T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/829 Esas KARAR NO : 2025/1855 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/469 Esas - 2022/847 Karar TARİHİ: 21/12/2022 DAVA: Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/829 Esas KARAR NO : 2025/1855 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/469 Esas - 2022/847 Karar TARİHİ: 21/12/2022 DAVA: Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket Almanya'da bulunan tedarikçisi ... ... firmasından satın aldığını, ürünlerin karşılığı olarak toplam 29.852,68-Euro'nun ... ... firmasının hesaplarına havale edilmesi için 27 Ocak 2020 tarihinde ... Bank Maslak Ticari Şubeye yazılı olarak talimat verdiğini, talimat ve söz konusu ticari alıma ilişkin fatura ekte sunulduğunu, müvekkilin ... Bank Maslak Ticari Şube nezdinde sahip olduğunu, ve talimata konu hesap numarası 9495906 olduğunu, müvekkil şirket tarafından söz konusu talimat verilirken transfer yapılacak banka hesap bilgileri (IBAN) numarasının yanlış bildirildiğini fark ettiğini, ödemenin durdurulması ve söz konusu bedelin iade edilmesi için 10 Şubat 2020 tarihinde davalı bankaya ikinci bir yazılı talimat verdiğini, aynı tarihte 10 Şubat 2020 günü, yazılı talimatla yetinilmediğini, telefon kayıtları ile de sabit olduğu üzere şube yetkilileri ile defalarca ve çok ısrarcı olarak görüşüldüğünü, ve müvekkile paranın muhabir bankada bulunduğunu, endişe edilecek bir durum olmadığını, çok kesin bir dille söylendiğini, 10 Şubat 2020 tarihinde davalı banka ile yapılan telefon görüşmelerine ilişkin kayıtların ekte sunulduğunu, bu talimat üzerine davalı bankanın Maslak Ticari Şube yetkilileri ile yapılan yazışmalar ve telefon görüşmelerinde söz konusu bedelin 3 gün içinde müvekkil hesaplarına iade edileceği yazılı ve sözlü olarak müvekkile bildirildiğini, bedelin en geç 3 gün içerisinde iade alınacağına ilişkin davalı banka yetkilisi ...tarafından gönderilen 11 Şubat 2020 tarihli ekte de sunulan e postada "3 gün içerisinde iade gelmesi beklenmektedir, bedel iade geldiğinde tarafınıza bilgi verilecektir" mesajı yazılı olarak iletildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle gerek hesap sahibi ile IBAN numarası uyuşmayan bir hesaba para transferi yapılmasını, muhabir seçimindeki özensizlik sürecin doğru takip edilmemesi ve müvekkile uzun süre yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilin oluşan zararın önüne geçmesini engellediğini, ve diğer kusur ve ihmaller nedeni ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkının saklı kalmak kaydı ile 29.852,68-Euro zararın 10 Şubat 2020 tarihinden itibaren işlediğini, ve işleyecek ticari faizi ile birlikte davalından alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 21/12/2022 tarih ve 2020/469 Esas - 2022/847 Karar sayılı kararında; ".......Dava, bankacılık işleminden kaynaklı zararın tazmini davasıdır. Davacı yan, Almanya'da bulunan tedarikçisi ... ... firmasından satın aldığını, ürünlerin karşılığı olarak toplam 29.852,68-Euro'nun ... ... firmasının hesaplarına havale edilmesi için 27 Ocak 2020 tarihinde ... Bank Maslak Ticari Şubeye yazılı olarak talimat verdiğini, davacı tarafından transfer yapılacak banka hesap bilgileri (IBAN) numarasının yanlış bildirildiğini fark ettiğini, ödemenin durdurulması ve söz konusu bedelin iade edilmesi için 10 Şubat 2020 tarihinde davalı bankaya ikinci bir yazılı talimat verdiğini, aynı tarihte 10 Şubat 2020 günü, yazılı talimatla yetinilmediğini, telefon kayıtları ile de sabit olduğu üzere şube yetkilileri ile defalarca görüşüldüğünü, buna rağmen hesap sahibi ile IBAN numarası uyuşmayan bir hesaba para transferi yapılmasından kaynaklı zararın tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı, açılan davaya davalı yanca savunma yapılmadığı görülmüştür.osya kapsamında hazırlanan 16.