Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2917 E. , 2024/4779 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2917 Karar No:2024/4779 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Doğal gaz dağıtım lisansı sahibi davacı şirketin, ser
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2917 E. , 2024/4779 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2917 Karar No:2024/4779 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Doğal gaz dağıtım lisansı sahibi davacı şirketin, sermaye artırımına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareket etmek suretiyle 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi ile … tarihli ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle 4646 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sermaye koyma şartı aramaksızın yüzde on nispetinde dağıtım şirketine ortak olan belediye veya belediye şirketlerinden, sermaye artırımı öncesi dağıtım şirketinde sahip oldukları hisselerin aynı oranda korunmasına ve sermaye artırımına gidilirken tahsil edilen bedellerin 31/12/2022 tarihine kadar yasal faizi ile birlikte iade edilmesi hususunda davacı şirketin ihtar edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi uyarınca, doğal gaz dağıtım şirketlerinin yetki aldığı şehirde bulunan belediye veya belediye şirketini sermaye koyma şartı aramaksızın, yüzde on nispetinde dağıtım şirketine ortak olmaya davet etmek zorunda olduğu, dağıtım lisansı alan tüzel kişilerin Kurumca belirlenecek usul ve esaslara uymakla yükümlü olduğu, ….. tarihli ve … sayılı Kurul kararında doğalgaz dağıtım şirketlerinin sermaye artırımına gitmesi halinde, sermaye artırımı öncesi dağıtım şirketindeki belediye hisselerinin sermaye artırımı sırasında dağıtım şirketi tarafından aynı oranda korunmasına karar verildiği, 4646 sayılı Kanun ile getirilen zorunluluk uyarınca belediye veya belediye şirketinin sermaye koyma şartı aramaksızın yüzde on nispetinde dağıtım şirketine ortak doğalgaz dağıtım şirketine ortak olabileceği ve Kurul kararı uyarınca sermaye artırımı sırasında dağıtım şirketi tarafından bu oranın korunması gerektiği ve dava konusu işlemin dayanağı anılan Kurul kararına karşı açılan dava da bulunmadığı dikkate alındığında, davacı doğalgaz dağıtım şirketinin sermaye artırımı esnasında belediyelerin %10 oranındaki hisselerinin korunabilmesi için belediyelerden aradaki fark miktarını talep ettiği, mevzuat hükümleri uyarınca sermaye koyma şartı aramaksızın ortak olan belediyelerin hisselerinin sermaye artırımı esnasında bedel istenmeksizin aynı oranda korunması gerektiği anlaşıldığından, davalı idare tarafından belediyelerin sermaye artırımı öncesi dağıtım şirketinde sahip oldukları hisselerin aynı oranda korunması ve sermaye artırımına gidilirken tahsil edilen bedellerin iade edilmesi yönünde ihtar edilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, … tarihli ve … sayılı Kurul kararında sadece sermaye artırımına gidilmesi halinde artırım öncesi %10 olan belediye hisselerinin aynı oranda korunması gerektiğinin düzenlendiği, belediyelere ait paylara düşen sermaye artırımının bedelsiz olmasına yönelik bir zorunluluğun bulunmadığı, yapılan sermaye artırımı esnasında belediye hisselerinin oranının korunduğu, düzenleyici işleme dava açılmamış olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmadığı, kanun hükmü ile getirilmeyen bir yükümlülüğün ikincil düzenlemelerle getirilmesinin mümkün olmadığı, böyle bir durumun Anayasa'nın 35. ve 73. maddelerini ihlal edeceği, sermaye artırımının zorunlu olduğunun ... Asliye Ticaret Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında ortaya konulduğu, şirket ortakları arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca adli yargı makamlarında açılacak davalarda çözümlenmesi gerektiği, dava konusu işlemin yetki yönünden sakat olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 4628 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca Kurul'un dağıtım şirketlerine yükümlülük getirebileceği, bu konuda yetkili olduğu, dava konusu Kurul kararının her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Doğal gaz dağıtım lisansı sahibi davacı şirket, 10/10/2016 tarihinde 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi uyarınca dağıtıcı olarak bulunduğu yerdeki Belediyeleri şirkete %10 oranında ortak olmaya davet etmiş, daveti kabul eden 17 Belediyeye 15/11/2016 tarihinde hisse devirleri bedelsiz olarak gerçekleştirilmiştir. Şirket hissedarlarına davet edilerek ve toplantı gündemi ilan edilerek 