İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin şahıs firması ile iplik üretimi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/727 KARAR NO : 2025/1890 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2022 NUMARASI : 2018/1050 Esas - 2022/234 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin şahıs firması ile iplik üretimi yapıp piyasaya sattığını ve davalı borçluya muhtelif zamanlarda ürettiği iplikleri sanığını, davalının takibe konu son faturaların bedellerini müvekkil şirkete ödemediğini, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile İcra takibi yapıldığını borçlu şirketin borca ve ferilerine itiraz ettiğini, Takibe konu borcun kaynağının fatura ve cari hesap alacağı olduğunu, davalı şirketin tekstil işi İle iştigal ettiğini ve müvekkil şirketten aldığı iplikleri dokuyarak tekstil üretimi yaptığını, takibe konu son fatura bedellerini ödemediğini, faturaya konu iplik ürünlerinin ayıplı olması nedeniyle bedeli ödemediğini iddia ettiklerini, Davalı şirketin itirazının haksız olduğunu, davalı şirketin ürünleri alıp işlediğini, hatta fatura konusu ürünlerin bir kısmına iade faturası kestiğini, bu durumun davacının fatura konusu ürünleri aldığını gösterdiğini, yine sevk irsaliyeleri ile dava konusu faturaya ilişkin ürünlerin davalıya teslim edildiğini ifade ederek davanın kabulü ile davalının Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın 102.458,86 TL asıl alacak ve buna bağlı ferilere ilişkin olmak üzere iptaline, davalının %20'dan aşağı olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak tarafına ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf İle müvekkili şirket arasında hiçbir iplik satış işlemi gerçekleşmediğini, Müvekkil şirket ile davacı taraf arasında 28,10,2016 tarih ve 041383 no’lu 78.362,99 TL bedelli faturaya konu boyalı örme kumaş ürününe ilişkin satış işlemi gerçekleştirildiğini ve bedelinin banka havaleleri ile ödendiğini, İşbu faluraya konu ürünler dışında müvekkil şirkete hiçbir ürün teslim edilmediğini müvekkil şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, Dava dilekçesinde müvekkili şirket adına başlatılan icra takibine karşı ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle itiraz bulundukları yönündeki iddianın asılsız olduğunu ve bu durumun icra dosyasından anlaşılacağını, Yukarıda bahsi geçen ürün dışında hiçbir ürün alınmadığını ve buna ilişkin fatura dışında müvekkil şirketçe kabul edilen bir fatura bulunmadığını, Davacı tarafça dosyaya müvekkil şirketle ve davacı ile ilgisiz şirketlere ilişkin bir kısım evrakların eklendiğini, bu evrakları delil değeri bulunmadığını, Sonuç olarak müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı belirterek davalı vekili davanın reddi ile müvekkili şirket hakkında başlatılan icra takibi açıkça kötü niyetli olduğundan davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Anılan rapordan da anlaşılacağı üzere davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri belge aslı olmayıp karbon nitelikli 2. Nüsha olup imza incelemesine konu olamayacağı , kaldı ki imza incelemesi yapılsa dahi teslim alan kısımlarında bir kısmında imza olmayıp bir kısım el yazılarının olduğu, imzasız olan bu el yazıları doğrultusunda velev ki davalı tanıklarına ait olduğu kabul edilse dahi teslim alındı hususunun imzasız belgeler ve de davacı tarafından doğrudan davalıya düzenlenen sevk irsaliyeleri olmadığı ve de davalının kendilerinin doğrudan dava dışı şirketlerle ticari ilişkilerinin olduğu savunması karşısında davacı tarafın malın teslimi husunu yine ispat etmiş sayılamayacağı bu hali ile dosyadaki delillerle davanın ispat edilemediği ispat yükünün davacı tarafta olduğu yemin delili hatırlatılmakla davacının yemin deliline dayanmadığı bu hali ile ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Takip konusu malların ve sevk irsaliyesindeki malların davalıya teslim edildiğine dair tanık dinletme taleplerinin yerel Mahkemece red edildiğini, oysa söz konusu ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğine dair tanığı olan ...'un dinlenmesini talep ettiklerini, bu tanığın faturaya konu ürünleri davalı şirketten sipariş alıp müvekkil şirket adına diğer işlemlerin (örme-boyama) işlemlerinin tamamlanıp davalı şirkete teslim edilme aşamalarını takip ettiğini, dava dilekçesinde tanık deliline dayandıklarını, dolayısıyla teslimata ilişkin tanık dinlenebilir olmasına rağmen yerel Mahkemece bu talebin kabul