İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya menşeli ... marka sanayi tipi bulaşık makinalarının ve temizlik ürünlerinin Türkiye'deki satıcısı ve yetkili bayisi olduğunu, t…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/567 KARAR NO : 2025/1524 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/11/2021 NUMARASI : 2019/668 Esas - 2021/871 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya menşeli ... marka sanayi tipi bulaşık makinalarının ve temizlik ürünlerinin Türkiye'deki satıcısı ve yetkili bayisi olduğunu, temizlik ürünlerinin alınması karşılığında işletmelere konsinye (mülkiyeti devri olmaksızın kullanmak üzere) olarak bulaşık ve çeşitli temizlik makinaları vermekte ve aynı zamanda belli mali promosyonlar sağladığını, davalı ile bu kapsamda anlaşma sağlandığını, ve kullanılmak üzere bulaşık makinalarının davalıya teslim edildiğini, davalı şirketle 25.01.2018 başlangıç tarihli 5 yıllık sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirketin her ay 1.500,00TL+KDV değerinde kimyasal ürün (deterjan) almayı taahhüt ettiğini, ilk yıl için belirlenen bu tutar her yıl ÜFE+TÜFE /2 oranında artış yapılacağı kararlaştırıldığını, davalı şirketin her ay düzenli kimyasal ürün alımı yapması gerekirken, alım kotasına uymayarak eksik ürün alımı yaptığını, uzun bir süre hiç alım yapmadığını, sonuç olarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu durumların Zeytinburnu 4. Noteri 12.07.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, davalı şirkette ihtar edildiğini, sözleşme uyarınca ürün alımı taahhüdüne uymasının, aksi halde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğini ihtar edildiğini, davalı tarafça ihtara uyulmaması üzerine, Zeytinburnu 4. Noteri 19.08.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin daha önceki ihtarnamede belirtilen sebeplerle haklı nedenle feshedildiğini; cezai şartın ödenmesini ve konsinye olarak bırakılan makinelerin 15 gün içinde iadesi ihtaren bildirildiğini, sözleşmenin 10.B maddesinde sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi halinde ödenecek olan cezai şart belirtildiğini, taraflar arasındaki sözleşme, Noterden gönderilen ihtarnameyle haklı olarak feshedilmesine rağmen cezai şart bedelinin ödenmediğini beyan ile şimdilik 1.000,00-Euro'nun temerrüt tarihi olan 13.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Antalya ticaret mahkemelerinde açılması ve görülmesi gerektiğini, davanın öncelikle bu yönden reddi gerektiğini, davacı ile mevcut çalışma dönemi ve ticari ilişki Ekim 2017-Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleştiğini, bu süre zarfında, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında sürekli sorunlar yaşandığını, davacı şirket ile çalışılmaya başlandıktan yaklaşık 1 sene sonra sözleşme gereğince verilen bulaşık makinalarında sürekli olarak yıkanan tabak , çatal bıçak ve bardaklar başta olmak üzere tüm yıkanan malzemelerde leke bırakma sorunu yaşanmaya başlandığını, her iki bulaşık makinasında yaşanan sorunlar nedeniyle müvekkili şirketin müşterilerinden yoğun şikayetler almaya başladığını ve hatta bu yüzden müşteri kaybına dahi uğradığını, mağduriyet yaşayan ve aslında sözleşmeyi haklı nedenle feshederek tazminat talebinde bulunması gereken tarafı9 müvekkil şirket olduğunu, müvekkilinin çoğu zaman servis çağrılmasına ve beklenilmesine rağmen gelmediğini, ayrıca davacı şirketin bulaşık makinasında kullanılan parlatıcının fiyatını bir anda 269,42 TL den 501,59 TL ye yükselttiğini, deterjanın fiyatı ise 157,52 TL den 293,21 TL ye yükselttiğini, davacı şirketin sözleşmesel ilişkiyi davalı müvekkil şirket aleyhine tek taraflı olarak değiştirmiş ve sözleşmenin koşullarını tek taraflı olarak ağırlaştırdığını, davacının sözleşme gereğince ariyeten bıraktığı bulaşık makinalarını kullanıma hazır tutamadığını, müvekkili şirketin sürekli arıza yapan ve çalışmayan bulaşık makinalarını kullanamadığı için doğal olarak bu makinalarda kullanılan deterjanı da satın alamadığını, davacı şirketin sözleşmenin feshi için haklı herhangi bir sebep bulunmadığını, sözleşmenin 6. maddesinde yer alan promosyonlar karşılığında 12.543,00-Euro cezai şart öngörüldüğünü, ancak davacı şirket tarafından bu tutarda bir promosyon aslında müvekkil şirkete verilmediğini, davacı şirkete tüm bu zaman