T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1128 KARAR NO : 2026/80 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI: 2020/90 E - 2022/125 K. DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti- Önlenmesi- Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1128 KARAR NO : 2026/80 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI: 2020/90 E - 2022/125 K. DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti- Önlenmesi- Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının gıda ürünleri alanında üretim ve satış yaptığını, bakanlık ve ilgili kurumlar tarafından test edilen ve onaylanan ürünlerin halk tarafından güvenle kullanıldığını, davalının kendisini ...olarak adlandırmakta olduğu instagram hesabından ve internet sitesi üzerinden ...01.2020tarihinde yaptığı paylaşımının, davacının sembol haline gelmiş olan ........ isimli ürününe ilişkin olduğunu, bu paylaşımının davacının ticari itibarını sarsacak, satışlarını sekteye uğratacak şekilde gerçeklikten uzak bir paylaşım olduğunu, hesabın İnstagram tarafından onaylanmış olmasının o hesabın tanınmışlığını gösterdiğini, diğer kullanıcılarda da o hesaba karşı güven oluşturduğunu, bunun da davalının takipçileri nezdinde etkili olmasını sağlayan ve yönlendirmesini kolaylaştıran bir etken olduğunu, davalının bu etkisini iyi niyetten uzak kullanmasının hukuk, ahlak ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davalının bu sayfasında sayfasında piyasada bulunan birçok marka ve ürünü hakkında ''...'' etiketi ile yorumlar, çıkarımlar ve analizler yaptığını, davalının dava konusu söz konusu paylaşımının hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini, ürünlerin fason üretim olduğunu, ... diye bir firma olmadığını iddia ettiğini, art niyetli bu beyanın davacının haklarına saldırı olduğunu, ... firmasının kendi vergi kaydı bulunan bir firma olduğunu, bu ürünlerin üretim ve satışında ... AŞ ile birlikte ortak olarak çalıştığını, üretimi bir şirket, satışı ise diğer şirketin yaptığını, ...'nın da her iki firmanın sahibi ve ortağı olduğunu, gıda işletmecisinin ... AŞ olduğunun ürün üzerindeki etikette de açıkça yazdığını, ancak davalının sahip olduğu takipçi kitlesini yönlendirerek normal olan durumları güven sarsıcı olarak lanse etme çabası içinde olduğunu, açıklamasının devamında ürünündeki .... özünün içerdiği vitamin ve mineraller bileşenlerin %15 oranında olduğu ve günlük ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunun yazılı bulunduğunu, 05.05.2015 tarihli takviye edici gıdaların ithalatı, üretimi, işlenmesi ve piyasaya arzına ilişkin uygulama ancak etikette belirlenen miktarların kanuni hükümlere uygun olduğunu, kişinin ihtiyaç duyduğu günlük vitamin ve mineral miktarlarının tamamını bir üründen almasının da beklenemeyeceğini, davacının da hiçbir zaman böyle bir iddiası olmadığını, davalının TTK'nın md.55/1-a-3 maddesinde yer alan ''Paye, diploma veya ödül almadığı halde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak..." hükmüne aykırı davrandığını, bu yönde bilgilendirme ve açıklamaları yapabilecek bir ihtisası da bulunmadığını, davalının art arda yaptığı olumsuz paylaşımlar ile insanların karar verme özgürlüğünü davacı aleyhine sınırlamaya çalıştığını, tüm bu sebeplerle birlikte davalını sahip olduğu internet sitesinde davacılara ait olan ürünleri herhangi bir izin olmaksızın marka ismi ve logosu açık görünür şekilde paylaşılması ve gerçekleri çarpıtan veya gerçek dışı beyanlar ile doğrudan hedef gösterilerek yapılan paylaşımların davacıların marka haklarını da ihlal ettiğini, davalının eylemleri sebebiyle davacıların maddi ve manevi zarara da uğradığını ileri sürerek, davalının paylaşımlarının kaldırılmasına, iyi niyetten uzak olarak kullanılan hesaplarının kapatılmasına, uğranılan zararlar sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacıların iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının ''...'' takma adıyla uzun süredir instagram üzerinden ambalajlı ürünlerin etiketlerini, miktarlarını ve içindeki maddelerin ne ifade ettiğini açıklayan paylaşımlarda bulunduğunu, bu inceleme ve paylaşımların tüketicinin anlaması için bir dizi araştırma yapması gereken teknik kelimelerin anlamlarını açıklamayı ihtiva ettiğini, bu minvalde davalının davaya konu olan '... ...''nün içindekiler kısmında bulunan ve ambalaj üzerine yazılmış içeriklere bağlı kalarak bilgilendirmede bulunduğunu, davalının paylaşımının salt ürünün etiketine dayanarak yapıldığını, davacının iddia ettiği gibi olumlu veya olumsuz bir yorum içermediğini, yorum olduğu kabul edilse dahi, bu durumun ölçüsüzlük ve gerçeğe uygunluk sınırını aşmadığını, ürünün etiketi incelendiğinde üreticinin işletme kayıt numarasının ... olarak yazıldığı, bu kayıt numarası üzerinden yapılan inceleme neticesinde, ürünün ....'da faaliyet gösteren... Şti.tarafından üretildiğinin tespit edildiğini, davalı tarafından ürünle ilgili