İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; ASIL DAVA : Davacı vekili; müvekkili ile taşınmaz malikİ... arasında akdedilen 25.12.2013 tarihli intifa sözleşmesi kapsamında, Ankara, Kazan İlçesi, Orhaniye Mahallesi, ... ada, 2 parselde kayıtlı bulunan Akaryakıt istasyonu üzerinde müvekkil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2178 KARAR NO : 2025/2130 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/09/2022 NUMARASI : 2019/1043 Esas - 2022/601 Karar DAVA: Cezai Şart ASIL DAVA TARİHİ: 21/10/2019 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 16/06/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; ASIL DAVA : Davacı vekili; müvekkili ile taşınmaz malikİ... arasında akdedilen 25.12.2013 tarihli intifa sözleşmesi kapsamında, Ankara, Kazan İlçesi, Orhaniye Mahallesi, ... ada, 2 parselde kayıtlı bulunan Akaryakıt istasyonu üzerinde müvekkili lehine intifa hakkı tesis edildiğini, müvekkilinin elde ettiği intifa hakkı kapsamında davalı ile 23.06.2016 tarihinde alt kira sözleşmesi, Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki protokoller imzalandığını, davalı ile müvekkilİ “... ...” arasında ayrıca 23.06.2016 tarihli ... Acentelik Sözleşmesinin akdedildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiler kapsamında yapılan bütün sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, malik... ile ... Dağıtım arasında yapılan intifa sözleşmesinin 5+5 yıl süreli olmakla birlikte, ikinci beş yıla ilişkin uzatma opsiyonunun müvekkiline ait olduğunu, ancak piyasada meydana gelen kur artışları nedeniyle müvekkilinin 13.12.2018 tarihli ihtarI göndererek intifa sözleşmesini süresinden önce feshettiğini, bu şekilde intifa hakkının sona erdiğini, taraflar arasındaki sözleşmede taşınmaz maliki ile müvekkili arasındaki intifa sözleşmesinin sona ermesi halinde alt kira sözleşmesinin de sona ereceğinin kararlaştırıldığını, böylelikle taraflar arasındaki tüm sözleşmelerin sona erdiğini, bu hususun 01.02.2019 ve 05.02.2019 tarihli ihtarnamelerle bildirildiğini, davalının sözleşmelerin sona ermesinin doğurduğu hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, aksine müvekkili şirketlere ait olan ... marka ve logosu içeren kurumsal kimlik giydirmelerini sökerek ... Akaryakıt Dağ AŞ unvanlı akaryakıt dağıtım şirketi ile bayilik sözleşmesi akdederek ... bayisi olduğunu, davalının kendisine teslim edilen ariyetleri de iade etmediğini,ariyetleri ... bayisi olarak haksız bir şekilde kullanmaya başladığını, bunun üzerine davalının 15.03.2019 tarihli ihtarname ile uyarıldığını, davalı şirketin müvekkili şirketlere ait pompa ve diğer ekipmanları teslim almaya giden ekipleri 25.03.2019 ve 11/06/2019 tarihlerinde istasyona almadığını ,keşifte tutulan tutanakta ariyetlerin halen davalının kullanımında olduğunun tespit edildiğini belirterek davalıya verilen ekipman ve malzemelerin aynen iadesine, iadenin mümkün olmaması halinde sözleşmenin sözleşmenin 28. maddesi gereğince bilirkişi vasıtasıyla hesaplanacak piyasa değerlerinin % 10 fazlası ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; sözleşmenin feshinin haksız olduğuna dair 19/03/2019 tarihinde İstanbul 16. ATM'nin 2019/159 sayılı davasının açıldığını, müvekkilinin haksız fesihten doğan hakları için talepte bulunduğunu, bahse konu dava dosyasının incelenerek öncelikle derdestlik itirazının değerlendirilmesi, akabinde haksız fesih kunusunda açılan davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini, ... satışı ile Akaryakıt satışı konusunda taraflar arasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı kanun ile yönetmeliklere tabi ilişki söz konusu olduğunu, ayrı sözleşme konusu eşya ve alacak taleplerinin aynı davada görülmesinin mümkün olmadığından davacıya ayrı bir dava açması hususunda kesin süre verilmesi gerektiğini, sözleşme ve protokollerde yer alan imzalara itiraz ettiklerini, kira akdine dayalı hak talebinin sulh hukuk mahkemelerinin nezdinde görülebileceğini, kira sözleşmesi ile ilgili talebi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu akaryakıt istasyonunda davacı ile yapılan tapuda 10 yıl süreli intifa hakkına dayanarak bayilik sözleşmesi imzaladığını, bu süreye güvenerek yatırım yaptıklarını, ceza