T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI :........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİ…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 03/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI :........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLLERİ : Av.....Av..... DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA İHBAR OLUNAN : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 03/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Sürücü ........ sevk ve idaresindeki müvekkili davacıya ait ........ plakalı kamyonet ile Taşkent-Konya yolu üzerinde, karşı taraf ........ plakalı araç sürücüsü ........ 'in şerit ihlali yapması neticesinde çarpıştıkların ve neticede maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ........ plakalı aracın davalı ........ Anonim Şirketi tarafından ........ numaralı 26/06/2021 tarihli poliçe kapsamında sigortalanmış olduğunu, maddi tazminat istemine ilişkin sigortaya yazılı olarak başvurulmuş cevap verilmemesi üzerine arabulucuya da başvurulmuş ise de sigorta şirketinin zararı karşılamayı kabul etmediğini, söz konusu kaza sebebiyle karşı tarafın kasko şirketi tarafından açılan Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... e Sayılı, dava dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporda davalı sürücü ........'in %80, müvekkile ait araç sürücüsünün ise %20 kusurlu olduğuna yönelik tespit yapıldığını, taraflarınca karşı tarafın tamamen kusurlu olup buna ilişkin anılan dosyada verilen kararın taraflarınca istinaf edilmiş ve neticesinin beklendiğini, dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında kusur tespiti yapılmadığını, buna yönelik ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş ise de herhangi bir sonuç alınamamış neticede taraflarınca sunulan olay yeri fotoğrafları, fren izleri, tutanakta araçların bulunduğu konum vb hususları dikkate alınarak kusur tespiti yapıldığını, karşı taraf sürücüsünün, kaza anında uyuduğunu bizzat kendisinin söylediğini, müvekkile ait araç sürücüsü ........ 'nin de kendi şeridine kontrolsüz şekilde giren sürücüyü uyandırmak için kornaya dahi bastığını, bu şekilde uyanan sürücü uyandığında tamamen ........'nin şeridinde olması sebebiyle çarpışma gerçekleştiğini, kazanın bu şekilde gerçekleştiğinin sunulacak fotoğraflarda yer alan fren izlerinden dahi açıkça anlaşıldığını, her ne kadar kaza tutanağında karşı taraf sürücüsü ........ in kullandığı aracın 7 metrelik fren izi yolu ortalar vaziyette çizilmiş ise de bu tutanağı tutan polis memurları hakkında Hadim Cumhuriyet Başsavcılığı ... sor. dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu, Hadim Kaymakamlığınca soruşturma izni verilmediğinden, bu karara itirazın ise Konya Bölge İdare Mahkemesi.....Dava Dairesi ... e, ... k sayılı kararı ile reddedildiğinden gerekli soruşturma yürütülemediğini, ilgili dosyaların dosya arasına alınmasını ayrıca talep ettiklerini, kaza anında ........ plakalı araç sürücüsünün tamamen müvekkili ........ 'nin güzergahı olan Taşkent - Hadim istikametindeki şeridinde olmasına rağmen, 7 metrelik fren izleri yolu ortalar vaziyette çizildiğini, ancak olayın tutanakta anlatıldığı şekliyle gerçekleşmediğini, söz konusu tutanakta çarpışma noktası dahi belirlenmemiş olup, tamamıyla eksik ve yetersiz şekilde tutanak tanzim edildiğini, sürücü ........’nin , kendi şeridinde normal hızda seyir halinde olduğunu, ancak bir anda hızlı bir şekilde kendi şeridine giren araçtan kurtulmak adına direksiyonunu sert şekilde kırdığını, çarpışmayı önlemek adına diğer şeride geçmeye çalışmış ise de karşı taraf sürücüsü ........, sürüş hakimiyetini toparlayamadığından çarpışma kaçınılmaz hale geldiğini, yukarıda izah edilen gerekçeler ışığında müvekkile ait araç sürücüsü ........'nin kazada kusursuz olduğu, davalı karşı taraf sürücüsü ........'in olayda tam ve tek kusurlu yan olduğu sayın mahkemeniz araştırmasında da ortaya çıkacağını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun; 49. maddesi; “kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”, 51.maddesi; “hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.t azminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.” 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. ” şeklinde olduğunu, mahkemenizce dosya üzerinde yapılacak araştırmada da görüleceği üzere, karşı taraf sürücüsü ..... 