T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1511 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/05/2022 NUMARASI : 2021/240 Esas, 2022/409 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan ve çekten kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1511 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/05/2022 NUMARASI : 2021/240 Esas, 2022/409 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan ve çekten kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında çeke karşılık 500.000,00 TL'lik taşınmaz tapu devri yapılacağına ilişkin anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından toplamda 500.000,00 TL'lik, vade tarihleri farklı olan çeklerin davalı şirkete teslim edilmiş olduğunu, davalı şirket uhdesinde bulunan taşınmazın devri konusunda mutabık kalındığını, davalı şirketin 03/02/2021 tarih ... yevmiye numaralı tapu devri ve 03/02/2021 tarihli 1100 yevmiye numaralı tapu devri ile uhdesinde bulunan tapuları müvekkil şirkete devrettiğini, bu devirden sonra müvekkili şirketin bu taşınmazların değerini öğrenebilmek amacı ile taşınmazlar için ekspertiz raporu aldığını ve müvekkil şirkete devredilen taşınmazların müvekkilinin vermiş olduğu 500.000,00 TL'lik çek değerlerinin çok çok altında kalarak 285.000,00 TL olarak tespit edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin davalı şirkete durumu bildirdiğini, davalı şirketin, uhdesinde bulunan ayrı ve yeni bir taşınmazı müvekkili şirkete devredeceğini bildirdiğini fakat herhangi bir tapu devri gerçekleşmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin vadesi gelecek olan 27/04/2021 tarihli 100.000,00 TL bedelli ... nolu çekin bankaya ibraz edilmesinden ve hakkı olmayan bir paranın davalı şirkete ödenmesinden son derece endişe ettiğini ve bu çekin temelinde herhangi bir alacak söz konusu olmadığını, çekin bedelsiz kambiyo senedi hükmüne dönüştüğü için çek bedelsizliğine yönelik İİK.72 uyarınca menfi tespit davasını açma zarureti hasıl olduğunu belirterek, İİK 72. madde gereğince %15 teminat karşılığında 27/04/2021 tarihli 100.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin ibrazı halinde ödenmemesi için ... Bankasına müzekkere yazılmasına, çekin bedelsizliği kararı ile birlikte iptaline ve müvekkili şirkete iadesine karar verilmesine, 27/04/2021 tarihli 100.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin icra takibine konulması halinde takibin durdurulmasına, müvekkili şirketin davalıya 100.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, verilecek muhtemel ihtiyati tedbire rağmen davalı tarafından icra takibine geçilmesi halinde %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine, çekin dava açılış tarihinde davalı tarafın uhdesinde bulunması sebebi ile söz konusu çekin bedelsiz olduğunu bile bile devralan kişinin iyi niyeti söz konusu olamayacağına göre, davacı müvekkilinin zararına hareket etmesi sebebi ile kendisine karşı bedelsizlik iddiasının da ileri sürülebileceğinin tespitine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin dilekçesinde bahsedilen çeklerin kötü niyetle ciro edildiği iddialarının asılsız olduğunu, çeklerin silsilesi dahil olmak üzere hukuka aykırı hiçbir durumun söz konusu olmadığını, davacı şirketin daireleri alırken gidip gezdiğini, yerinde gördüğünü, piyasa araştırması yaptığını ve bunların sonunda almaya karar vererek çekleri müvekkili şirkete teslim ettiğini, davacı yanın borçtan kurtulmak adına açmış olduğu işbu davanın hukuki mesnetten yoksun ve haksız olduğunu, bu nedenlerle huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya, bilirkişiye yerine inceleme yetkisi verilerek ve gerekli ihtaratlar yapılarak mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş; defter incelemesinde tarafların defterlerini hazır bulundurduğu, 08.12.2021 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, faturalar ve ibraz edilen ticari defterler ışığında, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, 03.02.2021 tarihli ...