12. Hukuk Dairesi 2025/8382 E. , 2025/8382 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Yargıtay ilamında belirtilen…
12. Hukuk Dairesi 2025/8382 E. , 2025/8382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle bozma gereğine ve usule uygun İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 22.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; Bozma öncesi verilen yerel mahkeme kararının Dairemizin 03.07.2025 tarihli 2025/3381 E.-2025/5183 K. saylı çoğunluk bozma gerekçesine farklı gerekçe ile muhalefet görüşümüz; "İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet; "Teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından, alacaklı vekilinin talebinin REDDİNE" şeklindeki 11.11.2024 tarihli Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Esas sayılı dosyasında bulunan müdürlük kararına yöneliktir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; şikayetçi/alacaklı tarafından şikayet olunan borçlular aleyhine Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 sayılı dosyası üzerinden 14.10.2024 tarihinde toplam 1.337.631,33 TL alacak için Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.20 24... /422 E.-2024/558 K. sayılı ilamına dayalı olarak örnek 4-5 nolu ilamlı takip başlatıldığı, borçlulara icra emrinin tebliğ edildiği ve takibin 30.10.2024 tarihinde kesinleştirildiği, takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı tarafından icra müdürlüğüne talepte bulunularak borçluların hesaplarının bulunduğu bankalara İİK'nın 89. maddesine dayalı olarak haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin istenildiği, icra müdürlüğünce alacaklı vekilinin bu talebinin kabulü ile 30.10.2024 tarihinde bankalara haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, ... A.Ş. tarafından 3.999.581,58 TL'nin borçlu ... adıyla 11.11.2024 tarihinde icra dosyasına gönderildiği, .... Bank A.Ş. tarafından 2.086.467,51 TL'nin borçlu ... adıyla 08.11.2024 tarihinde icra dosyasına gönderildiği, alacaklı vekili tarafından 11.11.2024 tarihli talep dilekçesi ile gönderilen paraların tarafına ödenilmesinin istenildiği, icra müdürlüğü tarafından 11.11.2024 tarihli kararıyla teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından, alacaklı vekilinin talebinin REDDİNE karar verildiği, alacaklı tarafından yasal 7 günlük sürede bu karara yönelik icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulduğu, icra mahkemesince şikayet tarihinden sonra borçlular vekilince takibe dayanak Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.09.2024 tarihli, 2022/420 Esas-2024/558 Karar sayılı ilamıyla ilgili olarak 12.11.2024 tarihli mehil vesikasına istinaden takibe konu ilamın icrasının borçlu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden istinaf incelemesi sonuna kadar geri bırakılmasına karar verildiği ve Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.11.2024 tarihli, 2024/1007 D. İş E.-2024/1005 D. İş K. sayılı kararıyla dayanak ilamın icrasının istinaf incelemesi sonuna kadar geri bırakıldığı görüldüğünden, dosyaya gelen hacizli paraların alacaklıya ödenmesine dair şikayetin konusuz kaldığı gözetilerek, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, bu kararın da taraflarca temyiz edildiği anlaşılmıştır. Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Sayılı dosyası üzerinden 12.11.2024 tarihinde 90 gün için borçlulara mehil vesikası verildiği ve aynı gün teminat mektuplarının icra mahkemesinin onayına sunulduğu, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 12.11.20 24... /1003 D. İş Esas-2024/1000 D. İş. Karar sayılı kararıyla borçluların teminat mektuplarının İİK'nın 36. maddesi gereğince teminat olarak kabulüne karar verildiği, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.20 24... /1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş K. sayılı ilamıyla borçlular hakkında icranın geri bırakılmasına karar verildiği, bu tarihten itibaren tehiri icra kararı alan borçlular yönünden ilamın icrasının durdurulduğu anlaşıldığından, dosyadaki tahsil olunan paraların istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmesi mümkün değildir. Dava şartları, 1086 sayılı HUMK'da açıkça düzenlenmemiş iken ilk itirazlar bölümünde "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar…" saklı tutulmuştur(m.188 c.2). Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115 md.