09/07/2019 tarihinde yapılan şirketin olağan genel kurul toplantısında, 40.000.000,00-TL olan şirket sermayesinin 120.000.000,00-TL artırılarak 160.000.000,00-TL'ye çıkarılması için şirket Esas Sözleşmesi'nin tadil edilmesine karar verilmiş, bu durum 03/10/2019 tarih ve 9922 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş, şirket hissedarı Belediyelere 6102 sayılı Kanun uyarınca artırılan sermaye nedeniyle hisselerine düşen bedelin dörtte birinin şirket hesaplarına yatırılması iadeli taahhütlü yazılar ile bildirilmiş, verilen süre sonunda sermaye artırımı sonrasında çıkarılan paylara ilişkin itibari değerin ödenmemesi üzerine hissedar Belediyelerin artırılan sermayeye iştirak bedelleri şirket tarafından yatırılıp hissedar Belediyelerin cari hesabına borç olarak kaydedilmiş, 04/06/2021 tarihinde yapılan şirket olağan genel kurul toplantısında alınan kar dağıtımı kararıyla Belediyelerin alacaklarından, sermaye artış bedeli üzerine cari hesaba borç kaydedilen miktar düşülmüştür. Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca 20/02/2022 tarihinde, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca 23/02/2022 tarihinde davalı idare kayıtlarına giren dilekçeler ile sermaye artırımı sonrasındaki durum davalı idareye bildirilmiş, gerçekleştirilen soruşturma sonucunda dava konusu Kurul kararı tesis edilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.''; "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz (...)" hükmüne yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 numaralı Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlığını taşıyan 1. maddesinde ise, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır. 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu'nun "Doğal gaz piyasa faaliyetleri" başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendinde, "Doğal gazın şehir içi dağıtımı: Şehir içi doğal gaz dağıtım hizmeti, Kurum tarafından açılacak ihaleyi kazanan şirkete mahalli doğalgaz dağıtım şebekesinin mülkiyeti de dahil olmak üzere şehrin gelişmişlik düzeyi, tüketim kapasitesi ve kullanıcı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak Kurum tarafından belirlenecek lisans süresi için verilir. (...) Dağıtım lisansı alan tüzel kişiler, bu Kanun'da dağıtım lisansı ile ilgili hükümlere ve Kurum'ca belirlenecek usul ve esaslara uymakla yükümlüdür. (...) Kuruldan dağıtım lisansı alan şehir içi dağıtım şirketi, yetki aldığı şehirde bulunan belediye veya belediye şirketini sermaye koyma şartı aramaksızın, yüzde on nispetinde dağıtım şirketine ortak olmaya davet etmek zorundadır. Bu sermaye oranı, bedeli ödenmek kaydıyla en fazla yüzde on oranında artırılabilir. Ancak bu artış Hazineye borcu bulunmayan ve ilave kredi talep etmeyen veya Hazineye olan kredi borçlarını tasfiye ettikten sonra, bu amaçla Hazine garantili kredi sağlamaması kaydıyla mümkün olabilir. (...) "Yaptırımlar ve yaptırımların uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Kurul, doğal gaz piyasasında faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilere yapacağı yazılı ihtara rağmen mevzuata aykırı durumlarını devam ettirenlere aşağıdaki yaptırım ve cezaları uygular: (...) b) Bu Kanun hükümlerine ve çıkarılan yönetmelik, talimat ve tebliğlere aykırı hareket edildiğinin saptanması halinde, üçyüzbin Türk Lirası idari para cezası verilir ve otuz gün içinde aykırılığın giderilmesi ihtar edilir. (...)" kurallarına yer verilmiştir. … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararında, "Doğal gaz dağıtım şirketlerinin sermaye artırımına gitmesi halinde, sermaye artırımı öncesi dağıtım şirketindeki belediye hisselerinin sermaye artırımı sırasında dağıtım şirketi tarafından aynı oranda korunmasına" karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin sermaye artırımı esnasında hissedarı Belediyelere düşen hisselerin bedellerinin Belediyelerin cari hesaplarına borç olarak kaydettiği, dava konusu Kurul kararının sermaye artırımına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareket edildiğinden bahisle sermaye artırımına gidilirken tahsil edilen bedellerin 31/12/2022 tarihine kadar yasal faizi ile birlikte iade edilmesi hususunda davacı şirketin ihtar edilmesine ilişkin tesis edildiği, dolayısıyla uyuşmazlığın sermaye artırımına gidilmesi durumunda … tarih ve .. Kurul kararı uyarınca oranı korunması gereken belediye hisselerine ilişkin bedel talep edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendinde, Kuruldan dağıtım lisansı alan şehir içi dağıtım şirketinin, yetki