T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/95 - Karar No:2026/167 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/95 KARAR NO : 2026/167 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2023 NUMARASI : 2021/833 E-2023/774 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/95 - Karar No:2026/167 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/95 KARAR NO : 2026/167 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2023 NUMARASI : 2021/833 E-2023/774 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/02/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 02.01.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 2. maddesine göre davalının sözleşmede belirtilen enerji iletim tesis hatlarının demir direk alt ve üst montajlarının yapım işini üstlendiğini, fakat davalının sözleşme gereği üstlendiği işi yapmadığını, işi bıraktığını, müvekkilinin kendisinin işi bitirdiğini, muavin defter kayıtlarına göre müvekkili firmanın davalıdan 458.816,39 TL alacağı bulunduğunu, bu alacak için 15/12/2020 tarihinde Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11522 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalanmasından belli bir süre geçtikten sonra davacı tarafın müvekkiline Ankara 18. Noterliğinin 34082 yevmiye nolu 22/09/2017 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamede davacı tarafın sözleşmeyi imzaladığını ikrar ve sözleşmeyi 05/09/2017 tarihinde fesih ettiğini resmi olarak beyan ettiğini, yine ihtarnamede müvekkilinin sözleşmeye istinaden üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğinin belirtildiğini, bu durumun sadece davacının kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin sözleşmeye istinaden yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini ve hiçbir kusurunun bulunmadığını, gerçek dışı beyanlarının mevcut olduğunu, sözleşmede belirtilen işin yaklaşık yüzde doksan sekiz oranında bitirildiğini, işin tamamen bitirilmemesinin sebebinin müvekkiline atfedilecek bir kusur nedeniyle olmadığını, sözleşmede üzerine düşen bütün yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, işin tam anlamıyla bitirilmemesinin sebebinin davacı olduğunu, huzurdaki davanın konusu olan sözleşmeyle ilgili Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/164 Esas sayılı dosyası ile bir davanın mevcut bulunduğunu ve işbu dava dosyasınında celbine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, icra dosyası, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/164 Esas sayılı dosyası, asıl işveren TEİAŞ'tan getirtilen kayıtlar, taraf defter ve kayıtlarını da inceleyen bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, davalının sözleşmede belirtilen enerji iletim tesis hatlarının demir direk alt ve üst montajlarının yapım işini üstlendiği, tarafların aralarındaki sözleşmeye göre edimlerini ifa edeceği, davacı taragça sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürmüş ise de, taraflar arasında görülen Ankara 4 Asliye Ticare Mahkemesi'nin 2019/164 Esas sayılı dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere, bu iddianın yerinde görülmediği, davacının, kesintilerin davalıya bildirildiği ve yapılan toplantıda işe devam edilmeyeceğinin ihtar edildiğini kanıtlamayadığı, gerek anılan dosya içeriği gerekse inceleme sonucu düzenlenen raporda belirtildiği üzere, davalının üstlendiği işin % 86,1342'sini ifa ettiği, buna göre hakediş alacağı toplam işe göre (1.588.163,94x0,861342)= 1.367.952,30 TL tespit edilmiş olup, taraf defter ve kayıtlarında farklılık bulunduğu, davacı defter ve kayıtlarına göre ödenen tutar 1.973.722,37 TL, davalı kayıtlarına göre de 1.691.551,50 TL olarak tespit edildiği, davacı kayıtlarında bulunan, davalı kayıtlarında yer almayan ve 15/08/2017 tarihine kadar davacı tarafından davalı personellerine yapılan ödemelerin muavin dökümünde davalının imzası olduğu için bu kalem alacağın hesaplamada esas alındığı ancak sonraki