanın davacılar ... ve ... için maddi tazminat istemi ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirilerek;-Davalılardan Sigorta Şirketi açısından poliçe limiti de gözetilerek 170.529,52-TL ... için, 17.265,73-TL ... için 13/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak, davacılara ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Diğer davalılar açısından davacılardan ... için 19.319,58-TL, ... için 1.956,06-TL maddi tazminat açısından davanın KISMEN KABULÜNE, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte diğer davalılardan dayanışmalı olarak TAHSİLİ ile, davacılara ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,-Davacıların ayrı ayrı manevi tazminat istemleri davalılardan ... Sigorta dışındaki davalılar açısından tarafların dosyaya yansıyan sosyal ekonomik koşulları, kusur durumları, meydana gelen olayın davacılarda yarattığı manevi ağırlık ve TMK 4.maddesi gereği hakkaniyet ilkesiyle birlikte değerlendirilerek KISMEN KABULÜ ile, davacılardan ... için 15.000,00TL, diğer davacılar ... ve ... için 5.000,00'er TL olmak üzere toplam 25.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Sigorta dışındaki davalılardan dayanışmalı olarak TAHSİLİ ile, davacılara ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili, davalılardan ... ve ... vekili ile davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen 17/02/2022 gün, 2021/2182 Esas - 2022/210 Karar sayılı ilamla; eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 5/3 maddesi gereğince asliye hukuk mahkemeleriyle asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin iş bölümü olmaktan çıkartılarak görev ilişkisi haline dönüştürüldüğü; somut olayda, diğer zarar sorumluları yanında ZMM sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik olarak da dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalar olduğundan, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girdiği ve davanın açıldığı tarihte İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin de faaliyette bulunduğu dikkate alınarak, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı biçim ve şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın başka herhangi bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca kaldırıldığı;Dairece verilen kaldırma kararından sonra mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesini müteakip dosyanın İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/337 esasına kayıtlandığı görülmüştür.Görevli mahkeme nezdinde devam ettirilen yargılama neticesinde mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; talep konusu kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün %25 oranında, müteveffanın ise %75 oranında kusurlu olduğunun bilirkişi raporlarıyla belirlendiği; ayrıca yargılama sırasında temin edilen ve müteveffa gelirinin asgari ücretin 2/14 katı olduğu varsayımından hareketle, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak suretiyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş halinin düşülmesi ve SGK tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin üçüncü kişiye rücu edilebilecek kısmının da mahsubu suretiyle düzenlendiği anlaşılan 02/01/2024 günlü aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli olduğu; her ne kadar davalı tarafça müteveffanın emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu sayılması gerektiği iddia edilmiş ise de kaza tespit tutanağında bu yönde herhangi bir değerlendirme olmadığı ve bu iddianın davalı tarafça kanıtlanması gerektiği gözetildiğinde, ispatlanamayan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerekmediği; bunda ayrı, davalılardan ... Ltd. Şti. nin işleten sıfatına haiz olmadığını ileri sürerek sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini beyan etmiş ise de davalı araç sürücüsünün soruşturma aşamasında verdiği 24/03/2013 günlü ifadede, ... Lojiktik Şirketi'nin elemanı olarak çalıştığını beyan etmesi ve ... tarafından dosyaya sunulan Taşıma Hizmet Sözleşmesi gereğince ... müşterilerine ait olan malların taşınması işinin dava dışı firmaya verildiğinin anlaşılması ve kazaya karışan araç üzerinde ... logistics ticari unvanının bulunması karşısında, KTK'nın 85. maddesi gereği bir motorlu bir aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletilmesi esnasında doğan zarardan teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağına ilişkin 2918 KTK'nın 85.madde hükmündeki düzenleme gözetildiğinde, davalı ... Lojiktik Şirketi'nin bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği; keza her ne kadar davacı taraf 24/04/2017 günlü aktüer hesaplama doğrultusunda davayı ıslah etmiş ise de; önceki karara karşı davacı tarafça da hem maddi hem de manevi tazminat bakımından istinaf yasa yoluna başvurulduğu ve kaldırma kararının da görev ilişkin bulunduğu dikkate alındığında, usulü kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği, bu durumda karar tarihine en yakın tarihteki verilere göre düzenlendiği anlaşılan 02/01/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davacı tarafın maddi tazminata ilişkin taleplerinin karşılanması gerektiği, davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olacağı, şeklindeki özet gerekçeyle;-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile;-Dava tarihinden sonra yapılmış bir tahsilat varsa bunlarla tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; -Davacı ... yönünden; -439.985,16 TL maddi tazminatın olay tarihi 24.