olarak içeriği doğru olan bu hususun da tüketiciyi bilgilendirme amaçlı paylaşıldığını, davacı firmaların ticari itibarını sarsacak veya olumsuz intiba uyandıracak nitelikte olmadığını, davalının ürünün etiketine bağlı kalarak yaptığı paylaşımın da hedef kitlenin doğru bilgilendirilmesini sağlayan, birebir gerçekle örtüşen ve tüketicinin bilgilendirilmiş bir karar vermesi için gerekli olan kadar olduğunu, davalının ürünün fason olarak üretilip üretilmemesini sorgulamamış, piyasadaki açıklığın sağlanması adına tüketicileri etiket çerçevesinde bilgi vermiş olduğunu, davacının da dilekçesinde fason üretim yaptırdığını ikrar ettiğini, davacıların davalının ... firmasının bulunmadığını, işletmecisinin .... AŞ olduğunu beyan ederek art niyetli bir paylaşım yaptığını ifade etmişse de dava dilekçesinde dahi ilgili iki firmanın adresinin aynı göründüğünü, bunun bile davalının açıklamalarının yanıltıcı veya art niyetli olmadığın, aksine ürünle ilgili var olan nesnel bilgilerin tüketicilere aktarılarak bilinçlendirilmeye çalışıldığının göstergesi olduğunu, ayrıca ..../01/2018 yayın tarihli Ticaret Sicil Gazetesininde de ....AŞ.'nin eski ticaret unvanının ... .... .... olduğunun ortada olduğunu, davacı firmanın ürün etiketinde ürünün 10 ml ( porsiyonu) için günlük folik asit, B3, B6, B12 vitamini ve Biotin ihtiyacının %15'ini karşılamakta olduğuna yer verildiğini, fakat ..... özünden gelen vitamin ve minerallerin birim değerlerinin kg bazında belirtildiğini, oysa ki davalının sayfasında yer verdiği gibi kg bazında belirtilen vitamin ve minerallerin günlük referans değerleri paylaşılmadığından tüketici nezdinde yanılmaya sebebiyet vermesinin mümkün olacağını, davalı tarafından etikete bağlı kalınarak kg bazında verilen değerlerin gr cinsinden hesaplanmasıyla ürün etiketinde yazılan günlük ihtiyacın %15'ini karşılar ifadesinin de gerçeği yansıtmadığının izah edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004/8690 Esas, 2005/5073 Karar sayılı kararında bir beyanın gereksiz yere incitici olarak kabul edilebilmesi için "teamülün kabul ettiği toleransı aşma" sınırının geçilmesi gerektiğini, gereksiz yere incitici beyanlarda bir diğer hususun ise esas olarak insan onuru ve ahlaki boyutunun ihlal edilmesi olduğunu, bu açıklamalar ve Yargıtay kararları ışığında , davalının yaptığı beyan ve açıklamaların gerçekle bağdaştığı karşı tarafların dilekçesinde dahi kabul edildiğini, davalının hiçbir zaman gıda mühendisi olduğu yönünde bir beyanı olmadığını, davacılarca ürünün sadece eczanelerde satılmasına yönelik davalının algı yönetimi yaptığı iddia edilse de davacılara tüketiciyi yanıltıcı reklamları sebebiyle Reklam Kurulu tarafından idari para cezası verildiğini, bu idari para cezasından hareketle, müvekkilinin yine burada da gerçeklikten uzak bir beyanı bulunmadığını, tamamen objektif ve nesnel bir incelemesi bulunduğunu, ayrıca davacıların, davalının kendi hesabında paylaşmış olduğu başka bir ürünü için hiçbir itirazda bulunmadığını, aksine memnun olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, haksız rekabetten kaynaklı paylaşımların kaldırılması maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir...Somut olayın incelenmesinde davacılar tarafın, davalı tarafça yapılan etiket açıklaması, yorumların, sosyal medya paylaşımının haksız rekabet oluşturduğundan bahisle bu paylaşımların kaldırılmasını, hesapların kapatılmasını, maddi ve manevi tazminat istemi olduğunu, davalının paylaşımları nedeniyle özür yazısı yayınlanmasını talep ettiği, davalının cevap dilekçesinde yapılan açıklamanın etiket açıklaması kapsamında kaldığını, amacı aşmadığını, haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını beyan ettiği, Dosyada delillerin toplandığı, bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alındığı, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, dava ve cevap dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemeyeceği yahut değiştirilemeyeceği, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah veya karşı tarafın açık muvafakatinin gerektiği HMK 145. Maddesine belirtilen durumunda bunun istisnası olduğu, dosyanın bu kapsamda değerlendirmesinin yapıldığı, Davaya konu duruma ilişkin İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/615 esas sayılı dosyasına tedarik edenlerle müşteri arasındaki ilişkileri etkileyen eylemler kapsamında haksız rekabet suçundan yargılamanın yapıldığı, iş bu davaya konu uyuşmazlığın TTK haksız rekabete konu maddeler ile sınırlı olacağından ceza mahkemesi sonucunun beklenmesine gerek olmadığı değerlendirilerek yargılamaya devam olunduğu, Hazırlanan raporda davacı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının brüt ilaç satışlarının incelendiği, her iki şirkette ...'nin ortak ve yetkili olduğu, ...'nin eski unvanının ... .... olduğu, davalının "https:....com" internet sistesi ile "...." olarak tanına instagram hesabının sahibi