11. Hukuk Dairesi 2023/6528 E. , 2024/4840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/79 Esas, 2023/720 Karar HÜKÜM :Davanın reddine Taraflar arasındaki yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildik
**11. Hukuk Dairesi 2023/6528 E. , 2024/4840 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/79 Esas, 2023/720 Karar HÜKÜM :Davanın reddine Taraflar arasındaki yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... SSS Holding A.Ş. bünyesinde yer alan müvekkili şirketin farklı iştigal konularına ve ortaklık yapılarına sahip şirketlerinden biri olduğunu, davacının Bilecik ili Söğüt ilçesi sınırları içerisinde madencilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının, grup şirketler arasında, koordinasyonu sağlamak üzere en üst düzeyde fiilen ve hukuken sevk ve idare etmek üzere görevlendirilmiş ve yetkilendirmiş kişi olduğunu, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 ve devam maddeleri kapsamında yetkilendirilmesine rağmen sevk ve idare görevini layıkıyla yerine getirmekten imtina ettiğini, anılan Kanun'un 369 uncu maddei hükmü ile düzenlenen sadakat ve özen gösterme borcuna aykırı davranarak davacının ciddi mali zararlara uğramasına ve piyasa itibarının kaybolmasına neden olduğunu, 371 inci maddesi ile sorumluluğun kapsam ve sınırları belirlendiğini, şirketin uğradığı zararlardan dolayı yöneticinin sorumluluğunun 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi ile yenilendiğini, davalının İstanbul 18. İş Mahkemesinin 2015/21 Esas sayılı dosyasında davacı şirketteki konumunu ikrar ettiğini, davacı şirketin işleri ile yeteri kadar ilgilenmediğini, davacının işyerine gerektiği şekilde ya da makul sıklıkla gitmediğini, gittiğinde ise denetleme eksikliklerin tespiti ve çözümü yönünde ne tür talimatlar verdiğinin belirsiz olduğunu, yine katı personel politikası uyguladığını, bu kapsamda diğer üst düzey yöneticilere, şeflere dahi olumsuz tutum sergilediğini, hiçbir zaman üretimde vasıflı ve profesyonel ekip oluşturmadığını, iş yerinde yüksek lisans doktoralı mühendisler dururken ortaokul, lise mezunu kişileri istihdam ettiğini, üstelik de bu kişilere piyasanın iki üç kat üstünde ücretler ödediğini, diğer grup şirketlerine ve davacı şirket varlıklarına karşı kayıtsız kaldığını, davacı şirketin envanterlerini denetlemediğini, satın alma prosedürü, ambar stok teslim durumu, reel ihtiyaçlar arasında kendisinden beklenen kolarasyonu kurmak yerine istediği tedarikçi ile çalışmak, istemediği ile çalışmamak gibi keyfi yöntemler uyguladığını, davalının iş yerindeki fabrika ve binaların bakım ve onarımlarını ve sigortalarını yaptırmaması nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığını, borçların zamanında ödenmemesi nedeniyle müvekkili aleyhine 2011 yılından itibaren çok sayıda icra takibi başlatıldığını, bu durumun kötü yönetimden kaynaklandığını, alacaklı firmalara fazla ödemeler yapıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) borçların zamanında ödememesinden dolayı cezalara ve faizlere maruz bırakıldığını, idari para cezaları ve yapılan yanlış ve fuzuli yatırımlar yapıldığını, müvekkili aleyhine birçok belirsiz alacak niteliğinde iş davaları açılması nedeni ile zararın oluştuğunu ileri sürerek, sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan davalının en üst düzey yetkili olarak bizzat fiili ve hukuki olarak sevk ve idare ettiği davacı işletmede özensizlik ve sadakatsisizlik nedeniyle sebep olduğu zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydı ile 20.0000,00 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş mahkemelerinin görevli olduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına da itiraz ettiklerini, esasa ilişkin olarak ise davalının 01.11.2001 tarihinde davacı şirkete genel müdür yardımcısı olarak girdiğini, 2003 yılında aralarında davalı şirketin de olduğu tüm şirketlerin başında genel koordinatör olarak çalıştığını, bu ünvanla çalışırken 2005 yılında kurulan diğer grup şirketlerini çatısı altında toplayan ... SSS Holding A.