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ( Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu faiz başlangıcı 13.05.2013 olmak ve 211.562,80 TL ile sınırlı olmak üzere )-Takdiren 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 24.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ( davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.) -Davacı ... yönünden;-2.954,48 TL maddi tazminatın olay tarihi 24.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ( Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu faiz başlangıcı 13.05.2013 olmak ve 1.420,63 TL ile sınırlı olmak üzere ) ( Yapılan ödemeler varsa bunlarla tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ) -Takdiren 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 24.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ( davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.)-Davacı ... yönünden;-Takdiren 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 24.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ( davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.) -Fazlaya dair istemlerin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... A.Ş.vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; talep konusu kazada desteklerini kaybeden müvekkili davacılar üçüncü kişi konumunda olduklarından, müteveffa kusurunun kendilerine yansıtılamayacağı gözetilerek kusur indirimi yapılmaksızın karar verilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olmasının doğru olmadığı, ayrıca destek tazminatı talep hakkı oldukları ispatlanmadan müteveffanın anne ve babasına pay ayrılarak sonuca ulaşılmasının da isabetsiz olduğu ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının son derece yetersiz bulunduğuna yöneliktir.Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; zamanaşımı defi üzerinde durulmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihi itibariyle kişi başı 225.000,00-TL ile sınırlı olduğu ve davacı tarafa hasar dosyası kapsamında 245.839,29-TL ödeme yapıldığı, dolayısıyla teminat limitinin tamamı tüketildiği halde yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz bulunduğu, tüm bunlardan ayrı davada ispat yükü davacı tarafa ait olduğundan, müteveffanın davacılara desteklik sağladığı somut olarak kanıtlanmadan taleplerin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi kusurun ve tazminat miktarının da usulüne uygun şekilde belirlenmediğine ilişkindir.Davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf nedenleri; işleten sıfatı bulunmayan müvekkilinin diğer davalılarla birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu baz alınarak ve gelirin de asgari ücretin üzerinde olduğu varsayımıyla yapılmasının doğru bulunmadığı, keza sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin faizleri hesaplanarak belirlenen tazminattan tenzili gerektiği halde bunun yapılmamış olmasının isabetsiz bulunduğu ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığı incelenmeksizin sonuca varılmış olmasının da hatalı bulunduğu hususlarına yöneliktir.Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf nedenleri ise; 10 yıldır devam eden bir davada, davacı tarafın İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde sürdürülen yargılama sırasında temin edilen 24/04/2017 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği, karara karşı da sadece kusur indiriminin hatalı olduğu ve manevi tazminatın az takdir edildiği ileri sürülerek istinaf yasa yoluna başvurulduğu dikkate alındığında davalı taraf yararına oluşun usulü kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının doğru olmadığı, ayrıca müteveffanın kazancının da hatalı belirlendiği ve dahi usulü kazanılmış hakkı ihlal edecek biçimde TRH 2010 Yaşam Tablosunun baz alınmasıyla düzenlenen rapor doğrultusunda karar verilmesinin de hukuka aykırı bulunduğu ve davacı taraf yararına takdir olunan manevi tazminat miktarlarının da çok fazla olduğuna ilişkindir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, görülmekte olan davanın 24/03/2013 günlü çift taraflı trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'ye, aracın işleteni olduğu ileri sürülen ... Şirketi'ne ve söz konusu aracın sürücüsü olan ... ile birlikte söz konusu bu aracın kaza tarihinde maliki bulunan ...'a yöneltilerek açıldığı, müteveffanın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sigortacısına, malikine veya işletenine yöneltilmiş bir dava olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.1-Hal böyle olunca, dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle görülmekte olan dosya kapsamında temin edilen tüm kusur bilirkişi