7. Hukuk Dairesi 2014/14487 E. , 2014/18825 K. Mahkemesi : Antalya 4. İş Mahkemesi Tarihi : 30/05/2013 Numarası : 2010/219-2013/286 Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.10.2014 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı F.. Aliminyum Ürünleri Paz.Tic.Ltd.Şti. vekili Av. İ.. K.. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya …
**7. Hukuk Dairesi 2014/14487 E. , 2014/18825 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Antalya 4. İş Mahkemesi Tarihi : 30/05/2013 Numarası : 2010/219-2013/286 Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 14.10.2014 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı F.. Aliminyum Ürünleri Paz.Tic.Ltd.Şti. vekili Av. İ.. K.. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davacıya ait işyerinde 04.11.1996-31.03.2010 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, en son maaşının 800,00 TL olduğunu, fazla mesai yaptığını hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen diğer alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ihtilaflıdır. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur. Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda esaslı değişiklikler yapılmıştır. Yasanın 6099 sayılı Kanunla değişik 35 inci maddesine göre, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini derhal tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılması yeterli olacaktır. Bu durumda evrakın asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa dahi, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınarak bu madde hükümleri uygulanır. Somut olayda; davalı limited şirket vasfında bir tüzel kişi olup, ticaret sicilinde kayıtlı adresi onun tebligat adresidir ve tebligatların bu adrese yapılması şarttır. Davacı vekili de dava dilekçesinde davalı şirketin adresini, “Musalla Bağları Mah. Belh Cad. Alpaslanlı Sokak No: Selçuklu/Konya” olarak göstermiş, bu adrese yapılan tebligatın “ismen tanınmadığından bahisle” iade edilmesi üzerine, davalı şirketin adresi Ticaret Sicil Memurluğundan sorulmuş ve memurlukta tescilli son adres olan (dava dilekçesinde bildirilen adres) Musalla Bağlar Mah. Alpaslanlı Sok No: Konya adresine tüm tebligatlar 7201 sayılı Yasa'nın 35.maddesine göre yapılmıştır. Ancak icra takip talebindeki adresin “1. Organize Sanayi Dolu Dere Sokak No: Selçuklu/Konya” olması karşısında, davalı vekilinin davacının davalı şirkette uzun yıllar çalıştığı, şirketin ticaret sicilindeki adresini kullanmadığını bildiği, merkezle yaptığı tüm yazışmaları icra takibinde bildirdiği adres üzerinden yaptığı savunması üzerinde durulmalıdır. Zira Türk Medeni Kanunu'da ifadesini bulan ve hukukun temel prensiplerinden olan “herkesin haklarını kullanırken iyi niyet kurallarına uyması gerektiği, hakkın kötüye kullanımını hukukun himayet etmeyeceği ve kimsenin kötü niyetine dayanarak hak elde edemeyeceği “ ilkesi nedeni ile, davalı şirketten davacının davalı şirketin fiilen kullandığı adres ile yazışma yapıp yapmadığı, davacının bu adresi davadan önce bilip bilmediği araştırılmalı ve bu hususta toplanacak deliller dosya içinde bulunan tebligata ilişkin deliller ile birlikte değelendirilerek davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı belirlenmeli ve sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmelidir. O halde davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14/10/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi. Başkan H. PÜRLÜPINAR Üye F. ERNALBANT Üye V. DEĞİRMENCİ Üye M. AKKUŞ Üye B. AZİZAĞAOĞLU SA