soruşturmasında takipsizlik kararı verildiğini, davacı ile arsa sahibi arasındaki sözleşme feshedildiğinden davacının hukuki yararı kalmadığını, davacının müvekkilini istasyondan tahliye ederek başka bir firmaya devrini sağlamaya çalıştığını, akaryakıt istasyonunun kullanımı için zorunlu olan unsurların fesih ya da sözleşme bitiminde bayiden istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili; taşınmaz maliki ile yapılan intifa sözleşmesinin sona ermesi sonucunda davalı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmelerin de kendiliğinden sona erdiğini, müvekkili tarafından bu sona ermeye ilişkin olarak davalı şirkete iki ihtarname gönderildiğini, ayrıca işbu davaya konu olan ariyetlerin iadesi gerektiğinin ihtar edildiğini, davalı tarafın ise sözleşmelerin sona ermesinin doğurduğu hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, aksine müvekkil şirkete ait olan ... marka ve logosu içeren kurumsal kimlik giydirmelerini söküp bunlara zarar verdiğini,halen ... bayisi olduğunu, müvekkilinden teslim aldığı ariyet malları iade etmediğini,Ariyet Sözleşmesinin 21.maddesi uyarınca teslimde gecikilen her gün için müvekkiline o tarihteki karşılığı TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak 200-USD cezai şartı nakden ve defaten derhal ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının tüm ihtarlara rağmen ariyet ürünlerini halen daha müvekkili şirkete iade etmediğini,Kahramankazan SHM'nin 2020/41 D.iş 2021/4 K sayılı dosyasıyla akaryakıt istasyonunda delil tespiti yaptırılıp bilirkişi raporu alındığını belirterek,fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000-USD cezai şartın 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 25/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile birleşen davadaki 5.000-USD cezai şart talebini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 20.000-USD'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasındaki 23/06/2016 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin davacının 05/02/2019 tarihli ihtarı ile 15/02/2019 tarihi itibariyle tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, davacı taraf lehine bayilik sözleşmesi akabinde teminat amaçlı verilen 100.000-TL bedelli teminat mektubunun davacı tarafça tazmin edildiğini, bu tazmin işlemi haksız olduğundan açtıkları davanın devam ettiğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı gibi davacıdan alacaklı olduğunu, bayilik sözleşmesini davacı tarafın ortada hiçbir sebep yokken haksız yere süresinden önce feshederek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, müvekkilinin yasal sürelerde istasyonun lisansının sona erdirilmemesi için başka dağıtım şirketiyle müvekkilini sözleşme yapmaya zorlayanın davacı olduğunu, cezai şart talebi için öncelikle bahsettiği ariyetleri teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ariyet teslimine dair belge asıllarının dosyaya ibraz ettirilerek imza incelemesi yapılması gerektiğini, taşınmaz malikinin ariyet malzemelerin kendisinin olduğunu ve sözleşme sonunda kendisine teslim edileceğini bildirdiğini,malikin tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, istasyondaki ariyet malzemenin öncelikle aidiyetinin tespiti ve akabinde işletmenin zorunlu unsurları olduğundan işletmenin devamlılığı için verilen malzemenin sabit yatırım olması halinde müvekkilinden iadesinin istenemeyeceğinin içtihatlarla sabit olduğunu, ayrıca davacı tarafın istasyonun mülk sahibi ile yeni bir kira sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin tapu kayıtlarında mevcut olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla cezai şart talebine fahiş nitelikte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri uyarınca davacılar tarafından davalıya bir kısım malzeme ve ekipmanların teslim edildiği, bu malların bayilik sözleşmesi uyarınca işletilecek ... istasyonunda kullanılacağı, sözleşmenin sona ermesi halinde ihtara gerek kalmaksızın davacılara iade edileceği, iade edilmemesi halinde gecikilen her gün için 200-USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Bayilik sözleşmesi ile davalı tarafından işletilen taşınmazın davacılar lehine intifa hakkı kurularak davalıya tahsis edildiği, ancak 5 