aldığı şehirde bulunan belediye veya belediye şirketini sermaye koyma şartı aramaksızın, yüzde on nispetinde dağıtım şirketine ortak olmaya davet etmek zorunda olduğu yani dağıtım lisansı alındıktan sonra şirketin bedel talep etmeksizin etki aldığı şehirde bulunan belediye veya belediye şirketini yüzde on nispetinde şirkete ortak olmaya davet etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Ancak Kanun'da bu aşamadan sonra gerçekleşebilecek bir sermaye artırımı halinde belediyenin hisse oranına yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 04/07/2019 tarih ve 8694-1 sayılı Kurul kararında ise, sermaye artırımı durumunda belediye hisselerinin dağıtım şirketi tarafından aynı oranda korunması gerektiği düzenlemesine yer verilerek hissenin bedeline yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen, kimsenin işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı kuralı yani kanunilik ilkesi açısından değerlendirme yapıldığında da kanunda suç olarak düzenlenmemiş fiillerin, kanunda suç olarak düzenlenmiş fiillerle benzerliği dolayısıyla veya yorum suretiyle yaptırıma bağlanmasının kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği açıktır. Kanunilik ilkesi aynı zamanda suç ve ceza niteliği taşıyan kuralların yorum yoluyla genişletilemeyeceğini de öngörmektedir. Bu bakımdan, istisnai nitelik taşıyan idari yaptırımlara ilişkin kanun hükümlerinin de dar yorumlanması gerekmektedir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca hangi fiilin kabahat oluşturduğu kanunla veya kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği bir çerçeve hükümle idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle belirlenebilir. Başka bir anlatımla kabahatler söz konusu olduğunda yaptırıma konu fiil bakımından kanunilik ilkesi mutlak olmamakla birlikte her halükarda hangi fiilin kabahat oluşturduğunun kanunla belirlenen çerçeve içerisinde belirlenebilir ve öngörülebilir olması gerekmektedir. Bu itibarla, idari tedbirler ve klasik anlamda idari işlemlerden farklı olarak idari cezalar bakımından öngörülen düzenlemelerin kanunilik ilkesine aykırı olmaması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin de gereği olarak hangi davranışların/fiillerin işlenmesi halinde hangi yaptırımlarla karşılaşılabileceğinin muhatap tarafından bilinir olması, yaptırıma konu fiile ilişkin kuralın “açık”, “anlaşılır” ve “sınırlarının belli olması” gerekmektedir. 4646 sayılı Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasında, Kurul'un, doğal gaz piyasasında faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişilere yapacağı yazılı ihtara rağmen mevzuata aykırı durumlarını devam ettirenlere yaptırım ve ceza uygulayacağı kurala bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, doğal gaz piyasasında bir fiile idari para cezası uygulanabilmesi için ilgilinin aynı konuda ihtar edilmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla doğrudan idari para cezasının uygulanmasını engelleyen bir ön şart olan ihtar, bu niteliği nedeniyle idari yaptırım özelliği de taşımaktadır. Davalı idare tarafından, 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi hükmünde yer alan lisans alan şirketin sermaye koyma şartı aranmadan belediye veya belediye şirketinin ortak olmaya davet edilme zorunluluğu, ... tarih ve ... Kurul kararı ile birlikte değerlendirilerek sermaye artırımı sonucu ortaya çıkan hisseler yönünden de Belediyelerden bedel talep edilemeyeceği şeklinde yorumlanmıştır. Yorum yöntemlerinin, genellikle lafzi, tarihi, sistematik, amaçsal yöntem olmak üzere belirli çeşitleri bulunmaktadır. Bu yöntemlerinden biri olan tarihsel yorum yöntemine göre, kanunun bir maddesinin anlamı, kanun koyucunun niyetine göre kanunun hazırlık çalışmalarına, yani komisyon ve parlamentoda yapılan görüşme ve tartışmalara ve kanunun gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu yöntemlerinden bir diğeri olan sistematik yorum yöntemine göre, kanunun bir maddesinin anlamı, bu maddenin içinde bulunduğu bağlama, diğer maddeler karşısındaki durumuna, kanunun sistematiğine, planı içindeki konumuna bakılarak tespit edilir. Sistematik yorum yöntemi, kanun maddelerinin tek tek ele alınarak yorumlanmasından ziyade, tüm maddelerin tutarlı bir bütün oluşturacak şekilde yorumlanmasını önerir. Kanun maddelerini birbirleriyle tutarlı hale getiren bağlantılar üzerinde durur. Yorumlanacak hükmün anlamı, o hüküm ile ilgili bütün hükümler göz önüne alınarak tespit edilmelidir. Bu yöntemlerinden bir diğeri olan amaçsal yorum