içinde yaşanan sürekli arızalar sebebiyle servis ücreti olarak 10.067,13-TL servis ve yedek parça bedeli ödendiğini, ayrıca, davacı şirketten ürün alımına ilişkin olarak da toplam 26.449,38-TL fatura karşılığı ödeme yapıldığını beyan ile yasal koşulları oluşmayan cezai şarta ve cezai şart tutarına ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davanın sözleşmenin cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki ve dava konusu ihtilafın 25/01/2018 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, davacının sözleşme gereği davalı yana bulaşık makinesi temin ve teslim ettiği, davalı tarafın da davacıdan düzenli olarak bu makinelerde kullanacağı temizlik malzemelerini tedarik etmeyi taahhüt ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme, davacı tarafça tek taraflı olarak, alım taahhüdüne uyulmadığından bahisle 19/08/2019 tarihinde noter kanalı ile feshedildiği, 12.860 Euro cezai şartın 15 gün içinde ödenmesinin ve yine aynı sürede konsinye bulaşık makinelerinin iade edilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde, davalının davacıdan en az aylık 1.500 TL + KDV tutarında ürün almayı taahhüt ettiği, bu meblağın altında alım olması halinde farkın fatura edileceğinin, alıcı-davalının düzenli alım şartına uymaması halinde ihtarname çekileceğinin, aykırılık giderilmediği takdirde ise sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceğinin ve ayrıca sözleşmenin 1.B maddesine göre sözleşmenin öngörülen 3 yıllık süreden önce, tedarikçi-... tarafından haklı nedenle feshedilmesi halinde alıcı-davalının 12.860 Euro ve KDV sini cezai şart olarak ödeyeceğinin düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde aldırılan bilirkişi raporları ile davalının alım taahhüdüne uymadığı anlaşılmış, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin düzenlemeye göre davacının noter kanalı ile alım taahhüdünün yerine getirilmesinin de ihtar edildiği anlaşılmakla, davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça davacının temin ettiği bulaşık makinelerinin arızalı olduğu ve beklenen faydayı sağlamadığı, ürünlerdeki fiyat artışının fazla olduğu, davacının sözleşme gereğince ariyeten bıraktığı bulaşık makinalarını kullanıma hazır tutamadığına yönelik itirazları, dosya kapsamındaki servis kayıtları ve davacı tarafça kesilen faturalara davalı tarafça süresinde yapılmış bir itiraz ve kesilmiş bir iade faturası bulunmamakla yerinde görülmemiştir. Davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi müdürlüğünden celp edilen vergi beyannameleri incelenmiş, şirketin zarar eder durumda olması nedeniyle davacının talep eder olduğu cezai şartın davalının mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, sözleşme ile tayin edilmiş ve davacı tarafça talep edilen cezai şarttan 3/4 oranında indirim yapılarak, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, fesih ihtarnamesinin 29/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, verilen 15 günlük yasal sürenin dolduğu 14/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 3.215 Euronun davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının mahvına sebebiyet vereceğine dair bir tespit bulunmadığı ve davalının cezai şartta indirim yapılması talebi olmadığı halde mahkemece re'sen cezai şartta indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay uygulamalarına göre; cezai şartta takdir indirimi yapılması halinde bu indirimin hakkın özünü etkileyecek oranda yüksek olmaması gerektiğini, hakkın özünü etkileyecek şekilde cezai şartın %75'i indirilmesinin açıkça bozma nedeni olduğunu, dava konus talep üzerinde mahkeme tarafından takdiren indirim yapılması halinde, yani alacağın bir kısmının takdiren reddedilmesi halinde, reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece resen dava şartı arabuluculuk görüşmelerine katılan vekil lehine, görüşmenin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde AAÜT md. 16/2-c maddesi gereği maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir karar verilmediğini, arabuluculuk sürecinde davacı vekil ile temsil edildiği halde mahkemece bu hususun gözardı edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak, hüküm kurulduğunu, ancak bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, raporda, taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki maddelerin geçerliliğinin bilirkişilerce incelenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem şartları içeren sözleşme niteliğinde olduğunu, davacı şirketin sözleşme gereği eksik alımları hizmet bedeli olarak davalı şirkete faturalandırmadığını, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeye kendisinin uymadığını ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, tüm bu hususların yerel mahkemece gözardı edildiğini, davacı vekilince, davalı tarafça cezai şartta indirim yapılmasına yönelik talebi olmadığının ve mahkeme hakimi tarafından re’sen indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğini, Yargıtay kararları ve TBK çerçevesinde mahkeme hakiminin fahiş gördüğü cezai şartları re’sen indirme yetkisi bulunduğunu, ayrıca davalı tarafça cezai şartın fahiş olduğuna dair de itirazda bulunulduğunu, davacının sözleşmeye uygun davranmadığını, makineleri davalının kullanabileceği şekilde düzgün ve çalışır vaziyette bulundurmadığını, bu sebeple de, davacının uğradığı herhangi bir zarar yok iken bir de üstüne cezai şart talep etmesinin haksız kazanç elde etmeye çalıştığını açıkça ortaya koyduğunu, davanın tamamen kabulüne karar verilmediği ve davacının davasında haklı çıkmadığı için arabuluculuk vekalet ücretine hak kazanamayacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasında düzenlenen 25/01/2018 tarihli ticari satım sözleşmesinde taahhüt edilen alım miktarının yerine getirilmemesi nedeniyle cezai şart alacağı istemidir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile kısmen reddin karar verilmiş verilmiş, taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur. Taraflar arasında 25/01/2018 tanzim tarihli 3 yıl süreli sözleşmenin 4A maddesi; " .. Her ay düzenli olarak Ek-1 ... markalı kimyasal ürünler güncel cari fiyat listesi üzerinden aylık 1.500 TL +KDV lik kimyasal ürün alımı ve bu tutarın her yıl zam oranında endeksli artış göstermesi ön koşulu ile 3 yıllık süre için akdedilmiştir. Aylık hedefin alım yapılmaması durumunda alıcıya eksik kalan tutar kadar hizmet bedeli faturası kesilecektir. Alıcı bu durumu peşinen kabul ve taahhüt eder.", 10 A maddesinde; Alıcı'nın işbu sözleşmede üstlendiği yükümlülüklerini kısmen veya hiç yerine getirmemesi halinde ... konuya ilişkin olarak alıcıya ihtarname çekmekle yükümlüdür. Eğer alıcı iş bu ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde ihtarname konusu sözlemedeki taahhütlerine ilişkin aykırılıkları gidermez ise ... yeniden bir ihtara ve hüküm alınmasana gerek kalmaksızın sözlemeyi feshedebilir. 10.B maddesinde "sözleşmenin 10 A maddesinde belirtildiği üzere ... tarafından haklı nedenle feshinde, ve/veya alıcı tarafından haksız herhangi bir nedenle 4. Madde de öngörülen süreden önce feshedilmesi, sözleşmeye fiilen devam edilmemesi halinde, madde 6 da belirtilen promosyonların kaşılığı olan 12.860,00 Euro (KDV hariç) meblağı sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın alıcıdan cezai şart olarak talep hakkına haizdir.", düzenlemesinin bulunduğu, davalı tarafça sözleşmede taahhüt edilenden eksik alım bulunduğu, sözleşmeye uyulması yolunda davacıya noter ihtarı gönderildiği, bilahare 19/08/2019 tarihli noter ihtarı ile sözlemenin feshedildiği ve sözleşmede kararlaştırılan 12.860 Euro cezai şartın ödenmesi ile konsinye makinenin iadesi talep edildiği görülmektedir. Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile davalının 25/01/2018-2019 dönemine 622,92 TL + KDV, 25/01/2019 -19/08/2019 (fesih tarihi) arasında 10.659,53 TL + KDV tutarında eksik alım yaparak taahhüdünü ihlal ettiği, davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarname ile eksik alıma ilişkin taahhüt eksikliğinin 15 gün içinde giderilmesi için ihtar keşide edildiği, davalı tarafça ihtar süresi içinde eksikliğin giderilmediği, davacı tarafça sözleşmenin 19 ağustos 2019 tarihli fesih ihbarı ile feshettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf ihlal gerekçesi olarak makinenin kullanıma hazır tutulmadığını, ürün fiyatlarında aşırı artış yapıldığını savunmuş ise de makinenin hazır tutulmadığında dair bir delil dosyada bulunmadığı, ürün fiyatları yönünden kendisine gönderilen faturaları uzun süre defterine kaydedip itiraz etmediği, yeni oluşan fiyatı kabullenmiş olduğu anlaşılmakla bu yönlere ilişen