T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2004 - 2025/2262 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2004 KARAR NO : 2025/2262 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2023 NUMARASI : 2021/133 E. - 2023/43 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2004 - 2025/2262 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2004 KARAR NO : 2025/2262 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/01/2023 NUMARASI : 2021/133 E. - 2023/43 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/01/2023 tarih ve 2021/133 E. - 2023/43 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/136234 sayılı ve “...” ibareli markasının 09, 16, 35, 36, 41, 42, 43 ve 45. sınıflarda tescili başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markaya dayalı itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığının 22/10/2020 tarihli kararı ile, “35. sınıftaki reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri, büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri, iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri ile 36. sınıftaki finansal ve parasal hizmetler ve 43. sınıftaki yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” nin başvurudan çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik yeniden inceleme isteğinin YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkiline ait “...” markasının bir bütün olduğunu, hal böyle iken markanın "..." ve "..." olarak ikiye ayrılıp "..." ibaresi üzerinden bir benzerlik değerlendirmesi yapıldığını, uzay anlamına gelen"..." ibaresinin çoğulu olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, müvekkilinin bu ibarenin başına eklediği "..." ibaresi ile ayırt ediciliği sağladığını, dolayısı ile markalar arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını ileri sürerek 2021-M-2209 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türpatent vekili, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana esas unsurun “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markanın her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunun söylenemeyeceğini, zira başvuru konusu markanın gözde bıraktığı iz ve duyulduğunda kulakta kalan sesin redde mesnet markayı hatırlattığını, bu hatırlatmanın anılan işaretin redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markalarda müşterek olarak bulunan unsurun "..." kelimesi olduğu, bu kelimenin İngilizce "Uzay, boşluk, mekân" gibi anlamlara geldiği, yine söz konusu sözcüğün "Çalışma Alanı" olarak kullanım alışkanlığının da bulunduğu, özellikle "Mekân" anlamı ve "Çalışma Alanı" kullanım şekli itibariyle "..." sözcüğünün ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir sözcük olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih 2020/92 E 2020/3984 K sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, gerek "..." sözcüğünün ayırt ediciliğinin düşük olması, gerekse "..." sözcüğünün markasal mizanpajda kalın punto ile oluşturulması nedeniyle başvuru markasının esaslı unsurunu "..." sözcüğünün oluşturduğu, buna göre; daha önce redde mesnet "Şekil+...." markasını gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markadan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi, marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markanın davanın açılmasından önce "..."ye devredilmesi nedeniyle davanın şirkete yöneltilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, müvekkili ... şirketinin çok sayıda ülkede esnek ofis, toplantı ve çalışma alanları ile bu alanlarla bağlantılı ofis hizmetleri sunduğunu, markasının EUPU ve WİPO nezdinde 2010 yılından ve ülke içinde 2015 yılından beri koruma altında olduğunu, markanın yoğun yatırım ve araştırma ve geliştirme faaliyetleri sonucunda, sektöründe bilinen ve tercih edilen kendine özgü yüksek ayırt ediciliğe sahip bir marka haline geldiğini, markanın zayıf olduğuna yönelik bilirkişi raporu ve bunu esas alan mahkeme kararının eksik araştırma ve incelemeye dayandığını, zira "..." markasının reddedilen hizmetler yönünden kullanımı zorunlu bir ibare olmadığını, müvekkilinin markası davaya konu markada aynen yer aldığı ve reddedilen emtialar müvekkilinin markası kapsamında tescilli olduğundan ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasının ihtimal dahilinde bulunduğunu, müvekkilinin markasının sektöründe tanınmışlığının mahkemece göz ardı edildiğini ve davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana esas unsurun “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markanın her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunun söylenemeyeceğini, zira başvuru konusu markanın gözde bıraktığı iz ve duyulduğunda kulakta kalan sesin redde mesnet markayı hatırlattığını, bu hatırlatmanın anılan işaretin, redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 21/6/2019 tarihinde "..." ibaresinin 09, 16, 35, 36, 41, 42, 43 ve 45. sınıflarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin 2016/07576 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek kapsamında yer alan bir kısım hizmetlerin markadan çıkarıldığı ve bu karara yönelik davacı itirazının 2021-M-2209 sayılı YİDK kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında belgeler ile ... resmi internet sitesinden tespit edilen bilgilere göre, davalı ... tarafından itiraza mesnet yapılan 2016/077576 sayılı "..." ibareli marka, dava dışı ... adlı şirkete devredilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, ancak ... kayıtlarından 17/12/2020 tarihinde bu hususta veri girişi yapıldığı ve 28/12/2020 tarihinde kurum kayıtlarına tescil edildiği görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nun “Tarafta İradi Değişiklik” başlıklı 124. maddesindeki “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” şeklindeki düzenleme ile taraf değişikliğinin şartları düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında Mahkemece, dava tarihinden önce itiraza mesnet markayı devralan ... aleyhine usulüne uygun olarak dava açılması ve sonrasında iş bu dava ile birleştirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, davayı devreden önceki malik yönünden yargılamaya devam ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davalılar ..., ... vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/01/2023 gün ve 2021/133 E. - 2023/43 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan davalı şirket tarafından 269,85-TL maktu, davalı kurum tarafından 179,90-TL maktu olmak üzere istinaf karar ve ilam harçlarının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.