T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1621 - 2025/1811 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1621 KARAR NO : 2025/1811 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2022/311 E. - 2023/101 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1621 - 2025/1811 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1621 KARAR NO : 2025/1811 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2022/311 E. - 2023/101 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2022/311 E. - 2023/101 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2015/28811, 2017/47052, 2018/42383, 2018/55945, 2019/02580, 2019/25166, 2019/32554, 2019/47872, 2019/47895, 2019/47912, 2019/47949, 2019/55897, 2019/56547, 2019/99358, 2020/106392, 2020/41447, 2020/41449, 2020/47081, 2020/61039, 2020/61043, 2020/61052 sayılı "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibareli 2020/138306 sayılı marka başvurunun ilanına müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2015 yılından beri hizmet verdiğini “...” ibareli markası ile bir yılda %400 büyüdüğünü, markasının herkes tarafından hızlıca tanınır hale geldiğini, herkes tarafından tanınan ve bilinen “...” ibareli markalara ek olarak müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu markaları ile renk markası tescillerinin bulunduğunu, davalı şahsa ait marka başvurusunun müvekkilinin “...” ve türevi markalarının serisi ve slogan markalarından biri olarak algılanacağını, dava konusu markanın tesadüfen seçilmediğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nin 2022-M-7224 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, “...” ibaresinin “getirmek” eylemine yönelik, günlük dilde de kullanılan bir ibare olduğunu, düşük düzeyde ayırt ediciliği haiz “...” ibareli davacı markası ile davaya konu “...” ibaresinin karıştırılmasının olası olmadığını, tüketicilerin davalı markasındaki “...” ibaresini hiçbir zaman münferit olarak seçip algılamayacaklarını, başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediğini, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, davacının mesnet gösterdiği tüm markalarını müvekkili adına tescil edilen 35.sınıf kapsamında SMK m. 19/2 uyarınca ciddi bir şekilde kullandığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin markasıyla davacının markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, “...” ibaresinin herkesin kullanımına açık olduğunu, “getirmek” fiilinin emredici halini oluşturan “...” kelimesinin ülkemizde son derece yaygın ve sürekli bir biçimde kullanılan tek başına ayırt edici niteliği bulunmayan bir kelime olduğunu, her ne kadar davacı adına tescil edilmişse de “...” ibareli markaların hususiyetle 18,24, 25, 35.sınıftaki mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı ve tasviri niteliği haiz olduğundan benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, tanınmışlık iddialarının SMK m. 6/5 kapsamında ispatlanamadığını, müvekkilinin marka başvurusunda kötüniyetli olarak hareket etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın tescil edildiği malların/hizmetlerin tamamının, davacının marka işlem dosyasında veya dava dosyasında dayanak yaptığı ve çekişme konusu bakımından dikkate alınabilecek markaları ile aynı veya benzer olduğu, tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan "..." ibaresinin "gelmesini sağlamak, bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak, erişmek veya eriştiğini sanmak, ileri sürmek, sebep olmak, ortaya çıkarmak, iletmek, bildirmek, sağlamak, bir makama atamak veya seçmek" anlamlarına geldiği, başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibare olduğu, ufak değişiklikler veya eklemeler yapılarak başvuruya özgünlük kazandırılmasının mümkün olduğu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şahsın kötü niyetli yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun kabul edilemeyeceğini, "..." markalarının gerek kelime unsuru gerekse renk ve yazı tipi bakımından özgün ve yüksek tanınmışlığa sahip bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile ayırt edilemez düzeyde benzerlik taşıdığını, ayrıca aynı/aynı tür/benzer emtiaları kapsadığını, dava konusu markanın müvekkilinin "..." unsurunu ihtiva eden slogan markaları arasında sızma ihtimalinin bulunduğunu, seri marka algısını yarattığını, "..." kelimesinin taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli bulunmadığını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığı nedeniyle “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde SMK’nın 6/5. maddesinde aranan şartların gerçekleşeceğini, davalının, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarını https://www...com/ ve https://....com/yemek/ ibareli internet siteleri ile “...” ve “...” ibareli akıllı telefon uygulamalarını ve bu markayı taşıyan sosyal medya kullanımlarını bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu "..." ibaresinin bütünsel bir anlam taşıdığı, tamlama biçimindeki başvuruda, davacının markaları ile örtüşen "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı ve bu haliyle davacı markalarından yeterince farklılaştığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığının tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.