T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1733 KARAR NO : 2025/1084 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/682 KARAR NO : 2021/534 KARAR TARİHİ: 12/07/2021 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul) KARAR TARİHİ: 08/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1733 KARAR NO : 2025/1084 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/682 KARAR NO : 2021/534 KARAR TARİHİ: 12/07/2021 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul) KARAR TARİHİ: 08/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş.'nin, ... Sigorta A.Ş.'yi tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devralması suretiyle birleştiğini, ... Sigorta A.Ş. nezdinde 02/09/2017-2018 tarihlerini kapsar ... poliçe nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün alkollü iken kusuruyla karıştığı kaza nedeniyle, karşı araç olan... plakalı araç için hasar bedeli ödendiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalıya rücu hakkını düzenleyen B.4. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, müvekkili şirketin (...) ödediği tazminatın rücuen iadesini İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla borçlu sigortalı şirketten talep ettiğini, borçlu şirkete 02/10/2018 tarihinde tebligat yapılarak takip 09/10/2018 tarihi itibariyle kesinleşmiş olmasına rağmen borçlu şirket tarafından dosya borcunun ödenmediğini, borçlu şirket hakkında iflas kararı verildiğinin haricen öğrenildiğini, iflas eden şirketin iflas masasına işbu alacağın kaydedilmesinin talep edildiğini ancak 367 kayıt numaralı taleplerinin reddedildiğini beyan ederek, 15.534,11 TL alacağın iflas masasına kaydını talep ve dava etmiştir. CEVAP İflas idaresine yapılan tebligata rağmen davaya yasal sürede cevap verilmemiş olup, yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçesinde özetle; Mahkemenin yetkisiz, görevsiz, harcın eksik, davanın hak düşürücü süre içinde açılmamış olduğunu, dava şartı arabuluculuğa başvurulmadan açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle bu nedenlerle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava şartlarının mahkemece resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müflis şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleşmediğini, davacının alacak kayıt talebinin resmi bir hesaplama ve yargılama yapılmadan sadece davacının beyanı ile masaya alacak olarak kaydedilmesinin mümkün olmadığını belirterek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...Tüm dosya kapsamı, incelenen deliller, ayrıntılı, gerekçeli, bilim ve fen kurallarına uygun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülen uzman bilirkişi kurulu raporu ile konuyla ilgili Yargıtay (Kapatılan) 17.HD'nin ve İstanbul BAM HD'lerinin emsal içtihatları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı sigorta şirketinin (birleşen ... ..AŞ'nin) ZMMS poliçesiyle sigortaladığı müflis şirketin işleteni olduğu aracın karıştığı kazada bu araç sürücüsü %75 kusurlu olsa da, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmiş olmadığı, bu nedenle davacı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişi konumundaki karşı araç için ödediği hasar bedelini ZMMS Genel Şartlar B.4 maddesi kapsamında sigortalısı olan müflis işleten şirkete rücu hakkı bulunmadığı, iflas kararı öncesi başlatılan ilamsız takibin itirazsız kesinleşmiş olmasının, iflas sonrası sıra cetveline kayıt kabul davalarında yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulabileceğinden sonuca etkisi olmadığı, zira iflas kararının verilmesiyle kanunen duran takibin iflas kararının kesinleşmesiyle düşeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; poliçenin 02/09/2017 tarihinde tanzim edildiğini, davaya konu kazanın 07/06/2018 tarihinde meydana geldiğini, Trafik Sigortası Genel Şartlarının ise 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiğini, Genel Şartların B.4.c maddesi uyarınca sigortalının “Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” halinde sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, yani Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin önem arz etmediğini, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, talep edilen rücu tutarının asıl alacağı 13.425,00 TL olup, kayıt kabul davasında esas alınması gereken icra takibi kapak hesabının ise 15.534,11 TL olduğunu, bilirkişi raporunda hasar bedeli 17.900,00TL hesap edilmekle, talep edilen tutarın %75 kusura tekabül ettiğini, genel şartlar kapsamında rücu hakkının kullanılabilmesi için münhasıran alkolün etkisinin aranması durumunda da, yerel mahkemece eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davaya konu edilen olayda sigortalı araç sürücüsünün alkolün etkisiyle kırmızı ışıkta durmayarak aracını sürmeye devam ettiğini, normal şartlarda alkol kullanmayan birisinin kırmızı ışıkta durması beklendiğinden kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği yönündeki tespitin kabul edilemeyeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigorta şirketinin yapmış olduğu