11. Hukuk Dairesi 2010/11976 E. , 2011/324 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/698-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davadaki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma t…
**11. Hukuk Dairesi 2010/11976 E. , 2011/324 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/698-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davadaki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduklarını, davalılardan yalnızca ...’nun anılan şirketin hissedarı olduğunu, buna rağmen davalıların 11.07.2007 tarihinde şirket genel kurulunu toplayarak bir takım kararlar aldıklarını, bu genel kurul tutanağında hissedar görünenlerin hisselerinin ve hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, hileli işlemlerle şirketin tüm hisselerinin temsil edilmiş gibi bir izlenim yaratıldığını, oysa şirket hisselerinin büyük bir oranının toplantıda temsil edilmediğini, toplantı nisabının sağlanmadığını, şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olarak çıkarıldığını, toplam 40.000 hisseden 35.838 hissenin müvekkili ...’a ait olduğunu, müvekkiline ait hisse senetlerinin çalındığını, bu senetlerin zayi olması nedeniyle iptal davasının derdest olduğunu, davalıların şirket yönetim kurulu üyelerine çektikleri ihtarnamede ellerinde hamile yazılı geçici ilmühaber bulunduğunu, bu nedenle şirketin % hissesinin sahibi olduklarını iddia ettiklerini, oysa bu ilmühaberlerin şirket sermayesinin tamamı ödenmeden çıkarıldıkları için geçersiz olduğunu, ilmühaberlerin geçersiz olmadıkları düşünülse bile bunların da şirkette meydana gelen hırsızlıkta çalındıklarını, hırsızlık yoluyla müvekkilinin elinden çıkan hisse senetlerinin davalıları hak sahibi yapmasının mümkün olmadığını, şirketin pay defterinin de 2004 yılında çalındığını, davalıların bu pay defterinin noter onaylı fotokopilerini mahkemeye sunduklarını, bu durumun davalıların pay defterini hukuki dayanaktan yoksun olarak ellerinde tuttuklarını gösterdiğini, olağanüstü genel kurul toplantılarında ortakları davet yetkisinin sadece idare meclisi ve murakıplara ait olduğunu, davalıların bu sıfatı taşımadıklarını, genel kurul hazirun cetvelinde hissedar olarak gözüken ... ve ...’ın aslında şirketin işçileri olduklarını ileri sürerek genel kurul kararının iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, yapılan genel kurul toplantısının mevzuata ve gerçeklere uygun olarak gerçekleştirildiğini, toplantıya şirket sermayesinin tamamına sahip olan pay sahiplerinin katıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.