'in kaza sebebiyle tek kusurlu yan olduğu, yine yasal mevzuat gereği, “motorlu araçların zarar verdiği üçüncü kişiler ölüm, yaralanma, tedavi ve maddi hasar nedeniyle sigortacıdan poliçedeki tutarla sınırlı olarak maddi tazminat isteyebilecekleri” hükmüne istinaden davalı sigorta şirketinin de poliçe oranında müvekkilin uğramış olduğu maddi zararın karşılanmasını talep ettiklerini, iş bu sebeple yasal hükümler çerçevesinde müvekkilin uğramış olduğu tazminat miktarının belirlenerek davalılardan tahsilinin gerektiğini şöyle ki, söz konusu kaza sebebiyle 2 yıl boyunca müvekkile ait aracın kullanılamadığını, maddi olarak aracı yaptırma gücü olmadığından ancak Temmuz 2023 tarihinde aracı yaptırabilmiş ve aracın henüz trafiğe çıkabildiğini, kaza tarihinden tamirat tarihine kadar olan sürece ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 1.000,00 tl ikame araç bedelini talep ettiklerini, araçta meydana gelen hasar talebine rağmen sigorta şirketi tarafından karşılanmadığından, aracın müvekkil tarafından yaptırıldığını, toplamda tamirat bedelinin 67.530,00 TL tuttuğunu, Ankara Adli Tıp Kurulu Raporunda karşı taraf sürücüsüne %80 oranında kusur verildiğinden bu kusur oranını kabul etmemekle birlikte, mahkemenizce yeniden tespit yapılması akabinde ileride artırılmak üzere şimdilik 54.024,00 TL'nin bu bedelin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak tarafımıza ödenmesini talep ettiklerini, kaza sebebiyle araçta değer kaybı oluştuğunu, değer kaybı tazminatı olarak 5.000,00 tl( ileride artırılmak üzere belirsiz alacak davasıdır. ) 'nin arabulucuya başvuru tarihi olan 06/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan alınarak taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah etmeye çalışıldığı üzere müvekkilin maruz kaldığı zararlar dolayısıyla kusurlu olan karşı taraf ve sigorta şirketinin sorumluluğu nispetinde müvekkilin zararlarını karşılamasını sağlamak amacıyla işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; fazlaya dair hakları saklı kalmak ve ileride arttırılmak üzere şimdilik; müvekkilin uğramış olduğu 54.024,00 tl maddi tazminatın ( fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik) fatura tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kaza tarihinden tamirat tarihine kadar olan sürece ilişkin şimdilik 1.000,00 tl ikame araç bedelinin, bedelin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün hale geldiğinde artırılmak üzere şimdilik, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, değer kaybı tazminatı olarak 5.000,00 tl'nin arabulucuya başvuru tarihi olan 06/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkiye ilişkin itirazları olduğunu, müvekkil şirketin genel müdürlük adresi Sarıyer/ İstanbul olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, sayın mahkeme'ce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi değil, asliye hukuk mahkemesi olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kısmi dava şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın delilleri taraflarına tebliğ etmediğini, dava konusu talebin muaccel olmadığını ,KTK 97. ve TTK m.1427 maddeleri uyarınca müvekkil sigorta şirketine başvuruda bulunurken birlikte verilmesi gereken belgelerin mevcut olduğunu, bu belgelerden birinin eksik olması halinde başvuru yapılmış olsa dahi geçersiz bir başvuru sayılacağını, nitekim davacı müvekkkil şirkete başvururken hasarlı araca ait fotoğraflar, vekilin ıban bilgisi, ehliyet ve ruhsat belgesinin fotokopisi başvurusuna eklememiş ve taraflarına iletmediğini, dolayısıyla kanuni bir zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun yerine getirilmediğini, somut olayda davacının müvekkil şirkete başvurusu bulunmaması sebebiyle işbu davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, davaya konu olan kazanın 09.08.2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilmekte olup huzurdaki dava ise 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, görüldüğü üzere huzurdaki başvuru zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğinden, haksız başvuruya konu taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, poliçe tanzim tarihi olan 26.06.2021 tarihi göz önünde bulundurulduğunda değer kaybı hesaplamasında genel şartlar göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerektiğini, mevcut durumda AYM kararına göre hesaplanması istenen reel değer kaybının belirli bir kriter seti bulunmamakta, bilirkişilerin görüşlerini oluştururken dikkate aldığı galeriler, ikinci el piyasa ve bu konuda uzman kişilerin sübjektif değerlendirmelerine tabi olmaktadır. dolayısıyla gerçekte değer kaybının tam olarak belirlenebilmesine yönelik objektif bir kriterlerin olmadığı ve belirlenemediği durumda tarafların haklarına halel getirecek, yüksek olabilecek iken düşük veya tersi durumlar oluşabilecektir. bununla birlikte genel şartlar kapsamında da gerçek değer kaybı hesaplanmakta olup, yeknesak bir kriter setine sahip olması özelliği, gerçek değer kaybının hesaplanması bakımından sübjektif değerlendirmelerden üstünlüğünün tartışmasız olduğunu, ve keza genel şartlara göre yapılan hesaplamanın, şeffaf, denetlenebilir ve ölçülebilir niteliğe sahip olduğunu, dolayısıyla başvuranın iddia ettiği genel şartların dikta edilmesi değil genel şartların geçerli olduğu görülerek yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerektiğini, açıklanan sebeplerle, genel şartlar gereğince hesaplama yapılmasını arz ve talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi hesaplamasının ZMMS genel şartlar değer kaybı hesaplama formülü dikkate alınarak yapılması gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında kaza sonrası araçta meydana gelen değer kaybı hesaplaması için, belirli ve açık bir formül öngörmüş olmakla sigorta