-... pafta no ... Parsel numaralı tapu değeri 75.000 olan davacı tarafından yaptırılan Değerleme Raporu (Ekspertiz ) ile 150.000 TL değer iddası belirtilen meskenin, davalı ...Ş'nin aracılık etmesi ile ....Ltd.Şti tarafından davacı ....Ltd.Şti.adına satış işleminin gerçekleştirildiği, 03.02.2021 tarihli ada no ... Parsel no 15 tapu değeri 60.000 olan davacı tarafından yaptırılan Değerleme Raporu (Ekspertiz ) ile 135.000 TL değer iddası belirtilen meskenin davalı ...Ş'nin aracılık etmesi ile ... tarafından davacı ....Ltd.Şti.adına satış işleminin gerçekleştirildiği, dava konusu olan 6 adet sıralı çeklerin davacı ....A.Ş.'ye ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu davalı ... A.Ş veya başka firma yada kişilere verildiğine dair yevmiye kaydı tespit edilmediği, çeklerin davacı tarafından ödendiği, davacı ile davalı arasında borç/alacak tespit edilmediği rapor edilmiş olup, davacı tarafın yeni bir bilirkişiden rapor alınması talebi üzerinde dosya, önceki rapor sunan bilirkişiden farklı bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, 29.03.2022 tarihli rapora göre, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davacı yan ticari defter kayıtlarında davaya konu tapu devirlerine ait 2 adet mesken devrine ilişkin muhasebe kaydı tespit edildiği, bu devre ilişkin muhatabın dava dışı kişi/şirket olduğu, taşınmazların davacıya devirlerinin dava dışı kişi/ şirketlerce yapıldığı, davaya konu 6 adet sıralı çeke ait davacı yan ticari defter kayıtlarında, ödemelerin banka üzerinde yapıldığına dair kayıt olduğu, çeklerin kime keşide edildiğine dair herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, davacı yan ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraftan 30.06.2021 tarihi itibarı ile herhangi bir alacağının olmadığı, cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı rapor edilmiş olup, sunulan bilirkişi raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı tarafça menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, taraf defter ve kayıtlarına göre, taraflar arasında herhangi bir alacağın ve cari hesap bakiyesinin bulunmadığı, davaya konu taşınmazların davacıya devirlerinin dava dışı kişi/ şirketlerce yapıldığı, davaya konu 6 adet sıralı çekin kime keşide edildiğine dair herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, bu hali ile menfi tespit davası yönünden davacının davasını ispat edemediği... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının müvekkilini tapu devri ve bedelleri konusunda hileli hareketler neticesinde yanılttığını, davalı tarafın vade tarihi gelen çekleri bankaya ibraz etmesinden kaynaklı maddi anlamda zarara uğrattığını, bilirkişi raporları dahilinde kurulan hükmün gerekçesinde taraflar arasında uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin yazılı bir sözleşme tespit edilemediği ve dava konusu taşınmazların davacı şirkete sözde ''dava dışı'' kişiler tarafından devir edildiği hususuna değinilmiş ise de dosya kapsamına tamamı ile bakıldığında taraflar arasındaki ilişkinin iş bu taşınmazlara ilişkin olduğu anlaşılacaktır. Davalı tarafın uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin ticari ilişkiyi ve uyuşmazlık konusu çeklerin kendilerine verildiğini reddetmediğini, davalının iddiasının alacak- verecek ilişkisinin son bulduğuna ilişkin olduğunu, ekspertiz raporuna göre taşınmaz değerlerinin ibraz edilmiş çek bedellerinin çok altında olduğunu, davalı şirket emrine keşide edilen ve vade tarihleri farklı olan çek bedellerinin 500.000 TL olduğunu davalı şirket uhdesine geçirilen 2 adet taşınmazın toplam bedelinin bedellerinin ise 285.000 TL olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından keşide edilen ve taşınmaz satım bedeli karşılığı verilmiş olan çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda; davacının, davalı uhdesinde bulunan taşınmazların satın alındığını, satış bedeli olarak davacı şirketin keşidecisi olduğu dava konusu 27.04.2021 tarihli 100.000,00 TL. bedelli çekle birlikte dava konusu olmayan dört çekin daha davalıya verildiğini, dava konusu olmayan çeklerin ödendiğini, ancak taşınmazların devrinden sonra