11. Hukuk Dairesi 2010/9949 E. , 2012/268 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Vekili : Av. ... Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.02.2010 tarih ve 2007/485 - 2010/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, dur…
**11. Hukuk Dairesi 2010/9949 E. , 2012/268 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Vekili : Av. ... Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.02.2010 tarih ve 2007/485 - 2010/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka şubesinde hesabının bulunduğunu, bu hesabından internet bankacılığı yoluyla müvekkilinin bilgisi ve izni dışında toplam 14.450 TL'nin başka hesaplara aktarıldığını, internet sisteminin güvenliğini sağlamayan davalı bankanın meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 14.450 TL'nin 28.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili bankanın gerekli tüm özeni gösterdiğini, bilişim sistemi kullanılarak yapılan dolandırıcılıkta müvekkiline yüklenebilecek bir kusurun olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının internet bankacılık işlemlerinde kullandığı ve bir tacir olarak imzaladığı sözleşme uyarınca korumakla yükümlü olduğu kişisel bilgilerini koruyamadığı, ayrıca davalı banka tarafından sunulan opsiyonel güvenlik önlemlerinin de davacı tarafından kullanılmadığı, davalının da kullanıcıların bilgisayarlarından kişisel bilgilerin çalındığını bilmesine rağmen gerekli önlemleri almadığı, opsiyonel güvenlik önlemlerin zorunlu tutulmadığı, söz konusu zararın doğmasına tarafların müterafik kusurlarıyla neden oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.780 TL'nin 28.06.2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. .../... 2010/9949 2012/268 -2- Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK. 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur nedeniyle hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile internet şifresini muhafaza konusunda gerekli özeni göstermemesi ve davalı banka tarafından sunulan opsiyonel güvenlik önlemlerini kullanmaması nedeniyle davacıyı meydana gelen zarardan dolayı müterafık kusurlu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifrenin davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır. O halde tüm bu anılan hususlar nazara alınmadan yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Ayrıca, dava TTK' nun 4 ncü maddesinde öngörülen mutlak ticari davalardan olup, davacı vekili, dava dilekçesinde talep ettiği alacağa ticari faiz uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün be nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 264,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Davalı 343,30 H 78,50 P 264,80 BK-06.02.2012 - SK