olduğu, bir milyondan fazla takipçisinin bulunduğu, dava dilekçesinde ek1 de yer alan görselin gıda mühendisi bilirkişi tarafından incelendiği, davalı tarafından paylaşımda ürün üreticisinin ... firması olmadığını, ... diye bir firmanın bulunmadığını, gıda işletmecisi-nin .... ŞTİ isimli firma olduğunu beyan ettiği, ürünün üretimini yapan şirketin açıklamada belirtilen şirket olmakla birlikte, ... isimli firmanın olduğu, ....'nin isminin geçtiği şirketin eski unvanında da ... firmasının bulunduğu, ürünün fason olarak üretildiğine ilişkin açıklamanın doğru olmakla birlikte özellikle davalı tarafça bu konuda yapılan paylaşımların yoğunluğu, dosya kapsamında davacı tarafça sunulan 3. Kişilerin bu konudaki yorumları da dikkate alındığında, açıklamanın yanlış olup olmadığının gerçek duruma göre tespit edildiği, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici olup olmadığı ise ortalama bir kişinin açıklamayı anlama biçimine göre tespit edildiği, yapılan paylaşımların yanıltıcı, gereksiz yere incitici açıklama niteliğinde olduğu, Ürün içeriğindeki bilgilerin kg bazında verilmesine, eczanelerde satışına ilişkin açıklamanın, eczanelerde satışının yapılmasına engel bulunmadığı, bunun bir satış politikası olarak açıklanması, davacının ürünün Bakanlık'dan gıda takviyesi olarak onay alması, Tarım ve Orman Bakanlığı Onaylı Takviye Edici Gıdalar Listesinde yer alması, davacının günlük alınan porsiyon miktarını 10 ml ve 15 mi olarak alındığında hangi vitaminlerin ne kadar alındığını ve alınan bu vitaminlerin beslenme referans değerlerinin yüzde kaçını karşıladığım göstermesi, Beslenme Referans Değeri hesaplama yöntemi ile hesaplandığında da günlük 10 ml porsiyon alındığında (10 ml porsiyon 4-10 yaş arası çocuklar içindir.) Vitamin B3, Vitamin B12, Folik asit, Vilamin B6, Bictin vitaminlerinin Beslenme Referans Değerlerinin Yönetmeliğe uygun olarak min %15 günlük ihtiyacı karşıladığı, günlük 15 ml alındığında (15 ml porsiyon 10yaş ve üzeri içindir.) ise Vitamin B3, Vitamin Bi2, Folik asit, Vitamin B6, Biotin vitaminlerinin %22,5'ini karşıladığı, davacının yaptığı yorumun doğru olmakla birlikte ürün etiketinde 10 yaş ve üzeri yetişkinlerde belirtilen vitaminlerin günlük ihtiyacın %22,5'ini karşıladığı ile ilgili bilgi de olduğu ancak davalının yorumunda bu orandan bahsetmediği, Türk Gıda Kodeksine göre bir gıda takviyesinin günlük alım dozunun, o gıda takviyesinin besin ögelerinin beslenme referans değerlerinin minimum %15'ini karşılaması gerektiği, davacının ürününde ilgili mevzuat hükümlerine uygun olduğu, keçiboynuzu özünden gelen vitamin ve mineraller ve bunların günlük alınması gereken beslenme referans değerini karşılamadığı için günlük alım dozu tablosuna dahil edilmediği, ayrıca farklı bir tabloda keçi boynuzunun kendisinden gelen vitamin ve minerallerin bilgilendirme amaçlı olarak ürün etiketinde belirtildiği, davacının ürünlerin %100 karşılanmasına ilişkin taahhüdünün de olmadığı, bununla birlikte dosya kapsamında sunulan delillerdeki kullanıcılar tarafından yapılan yorumlar, davalının paylaşımları dikkate alınarak, açıklamanın yanlış olup olmadığının gerçek duruma göre tespit edildiği, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici olup olmadığı ise ortalama bir kişinin açıklamayı anlama biçimine göre tespit edildiği, bu nedenle yanıltıcı, gereksiz yere incitici açıklama niteliğinde olduğu, bu nedenle TTK 55/1-a-1 madde şartlarının oluştuğu, Davalının cevap dilekçesinde belirtiği idari para cezasına konu ifadelerin davalının yaptığı paylaşım içerikleri ile doğrudan bağlantısının olmadığı, davacının sosyal mecralarda kullandığı "..." unvanın TTK 55-1-a-3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi için, burada haksız rekabet olarak kabul edilen eylemin, özel bir yeteneğe sahip olduğu konusunda üçüncü kişiler nezdinde algı oluşturmaya çalıştırmak, kişinin kendisini üstün yetenekli göstermeye çalışması gerektiği, dosya kapsamında bu şartların oluşmadığının değerlendirilerek davacının dava dilekçesinde ve açıklama dilekçesinde belirttiği paylaşımların kaldırılmasına karar verilmesi ile birlikte davalının hesabın kapatılması talebinin yerinde görülmediği, TTK m. 55/1-a.8 maddesi şartlarının oluşması için müşterinin karar verme özgürlüğünün saldırgan satış yöntemleriyle sınırlanması gerektiği, her saldırgan satışın haksız rekabet oluşturmadığı, önemli olanın “.....” kelimesi ile ifade edilmiş olan saldırganlığın özellik taşıması ve müşteriyi adeta köşeye sıkıştırması olduğu, davalının dava dilekçesinde belirtilen eylemlerinin sunulan delillerde bit bütün olarak değerlendirildiğinde bu kapsamda olmadığı bu nedenle bu madde şartlarının oluşmadığı, Dava tarihi de dikkate alındığında davacının maddi ve manevi tazminat talepleri için dava açmadan önce arabuluculuk dava şartını gerçekleştirmesi gerektiği ancak davaların yığılması şeklinde haksız rekabetin önlenmesi talebi de