hasar ödemesinin, sigortalısından rücuen tahsili istemiyle açılan kayıt kabul davasıdır. Somut olayda ihtilaf; zmm sigortacısı olan davacının, trafik kazası nedeniyle karşılamış olduğu karşı taraf hasar bedelini, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması sebebiyle sigortalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 07/06/2018 günü saat 03:20 sıralarında Şanlıurfa ili Eyyübiye ilçesi Onikiler mahallesi Akçakale Caddesi üzerinde davacıya sigortalı ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile Şehir merkezi istikametinden Cezaevi kavşağı istikametine seyir halindeyken kavşakta kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen kavşağa giriş yaparak sağ yan kesimleriyle, kendisine yeşil ışık yanan Harrankapı Caddesi üzerinde kavşağa giriş yapan sürücü ... idaresindeki... plakalı otomobilin sol ön kısmıyla çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı zincirleme bir trafik kazası meydana geldiği, Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kazanın oluşumunda davacı şirkete zmm sigortalı ... plakalı araç sürücü ...'in KTK. Mad. 84/a kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücü ...'in KTK mad. 52/a kuralını ihlal ettiği, kazanın saat:03.20 sıralarında meydana geldiği, kazadan 30 dakika sonra saat:03.50 sıralarında sürücü ...'in yapılan alkol müayenesinde 0.56 promil alkollü olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 14/11/2024 tarihli 2022/4790 E. 2024/11091 K. sayılı kararı ile; "...Uyuşmazlık, davacı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu 3.kişilere ödenen tazminatın,sürücünün alkollü olması nedeniyle itirazın iptali yoluyla sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-3. maddesinde de, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.” şeklinde ifade edilmiştir. Yine 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinde ‘Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.’ düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca 2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.c maddesinde tazminatı gerektiren olay aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmişse, zarar görenlerin zararları sigorta limiti dâhilinde sigortacı tarafından karşılanır. Daha sonra, sigortacı tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebilir şeklinde düzenlemiştir.Aracı sürenin, alkolün etkisi altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla, sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecek idiyse, bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Zarar veren kaza, alkolün etkisi sonucunda meydana gelmiş olmalıdır.O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07.04.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02.03.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)....Yukarıda belirtilen hukuki düzenlemeler, olgular ve yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerektiği açıktır ve hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü de 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir. Mahkemece alınan heyet raporunda sigortalı araç sürücüsünde tespit edilen alkol oranı ile kaza birlikte değerlendirilmiş ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği, kazanın her iki araç sürücüsünün de farklı kusurları neticesinde meydana geldiği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme ile davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır..." yönünde karar verilmiştir. Somut olayda; mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, sürücü ...'in saat:03.20 sıralarında meydana gelen kazadan 30 dakika sonra saat:03.50 sıralarında 1510439 seri numaralı (kalibrasyon bitiş tarihi 19/08/2018) cihaz ile yapılan alkol muayenesinde 0.56 promil alkollü olduğu tespit edilmekle, kandaki alkol oranının ortalama olarak saatte 0,15 promil düştüğü, buna göre kaza saatinde sürücünün gerçek alkol oranının 0.56 + 30/60x0,15 =0.56 +0.075 = 0.635 promil olduğu, sürücü ...'in dalgın, kontrolsüz, dikkatsiz, özensiz ve tedbirsiz bir şekilde, yol şartlarına, aracının teknik özelliklerini uydurmayarak ve alkol almış olarak gerçekleştirdiği, dava konusu trafik kazasının sürücünün münhasıran alkollü olması nedeniyle meydana geldiğinin söylenemeyeceği, alkol dışında diğer sürücünün aracının hız ve mesafesini dikkate almadan kavşağa tedbirsiz ve özensizce çıkmasının da rolünün olduğu ayrıca kaza sırasındaki tespit olunan 0.63 promil alkol düzeyinin 1.00 promil sınırının altında olduğu, kazanın münhasıran sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana gelmediği tespit edilmiştir. Poliçenin tanzim edildiği ve kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4.maddesinin c bendinde; "Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" sigortalıya rücu hali olarak belirlenmiş ise de alınan alkol düzeyinin mevzuatta belirlenen sınırların üzerinde olması yanında kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmesi gerektiği, somut olayda rücu şartlarının oluşamadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/10/2025