şirketinden yapılacak olan taleplerin bu formüle uygun olması gerektiğini, kaza sonrası araçta meydana gelen değer kaybı hesaplamaları Trafik Sigortası Genel Şartları’nda düzenlenen usul ve esaslardan biri olan “değer kaybı hesaplaması formülüne” göre hesaplanması gerektiğini, bu formüle göre 165,000 km ve üstü olan araçlar değer kaybı kapsamına girmemekte ayrıca kaza sonrası araçta ve plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı ile ilgili yapılan onarımların değer kaybı kapsamına alınmadığını, alınacak bilirkişi raporunda kusur oranları ve değer kaybı bedellerinin belirlenmesinde yukarda izah ettiğimiz hususlara dikkat edilerek hesaplama yapılmasının zaruri olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mevcut poliçede limitin 43,000.00 TL olduğunu, müvekkil şirketten poliçe limitini aşan veya sigortalısının kusuru ile paralel olmayan bir bedel istenemeyeceğini, müvekkil şirketin sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa etmiş sayılacağını, sigortanın bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, sigortalı aracın sebep olduğu kadar riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp ödeme yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, ancak kusurun gerçeğe en yakın şekilde tespit edilebilmesi bakımından hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin hem De Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, bahse konu mercilerden oluşacak bir heyet tarafından ifade tutanakları, ceza dosyası, olay yeri görüntüleri, kaza görüntüleri, kazayı anlatan kroki, kazanın meydana geldiği bölge vb. belgeler incelenip birlikte değerlendirilerek kusur tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, müvekkil şirketin, karayolları trafik kanunu 91.maddesi uyarınca ve zorunlu mali mesuliyet sigortası uyarınca, sigortalının kusuru ile meydana gelen zararlarda zararı gidermekte sigortalısının kusuru oranında sorumluluğunun mevcut olduğunu, bu durum göz önünde bulundurulduğunda müvekkil şirketin fazla ödeme yapmaması bakımından yukarıda açıkladığımız şekilde kusur değerlendirilmesi yapılmadan talepte bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, işbu sebeple yetkili merci tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanmalı bu oranın da en az yüzde otuz olması gerektiğini, tebliğ edilen başvuru dilekçesinde her ne kadar tazminata iskonto uygulanmadan hükmedilmesi talep edilmişse de kesinlikle kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde en az yüzde otuz olmak üzere tedarik ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, zira zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigortası genel şartlarının “b.2.tazminat ve giderlerin ödenmesi” başlıklı maddesinde yer verilen düzenleme doğrultusunda parça, tedarik, işçilik indirimi uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre hasar onarım miktarına en az %30 iskonto uygulanması gerektiğini, müvekkil şirketin KDV’den sorumluluğu bulunmadığını, baro pulu ve vekalet harcından müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu giderlerin vekaleti sunan avukata ait olduğunu, yukarıda arz ve izah edildiği üzere davacı tarafın, müvekkil şirketin üzerine düşen tüm mali sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen işbu davayı ikame ederken kötü niyetli olduğunu, davacının amacının haksız kazanç sağlamak ve müvekkili zarara uğratmak olduğunu, müvekkil şirketin hukuki sorumluluğunu ifa ettiğini, bu kapsamda davanın reddedilmesini talep ettiklerini, yukarıda arz edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; sayın mahkeme nezdinde açılmış olan davanın öncelikle görevsizlik itirazının kabul edilerek görevli mahkemeye gönderilmesine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazlarının kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesine, yine sayın mahkeme aksi kanaatte ise usule yönelik cevapları dikkate alınarak usulden reddine, sayın mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevapları dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde, müvekkilin karşı şeride geçerek davacıya ait ........ plakalı araca çarptığı, tarafların kusur oranlarının tespiti için Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemece müvekkilin %80, davacının %20 kusurlu olduğu yönünde karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olduğu, yaşanan kazada müvekkilin tam kusurlu olduğu, davacının iki yıl aracını kullanamadığı iddiasıyla ikame araç bedeli, hasar bedeli ve değer kaybı tazminatı talebinde bulunduğunu, her ne kadar davacı tarafın yaşanan kazada müvekkilin tam kusurlu olduğunu iddia etmişse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, ........ plakalı araç sürücüsü ........’nin seyir halinde iken müvekkilin aracını fark ettiği anda kendi şeridinde kalacak şekilde seyrine devam etmek yerine direksiyonu sola kırmış ve karşı şeride geçerek kazaya sebebiyet verdiğini, bu doğrultuda ........ plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazada asli kusurlu olduğunu, müvekkile ait ........ plakalı araç ........ A.