7. Hukuk Dairesi 2013/2268 E. , 2013/6283 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalının temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında
**7. Hukuk Dairesi 2013/2268 E. , 2013/6283 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalının temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre ; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. 2012 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.690,00 TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda davalı tarafça temyize konu edilen miktar 489,58 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalı tarafın temyiz dilekçesinin reddi gerekir. 2-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı, davalı bankada güvenlik görevlisi olarak 01/06/1996-31/01/2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğini, ibraname karşılığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yemek ücreti ödendiğini, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, resmi tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin ödenmediğini, yemek ücretinin de eksik ödendiğini, gün içinde vardiyalı olarak çalıştığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, yıllık izin, fazla çalışma, resmi tatil, hafta tatili ve yemek ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının bankadan ayrılırken tüm alacaklarını aldığını, bankayı ibra ettiğini, çalıştığı süre boyunca günde iki saat fazla mesai yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin ikinci maddesine göre hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve fazla mesai ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 01/06/1996-31/01/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, hizmet sözleşmesine göre yılda 270 saatlik fazla mesainin aylık ücrete dahil olması nedeni ile yıllık 270 saati aşan haftalık 8,24 saatlik fazla mesai yapması nedeni ile fazla mesai alacağı olduğu, haftada 1 gün izin kullanması nedeni ile hafta tatili alacağı olmadığı, resmi tatillerde çalışma yapılmaması nedeni ile resmi tatil alacağı olmadığı, yemek ücretinin günlük 10,80 TL ödeneceğine dair bir düzenleme olmaması nedeni ile bakiye yemek ücret alacağı olmadığı, izin ücretinin davalı tarafından banka hesabına yatırılmış olması sebebi ile izin ücreti alacağı olmadığı, tahakkuk yapılan bordrolar dışlandıktan sonra bilirkişi raporunda belirlenen fazla mesai ücretinden mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerin de olabileceği dikkate alınarak takdiren % 30 oranında indirim yapılmak suretiyle 489,58 TL fazla mesai alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Davalı, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, ibraname alındığını, fazla mesai ücreti alacaklarının taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesine göre ücrete dahil olduğunu savunmuştur. Dosyaya sunulan ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuku bulunduğu, ancak ücret bordrolarında davacının imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı fazla mesai ücretlerinin ödendiğini kabul etmemektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai tahakkuku bulunan ayların hesaplamada dışlanması gerektiği, fazla mesai tahakkuku bulunmayan aylar için hesaplama yapıldığı, iş sözleşmesinde fazla mesai ücretinin ücrete dahil olduğunun belirlenmesi nedeniyle davacının yıllık 270 saati aşan çalışmasının tanık beyanlarına göre hesaplandığı ve haftalık 8,24 saat fazla mesaisi bulunduğunun tespit edildiği ve 699,41 TL fazla mesai ücreti alacağı olduğu kabul edilmiştir. Davalı banka tarafından fazla mesai ücreti tahakkuk ettirilen ücret bordroları dosyaya sunulmuş ise de bu ücretlerin davacıya ödendiği ispat edilememiştir. Davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin imzalı kayıtlarla ya da banka hesap kayıtları ile ispat edilmesi gerekir. Yapılacak iş; davacıya bordro karşılığının banka hesabı üzerinden ödenip ödenmediğini araştırıp davacının ödeme yapılan banka hesap dökümünün getirtilerek bordroda yazılı tahakkuk karşılıklarının davacıya ödenip ödenmediğini belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. 4-4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Somut olayda; davacı yıllık izin ücreti talebinde bulunmuştur. Davalı davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunmuştur. Dosyaya davacının hangi tarihlerde izin kullanacağı belirtilen davacının imzası ve yöneticisinin onayı bulunan izin formları ile davacı tarafından imzalanmış davalı nezdinde kullanmadığı 93 günlük yıllık izin ücreti alacağı dışında izin alacağı olmadığına dair dilekçe sunulmuştur. Davalı tarafça ayrıca davacının imzası bulunmayan Ocak 2011 tarihli ücret bordrosunda davacıya 4.842,20 TL izin ücreti tahakkuku yazılmış, Ocak 2011 ayı ücreti ile 02.02.2011 tarihinde izin ücretinin de davacıya ödendiğine dair banka hesap kaydına ilişkin ekran görüntüsü sunulmuş ise de ilgili kaydın davacıya ait banka hesabı olduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece davacının yıllık izin ücretinin ödendiğine dair davacıya ait ve davalı banka tarafından onaylanmış banka hesap kaydının sunulması istenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken davacının yıllık izin ücretinin ödendiğinin kabulü ile talebin tümden reddine karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Davalının temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddine, temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.