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; "Yurt dışı transferlerde, arada muhabir bankanın bulunduğu ve alıcının ve hesabının yurt dışında olması ve arada muhabir banka bulunması nedeniyle her hangi bir doğrulama imkanın olmadığı gibi her ülkenin farklı uygulamalarda bulunduğu bilinmektedir. Tüm bu inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda davacı tarafından verilen talimat ekinde EFT alıcısı hesabına ilişkin Hesap sahibi, IBAN ve diğer hesap bilgilerinin yer aldığı Hesaba Kaydı ve Proforma Fatura kaydı iletildiği,davalı banka davacının talimatına uygun olarak Davacının belirttiği hesabından alıcı adına talimat ekinde bildirilen hesap bilgilerinde yer alan IBAN'a belirtilen açıklama ile EFT yapıldığı, İşbu işlemler(SWIFTbelgesi sunulmasa da tarafların kabuünde olması nedeniyle) SWIFT kaydı ile sabit olduğu,davalı bankanın talimata uygun olarak yapılan işlemde her hangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığı,EFT alıcısı hesap davalı banka nezdinde bir hesap ve hatta Türkiye'de mevcut bir hesap olmamakla , EFT işlemine ilişkin iddia ve talep olunan kontrollerin davalı banka tarafından gerçekleştirilebilmesinin mümkün olmadığı, EFT işlemi davacının talimatına ve talimat ekinde bildirilen hesap kaydında yer alan IBAN numarasına gerçekleştirildiği, “Ahcı banka” ve “alıcı banka hesabı” davalı banka dışında ve hatta yurt dışında yer alan bir banka ve hesap olduğu,davalı bankanın ne alıcı banka hesabının ne de hesap sahibinin kontrol edilmesinin mümkün olmadığı, davalı bankanın bu yönde bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi bu yönde bir inceleme yapılması imkanı veren bir sistem de olmadığı, davacının iban numarasının sehven yanlış bildirildiğini iddia ettiği işlem nedeniyle iddiaları doğru ise dava dışı alıcının yersiz zenginleşmiş olduğu, ortada gerçekten zarar varsa bu zarar dolayısıyla havale alıcısına husumet yöneltilmesi gerektiği ve dolayısıyla davalı bankaya atfedilecek bir kusur olmadığı," belirtilmiştir.Davacı yanca yapılan itiraz üzerine alınan 16.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; "TC Merkez Bankasının IBAN uygulamasına yönelik Tebliğ hükümleri ile bankaları fiili uygulamaları karşısında davalı bankanın havale alıcısının IBAN numarasını ve unvanını sistemsel olarak doğrulama ve eşleştirmekle yükümlülük altında olmadığı söylebildiğini, çünkü yurtdışı gerçek ve tüzel kişilerin IBAN no.ları normal koşullar altında yurtiçi bankalar portföyünde/sisteminde kayıtlı bulunmadığının bilindiğini, bu noktada IBAN ve alıcı unvanı eşleştirme olanağı da haliyle davalı bankada bulunmadığını, dolayısıyla hali hazırdaki mevcut delillere göre davalı bankaya bir kusur isnat ettirilemediği söylenebildiğini, sayın mahkemece TCMB ve/veya TBB- Türkiye Bankalar Birliğinden görüş istenilmek suretiyle, yurtdışı gerçek ve tüzel kişilerin IBAN no.larının yurtiçi bankalar nezdinde bulunduğunun teyit edilmesi ve havale göndericisi bankanın havale alıcısı IBAN ve unvanını eşleştirme yükümlüğü altında olduğunun belirtilmesi halinde davalı bankanın 29.852,68 EURO'nun gerçek alıcısına ulaştırılmaması nedeniyle davacı