yıllık bayilik sözleşmesi süresi dolmadan arsa sahibi tarafından davacılar ile olan intifa sözleşmesinin feshedildiği, fesihten sonra davalının davacılara ait ariyetler ile aynı yerde ve ... isimli marka ile aynı işi sürdürdüğü, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, bayilik sözleşmesinin her ne suretle feshedilirse edilsin, bayilikte kullanılmak üzere davacılar tarafından temin edilen ariyetlerin davcılara iadesi gerektiği, davalının sözleşmenin feshine rağmen ariyetleri iade etmediği gibi, başka bir dağıtıcının bayisi olarak ticaretine devam ettiği, davacının davalıya fesih ihtarını göndermesine rağmen ariyetlerin iade edilmediği ve davalının bu konuda temerrüde düştüğü, temerrüte düşen davalıya karşı açılan ariyet iadesi davasının haklı olduğu, asıl davaya konu malların dava tarihi itibarıyla değeri bilirkişi tarafından 1.275.975-TL olarak tespit edildiği, davacıların maliki olduğu bu malların aynen iade edilmemesi halinde sözleşmenin 28. maddesi gereğince bedelinin %10 fazlasıyla ödenmesi talebinin yerinde olduğu, bu nedenle asıl davada hüküm verilirken bu husus gözetilerek İİK'nın 24/4. Maddesi uyarınca infaz aşamasında malın aynen iade edilmemesi halinde tespit edilen bedelinin %10 fazlasıyla ödenmesine karar vermek gerektiği, birleşen dava yönünden de davalının kusurlu olduğu, malları alıkoymakta davalının bir hakkı olmadığı halde, başka bir marka ile kullanmaya devam etmesinin sözleşmeye aykırı olduğu ve sözleşmenin 21. maddesine göre cezai şart koşullarının oluştuğu, davaya konu cezai şartın ifaya ek olarak kararlaştırılan bir ceza koşulu olduğu, taraflar arasındaki 23/06/2016 tarihli sözleşmenin fesih tarihi 15/02/2019 olup, birleşen dava tarihi ise 16/06/2021 olduğu, bu süre boyunca malların iade edilmediği, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile cezai şart alacağını 100 güne denk gelecek şekilde sınırlandırdığı, bu miktarın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği gibi dava konusu malların değeri ile de orantılı olduğu, talebin makul ve kabul edilebilir olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, taraflar arasındaki sözleşmelere konu olan emaneten bayi davalıya verilen malların, davalıdan aynen alınarak davacılara verilmesine, aynen iade yapılmaması halinde bilirkişi raporu ile tespit edilen 1.275.975-TL'nin %10 fazlası ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen davanın kabulüne, 20.000-USD nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca birleşen dava tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı vekili; müvekkili ile davacı arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, mülk sahibi ile müvekkili arasındaki anlaşma nedeniyle malzemelerin kullanım ve mülkiyet hakkının müvekkiline geçtiğini, davacının talebinin ve mahkeme kararının açık olmadığını, müvekkilinin uhdesindeki malların belirtilmediğini, taraflar arasında İstanbul 16. ATM'nin 2019/159 esas sayılı davasının bulunduğunu, bahsi geçen dosyada sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğinin ileri sürüldüğünü, derdestlik itirazının incelenmediğini, davacının kendisine haksız kazanç sağlama niyetinde olduğunu, davacının şikayeti üzerinde takipsizlik kararı verildiğini, davacının intifa sözleşmesinin ikinci 5 yıllık dönemini kur farkı nedeniyle devam ettirmeyeceğini bildirdiğini, davacının kendi iradesi ile sona erdirdiği sözleşme nedeniyle bir hak talep edemeyeceğini, müvekkili tarafından tapuda 10 yıllık intifa hakkına dayalı olarak bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının gerçek amacının sözleşmeyi feshetmiş gibi göstererek müvekkilini tahliye edip yerine yeni bir bayilik tesis etmek olduğunu, uzun süreli akdedilen ve devam ettirilen bayilik sözleşmelerinde akaryakıt istasyonunun kullanımı için zorunlu olan unsurların fesih ya da sözleşme bitiminde bayiden istenilemeyeceğini, yine sabit yatırım niteliğindeki malzemelerin de iadesinin istenemeyeceğini, cezai şartın ekonomik mahva neden olacak şekilde belirlenemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmenin feshinde kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, davalı bayiye ariyet olarak verilen malların iadesi ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ... Dağıtım ...AŞ ile davalı arasında mülkiyeti dava dışı...'a, intifa hakkı ise davacıya ait taşınmazda akaryakıt istasyonunun kiralanmasına 23/06/2016 tarihli alt kira sözleşmesinin akdedildiği, yine davacılarla davalı arasında akaryakıt ve ... bayiliği için ayrı ayrı 23/06/2016 tarihli sözleşmeler imzalandığı, 23/05/2016 tarihli ariyet sözleşmesi ile davacıya sözleşmede belirtilen bir kısım malzeme ve ekipmanların davalıya emaneten verildiği, intifa hakkının sona ermesine bağlı olarak alt kira sözleşmesi son bulduğundan davacılar tarafından davalıya 01/02/2019 tarihli ihtarname gönderildiği, buna bağlı olarak 05/02/2019 tarihli ihtarname ile davacılar tarafından bayilik sözleşmesinin feshinin ihbar edildiği ve ariyet konusu ürünleri sözleşmedeki koşullarla tesliminin istendiği, 15/03/2019 tarihli ihtarname ile ise ariyetlerin 18/03/2019 tarihinde iş yerine gelecek görevlilere teslim edilmesi ihtar edilmiştir.Taraflar arasındaki Alt Kira Sözleşmesi'nin 5.4 maddesinde; ''Kiraya veren ile taşınmazın mal sahibi arasında imza edilen intifa hakkı sözleşmesinin işbu sözleşmenin ayrılmaz bir parçasını teşkil ettiği belirtilmiş olup ana kira sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işbu kira sözleşmesinin de kendiliğinden hiçbir önel bildirilmesine gerek olmaksızın sona ereceği kararlaştırılmıştır. 5.5 maddesinde ise taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde alt kiralama sözleşmesinin de kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Taraflar Alt Kira Sözleşmesi ve Bayilik Sözleşmesinin birbirleriyle bağlantılı olduğu kabul edilmiştir.Bayilik Sözleşmesi'nin 28/b maddesinde, sona erme halinde ariyetlerin iadesi ile ilgili düzenleme getirilmiştir: "...Bayi, işbu sözleşme ve ekleri kapsamında geçici kullanım için kendisine teslim edilen ya da , varsa, kendisine kiralanan tüm malzeme ve ekipmanları, aldığı vaziyette derhal ...'a teslim etmeyi, aksi halde, ilgili malzeme ve ekipmanları ve ... tarafından istasyona yapılmış istasyon binası, yer altı tankı, kanopi, market binası, yıkama yağlama ünitesi, çevre düzenlemesi vb dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere tüm sabit yatırımların piyasa değerini ve ilgili piyasa değerinin yüzde on fazlası oranındaki ek ücreti de ...'a derhal nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmektedir...". Benzer düzenlemeye diğer davacı ... ... ile ile davalı arasındaki Acentelik Sözleşmesinin 24.4 maddesinin (ii) bendinde yer verilmiştir.Ariyet Sözleşmesi'nin 19. Maddesinde: "...Ariyet alan, iade ve / veya fesih ihbarının kendisine tebliğinden 3 (üç) gün içinde ariyet konusu malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkullerin sağlam ve kullanıma açık bir şekilde ...'a veya ...'ın göstereceği şahıs veya tüzel kişinin yetkilisine geri verecektir. Geri verilen malların yerlerinde sökme giderleri ve en yakın ... tesisine taşıma giderleri ariyet alana aittir. Ariyet alan, yukarıda belirtilen süre içerisinde malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkulleri geri vermeyecek olursa ...'ın yukarıda 3. Maddede adresi belirtilen istasyona giderek bu malzeme ve teçhizatı söküp almasına şimdiden peşinen muvafakat eder..." düzenlemesi bulunmaktadır.Tüm bunlara ek olarak taraflar arasında akdedilen Ariyet Sözleşmesi'nin cezai şart başlıklı 21. maddesi uyarınca "Ariyet alan 19. madde gereğince, malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkulleri süresinde ...'a iade etmediği takdirde, ...'ın bu malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkullerden yararlanmasından doğacak zarar ve ziyana mahrum kalacağı kar, bu malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkulleri geri almak için ... tarafından yapılacak icra ve muhakeme masrafları ile birlikte ödenecek avukatlık ücretleri de dahil olmak üzere tüm masraflara ek olarak teslimde gecikilen her gün için ...'a o tarihteki Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak 200$ (ikiyüz) Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası cezai şartı hiçbir ihbar ve ihtara, Mahkeme kararı almaya gerek kalmaksızın nakden ve defaten derhal talep tarihinde ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder." hükmünü havidir.Tacir