11. Hukuk Dairesi 2012/4545 E. , 2013/3530 K. MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../.../2011 tarih ve 2011/216-2011/457 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, l…
**11. Hukuk Dairesi 2012/4545 E. , 2013/3530 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../.../2011 tarih ve 2011/216-2011/457 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, müvekkili adına 11 ve 35. sınıfta tescilli 2006/261622 sayılı "CASALUCE" isimli markanın hükümsüzlüğü için ... FSHHM'nin 2011/... esas sayılı dosyasında dava açtığını, davalının 2003/12791 sayılı "..." markasını kullanmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2003/12791 sayılı "..." markanın tescil edildiği sınıflar yönünden 556 sayılı KHK'nin 14. ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hükümsüzlük davasının açılmasında davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının ... FSHHM''ndeki davanın uzaması için bu davayı açtığını, müvekkilinin markasının ... tarafından Özel/01477 no ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunduğu, bir markanın kullanıldığından söz edilebilmesi için 556 Sayılı KHK'nın 14/1. maddesi uyarınca, hükümsüzlüğün talep edildiği tarihten geriye doğru ... ay öncesinden başlamak üzere son 5 yıl içerisinde ciddi surette kullanılması gerektiği, markayı kullanmayı ispat yükünün davalı marka sahibine ait olduğu, davalı tarafın markanın kullanımına ilişkin olarak değişik müşterilere pazarlanmış olan 2007 yılına ait "... kutulu çikolata" tanımlı ve toplamda 4 adet ....500,00 TL bedelli fatura sunduğu, toplamda ....500 kutu çikolata satışının, davalının sadece bu emtia yönünden markayı ciddi surette kullandığına ve kullanma amacıyla tescil ettirdiğine işaret ettiği, malın isminin "... kutulu çikolata" olarak tanımlanmış olmasının, bu mallarda "..." markasının kullanıldığını anlamaya yeterli olduğu, bunun dışındaki mallar yönünden markanın kullanıldığına ilişkin davalı yanca hiçbir delil ibraz edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 2003/12791 sayılı markasının “çikolata emtiası dışında kalan diğer mallar yönünden” hükümsüzlüğüne, kararın kesinleşmesi halinde terkini için ...’ye müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 294/4 fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, "davalı şirketin 2003/12791 sayılı markasının "çikolata emtiası dışında kalan diğer mallar yönünden" hükümsüzlüğüne " ifadesi kullanılmışken, gerekçeli kararda "99/17128 sayılı markanın "30. sınıftaki çikolata emtiası dışında kalan diğer mallar yönünden" kullanmama sebebiyle hükümsüzlüğüne" dendiği gibi, çikolata emtiasının hangi alt sınıfa girdiği bu alt sınıftaki hangi çikolatalı ürünler yönünden hükümsüzlüğe karar verildiği de tek tek belirtilmediğinden infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki ve infazda tereddüt oluştuğundan, mahkemece ....04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (...) nolu bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, .../02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.