zararını tazminle yükümlülük altında sayılabileceği söylenebildiği," belirtilmiştir.Bilirkişi raporu kapsamında TCMB ve Türkiye Bankalar Birliğinden, yurtdışı gerçek ve tüzel kişilerin IBAN numaralarının yurtiçi bankalar nezdinde bulunup bulunmadığı ile yurtiçi havale göndericisi bankanın yurtdışı havale alıcısının IBAN ve ünvanını eşleştirme yükümlülüğü altında olup olmadığı hususunda görüş bildirmelerinin istenilmiştir.Bu kapsamda TCMB tarafından verilen 26.10.2022 tarihli cevabi yazıda; Bankamızca hazırlanan ve 10 Ekim 2008 tarih ve 27020 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uluslararası Banka Hesap Numarası Hakkında Tebliğ'in 7 nci maddesinin birinci fıkrasında Avrupa Ekonomik Alanında yer alan ülkelerdeki hesaba yapılan para transferlerinde alıcıya ait IBAN'ın doğrulanması ve kullanılması zorunludur. Ancak, ödeme hizmeti sağlayıcıları ile yurtdışında sınır ötesi ödemeleri - gerçekleştiren - finansal - kuruluşlar - arasında kendi nam ve - hesaplarına gerçekleştirilen işlemler ile talep edilmesine rağmen alıcıya ait IBAN'ın bildirilmeyeceğine ilişkin müşterinin beyanının alındığı işlemlerde bu zorunluluk aranmaz. Ödeme hizmeti sağlayıcılarının yurt dışındaki finansal kuruluşlarla olan ilişkilerine ilişkin düzenlemeler saklıdır." hükmü amir olup, Avrupa Ekonomik Alanında yer alan ülkelerden birine gerçekkeştirilmek istenen para transferinde müşteri tarafindan alıcıya ait IBAN'n bildirilmesi halinde, havale göndericisi bankanın altcıya ait IBAN'ı doğrulaması zorunludur. Ancak, yapılacak bu doğrulama anılan Tebliğin 3 numaralı ekinde gösterilkn MOD 97-10 yöntemi kullanılarak IBAN'ın ISO 13616 no.lu standarda göre uygun formatta oluşturulup oluşturulmadığını dolayısıyla IBAN'ın geçerli bir IBAN olup olmadığını doğrulamakla sınırlı olup, bankalara havale alıcısının IBAN ve unvanını eşleştirme yükümlülüğü getirmediği, belirtilmiş.Yukarıda anlatılan gerekçe ile 2 farklı bilirkişi raporu ve TCMB tarafından verilen 26.10.2022 tarihli cevabi yazıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yapılan işlemde davalı bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmak davanın reddi gerekmiştir.Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacının alacağının EURO cinsinden olduğu kabul edilmiş, bu alacağın hangi tarihteki döviz kuru üzerinden karar bağlanacağı hususunun öncelikle açıklanması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce reddedilen 29.852,68 EURO alacağının davacının talebi doğrultusunda karar tarihi olan 21.12.2022 tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden 1 EURO 19.8642 TL olacak şekilde TL'ye çevrilerek hesaplanan 592.999,61 TL üzerinden vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.7036 sayılı Yasa ile getirilen zorunlu arabuluculuk müessesi gereği aynı yasanın 3/14, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekli olup, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık oranına göre davacıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 80,70 TL harçtan peşin alınan 3.339,25 TL harcın ve 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin mahsubu ile bakiye 1.938,55 TL harcın davacıya iadesine, 3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 83.229,96 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin Almanya'da tedarikçisi ... ... firmasından satın aldığı ürünlerin karşılığı olarak toplam 29.852,68-Euro'nun ... ... firmasının hesaplarına havale edilmesi için 27 Ocak 2020 tarihinde ... Bank Maslak Ticari Şubeye yazılı olarak talimat verdiğini, talimat verilirken transfer yapılacak şirketin unvanı, Almanya adresi ve banka hesap bilgilerinin bildirildiğini, ancak Iban bilgisinin bildirilen şirkete ait olmadığı, üçüncü kişilere ait olduğunun fark edilmesi üzerine ödemenin durdurulması ve söz konusu bedelin iade edilmesi içi talepte bulunulduğunu, davalının ödemenin iadesinin gerçekleştirileceğini belirterek davacıyı günlerce beklettiğini, ancak ödemeyi iade etmediğini, ödemenin İspanya'da üçüncü kişi hesabına aktarıldığını, bunun üzerine açılan davada yerel mahkeme tarafından iki farklı bilirkişi raporu ve 26 Ekim 2022 tarihli TCMB görüşü birlikte değerlendirilerek, davalının Iban doğrulaması yapma yükümlülüğünün bulunmadığı ve yapılan işlemde davalı bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davacının davalıya vekalet ücreti ödemesine karar verildiğini, Davalı vekili tarafından dava dosyasına sunulmuş bir vekaletname, vekalet suret harcı makbuzu ve baro pulu/makbuzu ile cevap dilekçesi bulunmadığını, davalı adına duruşmalara katılmış bulunan Av. Serkan Aydemir tarafından sunulan yetki belgesi için yatırılmış harç ve sunulan baro pulu makbuzu bulunmadığını, yetki belgesinin dayanağı vekaletnamenin dosyada mevcut olmadığını, HMK madde 77 hükmü gereği avukatın açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorunda olduğunu, gelinen aşamada yapılan işlemlere muvafakatlerinin bulunmadığını, avukatlar tarafından gerçekleştirilen işlemlerin geçerli olmadığını, bu sebeple davacı tarafından davalıya ödenmesine hükmedilen vekalet ücretinin kabulünün mümkün olmadığını, Yerel mahkemenin hükmünü dayandırdığı bilirkişi raporlarında davalının yalnızca Iban kontrol etme yükümlülüğünün göz önünde bulundurulduğunu, halbuki davalının yükümlülüğünün bundan çok daha geniştir olduğunu ve bu hususların gerekçeli karara konu edilmediğini, davalının kusurluluğu değerlendirilirken aşağıda açıklanan yükümlülüklerin de dikkate alınması gerektiğini,Davalının iadenin gerçekleşeceğini beyan ettiğini ve ek tedbirler alınmasını engellediğini, davalının yükümlülüğünün bilincinde olduğu için müvekkile transferin iade edileceğini ifade ettiğini, burada önemli olanın müvekkilin sırf kendi çabasıyla fark ettiği Iban numarası hatasını bankaya sonradan bildirmesi olmaması gerektiğini, hukuki uyuşmazlığın bu noktada toplanmaya çalışılması ve müvekkilin kendi kusuruyla zarara sebep olduğunun ifade edilmesinin kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkile bu anlamda süreyle ilgili bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, aksine müvekkilin bankayı uyararak adeta bankanın doğrulama yükümlülüğünü hatırlattığını, süreyle ilgili bir zarara sebep olanın müvekkil değil, davalı banka olduğunu,Müvekkile yazılı ve sözlü olarak belirtilen 3 günlük sürenin geçmesi üzerine aynı şubeden bilgi talep edilmesi üzerine 21 Şubat 2020 tarihinde şube çalışanlarından İlker Tokuç tarafından transfer edilen meblağın muhabir banka nezdinde bloke edilmiş olabileceği bilgisinin verildiğini ve müvekkile beklemesi gerektiğinin belirtildiğini, yerel mahkemenin dayandığı bilirkişi raporunda 2 - 3 günlük valör süresinden bahsetmesinin anlam ifade etmediğini, çünkü banka tarafından böyle bir beyanda bulunulmadığını, tamamen iadenin gerçekleşeceğine odaklı yanıtlar verildiğini, Müvekkile transferden ve iptal talebinden günler sonra, 02 Mart 2020 tarihinde söz konusu ödemenin yapıldığı, karşı tarafça çekildiği