tarihli ve davalının kabulünde bulunmayan 77.477,00 TL tutarlı davacı harcaması hesaplamada dikkate alınmadığı, öte yandan, taraflar arasında görülen davada hüküm altına alınan 67.784,78 TL'nin de davacı alacağından mahsup edildiği, tarafların defter durumu ve açıklanan nedenlerle davacının tasfiye hakedişi sonucu 269.655,27 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 9. İcra Dairesi’nin 2020/11522 sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 269.655,27 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %13,75 oranını geçmemek üzere avans oranında temerrüt faizi uygulanmasına, koşulları oluşmayan inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; feshin haklı ve sözleşmeye uygun olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin açıkça yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, Ankara 18. Noterliği'nin 22.09.2017 tarih ve 34082 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme maddeleri ilgi tutularak 02.01.2017 tarihli sözleşmenin 05.09.2017 tarihi itibariyle feshedildiğini, kalan işlerin ise davalı firma nam ve hesabına yapılacağının ihtar edildiğini, ihtarname ile sadece sözleşmenin 10. maddesi (aa) bendine göre fesih yapılmadığını, ihtarnamenin ilk sayfasında sözleşmenin (3), (5), (10-kk,z,bb) bentlerine açıkça yer verildiğini ve en son "sözleşmenin yukarıda değinilen hükümleri ile birlikte yine sözleşmenin 10'uncu maddesinin (aa) bendinde hüküm altına alınmış olunan....hükmü gereği...sözleşmenin 05.09.2017 tarihi itibariyle feshedilmiş olduğunu..." ifadeleri ile sözleşmenin feshedildiğini, aynı zamanda ihtarnamede atıf yapılan 02.01.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin ilgili maddelerinin incelenmesinin gerekeceğini, sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme bedelinin 1,588,163.94 TL+KDV olduğu, 5.maddesinde işin başlangıç tarihinden itibaren 120 gün içerisinde bitirileceği, 6.maddesinde "TAŞERON, YATIRIMCI kontrol teşkilatı ve İŞ SAHİBİ temsilcisi ile birlikte yer teslimine çıkacaktır. TAŞERONa ayrıca yer teslimi yapılmayacaktır. Yer teslimi yapılan projeler için YATIRIMCInın proje bazında belirlediği işin yapım süresi TAŞERON içinde geçerlidir. İşin yapımıyla ilgili gecikmeler için 5.maddeki şartlar geçerli olacaktır." hükmünün, 7.maddesinde "TAŞERONun veya İŞ SAHİBİ nin YATIRIMCI Kontrol Teşkilatı ile birlikte düzenleyeceği hakedişe esas tutanaklar onaylandıktan sonra TAŞERON un hak edişleri hesaplanacaktır. İş kapsamında ödemeler, TAŞERON hakedişlerin onayı ve fatura kesilmesine müteakip yapılacaktır. TAŞERON'un hakedişlerinden; %5 teminat akçesi ve aşağıda belirtilen, TAŞERON adına yapılan diğer ödemeler kesilecek ve bakiyesi TAŞERON a ödenecektir. İŞ SAHİBİ gerek gördüğü takdirde TAŞERON un vasıta, araç, gereç, her türlü ekipman v.s. kiralarını, akaryakıt, çimento, kum, hazır beton, tuğla, gıda gibi piyasa borçları ile işçi ücretlerini, sgk primlerini, şantiye kirası, elektrik, su bedelini TAŞERON un hak edişinden kesilmek üzere ödeyebilir. Bundan dolayı TAŞERON hiçbir talep ve itirazda bulunamaz…" hükmüne yer verildiğini, 8.maddesinde "Bu sözleşmeye göre yapılacak ihbarlar, gönderilecek faturalar veya diğer haberleşmeler taahhütlü posta, e-posta veya imza karşılığı elden teslim ile sözleşmenin 1. Maddesinde belirtilen adreslere gönderildiğinde gerekli şekilde bildirilmiş sayılacaktır...", 10.maddesinde "...z)İŞ SAHİBİ TAŞERONun ekip, ekipman ve çalışma sistemini yetersiz gördüğü takdirde bunu TAŞERONa yazılı olarak bildirecek ve 5 gün içinde gerekli düzeltmeleri yapmasını isteyecektir. Gerekli düzeltmeler bu süre zarfında yapılmadığı takdirde İŞ SAHİBİ tek taraflı olarak sözleşmeyi feshederek teminatı irad kaydetmeye yada sözleşme kapsamındaki işlerin bir kısmını başka bir ekibe yaptırmaya yetkilidir. Bu durumda TAŞERON hiçbir hak talebinde bulunamaz." hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin (5), (10/z) maddeleri