raporlarındaki kazanın oluş şekli ile kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmeler birbiri ile uyumlu olduğu gibi olayla ilgili olarak İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek davalı araç sürücüsünün cezalandırılmasıyla sonuçlandırılan ve 21/11/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılan 2013/280 Esas - 2014/464 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası kapsamında temin edilen ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlendiği anlaşılan 04/06/2014 günlü kusur bilirkişisi raporundaki tespitler yanında ceza mahkemesindeki konuya ilişkin diğer tüm tespitlerle örtüşmeleri karşısında mahkemece kazanın oluşumunda müteveffanın %75 oranında, davalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bu orana göre sonuca varılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;Bundan ayrı, davacı tarafça müteveffa kusurunun üçüncü kişi konumunda olmaları nedeniyle kendilerine yansıtılamayacağını ve bu nedenle de kusur indirimi yapılamayacağını ileri sürmüş olmakla birlikte, davacı tarafça ileri sürülen ve kaza tarihi itibariyle yerleşmiş yargısal uygulamalara dayanan bu durumun sadece müteveffanın sevk ve idaresindeki aracın ZMM sigortacısına yöneltilerek açılan davalılar bakımından söz konusu olabileceği, kazaya karışan karşı aracın sorumluluğunu üstlenen kişi ve kuruluşlara karşı ileri sürülemeyeceği belirgin olduğundan mahkemece, doğru şekilde belirlenen kusur oranları gözetilmek, yani kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmiş olmasının da isabetli bulunmasına;Ayrıca, eş ve çocukların ölenin desteğinden yoksun kalacakları hayat tecrübeleriyle belirgin olduğundan, bu kişilerin destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilmeleri için başkaca bir ispata gerek bulunmamasına ve dahi Dairemizin de katıldığı yerleşmiş yargısal uygulamalara göre talepte bulunmasalar dahi müteveffanın anne ve babasının sağ olması halinde kendilerine pay ayrılması gerekmekte olup, bu zorunluluk gözetilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında da bir isabetsizlik bulunmamasına;Tüm bunlardan ayrı, talep konusu kazanın davalı ... Şirketi'ne ait malların taşınması sırasında meydana gelmesi ve araç üzerinde de açıkça ... Şirketi'ne ait logo bulunması nedeniyle 2918 sayılı KTK'nın 85.madde hükmü uyarınca işleten sıfatına haiz olduğu konusunda duraksama bulunmayan adı geçen şirketin, diğer zarar sorumlularıyla birlikte oluşan zararın giderilmesinden sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında da herhangi bir yanılgı tespit edilememesine göre taraf vekillerinin açıklanan hususları amaçlayan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.2-İstinaf yasa yoluna başvuran davalıların aktüer hesaplama yönteminin hatalı olduğu, usulü kazanılmış hakların ihlal edildiği, davacı tarafa yapılan ödemelerin tenzilinin usulüne uygun şekilde yapılmadığı, zamanaşımı definin dikkate alınmadığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığı üzerinde durulmadığı ve sigorta şirketince yapılan ödemelerle poliçe limitinin tüketilmiş olmasının da göz ardı edildiğine ilişkin istinaf itirazları birlikte değerlendirildiğinde;...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın yapmış olduğu arıza nedeniyle yol kenarında park halindeyken, davacıların desteği müteveffa ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın durmakta olan araca arkadan çarpması neticesinde meydana gelen 24/04/2013 günlü kazada, ...'ın hayatını kaybettiği, geriye davacı eş ve çocuklarını bıraktığı, davacıların eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yaptıkları başvuru neticesinde kendilerine 20/05/2013 tarihinde toplam 23.293,00-TL tazminat ödemesi yapıldığı, ancak davacılar tarafından yapılan bu ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülmek suretiyle 27/05/2013 tarihinde eldeki davanın açıldığı ve 20/05/2013 tarihli ödeme nedeniyle düzenlenen ibranamenin davacı tarafça itirazi kayıtla imzalandığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup, açıklanan bu hususlarda da esasen taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Bu durumda makbuz niteliği taşıyan böyle bir ödemenin, ödeme tarihinde yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmediği gibi hükme esas alındığı anlaşılan 02/01/2024 günlü aktüer bilirkişi raporunda ödeme tarihi verilerine göre belirlenen maddi zarar tutarları dikkate alındığında gerçek zararın davacılara yapılan ödemelerin çok üzerinde olduğu, yani yapılan ödemenin yeterli bulunmadığı anlaşılmış olmakla, sigorta şirketi tarafından yapılan yetersiz ödemenin güncellenmiş halinin hesaplanan tazminattan düşülmesi neticesinde bulunan tazminata hükmedilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik mevcut değildir.Bundan ayrı, ...'