yöntemine göre, kanunun bir maddesinin anlamı, kanunun metni ve hazırlık malzemesi yanında içinde bulunulan zamanın ihtiyaçları gözetilerek kanunun amacına bakılarak tespit edilir. (Kemal Gözler, Hukuka Giriş, 21. Baskı, Bursa, Ekin Yayınevi, s.300-309) 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi tarihsel, sistematik ve amaçsal yorum yöntemiyle yorumlandığında dahi; ilgili maddenin tasarısının konu olduğu TBMM Genel Kurul'unda yapılan konuşmalarda ilgili hükmün doğal gaz dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi sonrasında dağıtım şebekesi içinde belediyelerin de olması için getirilen bir düzenleme olduğunun belirtildiği, ilgili hükmün bir sonraki cümlesinde yer alan, sermaye oranının bedeli ödenmek kaydıyla en fazla yüzde on oranında artırılabileceğine ilişkin düzenlemenin bir önerge ile getirildiği ve kabul edilerek maddeye eklendiği, ilgili önergenin gerekçesinde mahalli idarelerin mali yapılarının güçlendirilmesinin amaçlandığının belirtildiği, yine ilgili maddenin tasarısının konuşulduğu TBMM Genel Kurul'unda yapılan konuşmalarda bedeli ödenmek kaydıyla yapılan artırıma ilişkin sınırlamanın daha fazla olması ve bu şekilde belediyenin özel sektöre açılması gerektiği hususlarının tartışıldığı, ilgili hükmün düzenleniş sistematiğinde belediye veya belediye şirketinin dağıtım şirketine ortak olması zorunluluğu getirilmediği, sadece ortak olmaya davet etme yönünde bir zorunluluk getirildiği, dolayısıyla ortak olma noktasında belediyelere bir takdir alanı bırakıldığı, ilgili hükümden sonra gelen cümlede de yüzde on sermaye oranının bedeli ödenmek kaydıyla artırılabileceğinin düzenlediği, zamanın ihtiyaçları gözetilerek tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ilgili hüküm birlikte değerlendirildiğinde ilgili hükmün amacının sermaye artırımı halinde uygulanılması olmadığının görüldüğü, dolayısıyla ne kanunun metninden, ne hazırlık malzemesinden, ne sistematiğinden ne de amacından ilgili hükmün sermaye artırımı sonucu ortaya çıkan hisseler yönünden de Belediyelerden bedel talep edilemeyeceği anlamına gelecek şekilde yorumlanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı şirketin sermaye artırımı esnasındaki fiilleri 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendine ve … tarihli ve … sayılı aykırılık içermemekte olup bahsi geçen fiillerin 6102 sayılı Kanun'a uygunluğunun adli yargı mercilerinde açılacak davalarda incelenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, söz konusu yaptırım davacı şirketin malının kullanımının kontrol edilmesi anlamına gelecek şekilde mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale de içermektedir. Mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat kapsamına alınarak keyfi müdahalelerden korunmak istendiği açıktır. Üçüncü kişiler yani devlet, idare, kamu kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler mülkiyet hakkına haksız olarak el koymaktan, bu hakkın kullanılmasını engellemekten kaçınmak zorundadır. Anayasa'da mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmüş olup, davalı idarenin sermaye artırımına gidilirken tahsil edilen bedellerin 31/12/2022 tarihine kadar yasal faizi ile birlikte iade edilmesi hususunda davacı şirketin ihtar edilmesine ilişkin işleminde ihlal edildiğini belirttiği 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendinde sermaye artırımına gidildiğinde belediye hisselerine yönelik bedel talep edilemeyeceğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kapsamda, 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi hükmünün sermaye artırımı sonucu ortaya çıkan hisseler yönünden de Belediyelerden bedel talep edilemeyeceği anlamına gelecek şekilde yorumlanması neticesinde tesis edilen sermaye artırımına gidilirken tahsil edilen bedellerin 31/12/2022 tarihine kadar yasal faizi ile birlikte iade edilmesi hususunda davacı şirketin ihtar edilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararıyla ilgili hükmün açık, anlaşılır ve belirli olan sınırları aşılarak kanunilik ilkesinden hareketle belirlilik ilkesine ve mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kurala aykırı bir idari yaptırım tesis edildiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, 4646 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendinin Anayasa'nın 35. ve 38. maddelerine aykırı olarak yorumlanması yoluyla davacı şirketin sermaye artırımına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareket ettiğinden bahisle tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.