olduğundan bu taleplerin esasının değerlendirilmesine geçildiği, davacıların ticari defter ve kayıtlarının rapor ve ek raporda incelendiği, davacı tarafça sunulan yorum ve paylaşımların, davacıların ticari defter ve kayıtlarında maddi kazanç kaybı olarak yansımasının bulunmadığı bu hususunun ispata muhtaç olduğundan maddi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, manevi tazminat istemine ilişkin olarak, TTK 56/1-e ve Türk Borçlar Kanunu 58.maddesi uyarınca kişide oluşan manevi zararın giderilmesi bakımından hakimin olayın özelliklerine, fail ve mağdurun durumlarına, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesine veya TBK'nın 58/2 maddesi uyarınca tazminat yerine diğer bir tazmin yoluna başvurmasının mümkün olduğu, davacıların aynı zamanda özür dilenmesine ilişkin talepleri de dikkate alındığında mahkememizce manevi tazminat istemi yerinde bulunmakla birlikte bu para ödenmesi yerinde diğer bir tazmin yolu olarak özür yazısı yayınlanması hususu değerlendirilerek aşağıdaki şekilde hüküm verildi. " gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davalının paylaşımlarının kaldırılmasına, davalının hesaplarının kapatılması talebinin reddine, davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kabulü ile davalının özür yazısı yayınlamasına, davalının kınanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, resmi kurumlardan gelen müzekkere cevaplarının nazara alınmadığını, bilirkişi heyetinde gıda takviyeleri konusunda uzman bulunmadığını, bilirkişilerin niyet okuduğunu, şahsi ve zorlama yorumlarda bulunduğunu, kararın "görünürde gerekçeli karar" olduğunu, anayasal bir ilke olan mahkeme kararlarının gerekçeli olması hükmünün de ihlal edildiğini, mahkeme kararında bilirkişi raporuna ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerine dayanıldığını, ancak hükme esas olamayacak nitelikteki bilirkişi raporundaki yanlış tespitlere dayanma sebepleri ve haklı itirazlarının neden karşılanmadığı konusundaki ayrıntılı gerekçeler sunulmadığını, mahkeme tarafından savunmaları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, davalının, davacıların ürünlerini içindekiler kısmında bulunan ve ambalaj üzerine yazılmış içeriklere bağlı kalarak incelemek suretiyle tüketicileri bilgilendirdiğini, davalının yönettiği "..." adlı hesabın ürün etiketlerinin arka kısmında yer alan bilgileri yayınlayan ilk platform olduğunu, tüm paylaşımlarda tespit ettiği etiket bilgilerini fotoğraflarıyla-belgeleriyle tüketiciye aktardığını, bilirkişinin davalı paylaşımında geçen "... ... haricinde eklenmiş vitaminler içermektedir. Bu haliyle gıda takviyesi olarak eczanelerde satılmaktadır." şeklindeki ifadeyi "yorum" olarak nitelendirdiğini, devamında ''yapılan yorumlarla bu açıklamanın aslında ürünün sadece........den yapılmadığı, dışarıdan vitamin eklenerek takviye edici gıda üretildiği, bu sebeple eczanelerde satıldığı gibi bir anlam ifade etmektedir." şeklindeki ifadelerle davalının böyle bir algı yarattığını belirttiğini, bunun bilirkişinin yeterli ve gerekli incelemeyi yapmadan raporu tanzim ettiğini gösterdiğini, ... gıda ürünü olması veçhile doğrudan eczanede satışının İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nün kararıyla uygun bulunmadığını, bu itibarla bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin başından itibaren tümü ile dayanaksız hale geldiğini, davacının söz konusu ürüne ilave vitamin ekleyerek "...." ürün onayını alıp, eczanelerde satışa sunduğunu, davalının işbu olayı özetleyen ifadesinin haksız rekabet eylemine sebebiyet veren yorum olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının beyanını tevsik eder nitelikteki dosyada mübrez İl Sağlık Müdürlüğü Ve Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumunun "..........ürününün gıda olması nedeniyle eczanelerde satılabilecek ürünler kapsamında olmadığı" hususunu ortaya koyan yazısı mevcutken bilirkişinin, davalının işbu durumu salt gerçeğe uygun şekilde ifade eden beyanını halen yorum ve de yanıltıcı olarak nitelemesinin yalnızca dava konusu ürünü yeterince anlayamadığı ya da anlamak istemediğini gösterdiğini, davalının "ürün ... haricinde eklenmiş vitaminler içermektedir. Bu haliyle gıda takviyesi olarak eczanelerde satılmaktadır" şeklindeki ifadesinin davalının kişisel bir çıkarımı olmadığı gibi hatalı, yanıltıcı, tüketicide başka bir algı oluşturmasına sebebiyet verecek nitelikte de olmadığını, aksine davalının beyanının hiçbir kötüleme veya yorum dahi içermeyen, salt gerçeği tüketiciye sunan bir beyan olduğunu, bilirkişi raporunda üretici firmanın dava dışı ... . . Şti., gıda işletmecisi-nin ise.... AŞ olduğu belirtilmesine karşın davalının "ürün dutpınar gıda firmasına fason olarak ürettirilmektedir. ... markası üretici değil, işletmeci konumundadır." şeklindeki beyanının haksız rekabet olarak kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu, zira, etiket üzerindeki işletme