gereği müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı fesih yetkisi olduğunu, ihtarnamede de bu hususlara atıfla sözleşmenin feshedildiğini, ne bilirkişilerin ne de mahkemenin müvekkili firmanın ihtarnamesini ne de sözleşme hükümlerini okumadığının açıkça ortada olduğunu, davalının süresinde işi tamamlamadığını, davalıya sözleşmeye uygun olarak gerekli bildirimlerin yapıldıktan sonra sözleşmenin feshedildiğini, davalının işe 22.03.2017 tarihinde başladığını, sözleşmeye göre en geç 22.07.2017 tarihinde işin tamamlanması olması gerektiğini, müvekkilinin asıl işverene karşı sorumlu olduğunu, bilirkişilerin tespitine göre davalının fesih tarihi itibariyle bile (05.09.2017) işin ancak %86.1342 seviyesine getirebildiğini, sözleşmeye göre en geç 22.07.2017 tarihinde tamamlanmış olması gereken işin bundan yaklaşık 2 ay sonra bile tamamlanamadığını, müvekkilinin davalının işi tamamlayamadığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin işin süresinde tamamlanması gerektiği ile ilgili defalarca davalıya yapılan bildirimlerin de sözleşmenin 8.maddesinde belirlenen bildirim şekillerine uygun yapıldığını, bilirkişilerin ve mahkemenin müvekkilinin bu bildirimlerini hiç dikkate almadığını, muavin defter kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalının talep ettiği hakediş ve fatura bedellerinin tamamının davalıya ödendiğini, bu ödemelerin de, işte gecikmeler olmasına, arzu edilen tamamlanma oranları yakalanamamasına rağmen, sırf davalı işi tamamlayabilsin diye iyiniyetle önceden ve fazladan yapıldığını, davalı nam ve hesabına sözleşme ile belirlenen tutarın çok üzerinde ödeme yapıldığını, bu kapsamda müvekkilinin davalının sorumluluğunda olmasına rağmen, yakıt, demir, beton, şantiye gideri, montaj ekibi avansı gibi pek çok gideri davalının nam ve hesabına ödediğini, işbu davaya konu edilen cari alacağın da bu nedenle ortaya çıktığını, tüm uyarılara, bildirimlere rağmen işteki eksikliklerin giderilmemesi, sözleşme hükümleri uyarınca davalı yanın sahada bulunarak işi takip yükümlülüğünü yerine getirmemesi, işe başlanılan tarihten 05.09.2017 tarihinde şirket merkezinde yapılan toplantı tarihine kadar sözleşmede kararlaştırılan bedelin çok üzerinde davalıya veya nam ve hesabına ödeme yapılmış olması, tüm kolaylık ve uygun koşulların müvekkili firma tarafından sağlanmasına rağmen istenilen seviyede herhangi bir ilerlemenin olmayışı, eksiklik ve gecikmelerin tamamlanması istendiği halde bizzat davalı tarafında işe devam edilmeyeceğinin bildirilmesi hususlarının akdedilen sözleşmeyi fesih aşamasına getirdiğini, davalının işin süresinde tamamlanmamasında müvekkili firmanın kusurlu olduğu yönündeki savunmalarının tamamının haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu ve hiçbir yazılı delille ispatlanamadığını, müvekkilinin muavin defter kayıtlarına göre davalıdan 526.601,17 TL cari alacağı bulunduğunu, bu rakamdan Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde tahsiline karar verilen 67.784,78 TL düşüldüğünde, müvekkili firmanın bakiye 458.816,39 TL alacağı bulunmakta olup, bu alacağın işbu davaya konu icra takibinde asıl alacak bedeli olduğunu, bilirkişilerin kendilerince uydurdukları gerekçelerle ve hesap yöntemleri ile müvekkili firmanın alacağını indirmelerinin mümkün olmayıp, 458.816,39 TL alacağın altında tespit edilecek hiçbir tutarı da kabul etmenin mümkün olmadığını, bilirkişiler ve mahkemece 05.09.2017 tarihinde toplantı yapıldığı ile ilgili durumu doğrulayan bir belgenin dosyada bulunmadığından hareketle yine sözleşmenin haksız feshedildiğini belirtmiş olup, mahkemece davalının dahi ileri sürmediği bir takım gerekçelerle sözleşmenin haksız feshedildiğini sanki ispatlamaya çalışmalarını kabul etmenin mümkün olmadığını, taraflarınca keşide edilen ihtarnamede 05.09.2017 tarihinde toplantı yapıldığının kayıt altına alındığını, cevabi ihtarnamede ve davalının beyanlarında bu toplantının inkar