Ş. ünvanlı şirkette 31.05.2014 tarihine kadar aynı ünvanla çalıştığını, emekli olma talebinin yönetim kurulunca uygun görülmesi üzerine belirtilen tarihte görevinden ayrıldığını, emeklilik nedeniyle iş akdinin feshedildiği 31.05.2014 tarihinde 55.104,44 TL net aylık ücret, BMW model aracın aylık kira ücreti olarak yaklaşık aylık 5.000,00 TL yakıt ücreti, aylık 500,00 TL telefon ücreti ve davacı grup şirketlerinin cirosunun en az binde 2,5 net prim olarak aldığını, ancak 2008 ve 2009 yılları ile takip eden fesih tarihine kadar olan bu ödemelerinin de aksatıldığını, davacı şirketin sahibi ...'ın bu ödemelerin Ağustos 2014 ayında ödeneceğini söylediğini, daha sonraki görüşmelerde ödemelerin ertelendiğini, sonrasında da ödeme yapılmadığını, prim alacakları dışında kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarına ilişkin İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesine dava açtığını, yaklaşık olarak 23.470.000,00 TL tutarında veya daha fazla prim alacağının bulunduğunu, müvekkilinin dava açmasından sonra davacı şirket ve grup şirketinin müvekkiline Kütahya ve Ankara'da tazminat davaları da açtığını, dava dilekçesine karşı cevaplarında davalının iş akdinin 31.05.2014 günü feshedildiğini, davalının daha önce prim dahi hak ve diğer alacaklarını ödememek için fesih tarihinden yaklaşık bir sene sonra gerçekle bağdaşmayan, gayri ciddi iddialar üzerine kurulu, korku ve baskı oluşturmak için dava açıldığını, davalının yaklaşık 1200 kişinin istihdam edildiği fabrikaya yeteri sıklıkta gelmeyerek şirketle ilgilenmediği iddiasının somut, açık ve kesin olarak ortaya konulamadığını, çalışanlara karşı tehditkar tutumda olduğu iddiasına karşı olarak davacı şirketin bu iddiasını çalışanlarına baskı yoluyla tanıklık yaptıracağını, böyle çalışan birinin 13 yıl çalıştıktan sonra emekli olarak işten ayrılmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin üretimde vasıfsız ve profesyonel olmayan ekip çalıştırdığı iddiasını da belge, isim, çalışan CV ile ortaya koyamadığını, bu nitelikte bir yöneticinin 13 yıl gibi uzun bir süre davacı şirkette çalıştırılmasının gerçekle çeliştiğini, davacı şirketin, müvekkilinin, diğer şirketlerin varlıklarına karşı kayıtsız olduğunu, borçlarını zamanında ödenmediği için icra takibine neden olduğu, davacı şirketten alacaklı şirketlere fazla ödeme yaptığı iddialarına karşın davalının, özellikle üretimle ilgili konularda teknik adam konumunda olduğunu, müvekkilinin finans ve satın alma konularında ilgilenmediğini, davalının işyerindeki fabrika binalarının bakım ve onarımlarını yaptırmadığı iddiasına karşın davalının konumu gereği böyle bir denetim yaptıramayacağını, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki davacı şirketin belirttiği tarihten 6 ay önce davalının iş akdinin emeklilik nedeniyle fesih edildiğini, davalının SGK borçlarını zamanında ödemediği iddiasına karşın davalının da maaş üzerinden SGK'sının yatırılmadığını, bunun da anonim şirketin sorumluluğunda olduğunu, davalının davacı şirkette çalışırken idari para cezasına neden olduğu iddiasına karşın hangi olay ve hangi kusurundan dolayı böyle bir cezaya maruz kaldığından bahsedilmediğini, nitekim bu iddianın doğru olmadığını, müvekkili tarafından yanlış fuzuli yatırımlar bulunmadığını, zaten tüm yatırımların şirket sahibinin onayı ile gerçekleştiğini, davacı şirketin müvekkillerine hak etmiş olduğu alacakları ödememek için sırf tehdit ve baskı oluşturmak için dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının, 21.11.2001 