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından hükmün verilmesine kadar hep mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. İİK'nın 36/1. maddesi; "İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Şikayet tarihi itibariyle alacaklının yukarıda bahsedilen 11.11.2024 tarihli müdürlük kararını şikayette hukuki yararı vardır. 12.11.2024 tarihli mehil vesikası, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.2024 tarih, 2024/1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş K. sayılı ilamıyla borçlular hakkında icranın geri bırakılmasına karar verilmesiyle şikayetçi/alacaklının şikayeti konusuz kalmaz. Mahkemece, şikayetle ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Dairemiz sayın çoğunluğunun bu yönden bozma gerekçesine katılıyoruz. Lâkin, 08.11.2024 tarihli müdürlük kararında; borçlular vekilinin mehil vesikası istediği, 13 adet taşınmaz yönünden 100.000,00 TL masraf ikmali halinde teminata esas kıymet takdiri yapılmasına karar verildiği, masrafın yatırıldığı ve 6.590.000,00 TL teminat mektubunun sunulduğu, 11.11.2024 tarihli şikayete konu kararda ise; teminat mektubu, taşınmazların kıymet takdirine esas bilirkişi raporuyla birlikte mahkeme onayına sunulacağından ötürü alacaklı vekilinin paranın kendisine ödenmesine yönelik isteminin reddine karar verildiği, bu kararın şikayet konusu olduğu anlaşılmış olup, şikayet tarihi itibariyle yukarıda aktarılan İİK'nın 36/1. maddesi uyarınca hükmolunan para veya eşya kıymetinde olup olmadığının kıymet takdiriyle saptanması ve mahkeme onayına sunulacağı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibariyle icra dosyası safahati ve gelinen aşama dikkate alındığında; borçlular tarafından muteber ve takip konusu borca yeterli teminat mektubu sunulduğundan Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2024/8876 Esas sayılı dosyasından 12.11.2024 tarihinde mühlet kararı verildiği, ilâmın icrası şikayet olunan borçlular yönünden durdurulduğu, Bodrum 2. İcra Hukuk Mahkemesince 13.11.2024 tarih, 2024/1007 D. İş Esas-2024/1005 D. İş Karar sayılı kararı uyarınca istinaf incelemesi sonuna kadar icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olup, İİK'nın 85/1. maddesi hükmü de dikkkate alınarak icra kasasında bulunan paraların karar tarihi itibariyle alacaklıya ödenmesi hukuken mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle; borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile şikayetin esastan reddi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Dairemiz sayın çoğunluğunun farklı gerekçeyle bozma görüşüne katılamıyoruz." şeklindedir. Bozma kararı üzerine dava dosyası İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden esasa kaydedilmiş, 30.07.2025 tarihli bozma sonrası tensip ara kararıyla bozma ilamı taraflara usulünce tebliğ edilmiş, 08.08.2025 tarihli duruşmada taraf vekillerinin huzurunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.07.20 25... /3381 E.-2025/5183 K. sayılı BOZMA ilamı okunup, taraf vekillerinin beyanları alınmıştır. Davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, davalı vekili ise Yargıtay bozma ilamına direnilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince “Usul ve yasaya uygun Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.07.20 25... /3381 E.-2025/5183 K. sayılı ilamına uyulmasına” karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda şikayetin kabulüne karar verilmiş olup, kararın borçlular tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. "Aleyhe bozma yasağını" açıklamak gerekirse; taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hükmün temyiz eden tarafın aleyhine bozulamayacağını ifade eden aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/4 üncü maddesinde açıkça hükme bağlanmış ise de hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün temyiz edenin aleyhine bozulması hâlinde, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25... ) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli ve 2022/11-277 Esas, 2023/408 Karar; 29.11.2022 tarihli ve 2021/13-431 Esas, 2022/1614 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. "Aleyhe bozma yasağı/usulî müktesep hak" ilkesi dikkate alınarak, bozma öncesi muhalefet görüşümüz bâki kalmak kaydıyla, Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak bozma kararına mahkemece uyulmak suretiyle karar verildiğinden, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılması usulen mümkün olmadığından, kararın bu gerekçeyle onanması gerekirken, Dairemizin sayın çoğunluğunun farklı gerekçeyle onama kararına katılamıyorum.22.12.2025