olan taraflar arasında bağlayıcı olan sözleşme hükümleri ışığında yanlar arasındaki bayilik ve alt kira sözleşmelerinin davalı ile dava dışı malik arasında imzalanan intifa sözleşmesinin ayrılmaz parçası olup, yürürlüğünün intifa sözleşmesinin devamına bağlanmıştır. Somut olayda davalı ile dava dışı malik arasındaki intifa sözleşmesinin 13/12/2018 tarihinde feshedilmesi ile 15/02/2019 tarihi itibari ile alt kira ve bayilik ilişkisinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle davalıya ariyet olarak teslim edilen menkul ve ekipmanların davacı tarafa iadesi şartları oluşmuştur. Davalı tarafça İstanbul 16. ATM'nin 2019/159 E. sayılı davasının derdestlik teşkil ettiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bahsi geçen davanın davalı ... tarafından davacıdan olan cari hesap ve teminat mektubu kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, yargılaması yapılan iş bu dava ile taraf sıfatı ve yargılama konusu edilen vakıalar itibariyle farklılık bulunduğu anlaşılmakla derdestlik itirazı yerinde olmadığı gibi bahsi geçen davanın bekletici mesele yapılmasının eldeki davaya katkı sağlamayacağı da açıktır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; sözleşmedeki ariyet listesinde yer alan malzeme ve ekipmanların tamamının istasyonda mevcut olduğu, davalının başka bir dağıtıcı firmanın bayiliğini üstlendiği, davalı tarafından kiracı olarak kendisine ariyet sözleşmesi ile teslim edilen tüm malzeme ve ekipmanların, ... (Doğal Gaz) sistemine ilişkin ariyet sözleşmesi ekinde yer alan ekipmanlar da dahil olmak üzere akaryakıt istasyonunda mevcut olduğu, ... dışındaki tüm ekipman ve malzemelerin halen kullanıldığı tespit edilmiştir. Yine bilirkişi raporunda ariyet listesinde yazılı malzeme ve ekipmanların değeri 1.275.975-TL olarak tespit edilmiştir. Davalı ariyet olarak iadesi talep edilen malzeme ve ekipmanların taşınmaz malikine ait olduğunu, davacı tarafından kendisine teslim herhangi bir ariyet teslim edilmediğini ileri sürmekte ise de taraflar arasında dava konusu ekipman ve malzemelerin teslimine ilişkin tutanak düzenlendiği, bilirkişi incelemesinde bu tutanakta belirtilen malzeme ve ekipmanların yerinde tespit edildiği, Sözleşmenin 28/b maddesiyle davalının sabit yatırımlar da sayılmak suretiyle tüm ariyetlerin ve kullanımına bırakılan unsurları aldığı hali ile iade etme borcu altına girdiği, bayilik ilişkisinin sona ermesinden sonra da aynı yerde ticari faaliyetlerine başka dağıtıcı firmanın bayii olarak devam ettiği nazara alındığında davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacının birleşen davadaki cezai şart talebi ise, ariyet sözleşmesinin yukarıda açıklanan 21. maddesine dayanmaktadır. Bayilik sözleşmesinin 28/b ve Ariyet Sözleşmesinin 19. maddesinde ariyetlerin iadesi ile ilgili sözleşmenin sona erme biçimi bakımından bir koşul öngörülmemiştir. Sözleşmenin herhangi bir şekilde feshi halinde ariyet ve sabit yatırım ekipmanlarının iadesi düzenlenmiştir. Ariyet Sözleşmesi'nin 21. maddesinde fesih ihbarına rağmen ariyetlerin iade edilmemesi halinde bayi tarafından cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeler gereği cezai şarta hükmedilebilmesi için; sözleşmenin sona ermesi, ayrıca davacının ariyet iadesi için ihtarda bulunması ile ariyetlerin bu ihtara rağmen iade edilmemesi koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut olayda da davacı ariyetlerin teslimini talep etmesine ve ariyetleri almak için 26/03/2019 ve 11/06/2019 tarihlerinde davalıya gitmesine rağmen davalı iadeye yanaşmamıştır. Bu durumda davacının cezai şarta hak kazandığı anlaşılmakla, davaya konu edilen 200 güne isabet eden cezai şart üzerinden yapılan değerlendirmede davalının sağladığı fayda ve kullanılan malzeme ve ekipmanları değeri de dikkate alınarak hükmedilen cezai şartın fahiş olmadığı nazara alındığında davalının birleşen davaya yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl ve birleşen dava için alınması gereken toplam 98.883,84-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 24.720,96-TL harcın mahsubu ile kalan 74.162,88-TL harcın asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 4-TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/12/2025