ve transfer edilen bedelin iade edilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalı tarafından müvekkile verilen yanlış bilgi ve beklemesi gerektiğine ilişkin talimatlar nedeni ile söz konusu meblağın yanlış alıcılara gönderilmesinin önüne geçebilmesi için müvekkilin ek tedbirler alması imkanının davalının bu kusurlu hareketleri ile önlendiğini, Davalının cevap dilekçesi sunmadığını, 19 Mayıs 2022 tarihli bilirkişi raporuna sundukları beyanın kendi içerisinde büyük çelişkiler içerdiğini, davalının dilekçesinde yurt dışı havalelerinde genelde 2 veya 3 günlük valör uygulaması olduğunu ve bu sürede havalenin iptalinin gerçekleştirilebileceğini rahatlıkla dile getirdiğini, bu bilginin sözleşmenin ekonomik anlamda güçlü tarafı olarak finans sektöründe faaliyet gösteren ve uzmanlık alanı nedeniyle daha fazla özen yükümlülüğü altında bulunan banka ve çalışanları tarafından olay sırasında da bilinmesi ve taraflarına söylenmiş olması gerektiğini, ancak davacıyı bu yönde bilgilendirilmeyip günlerce ödeme vaadiyle beklettiklerini, sadece beklendiği bilgisi verildiğini, dolaylı ifadelerle bankanın kusurlu olmadığı görüntüsü çizilmeye çalışıldığını, davalı tarafından sürecin gelişimiyle ilgili beyanlarının ikrar edildiğini, Davalının TBK m. 116 gereği sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından dayanak gösterilen bilirkişi raporlarında havale alıcısı ... Santander ...’ın ıban ve alıcı unvanı eşleştirmeden ödeme yapmış olması nedeniyle havale alıcısı bankadan zararın tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılabileceğinin belirtildiğini, bu değerlendirmeye katılmanın mümkün olmadığını, bankanın IBAN ve isim eşleştirmesi yapma imkânı bulunmadığı varsayımında da davalının muhabir banka ve alıcı banka ile iletişime geçme ve talimat verme yetki ve sorumluluğunun bulunduğunu, dolayısıyla davalının havale işleminde bildirilen Iban ve unvanı muhabir veyahut alıcı bankaya bildirerek kontrol mekanizması oluşturmak suretiyle kanuni yükümlülüğünü yerine getirmesinin mümkün olduğunu, bankanın hesap sahibine ilişkin isim / unvan ile Iban eşleştirmesine ilişkin hiçbir işlem yapamayacağının kabulünün dürüstlük kuralına ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğunu, bununla birlikte dava konusu havalenin yapılmasında muhabir ve lehtar bankanın davalının alt vekili ve ifa yardımcısı olarak görev aldığını, Türk Borçlar Kanunu madde 61 gereği birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağını,Davalı bankanın özen yükümlülüğünün bulunduğunu, bankaların sözleşmesel sorumluluğunun öncelikle vekalet sözleşmeleri bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, bununla birlikte bankacılık üzerindeki devlet denetimi BDDK’nın verdiği ruhsat ile faaliyet göstermeleri ve Bankacılık Kanunu’ndaki düzenlemelerin güven oluşturduğunu, bankaların yükümlülüklerini yerine getirirken objektif özen ile hareket etmesi ve tüm riskleri ortadan kaldıracak tedbirler alması gerektiğini, TBK m. 115/3 hükmüne göre bankacılığın getirdiği uzmanlık, deneyim ve kamu nezdinde oluşan bu güven dolayısıyla bankaların bir tacirden daha yüksek oranda özen göstermesi gerektiğini, bir yandan da yapılan EFT işleminin Borçlar Hukuku bakımından havaleyle Türk Borçlar Kanunu m. 555 aynı işlemini ifade ettiğini, müvekkilin alıcının hem Iban bilgisi hem de unvanını belirterek havale isteminde bulunduğunu, talebin ilgili Iban’a para transferi gerçekleştirilmesi değil, talebin ilgili Iban ve unvanın