edilmeyerek eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davamızı red ettiğini, Yerel Mahkemenin kararı bu haliyle de hatalı olup kaldırılmasını talep ettiklerini, dosya kasasına anılan sevk irsaleyeleri incelendiğinde bir kısmında isim ve imza, bir kısmında ise imza bulunduğunu, fakat Mahkeme gerekçesinde imza yok dediğini, bu tespitin hatalı olup Mahkemenin kararı bu yönden kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirket davalı şirkete satmış olduğu malları göndermiş olduğu boyahane üzerinden boya yaptırtıktan sonra, davalı şirkete boyahane üzerinden düzenlenen sevk irsaliyesi ile birlikte gönderildiğini, söz konusu malların boyama bedelleri müvekkili şirket tarafından ödendiğini, yine boyahane şirketi tarafından gönderilen sevk irsaliyesi içerindeki mal bilgileri (ağırlık, cins vs) bilgileri takip konusu müvekkili şirket tarafından kesilen fatura içeriği ile uyuştuğunu, Mahkemece bu hususları değerlendirmeksizin hatalı değerlendirme ile davayı red yapmasının usul ve yasayla bağdaşmayacağını, Mahkemenin kararı bu yönden de hatalı olup bozulması gerektiğini, mahkemenin bir diğer gerekçesinin 'anılan rapordan da anlaşılacağı üzere davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri belge aslı olmayıp karbon nitelikli 2. Nüsha olup imza incelemesine konu olamayacağı' şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, nitekim karbon kağıt fotokopi olmayıp bizzat kalemin değdiği kağıdın alt orjinali olduğunu, nitekim bu hususta dosyaya sunulan 30.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu irsaliye üzerinden imza incelemesi yapılabilir denmesine rağmen Mahkemece rapora aykırı şekilde davanın reddine karar vermesinin usul ve yasayla bağdaşmayacağını, kaldı ki söz konusu irsaliyelerden bir kısmında imzası bulunan şirket çalışanı ... isticvap edildiğini ve 15.11.2021 tarihli duruşmada imzanın kendine ait olduğunu kabul ettiğini, yine diğer imza sahiplerinden ...'nin 17.09.2021 tarihli duruşma tutanağının beyanı aynen, 'Benim yazıma benziyor ancak emin olamıyorum' beyanları birlikte değerlendirildiğinde irsaliye üzerindeki imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olduğu açıkça ortada olmasına rağmen Mahkemece bütün bu hususların göz ardı edilerek davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete satılan takip konusu fatura içeriğindeki malların teslim edildiğini gösteren bir çok delilleri(sevk irsaliyesi,irsaliyedeki imzası bulunan kişilerin şirket çalışanı ve sahibi olması, duruşmada irsaliyedeki imzaları kabul etmeleri, takip konusu fatura için müvekkil şirkete iade fatura kesilmesi vs.) olmasına rağmen Mahkemece bütün bu hususların göz ardı edilerek '.... bu hali ile dosyadaki delillerle davanın ispat edilemediği ispat yükünün davacı tarafta olduğu ..' gerekçesi ile davanın red edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını beyanla Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1050 E., 2022/234K., 07.03.2022 tarihli kararın kaldırılarak davanın kabul edilmesi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "8 adet fatura" sebebine dayalı olarak 202.918,66 TL asıl alacak ile 17.402,26 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 220.330,92 TL alacağın tahsili istemiyle 13.03.2018 tarihinde takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 102.458,86 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, takip konusu malın kendilerine teslim edilmediği, teslimin ispat edilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4)Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli ve ticari ilişkinin tespiti için mahkemece ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıya 2016 ve 2017 yıllarında 6 adet fatura ile toplam 190.188,75 TL bedelli satış yaptığı, davalı ticari defterlerine göre ise davalının davacıdan 2016 yılında 1 adet fatura ile toplam 78.362,99 TL bedelli alış yaptığı, yapılan ödemeler ve düzenlenen iade faturaları sonrası davacı defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 102.458,85 TL alacaklı, davalı defterlerine göre ise davalının takip tarihi itibariyle davacıdan 9.366,91 TL alacaklı gözüktüğü, davacı ve davalının vergi dairelerine vermiş oldukları Ba-Bs bildirimlerinin kendi defter kayıtlarında yer verdikleri bilgilerle uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını ispatı için yeterli olmayıp, alacağın varlığının başka delillerle alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 Esas