Hukuk Genel Kurulu 2018/359 E. , 2018/1053 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında birleştirilerek görülen “torunla kişisel ilişki kurulması ve velayetin kaldırılması” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) “her iki davanın kabulüne” dair verilen 31.05.2011 gün ve 2009/507 E., 2011/187 K. sayılı karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 7.06.2012 gün ve 2011/1985…
**Hukuk Genel Kurulu 2018/359 E. , 2018/1053 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında birleştirilerek görülen “torunla kişisel ilişki kurulması ve velayetin kaldırılması” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesince (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) “her iki davanın kabulüne” dair verilen 31.05.2011 gün ve 2009/507 E., 2011/187 K. sayılı karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 7.06.2012 gün ve 2011/19851 E., 2012/15504 K. sayılı kararı ile; "...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalıların kişisel ilişki düzenlenmesi davasına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalıların velayetin kaldırılması davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Toplanan delillerden ...'un davacı dede yanında eğitimine devam amacıyla bir süre kaldığı, dedenin çocuğu anne-baba ile görüştürmemesi üzerine, babanın bir kaç kez yasal yollara başvurmak suretiyle çocuğunu teslim aldığı ve küçüğün halen anne-baba yanında yaşadığı, bizzat çocuğun mahkeme huzurundaki beyanından, çocuğun anne babası ile kalmaya alıştığı ve bu duruma uyum sağladığı anlaşılmaktadır. Çocuğun anne-baba ve kardeşi ile birlikte büyümesinin, hem onun fiziksel ve ruhsal gelişimi; hem de analık babalık duygularının tatmini yönünden en faydalı çözüm olacağı tabiidir. Kaldı ki, babanın çocuğa yönelik cinsel taciz iddiasının, davanın devamı sırasında ileri sürüldüğü ve ispatlanamadığı; çocuğun ailesi ile birlikte yaşaması halinde, mevcut veya muhtemel başkaca bir tehlikenin de bulunmadığı ve aslolanın küçüğün anne babanın velayeti altında bırakılması olduğundan mahkemenin, velayetin anne babadan kaldırılmasına karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Asıl dava, torunla dede arasında kişisel ilişki kurulması, birleşen dava ise velayetin kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin oğlu olan Mevlüt'ün alkol kullandığını, işsiz olduğunu, 1999 yılında oğlunun eşinden boşanacağını söyleyerek birlikte kaldıkları evden ayrıldığını, davalı annenin ise, ilk doğduğunda çocuğu istasyona terk ettiğini, müvekkilinin çocuğu elleri donmuş ve şişmiş vaziyette bulup o tarihten beri yanına alıp büyüttüğünü, on yıl sonra davalıların velayet hakkına dayanarak çocuğu müvekkilinin elinden aldıklarını, davalıların çocuklarını hiç sevmediğini, çocukla görüşmediklerini ileri sürerek asıl davada müvekkili ile torunu arasında kişisel ilişki kurulmasını, birleşen davada ise velayetin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.