birlikte doğrulandığı hesaba transferin gerçekleştirilmesi olduğunu, bankanın da bu talebe göre işlem yaptığını, müvekkilin isteğinin isim ve Iban bilgisinin eşleştirilmesi yapılarak alıcıya ulaştırılması olduğunu, davalı bankanın kanuni yükümlülüğüne rağmen bu eşleştirmeyi yapma olanağının bulunmadığı varsayımında özen yükümlülüğü gereği bankanın müvekkile, isim/unvan bildirmiş olunsa dahi belirtilen IBAN’a gönderim yapılacağı ve isim yazılmasının sonuç doğurmayacağı uyarısında bulunup bilgilendirme yapmış olması gerektiğini, Türkiye’de faaliyet gösteren bir tacirin yurt içi para transferi işlemlerinde Iban ile hesap sahibini karşılaştırdığını ve uyumsuzluk olması halinde paranın geri geleceğini, yani transferin yapılamayacağını bildiğini, bu durumda müvekkilin yine işlemlerini gerçekleştirdiği davalı bankaya yurt dışında alıcının Iban ve hesap sahibinin ismini vererek yurt dışına para göndereceği zaman bankanın müşterisine uluslararası para transferlerinde durumun farklı olduğunu belirterek, sadece Iban bilgisinin esas alındığını açıkça bildirip ıban bilgisinin tekrar kontrol edilip alıcı ile teyit edilmesi uyarısını yapması gerektiğini, bu anlamda müvekkile kusur yüklenemeyeceğini, bilgilendirme yükümlülüğünün bankacılığın en temel ilkelerinden olduğunu, ayrıca davalıya bildirilen alıcı unvanının Almanya'da kurulu bir şirket olduğunu, bildirilen adresin de Almanya adresi olduğunu, ancak söz konusu Iban bilgisinin bir İspanya hesabına ait olduğunu, bu anlamda banka tarafından hem unvan hem de adres noktasında bir uyuşmazlık bulunduğunun rahatlıkla tespit edilebileceğini, Bankacılık Kanunu m.61 gereği davalının iade yükümlülüğünün bulunduğunu, ilgili maddede mevduat sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma haklarının sınırlandırılamayacağının düzenlendiğini, bu düzenlemeye paralel olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11 Mart 2019 tarih ve 2017/4888 E. Sayılı kararında, bir kişinin banka hesabındaki parasının bilgisi dışında çekilmesi halinde bankanın hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğuna karar verdiğini, Davalının hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu, açıklanan tüm gerekçelerle davalı bankanın kusurlu olduğunu, Yargıtay'ın bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarına hükmettiğini ve bankaların sorumlu olması için verilen zarar ile objektif özen yükümlülüğünün ihlali arasında illiyet bağını yeterli bulduğunu, kusur sorumluluğu ve illiyet bağı değerlendirilirken 3 gün içinde iptal isteminin gerçekleşeceğini vadeden bankanın yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini veya özen yükümlülüğüne uyarak yukarıda sayılan ihtimalleri düşünerek hareket etmesi gerektiğini, kusurlu bankanın hukuka aykırı bir fiilli ile müvekkili zarara uğratmış olduğunu ve bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, açıklanan nedenlerle davalının geniş yükümlülükleri bulunması sebebiyle kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu hususlar dikkate alınmayarak davalının hiç kusurunun bulunmadığının kabulünün hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda; Davacı şirket tarafından Almanya'da bulunan tedarikçisi ... ... firmasından satın almış olduğu ürünlerin karşılığı olarak toplam 29.852,68-Euro'nun ... ... firmasının hesaplarına havale edilmesi için 27 Ocak 2020 tarihinde ... Bank Maslak Ticari Şubeye yazılı olarak talimat verdiği, talimat ekinde satın almış olduğu ürünlerin karşılığı olarak