ve 2017/2738 Karar- sayılı 2014/12574 Esas - 2014/16692 Karar sayılı içtihatları)Somut olayda fatura tarihleri itibariyle geçerli olan tanıkla ispat sınırı 2.595,75 TL olduğundan eldeki davada tanık dinlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının, ...'un tanık olarak dinlenilmesine yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Taraf ticari defterlerinin incelenmesinde, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup, takibe konu ettiği faturalardan yalnızca 28.10.2016 tarihli ve 78.362,99 TL tutarındaki faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takipten önce davalı tarafça 75.000 TL tutarındaki ödemenin taraf defterlerine kaydedildiği, takibe konu edilen 25.09.2017 tarihli 25.847,08 TL bedelli , 25.09.2017 tarihli 17.165,40 TL bedelli, 25.09.2017 tarihli 18.588,24 TL bedelli, 12.10.2017 tarihli 22.091,45 TL bedelli, 12.10.2017 tarihli 28.133,60 TL bedelli faturaların ise davalı ticari defterinde kayıtlı olmadığı, davalının defterine kaydetmediği 25.847,08 TL bedelli ve 22.091,45 TL bedelli faturalara ilişkin 24.10.2017 tarihinde 2.471,04 TL ve 10.258,86 TL bedelli iade faturaları düzenlediği, bu iade faturalarının taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her ne kadar iade faturaları davacı tarafça takibe konu edilmiş ise de dava konusu edilen tutarın, yukarıda belirtilen 6 adet fatura bedelinden , ihtilafsız olan ödemeler ve iade faturası bedelleri düşüldükten sonra davacı ticari defterlerinde gözüken alacak miktarı olduğu anlaşılmıştır. 1.Somut olayda taraf defterlerinde kayıtlı olan 78.362,99 TL tutarındaki fatura yönünden, davacının davalıdan 3.362,99 TL tutarında alacaklı olduğu açıktır. Diğer yandan davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davalı ticari defterinde kayıtlı olmayan 25.847,08 TL ve 22.091,45 TL tutarındaki iki fatura yönünden davalı tarafça ilgili faturalara açıkça atıf yapılarak, bir kısım mal iadesi ve kilo farkı açıklamalarına yer verilerek kısmi iade faturası düzenlenmiş olmasına göre davacı tarafından düzenlenen bu iki faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda teslimin gerçekleşmediğini ispat yükü davalı üzerinde olup, davalı tarafça bu yönde kesin delil sunulmadığı gibi yemin deliline de dayanılmadığı gözetildiğinde davacı, bu iki fatura bedeli yönünden iade faturasında yazılı bedeller düşüldükten sonra kalan miktar kadar davalıdan alacaklıdır. Dolayısıyla dava ve takibe konu edilen üç fatura yönünden davacının takip tarihi itibariyle 38.571,62 TL (3.362,99 TL+ 23.376,04 TL+11.832,59 TL) alacaklı olduğu gözetilmeksizin Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. 2. Davacı, dava konusu edilen faturalara konu bir kısım ürünün ... Tekstil Sanayi İthalat İhracat ve Tic. Ltd. Şti. tarafından boyandıktan sonra, bir kısım ürünlerin ise ... Teks. ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti tarafından boyandıktan sonra bu şirketlerin düzenlediği sevk irsaliyeleri üzerinden davalı şirket çalışanlarına teslim edildiğini beyan etmiş olup, bu kapsamda dava dışı ... hakkında düzenlenen ... Tekstil Sanayi İthalat İhracat ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Tekstil ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'ne ait sevk irsaliyelerini dosyaya sunmuştur. Dosyada mevcut SGK ve Ticaret Sicil kayıtlarından, sevk irsaliyelerinde ismi geçen kişilerden ...'ın davalı şirket ortağı, ... ve ...'ın davalı şirketin SGKlı çalışanı olduğu, ... isminde ise davalı şirket çalışanı olmadığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davalı ticari defterlerine kaydedilmediği halde kısmi iade faturası düzenlenen iki fatura için sevk irsaliyelerinin ... Tekstil tarafından ... hakkında düzenlendiği, irsaliye içeriği ile davacı tarafından davalı hakkında düzenlenen fatura içeriğinin örtüştüğü, irsaliyelerin teslim alan kısmında davalı çalışanları olan ... ve ...'ın imzalarının bulunduğu belirtilmiştir.Davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri belge aslı olmayıp, karbon nitelikli 2. nüsha olduğundan imza incelemesine konu olmayacak ise de davalı çalışanlarından olan ... isticvabında, ... Teks. ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti tarafından ... adına düzenlenen 490664 seri nolu sevk irsaliyesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, bu faturadaki ürünleri davalı adına teslim aldığını beyan etmiştir. Davalı tarafça, isticvap edilen ...'