ın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının bir iş kazası kabul edilerek müteveffanın eş ve çocuğuna rücuya tabi gelir bağlandığı dosya kapsamıyla sabit olup, bu gelirin peşin sermaye değerinin 5510 Sayılı Yasa uyarınca davalıların üçüncü kişi konumunda olmaları nedeniyle kusurlarının yarısı oranında kendilerine rücu edilebileceği gözetilerek, belirlenen tazminatlardan indirilmiş olmasında da istinaf edenlerin sıfatına ve istinaf nedenlerine görev bir yanılgı bulunmadığı gibi; ölümle sonuçlanan 24/04/2013 günlü trafik kazasına dayanılarak açılan görülmekte olan davada uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresi kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d madde hükümleri uyarınca 15 yıl olmakla, 27/05/2013 olan dava tarihi ve 04/05/2017 olan ıslah tarihi itibariyle bu sürenin geçirildiğinden bahsedilemeyecek olması nedeniyle, mahkemece zamanaşımı defi üzerinde durulmaksızın karar verilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına;Keza, Hazine Müsteşarlığı tarafından her yılın başında belirlenen ZMM Sigorta Poliçesi limitlerine göre kaza tarihi itibariyle (24/04/2013) ölüm halinde kişi başı azami teminat limiti 250.000,00-TL olup, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda bu durum gözetilerek ve dava dışı diğer hak sahiplerinin durumu da dikkate alınmak suretiyle garameten paylaşım yapıldığı ve davacıların sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminat miktarının da buna göre belirlendiğine göre poliçe limitinin aşıldığından da söz edilemeyecek olmasına ve mahkemece ilk karardan sonra ödeme yapılmış olabileceği gözetilerek "tekerrür olmamak kaydı ile" açıklamasıyla, davalı taraf aleyhine gerçekleşecek durumunda önüne geçilmiş olmasına;Tüm bunlardan ayrı, görevsiz mahkemece verilen önceki karara dayanak kılınan aktüer bilirkişi raporunda davacıların talep edeceği destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarının davacı eş ve çocuk bakımından sırasıyla 544.126,31-TL ve 73.456,59-TL olarak gösterildiği, davacıların da bu miktarları esas alarak ıslah talebinde bulundukları, ancak görevsiz mahkemece verilen karara karşı davacılar dahil tüm taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu ve istinaf incelemesinde de esasa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın kararın sadece görev nedeniyle kaldırıldığı gözetildiğinde, taraflar yararına oluşan herhangi bir usulü kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği gibi asgari ücretlerdeki artışların usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı sabit olmakla, karar tarihine en yakın tarihteki verilere göre, Dairemizce de benimsenen Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda TRH 2010 Yaşam Tablosu, prograsif rant uygulaması ve müteveffanın en son çalıştığı iş yerinden temin edilen belgeye göre belirlenen müteveffa gelirinin dikkate alınarak düzenlendiği anlaşılan aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında da usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı yapılan istinaf başvurularının yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.3-Tarafların manevi tazminata ilişkin takdir hakkının hatalı kullanıldığına yönelik istinaf itirazlarına gelince;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Bu durumda, ölüm karşılaşılabilecek en ağır sonuç olmakla birlikte, kazanın meydana geldiği tarih (2013), oluş şekli (duran araca arkadan çarpmak şeklinde) kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tali (%25 oranında), müteveffanın ise asli (%75 oranında) kusurlu oluşu, ayrıca ölenin yaşı kaç olursa olsun, davacıların eş ve baba kaybına bağlı olarak yaşam tecrübelerine göre duyacağı elem ve ızdırabın ağırlığı, talep miktarı, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları ile manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması, ancak manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması, gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde; davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre az veya fazla olmadığı, isabetli bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, taraf vekillerinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarının da reddine karar verilmesi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2024, 2022/337 Esas - 2024/202 Karar sayılı kararına yönelik olarak davacılar vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ... A.Ş.vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar görülmekte olan davada ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunduklarından karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca her birinden ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL harcın davacılardan ... ve ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3/Davacı ... alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 427,60-TL'nin düşümüyle kalan 187,80-TL harcın davacı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 31.964,96-TL harçtan peşin yatırılan 23.231,92-TL harcın düşümü ile bakiye 8.733,04-TL istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen (-davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 14.548,90-TL ile sınırlı olmak üzere-) tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.05/11/2025