itirazları ilk derece mahkemesince kabul görmemiştir. Davalı tarafın istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmemde :Genel işlem koşulları TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TBK yürürlüğe girdikten sonraki dönemde imzalanan sözleşmeler yönünden; yasal düzenlemeye göre, genel işlem koşulu içeren sözleşmeler yapılması hukuken mümkündür. Bir hükmün salt genel işlem koşulu niteliğinde olması, onun geçersiz olması sonucunu doğurmaz. TBK'nın 25. maddesi uyarınca, "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz". Yani, genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme maddesinin geçersiz sayılması için, hükmün dürüstlük kuralına aykırı olması gerekir. Somut olayda, davalının ve taraflara özel düzenlendiği anlaşılan sözleme hükümlerinin dürüstlük kuralının aykırı olduğunu savunmak, tacir olan davalının bunların içeriğini öğrenmediğini savunmak mümkün değildir. Davalı taraf 2 yıl boyunca fiilen uyguladığı sözleşme hükümlerine sözlemenin ayakta kaldığı sürede herhangi bir itirazı bulunmadığı da anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davacının eksik alımlar için hizmet faturası düzenlememiş olmasının; davacını ihtarına rağmen alım taahhüdündeki eksikliğin giderilmemiş olması karşısında yine sözlemenin 10A ve 10B maddelerindeki açık düzenleme karşısında sözlemenin davacı tarafça haklı olarak feshedilmiş olmasına herhangi bir engel durum oluşturmayacağı anlaşılmakla davalının bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde bulunmadığından davalının istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmemde;Davacı taraf arabuluculuk aşamasında vekil ile temsil edildiğinden bahisle mahkemece takdir edilen yargılamaya ilişkin vekalet ücreti dışında arabuluculuk aşaması içinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; yargılama giderlerini düzenleyen 6100 Sayılı HMK 323 maddesinde bu yönde bir düzenleme bulunmadığı, arabuluculuk anlaşamama tutanağında da taraflara yüklenen vekalet ücretine ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalı, davacının sözleşme hükmü gereği hizmet faturası düzenlemesi gerektiği bu maddeye uyulmadığından sözleşmenin davacı tarafça ihlali anlamına geldiğini savunmuş ise de kendisine gönderilen sözleşmedeki alım taahhüdünün yerine getirmesi ihtarına rağmen eksik alım taahhüdünü yerine getirmediği gibi hizmet bedeline ilişkin ödemeyi de yapmadığı, bu haliyle fatura düzenlenmesi halinde dahi sözleşmedeki hükme uymayacağını ortaya koymuş olmakla bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. 6102 sayılı TTK 22. Maddesi gereği; kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz.Ancak tacir de olsa, tarafların ekonomik mahvına sebep olan cezai şarta ilişkin Sözleşme maddesinin, TBK’nın 27. maddesinde yer alan “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” düzenlemesi uyarınca “ahlak ve adaba aykırı” görülmesi mümkündür. Bu durumda cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun : 2017/(19)11-943 e. 2021/984 k. Sayılı ilamında belirtildiği gibi Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Aynı incelemeyi gerçek kişi olan tacir için de yapması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-922 E., 2019/706 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davacı cezai şart borçlusunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre davacı alacağından indirilecek cezai şart belirlenerek karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme verilen karar isabetli değildir. Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılması halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/18-421 Esas, 2009/526 Karar sayılı 18/11/2009 günlü içtihadı, Yargıtay 17.HD nin 26.12.2016 tarih 2014/14866 E. Ve 2016/11906 K. nolu kararı) İlk derece mahkemesince yargılama giderlerinin dağıtımında ve davalı yararına vekalet ücreti takdirinde yanılgıya düşülerek hakkaniyet indirimi nedeniyle reddedilen kısımda hesaba katılarak vekalet ücreti takdiri ve yargılama gideri dağıtımı isabetli olmamıştır. Davacının bu yöne ilişen istinaf istemi yerindedir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 350,50 TL harcın, alınması gerekli olan 1.402,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.051,52 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025