kayıt numarası ile sorgulama yapıldığında üretici firmanın... Şti. olduğu ve davacının fason üretim yapması dolayısıyla ilgili ürünü üreten "üretici firma" olmadığı bilgisinin bilirkişi raporunda da açıkça saptandığını, davalının yorum dahi içermeyen salt durum bildiren ve etiketi somutlaştıran beyanının hangi bilimsel/hukuki gerekçeyle ürünün kontrolsüz bir şekilde üretildiği gibi algılanmasına sebep olacağının izaha muhtaç olduğunu, bilimsellikten uzak öznel görüşlerin öne çıktığı bilirkişi raporunun yeterliliğinin şüpheli olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Esas, 2014/5051 Karar sayılı kararında "... silah fabrikalarında yapıldığının tespit edildiği, fotoğraflardan da ... firmasının amblemi olan kartalın yanına MKE yazısının yazıldığının saptandığı, bu bağlamda davalının beyanlarında gerçeğe aykırı bir hal görülmediği, açıklanan hususun niteliği ve gerçekliği nazara alındığında davalı beyanlarının gereksiz yere incitici ve kötüleyici de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir." denildiğini, Yargıtayın süreklilik arz eden içtihatlarında beyan gerçek ise haksız rekabet oluşmadığına ilişkin tereddüte mahal vermeyecek şekilde görüş birliğine varıldığını, davacının dahi ikrar ettiği ve bu bilginin etikette yazdığını belirttiği durumun davalı tarafından paylaşılmasının haksız rekabet halini oluşturmayacağını, raporda, dava konusu ürünün etiket bilgileri doğrultusunda içerdiği bileşenlerin sayıldığını, yine aynı etiketten edinilen bilgiler doğrultusunda ürününde şeker ve katkı maddelerinin bulunmadığının belirtildiğini, davalının paylaşımının da " Ürün ilave şeker içermemektedir. Üründe katkı maddesi veya koruyucu bulunmamaktadır." şeklinde olduğunu, bilirkişilerin ürünle ilgili davalının paylaştığı doğru olan ve davacı için olumlu nitelikteki bir beyanda herhangi bir aykırılık tespit etmemekle birlikte ancak davacı için olumsuz olabileceği düşünülen ifadeler bakımından haksız rekabet yönünde görüş bildirdiğini, davalının akredite basın fotoğrafçısı olarak basın kartını haiz olduğunu, internet ve yeni medya alanında muhabir olarak da uluslararası basın kartı bulunduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2018/1832 Esas, 2020/590 Karar sayılı ilamında "AİHM kararlarında internet yayınlarının da basın özgürlüğü kapsamında olduğu kabul edilmektedir." denilerek davaya konu kararda davalının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımı ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kabul ettiğini, rekabet ortamının ihlal edilmediğini ortaya koyduğunu, davacının ürün etiketinde ürünün 10 ml ( porsiyonu) için günlük folik asit, B3, B6, B12 vitamini ve Biotin ihtiyacının %15'ini karşılamakta olduğuna yer verilmiş olup, müvekkil tarafından da bu bilgi doğrultusunda ürünün 10 ml günlük porsiyonunun günlük ihtiyacın %15'ini karşılamakta olduğunun belirtildiğini, bilirkişi tarafından da davalının verdiği bilginin doğrulandığını, aslında bilirkişinin dosyadaki görevinin son bulduğunu, ancak bilirkişinin devamında subjektif bir yorum yaparak "sanki ürün %100 ihtiyacı karşılaması gerekirken sadece %15'ini karşıladığından eksik beslenmeye sebep oluyor gibi bir izlenim yaratmak istediği" şeklinde davalının beyanının altında mana aramaya çalıştığını, dolayısıyla bilirkişinin öznel bakış açısıyla adeta müvekkili aleyhine sonuç çıkarmaya çalışan, akla ve mantığa aykırı tutarsız değerlendirmelerini içeren bilirkişi raporuna dayanan Mahkemenin yalnızca şekli bir inceleme yaptığını, ayrıca bireylerin ihtiyaç duyduğu günlük vitamin ve mineral miktarlarının tamamının bir üründen karşılanmasının mümkün olmayacağını müvekkilinin de bildiğini, bilirkişinin bir yandan müvekkilinin ifadesinin etiket bilgileri doğrultusunda gerçekleştiğini belirtirken, diğer yandan yukarıdaki yorumu ile çelişkiye düşecek şekilde fahiş derecede hatalı bir tespit yaptığını, raporda da belirtildiği üzere, ürün etiketinde birtakım vitamin ve mineral değerlerine ml cinsinden yer verilmesine rağmen .. özünden gelen vitamin ve minerallerin birim değerleri kg bazında belirtildiğini, dikkat çekilmesi gereken bir hususun, ml bazında belirtilen vitamin ve minerallerin günlük referans değerlerine etikette yer verilirken, kg bazında belirtilen keçiboynuzu özünden gelen vitamin ve minerallerin günlük referans değerlerinin paylaşılmaması olduğunu, davalının ürün inceleme paylaşımlarının amacının etiket okuma farkındalığını sağlamak olduğu göz önüne alındığında, bu doğrultuda tüketicinin anlayabilmesi için kg bazında verilen değerlerin ml cinsine çevrilerek paylaşıldığını, davalının '' Ürün etiketinde ...... özünden gelen vitamin ve mineraller ise ayrıca belirtiliyor. Fakat burada birim değerler kg bazında verildiği ve az önceki vitamin değerlerine benzer şekilde günlük referans değerleri paylaşılmadığı için bir yanılmaya sebep olabiliyor. Bu haliyle ürün 100 gr'da 94,3 mg kalsiyum, 2,7 mg demir, 1,48 mg çinko, 1,2 mg potasyum içeriyor. Buna göre örneğin; ürün günlük ortalama 1000 mg alınması önerilen Kalsiyumu 10 ml'de ancak 12 mg yani günlük ihtiyacın %1'i oranında içeriyor." şeklinde değerlendirmede bulunduğunu, raporun 11.sayfasında ise davalının 100 gram üzerinden verdiği değerlerin doğru olduğunun belirtildiği ayrıca "Bu değerler 100 gram üzerinden:.... 