taşınmazların değerini öğrenmek amacıyla ekspertiz raporları aldığını, intikal etmiş 2 tapu değerinin vermiş olduğu çek değerlerinin altında 285.00,00 TL olduğunu, dava konusu çekin temelinde herhangi bir alcak bulunmadığını, davalı tarafça yanılgıya düşürüldüğünü ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Çekin incelenmesinde ise; ... Bankasına ait keşidecisi davacı olan 27.04.2021 tarihli, 100.000,00-TL bedelli çekin lehtarının davalı olduğu görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, 03.02.2021 tarihli F25-... pafta no ... Parsel numaralı tapu değeri 75.000 olan davacı tarafından yaptırılan Değerleme Raporu (Ekspertiz ) ile 150.000 TL değer iddası belirtilen meskenin, davalı ...Ş'nin aracılık etmesi ile ....Ltd.Şti tarafından davacı ....Ltd.Şti.adına satış işleminin gerçekleştirildiği, 03.02.2021 tarihli ada no ... Parsel no 15 tapu değeri 60.000 olan davacı tarafından yaptırılan Değerleme Raporu (Ekspertiz ) ile 135.000 TL değer iddası belirtilen meskenin davalı ...Ş'nin aracılık etmesi ile ... tarafından davacı ....Ltd.Şti.adına satış işleminin gerçekleştirildiği, dava konusu olan 6 adet sıralı çeklerin davacı ....A.Ş.'ye ait ticari defterlerin incelenmesi sonucu davalı ... A.Ş veya başka firma yada kişilere verildiğine dair yevmiye kaydı tespit edilmediği, çeklerin davacı tarafından ödendiği, davacı ile davalı arasında borç/alacak tespit edilmediği, 29.03.2022 tarihli raporda da tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil teşkil ettiği, davacı yan ticari defter kayıtlarında davaya konu tapu devirlerine ait 2 adet mesken devrine ilişkin muhasebe kaydı tespit edildiği, bu devre ilişkin muhatabın dava dışı kişi/şirket olduğu, taşınmazların davacıya devirlerinin dava dışı kişi/ şirketlerce yapıldığı, davaya konu 6 adet sıralı çeke ait davacı yan ticari defter kayıtlarında, ödemelerin banka üzerinde yapıldığına dair kayıt olduğu, çeklerin kime keşide edildiğine dair herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, davacı yan ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafın davalı taraftan 30.06.2021 tarihi itibarı ile herhangi bir alacağının olmadığı, cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı sonucuna varılmıştır.6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aldatma, bir kişide yanlış fikir ve kanaat meydana getirmek veya mevcut bir yanlış fikrin devamını sağlamak, karşı tarafın bir hukuki işlem yapmasını sağlamak amacıyla her türlü hareket ve söylenen sözler ile bir kimsenin hukuki işlem yapmasını sağlamak için onun kasten yanıltılmasıdır. Aldatmadan söz edebilmek için gerekli unsurlar; aldatma eylemi, aldatma kastının bulunması, zarar ve aldatma ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Hile eylemi, sözleşmenin karşı tarafınca veya bu kişinin bilgisi kapsamında üçüncü kişi tarafından aldatıcı hareketlerle gerçekleşmektedir. Karşı tarafı aldatmaya yönelmiş bir eylem olmadan açıklanan irade beyanı her ne kadar yanılgı içerse de, aldatma kastı bulunmadığından hile eylemi gerçekleşmemiş kabul edilecek ve sözleşmenin hileye dayanarak iptal edilebilmesi ihtimali gündeme gelmeyecektir. Aldatma kastından söz edebilmek için ise, eylemi gerçekleştiren kimse yaptığı şeyin doğru olmadığını bilmeli ve karşı tarafı kandırma kastıyla hareket etmelidir. İlave olarak da yapılan hukuki işlem ile gerçekleştirilen eylem arasında illiyet bağı bulunmazsa, hileden söz edebilmek mümkün değildir. İspat yükü üzerinde bulunan davacı ise, çeklerin aldatma sonucunda davalı tarafından alındığı hususunu usulünce kanıtlayamamıştır.TTK'nın 20. maddesi gereği her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Davacı tacir olup, gayrimenkulun devrinden önce gerekli arştırmaları yapması, gerekli gördüğünde devirden önce eksper raporu alması gerekir. Davacı delil olarak eksper raporuna dayanmış olup; devirden sonra almış olduğu eksper raporu ile taşınmazlarının değerinin vermiş olduğu çek bedellerinden düşük olması da hile iddiasının varlığını kabule yeterli değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.