ın husumetli olarak işten ayrıldığı belirtilerek eski çalışanın beyanına itibar edilmeyeceği savunulmuş ise de davalı çalışanının işyerinden ayrılmış olması, tek başına Mahkemeye vermiş olduğu beyanın, sıhhatini etkilemeyeceği gibi kıymetten de düşürmez. Kaldı ki ...'ın imzasının bulunduğu sevk irsaliyesinin, yukarıda yer alan 1.maddede belirtilen 25.847,08 TL bedelli, davalı tarafından kısmi iade faturası düzenlenen faturaya ilişkin olduğu gözetildiğinde ...'ın beyanına itibar edilmesi gerekir. Yine davalı şirket çalışanlarından olan ... isticvabında, ... Tekstil Sanayi İthalat İhracat ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ... adına düzenlenen 381285 seri nolu sevk irsaliyesi ile 381223 seri nolu sevk irsaliyesindeki yazıların kendi yazısına benzediğini, emin olamadığını, teslim alan kısmında yer alan isim ve imzanın da tarafına ait olduğu hususunda emin olmadığını beyan etmiş ise de açıkça imza ve yazı inkarında bulunmamıştır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin belirlenmesi gerekli olup, somut olayda ... tarafından ram- silikon- fikse -yıkama işlemlerini yapmak üzere ... Tekstil Sanayi İthalat İhracat ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Teks. ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti'ne gönderilen bir kısım kumaşların, boyalı örme kumaş olarak, davalı çalışanlarının imzasının bulunduğu ve açıkça imza inkarında bulunulmayan sevk irsaliyeleriyle davalı çalışanlarına teslim edildiği, ... tarafından davacı hakkında satış faturası düzenlendikten sonra davacı tarafından davalı hakkında dava ve takibe konu faturaların düzenlendiği anlaşılmakla davacı ile davalı arasında bu şekilde bir ticari ilişki bulunduğunun kabulü gerekir. Buna göre davalı çalışanları tarafından açıkça imza inkarında bulunulmayan ... Tekstil Sanayi İthalat İhracat ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş 381285 seri nolu ve 381223 seri nolu irsaliyeleri doğrultusunda hazırlanarak davacı tarafından takibe konu edilen 25.09.2017 tarihli 17.165,40 TL bedelli faturaya konu ürünler ile 25.09.2017 tarihli 18.588,24 TL bedelli faturaya konu 5.704,77 TL (5.282,20 TL+%8 KDV 422,57 TL) tutarındaki ürünlerin davalıya teslim edildiği ispatlanmış olup, davacı, bu iki fatura nedeniyle davalıdan takip tarihi itibariyle 22.870,17 TL alacaklı durumdadır. Takip ve dava konusu edilen 25.09.2017 tarihli 18.588,24 TL bedelli faturadan kalan miktar ile 12.10.2017 tarihli 28.133,60 TL bedelli fatura yönünden ise dayanak sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak davalı çalışanlarına ait imza bulunmadığından, bu faturalara konu ürünlerin teslim edildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının yemin teklifinde bulunmayacağını beyan etmiş olmasına göre anılan fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği dosya kapsamındaki deliller ile ispatlanmamış olup, davacının 41.017,07 TL tutarındaki alacak talebi yerinde değildir. Bu hususlar gözetilmeksizin mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Dosyada toplanan deliller ile karar verilmesinin mümkün olduğu görülmekle Dairemizce davanın 61.441,79 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunlu olup, eldeki davada, davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin fatura alacağının likit (belirlenebilir) olmasına ve davalının itirazının haksız olmasına göre hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece verilen isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 61.441,79 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip talebindeki gibi takip tarihinden itibaren %10,75 faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE 2-Kabulüne karar verilen alacağın % 20'si olan 12.288,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Alınması gerekli 4.197,08 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak alınan 648,15 TL harcın ve 1.101,60 TL icra peşin harcının mahsubu ile eksik 2.447,33 TL harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatıralan 648,15 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.178,95 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 706,90 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,7-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 41.017,07 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 9-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 108,10 TL olmak üzere toplam 328,80 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025