edilmediğini, öte yandan birbiriyle iş yapan tacirlerin her görüşmesini, toplantısını tutanağa bağlama, kaydını tutma diye bir zorunlulukları bulunmadığını, neticede 05.09.2017 tarihinde bir toplantı yapıldığını ve sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, kaldı ki bu savunmayı ancak davalının ileri sürebileceğini, davalının da böyle bir savunmada bulunmadığını, sözleşmenin haksız feshedildiğine dair asılsız gerekçeler ortaya konulmasının kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile müvekkili alacaklarının bu duruma göre yeniden hesaplanması gerektiğini, yapılan alacak hesaplamalarında fesih tarihi olan 05.09.2017 tarihinin esas alınması ve davalının güya kabulünde olmayan davalı nam-ı hesabına yapılan ödemelerin alacaktan mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 06.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna yapılan sözleşmenin feshinde müvekkilinin haklı olduğuna ilişkin itirazlarının 08.09.2023 tarihli raporda herhangi bir karşılık verilmediğini, sözleşmenin 7. ve 10. madde hükümleri de bir arada değerlendirildiğinde, bilirkişilerin alacak hesaplamalarında halen neden sözleşmenin fesih tarihi olan 05.09.2017 tarihini baz aldıklarının anlaşılamadığını, bilirkişilerin ve mahkemenin, müvekkilinin davalının nam-ı hesabına yapılan ödemelerden 204.693,87 TL'lik kısmının (15.08.2017 tarihli bir muavin defter dökümünde davalının imzasının olması nedeniyle) davalının kabulünde olduğu, buna karşılık 15.08.2017 tarihinden sonra yapılan nam-ı hesabına ödemelere ilişkin (raporda 77.477,00 TL olarak tespit edilmiştir) davalının kabulünü gösterir herhangi bir belge bulunmadığı için bu ödemelerin alacaktan düşülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerini de kabul etmenin mümkün olmadığını, açık sözleşme hükümleri gereği yapılan ödemelere davalının itiraz hakkı olmadığı gibi, davalı adına yapıldığı kayıtlarla da sabit olan ödemelere ilişkin davalının izninin veya icazetinin alınması zorunluluğunun bulunmadığını, zaten nam-ı hesabına ödeme yapılması hallerinde nam-ı hesabına ödeme yapılan kişinin olurunun alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerinde, davalı nam ve hesabına yapılan ödemelerin açıklamaları ile belli olup, ödemelere dair açıklamaların tamamında açıkça davalı ... adına ödeme yapıldığının kayıt altına alındığını ve her ödemenin banka hesap hareketi ve dekontunun mevcut olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin feshinde haklı olduğunu, sözleşmenin (7) ve (10/z) hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, bilirkişilerin de tespit ettiği gibi müvekkili firmanın davalı nam ve hesabına fazladan ve toplam yaptığı 309.166,11 TL ödemenin, 05.09.2017 öncesi ve sonrası olarak ayrılması ve hesaplamalarda 05.09.2017 sonrası ödemelerin müvekkili firmanın alacağından mahsup edilmesinin açıkça hukuka aykırı ve yanlış olduğunu, davalının nam-ı hesabına yapılan ödemelere (77.477,00 TL) olurunun olmadığı gerekçesiyle alacaktan mahsup yoluna gidilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin asıl alacağa işleyecek faize ilişkin avans faizi oranının %13.75 ile sınırlandırmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, neticede yanlış da olsa müvekkili firmanın muavin defter kayıtlarına göre davalıdan 269.655,27 TL alacaklı olduğuna karar verildiğini, davalının müvekkiline borçlu olduğunu bildiği halde icra takibine haksız yere itiraz ettiğini, bu nedenle icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 02.01.2017 tarihli birim fiyatlı götürü bedelli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı hususu ihtilafsız olup, taşeronun yaptığı; imalatın oranı, dosya kapsamı, taraf beyanları ve delilleri birlikte değerlendirilmek suretiyle alınan denetime elverişli 06.04.2023 tarihli kök ve itirazlar üzerine alınan 08.09.2023 tarihli ek bilirkişi heyeti raporunda %86,1342 olarak, iş bedeli ise sözleşme bedeli dikkate alınarak (1.588.163,94 X 0,861342) KDV hariç 1.367.952,30 TL olarak belirlenmiş ve sözleşmede KDV'nin ayrıca ödeneceği kararlaştırıldığından KDV dahil yapılan imalat nedeniyle hakediş alacağının 1.614.183,71 TL olduğu saptanmıştır. Davacı tarafça, sözleşmenin feshedildiği belirtilerek fazla yapılan ödemeler nedeniyle alacak talebinde bulunulduğundan, Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere kesin hesabın çıkarılması gerekir. Bu kapsamda, davalı tarafından yapılan imalat nedeniyle hakediş bedeli 1.614.183,71 TL olduğundan, bu bedelden taraf defterlerinde kayıtlı olup, taraflarca kabul edilen çek ve banka havalesi ile yapılan ödemeler toplamı olan 1.440.619,45 TL'nin, davalı adına 15.08.2017 tarihine kadar yapılan ödemeler toplamı olan 204.693,87 TL'nin, işçilik ve eğitim yansıtma 8 adet fatura bedeli olan 241.491,45 TL'nin, yine 22.09.2017 tarihinde yapılan 6.100,00 TL'lik ödeme, son hakediş tarihinden sonra davalı adına yapılan 77.477,00 TL ödeme (15.08.2017 tarihinden- 05.09.2017 tarihine kadar) ile davalı adına ödenen damga vergisi tutarı olan 15.055,79 TL'nin ve KDV tevkifatı olan 49.246,28 TL'nin mahsubu gerekir. Buna göre, mahsubu gereken bu bedellerin toplamı olan 2.034.683,84 TL'nin davalı taşeron tarafından yapılan imalat nedeniyle talep edilebilecek hakediş alacağı olan 1.614.183,71 TL bedelden mahsubu ile fazla ödemenin 420.500,13 TL olduğu ve yine bu bedelden Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/164 Esas sayılı dava dosyasında kesinleşen davacı alacağı olan 67.784,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 352.715,35 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. İİK'nın 67/II. maddesine göre davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için icra takibine yapmış olduğu itirazında haksız olması gerekir. Hüküm altına alınan alacak miktarı yapılan yargılama sonunda çıkarılan kesin hesap ile belirlenmiş olduğundan ortada likid bir alacak bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının takibe yapmış olduğu itirazda haksız olmadığı anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin, davalının da kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü, davalının Ankara 9. İcra Dairesi'nin 2020/11522 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 352.715,35 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, koşulları oluşmayan inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Hüküm: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2023 tarih ve 2021/833 Esas- 2023/774 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın kısmen kabulüne, -Davalının Ankara 9. İcra Dairesi'nin 2020/11522 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 352.715,35 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullar ile devamına, -Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, -Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.093,98 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.541,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.552,62 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 5.541,36 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 56.434,46 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 10.178,30 TL (59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 110,50 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden (kabul ve red oranına göre) takdiren 7.824,05 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-6325 Sayılı Kanun'un 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 305,31 TL'sinin davacıdan, bakiye 1.014,69 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 11-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 12-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 13-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 270,00 TL posta gideri ile 40,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.048,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır