Hukuk Genel Kurulu 2014/698 E. , 2014/1005 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 3.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18.10.2011 NUMARASI : 2011/105 E-2011/189 K. Taraflar arasındaki “YİDK kararının iptali-marka hükümsüzlüğü” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 01.04.2008 gün ve 2006/415 E-2008/84 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk…
**Hukuk Genel Kurulu 2014/698 E. , 2014/1005 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 3.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18.10.2011 NUMARASI : 2011/105 E-2011/189 K. Taraflar arasındaki “YİDK kararının iptali-marka hükümsüzlüğü” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 01.04.2008 gün ve 2006/415 E-2008/84 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 19.10.2010 gün ve 2009/148 E-2010/10527 K. Sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, YİDK kararının iptali, davalı şirketin marka başvurusu tescil edilmiş ise hükümsüzlük istemine ilişkindir. Mahkemenin, davanın reddine dair verdiği karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire’ce bozulmuş; yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hükmü temyize davacı vekili getirmiştir. Direnme kararı ve ekleri temyiz incelemesi için gönderilmiş ise de yapılan incelemede; dosyanın eksik ikmali için daha önce de Hukuk Genel Kurulu’nun (12.09.2012 gün ve 2012/11-175 E- 2012/574 K. 08.05.2013 gün ve 2012/11-1568 E-2013/686 K. sayılı) kararları ile mahalline geri çevrildiği, ancak geri çevirme kararlarının gereğinin usul ve yasaya uygun biçimde yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 301.(Mülga 1086 sayılı HUMK'nun 392.) maddesinde; kararların yazılıp imzalanmasından sonra taraflara tebliğ usulü düzenlenmiş ve “yazı işleri müdürü tarafından iki taraftan her birine makbuz mukabilinde verileceği” belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 52.maddesinde ise; tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkarılacak yönetmeliklere göre yapılacağı öngörülmüştür. Tebliğin şekline ilişkin yasal düzenlemelere gelince; Belirtmelidir ki, tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisinde daima göz önünde tutulmalıdır. Tebligat ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, yasa ve yönetmelik hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.