toplam 29.852,68-EURO miktarlı düzenlenmiş faturanında sunulduğu, davalı bankanın düzenlediği ... mesajına göre, davacının yazılı talimatında geçen İBAN no.su, alıcının düzenlediği faturada geçen İBAN no.su ile ... Mesajı içeriğinde yazılı İBAN no.larının birbirini teyit ettiği, başka bir deyişle davacının yazılı talimatında ve faturada geçen İBAN no.suna para transferinin gerçekleştirildiği, yine davacının yazılı talimatında adı geçen havale alıcısı ... ... ... ... firmasına para transferi yapılmış olduğu, dolayısıyla transfer işleminin yapılmasında her hangi bir hata olmadığı anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere T.C. Merkez Bankası'ndan gönderilen cevabi yazıda;''......Avrupa Ekonomik Alanında yer alan ülkelerden birine gerçekkeştirilmek istenen para transferinde müşteri tarafindan alıcıya ait IBAN'n bildirilmesi halinde, havale göndericisi bankanın alıcıya ait IBAN'ı doğrulamasının zorunlu olduğu ancak, yapılacak bu doğrulama anılan Tebliğin 3 numaralı ekinde gösterilen MOD 97-10 yöntemi kullanılarak IBAN'ın ISO 13616 no.lu standarda göre uygun formatta oluşturulup oluşturulmadığını dolayısıyla IBAN'ın geçerli bir IBAN olup olmadığını doğrulamakla sınırlı olup, bankalara havale alıcısının IBAN ve unvanını eşleştirme yükümlülüğü getirmediği, ''belirtilmiştir.Mahkemece, 2 ayrı bankacı bilirkişiden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Yukarıdaki açıklamalar ve mahkemece gerekçesinde belirtilen tesbitler gözetildiğinde davacı vekilinin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Somut olayda davalı banka, havaleyi, davacının gösterdiği IBAN numarasına ve davacının bildirdiği alıcı unvanına göndermiştir. Bankacı bilirkişinin de detaylı olarak açıkladığı üzere, IBAN numarasının alıcı unvanıyla uyumlu olup olmadığını davalı bankanın denetlemesi ve karşılaştırması mümkün değildir. Bu kontrolün, alıcının hesabının bulunduğu alıcının bankası tarafından yapılması gerekir. Çünkü, alıcının bankasının, IBAN numarasıyla alıcının unvanını karşılaştırması, eğer bilgiler uyumlu ise parayı alıcının hesabına yatırması, aksi taktirde havaleyi iade etmesi gerekirdi. Böyle bir iade gerçekleşmediği gibi, alıcının IBAN numarasının alıcı unvanıyla uyumlu olmadığına dair davacı tarafın sunduğu bir kanıt da yoktur. Bu durum kabul edilse bile, alıcının bankası ile davalı banka arasında yardımcılık ilişkisi yoktur ve alıcının bankasının kusuru olsa bile davalı sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla ortaya çıkan zararda davalı bankanın kusuru bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/2671 Esas - 2018/8089 Karar sayılı 19/12/2018 tarihli kararı benzer mahiyettedir.) Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, yargılama aşamasında davalı vekili olarak duruşmalara giren Av. Serkan Aydemir tarafından dosyaya ibraz edilen vekaletname olmadığı, mahkemece bu eksikliğin giderilmesi yönünde HMK. 77 Madde uyarınca işlem yapılmadığı tespit edilmiş ise de, dairemizce yapılan ön inceleme aşamasında davalı taraf vekaletname eksikliğini giderip dosyaya vekaletname ibraz ettiği, sonradan vekaletname eksikliğinin giderilmesi davacı tarafın muvafakatine bağlı olmadığından; davacı vekilinin vekaletname ibraz edilmeden davalı vehine vekalet ücreti hükmedildiğine yönelik ve mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.466,50 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan bakiye 3.851,10 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.