1,481 mg çinko, 94,32 mg kalsiyum,2,709 mg demir" denilmek suretiyle doğrulandığını, raporda "....... özünün içerdiği vitamin ve mineral değerleri mg/kg olarak verilmiştir. Tabloya göre 1000 gram keçiboynuzu özünde 532,2 mg Magnezyum, 12,135 mg Potasyum, 943,2 mg Kalsiyum, 805,82 mg Fosfor, 27,09 mg Demir, 14,81 mg Çinko, 0,14 mg Vitamin B1 bulunmaktadır. Bu değerler 100 gram üzerinden; 53,22 mg magnezyum, 1,2135 mg potasyum, 94,32 mg kalsiyum, 80,582 mg fosfor, 2,709 mg demir, 1,481 mg çinko, 0,014 mg vitamin b1 olarak ifade edilmektedir." denildiğini, görüldüğü üzere, davalının yorum içermeyen somut tespitlerinin burada da gerçeğe uygun olduğunu, bilirkişilerin işbu ifadenin de haksız rekabet olduğu kanaatine varmasının haksız rekabetin hukuki anlam ve nitelemesinde yanılgıya düştüğüne karine teşkil ettiğini, buna rağmen, bilirkişi tarafından ürün etiketinde keçiboynuzu özünden gelen vitamin ve minerallerin günlük ihtiyacın %15'ini karşılar gibi bir davacı beyanının bulunmadığının belirtilmesiyle yetinilmesinin hatalı olduğunu, etikette böyle bir beyanın olması zaten mevzuata başlı başına aykırılık teşkil edeceğini, bilirkişinin bu hususa ilişkin bilimsel bir değerlendirmede bulunmamasının da bilirkişi raporunun yetersizliğini gösterdiğini, kaldı ki, her ne kadar etikette böyle bir ifadeye yer verilmese de, davacı firmanın gerek reklamları gerekse sosyal medya üzerinden yapılan tanıtımlar ve sağlık beyanları ile ürünün yüksek oranda demir, kalsiyum vs. içerdiği yönünde çeşitli beyanları olduğunu, bu doğrultuda cevap dilekçesinde sundukları reklam kurulu kararlarının raporda ve gerekçeli kararda tümü ile inceleme dışında tutulduğunu, bilirkişiler tarafından bir bütün olarak değerlendirme yapmak yerine bağlamdan kopararak tek tek inceleme yapılmaya çalışıldığını, haliyle de hangi delillerin ne amaçla sunulduğunun anlaşılamadığını, Reklam Kurulu kararının içeriği incelendiğinde davacı firmanın davaya konu ürününde yüksek demir, yüksek kalsiyum içerdiği yönünde açık beyanları bulunduğu, bu şekilde reklam ve tanıtımlar yaptığının anlaşıldığını, davacının tam da bu sebeplerden tüketiciyi yanıltıp aldattığı gerekçeleri ile ceza aldığını, her ne kadar ürünün etiketinde bu yönde bir beyan bulunmasa da yapılan sosyal medya ve diğer reklam, tanıtım ve ürünün piyasaya arzı aşamalarında yüksek oranda bu bileşenleri içerdiğinin belirtilmeye çalışıldığını, davalının işbu ifadesinin de davacının reklamlarında belirttiği çeşitli beyanlarına yönelik yine yalnızca etiket üstündeki bilginin somutlaştırılarak sunulmasından ibaret olduğunu, ancak bilirkişilerin Reklam Kurulu kararları ve dosyaya onlarca sunulana delillerle bağlantı kuramadığını, sığ ve zorlama çıkarımlarda bulunduğunu, kaldı ki, 25/11/2020 tarihli 3. celsede dosyaya "... ..." ürününün yeni etiketini içerir şekilde marketlerde satışa sunulduğuna yönelik çıktılar sunulduğunu, kilogram bazlı olan etiketin, davanın açılmasından sonra 100 grama çevrildiğini, bu durum da müvekkilin beyanlarının yanlışlık veya yanıltıcılık içermediği ve esasen müvekkilin dediği noktaya gelindiğininin açıkça ortaya konulduğunu, davalı tarafından belirtilmek istenen hususun, üründeki diğer vitamin ve minareller için etikette 100 gram üzerinden referans değerleri paylaşılmasına karşın; keçiboynuzu özünden gelen vitamin ve minerallerin birim değerlerine kilogram bazında yer verilmesi olduğunu, hal böyleyken, kg bazında belirtilen vitamin ve minerallerin günlük referans değerleri beyan edilmediği için, ortalama tüketici nezdinde bu değerler bakımından bir yanılmaya sebebiyet vermesinin mümkün olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2017/39, K.2020/396 sayılı ilamına raporda yer verildiğini, söz konusu kararın devamında açıkça "Bilirkişilerce dava konusu vincin silindiri üzerinde çatlak olduğunun tespit edilmesi karşısında davalılar tarafından liman işletmesine güvenlik uyarısında bulunulmasının davacının kişiliğine, emtiasını, iş mahsulünü, faaliyetini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz beyanlarla kötüleme olarak nitelendirmesini mümkün olmadığı, davalıların beyanının yanlış olmadığı tespit edilmekle birlikte bu beyanın yanıltıcı veya lüzumsuz olmadığı da anlaşılmaktadır." gerekçeleriyle haksız rekabet oluşmadığına karar verildiğini, buradan çıkan sonucun ise durumun vahametini ortaya koymak olduğunu, bilirkişilerin rapora koydukları davalı lehine olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararını okumadığını, hukuki değerlendirmede kendilerinin rapora