Ş tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanmış olup davacı tarafça talep edilen hasar bedeli ile değer kaybı tazminatı taleplerinde sorumluluğun diğer davalı ........ A.Ş'de olduğunu, her ne kadar davacı taraf araç ikame bedeli talep etmişse de aracının tamir olduğu süre boyunca başka bir araç kiraladığına dair dosyaya herhangi bir delil sunmadığını, bu doğrultuda davacı tarafın araç ikame bedeli talep edebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın araç ikame bedeli alacağının bulunduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte müvekkil, ........ A.Ş ile 07.06.2021 tarihinde bir yıl süre ile genişletilmiş kasko katılım sigortası sözleşmesi akdetmiştir. Ekte yer alan poliçenin İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Klozu başlıklı maddesinde ........ Anonim Şirketi ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile müvekkile düşen hukuki sorumluluğun zorunlu mali sorumluluk sigortası limitleri üstünde kalan kısmının poliçede yazılı limitlere kadar temin edileceğini düzenlemiş olup poliçede belirlenen limit 250.000,00-TL olarak belirlendiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. Maddesi "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." hükmünü havi olduğunu, Müvekkilin dava konusu ikame araç bedelinden sorumluluğu bulunduğunu kabul etmemekle birlikte davanın kabulü halinde müvekkilin bu bedeli kasko katılım sigortası sözleşmesi akdettiği ........ Anonim Şirketi'nden talep etme imkanının bulunduğunu, bu kapsamda eldeki davanın HMK m. 61 uyarınca dava dışı ........ Anonim Şirketi'ne ihbarını talep ettiklerini, son olarak TBK m. 72'de tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, dava konusu kazanın 26.06.2021 tarihinde gerçekleştiğini, dava konusu edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, açıklanan nedenlerle dava konusu kazada ........ plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olması, dava konusu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramış olması ve müvekkilin ........ plakalı aracını Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Genişletilmiş Kasko Katılım Sigortası ile sigortalamış olması nedeniyle eldeki davanın müvekkil yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle Sayın Mahkemece re'sen nazara alınacak hususlar çerçevesinde ; eldeki davanın HMK m. 61 uyarınca dava dışı ........ Anonim Şirketi'ne ihbarını, davanın müvekkil yönünden reddi ile yargılama giderleri ve sair masrafların davacıya tahmilini ve müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... karar sayılı gerekçeli kararında özetle; " Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının aracının zarar gördüğü, kazanın meydana gelmesinde ........ plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Kanunun 56/1-a ve 84/g maddesinde yer alan kuralları ihlal etmesi sebebiyle %80 oranında asli kusurlu olduğu, ........ plakalı araç sürücüsünün ise 2918 Sayılı Kanunun 52/1-b maddesinde yer alan kuralları ihlal etmesi sebebiyle %20 oranında tali kusurlu olduğu, 11/03/2025 Tarihli İTÜ Öğretim Görevlilerinden Teşekkül Ettirilen Bilirkişi Heyet Raporunda tespit edildiği üzere kaza tarihinde değişmesi gereken parçalar, işçilik ve KDV olmak üzere aracın tamirinin ekonomik olduğu, tarafların kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları nazara alındığında davacının onarım bedeli maddi zararının 10.332,08 TL olduğu, değer kaybı maddi zararının 1.600,00 TL olduğu ve talep edebileceği ikame araç bedeli maddi zararının ise 4.720,00 TL olduğu anlaşılmakla davacının dava dilekçesindeki ve bedel artırım dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınarak davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne, ikame araç bedeli hususunda yansıma zarar olması sebebiyle sigorta poliçesinin teminatı kapsamında kalmadığından bu kalem yönüyle sigorta şirketine yöneltilen davanın reddine karar verilmiştir. (7) DAVA ŞARTI ARABULUCULUK MAHKEMEMİZİN GÖRÜŞ DEĞİŞİKLİĞİ YÖNÜYLE YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Her ne kadar Mahkememizce daha önce eldeki davanın mutlak ticari dava olması ve dava açılmadan önce sigorta şirketine arabuluculuk başvurusunda bulunmanın ve süreci tamamlamanın dava şartı olduğundan bahisle Zorunlu Arabuluculuk Ücreti masrafı sigorta şirketlerine yükletilmekte ise de (Emsal T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 03/10/2023 Tarih ve 2023/1643 Esas-2023/1911 Karar sayılı ilamı) T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09/09/2024 Tarih ve 2022/2615 Esas-2024/7426 Karar sayılı ilamında "Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. " şeklinde ifade edildiği üzere eldeki davada alternatif uyuşmazlık çözüm yolu öngörüldüğünden arabuluculuğun zorunlu dava şartı olmadığı anlaşılmakla Mahkememizin önceki uygulamasından vazgeçilerek yapılan arabuluculuk masrafının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. (8) FAİZ TÜRÜ VE BAŞLANGIÇ TARİHİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: (a) Faiz Türü Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davacı tarafından avans faizi talep edilmiş ise de kazaya sebebiyet veren ........ plakalı aracın ruhsat bilgilerinin incelenmesinde hususi mahiyette kullanıldığı anlaşılmakla T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 01/12/2020 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı da emsal alınarak hükmolunan tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. (b) Faiz Başlangıç Tarihi Açısından Yapılan Değerlendirmede: T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 18/10/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında "2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir." ifade edildiği üzere sigorta şirketine yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda zararın karşılanmaması halinde sigorta şirketi yönüyle faizin başlayacağı, somut olayımızda davacı tarafından dava öncesinde sigorta şirketine yapılan başvurusunun tarihi 06/01/2023 tarihidir. LAKİN davacı tarafından dava dilekçesinde; (*) Onarım bedeli maddi zararı için fatura tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren talep edilmesi sebebiyle talebiyle bağlı kalınarak bu tarihten, (*) Değer kaybı maddi zararı için arabulucuya başvuru tarihi olan 06/01/2023 tarihinden itibaren istenmiş ise de T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/03/2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı emsal alınarak son tutanak tarihi olan 22/02/2023 tarihinden itibaren, (*) İkame araç bedeli maddi zararı için ise dava tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren hükmolunan tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. 28/04/2022 tarihinde sigorta şirketine tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibariyle sigorta şirketinin 11/05/2022 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla hükmolunan tazminatlara bu tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş ve; Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 10.332,08 TL hasar bedeli maddi zararının DAVALI ........ A.Ş. (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ......../0/310) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 43.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DEN(08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.600,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ........ A.Ş. (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ......../0/310) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 43.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 22/02/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DEN(22/02/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.000,00 TL ikame araç bedeli maddi zararının DAVALI ........'DEN 08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının ikame araç bedeli yönüyle SİGORTA ŞİRKETİNE KARŞI AÇMIŞ OLDUĞU davasının REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bedel artırım dilekçelerinin dikkate alınmadığını, dava dilekçesinde belirtilen bedel üzerinden karar verildiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, araçta oluşan hasarın keşif yapılmadan tespit edilmesinin mümkün olmadığını, hasar gören araçların belli olduğunu, müvekkil tarafından yaptırılıp faturalandırıldığını, bu hususa ilişkin itirazları ve sunulan faturaların dikkate alınmadan karar verildiğini, aracın servis tarafından onarılmadığını, ekspertiz tarafından gönderilen servis onarımına ilişkin evrakları kabul etmediklerini, araç incelenmeden tespit yapılmasının zaten hatalı iken hangi servis tarafından gönderildiği belli olmayan ve araç ile ilgisi olmayan fotoğraf ve beyanlara ilişkin yapılan tespitin fahiş hatalı olduğunu, araç onarımı servis tarafından yapılmayıp sigorta şirketi tarafından bekletildiğinden müvekkilin 2 yıl aracı kullanamadığını, 10 günlük mahrumiyet süresinin tespitinin apaçık şekilde hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle hasar, değer kaybı ve mahrumiyete ilişkin maddi tazminata ilişkindir. Hükme karşı davacı vekili tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı taraf gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2.el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği , tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, Yargıtay 17.HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabinde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmiştir. Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu, ekspertiz raporu, tamirata ilişkin faturalar, hasarlı araç fotoğraflarının da değerlendirildiği çelişkileri gideren ayrıntılı, gerekçeli, usul ve yasaya uygun İTÜ hasar bilirkişi heyet raporuna göre de belirlenen hasar, değer kaybı ve yoksun kalınan kara ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Ancak, Davacı tarafından açılan maddi tazminat istemlerinin irdelenmesi gerekir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez. Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir. HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur. Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır. Somut olayda, dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde davasının “kısmi dava” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir.poruna göre de belirlenen hasar, değer kaybı ve yoksun kalınan kara ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Ancak, Davacı tarafından açılan maddi tazminat istemlerinin irdelenmesi gerekir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez. Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir. HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur. Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır. Somut olayda, dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde davasının “kısmi dava” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir. Somut dosyamızda;davacı tarafça, dava dilekçesinden açıkça görüleceği üzere kısmi dava açıldığı sabit olduğu halde, 21/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile ikame araç bedeli tazminat talebini 3.720 TL artırarak 4.720 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş bulunmasına karşın Mahkemece ıslah dilekçesi göz ardı edilerek 1.000-TL ikame araç bedeline hükmedilmiş olmasının sebebi anlaşılamamış olmakla, davacının buna yönelik itirazının kabulü ile kararın kaldırılarak belirtilen sebeple yeniden hüküm tesisine karar verilmesi gerekmiştir. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyl (a) Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 10.332,08 TL hasar bedeli maddi zararının DAVALI ........ A.Ş. (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ......../0/310) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 43.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DEN(08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, (b) Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 1.600,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ........ A.Ş. (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ......../0/310) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 43.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 22/02/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........'DEN(22/02/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, (c) Davacının 09/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 4.720,00 TL ikame araç bedeli maddi zararının DAVALI ........'DEN 08/08/2023 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, (ç) Davacının ikame araç bedeli yönüyle SİGORTA ŞİRKETİNE KARŞI AÇMIŞ OLDUĞU davasının REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.137,50 TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 1.025,06TL peşin harç ve 63,53TL tamamlama harcı toplamı olan 1.088,59 TL 'nin mahsubu ile bakiye 48,91 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (Davalı Sigorta Şirketinin 35,01 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,) 3-Yargılama giderinden ayrı olarak davacının peşinen karşıladığı 269,85TL başvuru harcı ve 1.088,59 TL peşin ve tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.358,44 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı sigorta şirketinin 972,64 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,) 4-Hazine tarafından karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından karşılanan 1.202,00 TL posta ve tebligat gideri, 13.200,00TL bilirkişi gideri, 38,40TL vekalet suret harcı gideri olmak üzere toplam 14.440,40TL yargılama giderinin davanın haklılık oranına göre hesaplanan 3.768,94 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, (Davalı sigorta şirketinin 2.698,56 TL'sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,) 6-Davalı ........ A.Ş tarafından sarfedilen 60,80TL vekalet suret harcı , 11.250,00TL bilirkişi ücreti gideri yargılama giderinden davanın haklılık oranına (50.811,92/63.744,00) göre hesaplanan 9.016,12TL'nin davacıdan alınarak davalı ........ A.Ş'ne verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ........ tarafından sarfedilen 38,40TL vekalet suret harcı gideri yargılama giderinden davanın haklılık oranına göre hesaplanan 28,37 TL'nin davacıdan alınarak davalı ........'e verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 16.652,08 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, (........ A.Ş'nin 11.932,08TL den diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının hepsinden sorumlu olmasına) 9-Davalılar vekilleri yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 16.652,08 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, (Davalı ........ Şirketinin 11.932,08 TL ile sınırlı olmasına) 10-Davalı sigorta vekili yönünden ikame araç bedeli davası nedeniyle AAÜT'ye göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigortaya verilmesine, 11-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, İstinaf Yargılaması Yönünden; 12-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 13-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 48 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.731,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 14-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 15-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 03/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.