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı şirkete genel müdür yardımcısı olarak atanmasından sonra 27.04.2010 tarihli genel kurul ile genel koordinatör olarak atandığı, aynı zamanda davacı şirketin dahil olduğu grubun diğer şirketlerinde de genel koordinatörlük yaptığı, 6102 sayılı Kanun'un kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 ncü maddesi gereğince adı geçenlerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmeleri halinde sorumlu olacaklarının düzenlendiği, yine genel olarak başlıklı 555 nci maddesinin (1) nci fıkrası "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü düzenlediği, ayrıca sorumluluk davası açılabilmesi için gerekli olan genel kurul kararının dosyaya sunulduğu, davacı tarafça, davalının 13 yıllık yöneticiliği esnasında hangi somut işleminden dolayı zarar doğduğuna yönelik net bir iddiada bulunulmadığı, şirketi zarara götüren Çankırı/Kurşunlu'daki tesisin yapılmasına da davalının muhalefetine rağmen yönetim kurulunun karar verdiğinin anlaşıldığı, davalının yönetici olduğu dönemde 2013 yılına kadar şirketin faaliyet kârının sürekli arttığı, 2014 yılında davalı görevden alındığından bu yılki faaliyet kârının azalmasından sorumlu tutulamayacağı, davalının ... SSS Holding A.Ş. bünyesinde 10 anonim şirkette ve 2 limited şirkette genel koordinatörlük yaptığı da göz önünde bulundurulduğunda kamu borçlarının ödenmesini bizzat takip etmesi beklenemeyeceği gibi geç ödemenin şirketin sistemsel yahut muhasebesel sorunu olabileceği, davalının kötü yönetimine ilişkin somut bir olgu iddia/ispat edilemediği gibi aksi durumda davalının 13 yıl yöneticilik yapamayacağı, kaldı ki 2012-2013-2014 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarında yönetimin ibra edildiği, üstelik 15.03.2016 tarihinde yapılan 2013 ve 2014 hesap dönemlerine ait olağan genel kurul toplantısında "Eren Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş." nin bağımsız denetim raporunun da okunduğu, şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlamasının gerektiği, davalının yönetici olduğu dönemde şirketin düzenli olarak faaliyet kârı elde ettiği ve genel toplamda şirketin kârda olduğu, yöneticinin üstlendiği görevi ve işi belirli bir özen ölçüsünde yerine getirmeyi borçlandığı, ancak belirli bir sonucun sağlanmasının borçlanılmadığı, davalının kusuruyla davacı şirketin kesin olarak zarara uğratıldığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete yönelik zararının ne şekilde ve nasıl oluştuğunun gerek dava dilekçesinde gerekse de diğer beyanlarında açık ve net ortaya koyduklarını, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda da oluşan zararların kalem kalem ayrıntılı ve gerekçeli şekilde izah edildiği, alelade bir gerekçe ile bu yönde hüküm tesisinin taraflarınca anlaşılamadığını, şirket ile bir kısım kararların yönetim kurulunca alınmış olmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, gerek kararların icrası gerekse de diğer faaliyetleri yönünden gerekli özeni göstermediğini, gereksiz ve boşa yatırımlar yapılmasına vesile olduğunu, kurum borçlarının zamanında ödenmemesi nedeni ile gecikme faizlerine ve idari para cezalarına sebep olduğunu, şirketin yıllarca kar elde etmiş olmasının da ret gerekçesi olamayacağını, yine gerekçeli kararda 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin genel kurul toplantılarında yönetimin ibra edilmesi nedeni ile sorumlu tutulamayacağına yönelik gerekenin de yerinde olmadığını, geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi ve sonuç doğurabilmesi için sorumluluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerektiğini, gerekçenin tatmin edici olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket yöneticisi sorumluluğu nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.