ekledikleri kararın tam aksine olacak şekilde davalı aleyhine sonuç çıkardıklarını, bu Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında da açıkça haksız rekabete konu beyanın "doğruluğu"nun esas alındığını, dolayısıyla somut olaydaki gibi bir ürün hakkında gerçeklerin ve etiket dahilinde yapılan incelemenin üçüncü kişilere doğru içerikle bildirilmesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, kararda yine yanılgılı bir değerlendirme ile müvekkilince bu konuda yapılan paylaşımların yoğunluğu ile dosyaya sunulan üçüncü kişilerin bu konudaki yorumları dikkate alındığında haksız rekabet oluştuğuna kanaat edildiğini, ancak müvekkilinin o dönemde reklamları yayınlanan bir ürünü salt etiket verileri ve analiz sonuçları bağlamında "ürün inceleme formatında" incelemesi neticesinde yapılan üçüncü kişilerin yorumlarından hukuki sorumluluğu bulunmadığını, kaldı ki, incelendiğinde görüleceği üzere davacı tarafça dosyaya sunulan ve mahkemenin üzerinde durduğu yorumlar arasında müvekkilinin paylaşımı sonrasında ürünü kullanıp memnun olduğunu belirten kullanıcı yorumlarının da bulunduğunu, raporda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/12/2019 tarihli 2019/438 E. ve 2019/7832 K sayılı ilamının da konuyla ilgisi bulunmadığını, dosyaya celbedilen İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/615 Esas sayılı dosyasının soruşturma aşamasında alınan ve iddianamenin düzenlenmesine dayanak teşkil eden dosyadaki bilirkişi raporunda dahi huzurdaki davanın konusunu teşkil eden müvekkilinin ifadelerinin kötüleme olarak kabul edilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece "davacıların ticari defter ve kayıtlarının rapor ve ek raporda incelendiği, davacı tarafça sunulan yorum ve paylaşımların, davacıların ticari defter ve kayıtlarında maddi kazanç kaybı olarak yansımasının bulunmadığı bu hususunun ispata muhtaç olduğundan maddi tazminat taleplerinin reddine" şeklindeki gerekçe ile maddi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu, davacıların ülke çapında satış yapan firmalar olması sebebi ile kamu oyu tarafından da oldukça bilindiğini, takipçi yorumlarında da tüketicilerin davalının paylaşımları sebebi ile ürünü kullanmayacaklarını ve hatta çevrelerine de aldırmayacaklarını beyan ettiklerin, bu husus rakamsal olarak ticari defter kayıtları ile belirlenemese dahi müvekkillerinin uğradığı bir maddi zararın varlığını gösterdiğini, maddi tazminat talebinin TBK'nın md.50 hükmü gereği kabulü gerektiğini, Yargıtay 4 HD'nin 2015/9424 Esas, 2016/10603Karar sayılı, 2016/443Esas, 2018/638Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalının ''...'' isimli instagram hesabından ....01.2020 tarihinde davacıların ''... ...'' isimli ürünü hakkında paylaşım yapmış olup paylaşımın "Uzun zamandır sorulan bir ürünü inceleyeceğiz; ... .... İlk olarak ürünün gıda takviyesi niteliğinde eczanelerde satıldığını söyleyelim. Fakat ürünün ... olarak değil, buna ilave edilmiş bir takım vitaminler içerdiği için eczanede gıda takviyesi olarak satıldığını belirtmek gerekiyor. Ürün 500 ml.lik cam kavanozlarda satılıyor. Ürünle ilgili bilinmeyen bir detay; ... markasıyla satılan bu ürünün aslında ... üretim bir ürün olmasıdır. Yani ... markasıyla satışı yapılan ürünün üreticisi ... firması değildir. Daha doğrusu ... diye bir firma bulunmamaktadır. Ürünün Gıda İşletmecisi ... ... .. Şti. isimli firmadır. Etiket üzerinde üreticinin ... sayılı kayıt onay numarası üzerinden tespit ettiğimize göre ürün ..'da faaliyet gösteren ..... Şti. Firması tarafından üretilmektedir. Ürünün içeriğine baktığımızda ... meyvesi gıda takviyesi niteliğinde eczanelerde satıldığını söyleyelim. Fakat ürünün ... olarak değil, buna ilave edilmiş bir takım vitaminler içerdiği için eczanede gıda takviyesi olarak satıldığını belirtmek gerekiyor. Ürün 500 ml'lik cam kavanozlarda satılıyor.Ürünün içeriğine baktığımızda . meyvesi yanısıra B3 vitamini, B12 vitamini, Folik asit, B6 vitamini ve Biotin içerdiğini görüyoruz. Üründe bu haliyle 10 ml yani 12,8 gr. ürün tüketildiğinde saydığımız bu vitaminler günlük ihtiyacın 415'i oranında alınmış oluyor. Ürün etiketinde .... gelen vitamin ve mineraller ise ayrıca belirtiliyor. Fakat burada birim değerler kg. bazında verildiği ve az önceki vitamin değerlerine benzer şekilde günlük referans değerleri paylaşılmadığı için bir yanılmaya sebep olabiliyor. Bu haliyle ürün 100 gr.'da 94,3 mg. kalsiyum, 2,7 mg. demir, 1,48 mg. çinko, 1,2 mg. potasyum içeriyor. Buna göre örneğin; ürün günlük ortalama 1000 mag. Alınması önerilen Kalsiyumu 10 ml.'de ancak 12 mg. yani günlük ihtiyacın 41'i oranında içeriyor. Benzer şekilde günlük 8 ila 18 mg. aralığında alınması önerilen demiri 10 ml'de ancak 0,3 mg. yani günlük ihtiyacın binde 5'i oranında içeriyor. Yani üründeki .... özünün içerdiği demir, kalsiyum vb. bileşenler günlük ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu gibi, ilave edilen Vitaminler de 10 ml.'de %15 oranında karşılamaktadır. Ürün etiketinde yazdığı üzere gıda takviyeleri ilaç değildir, hastalıkların önlenmesi veya tedavi amacıyla kullanılmamaktadır. #... '' şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekilince bu ifadelerin haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülerek eldeki dava açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde ''Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiş olup aynı maddenin 1.a.1 hükmümde başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemenin haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiştir. HMK'nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişi raporları ile bağlı olmayıp, bu raporları diğer deliller ile birlikte serbestçe takdir eder. Somut olayda, her ne kadar davalı vekilince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı ileri sürülmüş ise de, Dairemizce yapılan incelemede söz konusu raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davacı iddialarının ve davalı itirazlarının incelendiği anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere, davalının instagram hesabından yapılan paylaşımı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yapılan paylaşımların yanıltıcı, gereksiz yere incitici açıklama niteliğinde olduğu, davacının paylaşımında yaptığı yorumu doğru olmakla birlikte ürün etiketinde 10 yaş ve üzeri yetişkinlerde belirtilen vitaminlerin günlük ihtiyacın %22,5'ini karşıladığı ile ilgili bilgiyi paylaşmaması, davalının yorumunda bu orandan bahsetmemesi, üründe keçiboynuzu özünden gelen vitamin ve mineraller ile bunların günlük alınması gereken beslenme referans değerini karşılamadığı için günlük alım dozu tablosuna dahil edilmediği, davalının ürünün vitamin ve minerallerine ilişkin yorumlarının, sanki davacının ürünlerin %100 ihtiyacı karşılaması gerekirken karşılamadığı anlamına gelecek nitelikte olduğu, ortalama bir tüketicide bu yönde bir algı oluşturduğu, .... özünden gelen diğer vitaminlere ilişkin olarak davacının etikette günlük ihtiyaca ilişkin bir değer beyan etmediği, günlük ihtiyacın %15'ini karşılar şeklinde bir bildiriminin bulunmadığı, buna rağmen davacının .... özünün içerdiği demirin, kalsiyumun ve diğer bileşenlerin günlük ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu, bunu karşılamadığına ilişkin yorumunun da yanıltıcı, gereksiz yere incitici açıklama ile kötüleme niteliğinde olduğu anlaşıldığından mahkemece haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine karar vermesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Kaldı ki, eldeki dava konusu olan davalının instagram paylaşımına ilişkin olarak davacılarca savcılık nezdinde şikayette bulunulması üzerine davalı hakkında açılan kamu davasında İstanbul Anadolu ....Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2020/615 Esas, 2022/795 Karar sayılı kararı ile davalının başkaca paylaşımlarının yanında yukarıda yer verilen instagram paylaşımında yalnızca etiket bilgisinden bahsedilmediği, alıcıların davranışlarını doğrudan katılan aleyhine yönlendirme derecesinde olduğu, kötüleyici, lüzumsuz ve gerçeğin farklı bir kötüleme içerecek mahiyette olması sebebiyle davalı sanığın TTK'nın 55/1.a maddesi delaleti ile TTK'nın 62/1-son maddesi uyarınca 200 gün karşılığı 4.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 27.12.2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bir diğer deyişle davalının paylaşımlarının ceza mahkemesi nezdindeki davada da suç teşkil ettiği kesinleşen kararla sabit olmuştur. Davalı vekilince, davacıya verilen reklam cezasına ilişkin kararın nazara alınmadığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu cezanın içeriği ile eldeki davanın konusu paylaşımların içeriği arasında bir bağlantı bulunmaması sebebiyle bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalara ve tespitlere göre ilk derece mahkemesince davalının paylaşımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle verilen davanın kısmen kabulü kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacılar vekili, rakamsal olarak ticari defter kayıtları ile belirlenemese dahi müvekkillerinin uğradığı bir maddi zararın varolduğunu, maddi tazminat talebinin TBK'nın md.50 hükmü gereği kabulü gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. TBK'nın 50/2.maddesi uyarınca hakkaniyete göre tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle bir zararın varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda, bilirkişi incelemeleri ve dosya kapsamına göre davalının eylemleri nedeniyle davacıların maddi bir zararının oluştuğununun ispatlanamadığı görülmektedir. Zararın varlığı kanıtlanmadığından, zarar miktarının belirlenmesiyle ilgili TBK'nın 50/2.maddesinin uygulanmayacağı açıktır. Bu nedenlerle, davacılar vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.01.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.