T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/429 KARAR NO: 2026/490 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2025 NUMARASI: 2025/996 ESAS - 2025/1028 KARAR DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 01/07/2025 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILIŞ TARİHİ: 04/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/429 KARAR NO: 2026/490 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2025 NUMARASI: 2025/996 ESAS - 2025/1028 KARAR DAVA: Menfi Tespit DAVA TARİHİ: 01/07/2025 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILIŞ TARİHİ: 04/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan inceleme sonunda: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin sahibi olduğu ... şirketi, ...ve davalının ortak olduklarını, Kayseri 12. Noterliğinin ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile müvekkili ile davalının davaya konu taşınmazda ve müvekkilinin maliki olduğu arsa üzerinde 5 konuttan iki konutu arsa sahibine verme ve parsel üzerinde varsa imar, tevhit vs işlemleri yapmak üzere KKİS yaptıklarını, akabinde Kayseri 17. Noterliğinin ... yevmiye numaralı yapılan limited pay devri sözleşmesi ile ... isimli şirkette bulunan 2000 payının tamamını davalının müvekkiline devrettiğini, devir ardından müvekkili ve davalının başkaca bir sözleşme yaptıklarını, yapılan 15/05/2024 tarihli şirket devir sözleşmesine göre de davaya konu taşınmazda 5 adet müstakil villa konutunun yapılmış ve yapılacak işleri ile ilgili anlaşma şartlarının güncellendiğini, yapılan sözleşmenin 4.maddesine göre sözleşmeden dönme halinde 75.000 Euro ödemeyi peşinen kabul etmiş sayılır hükmünün mevcut olduğunu, devam eden süreler içerisinde davalının inşaata gelmediğini, yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının diğer ortak ...'den şirkete yatıracağı ve yatırmak üzere kendisine havale edilen şirket ödemesinin tamamını şirkete yatırmayıp kendi hesabında tuttuğunu, aynı zamanda da şirketten şahsi ödemeler yaptığı iddiası ile ekstra paralar aldığını, davalının müvekkili ile yapmış olduğu iş neticesinde kendi hesabına gayriresmi olarak 430.000 TL para geçirdiğini, 25/03/2024 tarihli sözleşmeye göre müvekkili tarafından davalıya elden gelecekteki alacağı hisse payından düşülmek ve kendi adına borç yazılmak üzere 25.000 Euro ödendiğini, davalının işi bitirmeden ve borcunu ödemeden işten ayrıldığını, Kayseri 17. Noterliğinin ... yevmiye numaralı devir sözleşmesine göre de kendisine 5.000.000,00 TL ödendiğini, müvekkilinin ödeme borcunun kalmadığını, davalının borçlu konumda olduğunu, müvekkilinin sağlık durumları nedeniyle çıkarılan ödeme emrine itiraz süresini kaçırdığını, bu nedenle davanın kabulüne, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin hesaplarına işlenen haciz kaydının teminat karşılığında durdurulmasına, davalının takip bedelinin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini" dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "... 7445 sayılı Kanun'un 43/1-a maddesi uyarınca 01/09/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesinde (Ek:6/12/2018-7155/20 maddesi): "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde getirilen düzenleme ile arabuluculuk müessesesine başvurunun bir dava şartı olduğunu benimsenmiştir. İşbu karşı dava söz konusu Yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarih olan 01/09/2023'den sonra açılmıştır. Dosya incelendiğinde bu aşamadaki talep ve davanın niteliğine göre, davanın da ticari bir dava olduğu ve 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu görüldüğünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartının mahkememizce resen aranması gerektiği anlaşılmıştır. İzah edilen nedenle karşı davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini sunması için kesin süre verilmiştir. Davacı vekilince arabuluculuk son tutanağı sunulmamıştır. Bu nedenle, dava dosyası ele alınarak incelenmiş dava dilekçesi tebliğe çıkarılmaksızın ve herhangi bir işlem yapılmaksızın arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. Talep üzerine mahkemece 18/12/2025 tarihli ek karar da verilmiştir.Ek kararda; "....Dosya kapsamının incelenmesinde mahkememizce 25/11/2025 tarihli hükümle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş olmakla birlikte, dosya Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden mahkememize görevsizlikle gelmeden önce 16/10/2025 tarihli duruşmada ''öncelikle GD. '' ile satışın durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bu kararın icraya bildirilerek ihtiyati tedbir ara kararının uygulandığı nazara alındığında İİK'nın 67/4 maddesi uyarınca %20 den aşağı olmamak üzere davalı alacaklı lehine zarar için tazminata hükmedilmesi gerektiği halde(bkz aynı yönde Antalya BAM.3. HD. 2025/429 E. 2025/906K. Sayılı ilamı) 25/11/2025 tarihli hükümde bu hususta karar verilmediği anlaşılmakla bu yöndeki talebin kabulü ile davalı tarafça daha fazlasının ispatlanmamış olduğu dikkate alınarak "İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine'' karar verilmiş, yine davalı alacaklı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğu için lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde sehven bu hususta da karar verilmediği anlaşılmış olup, açıklanan bu hususların 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesi uyarınca tamamlanması gerektiği anlaşılmakla bu taleplerin kabulü ile hükmün aşağıdaki şekilde tamamlanmasına, ihtiyati tedbirin kalktığına ilişkin hükme yer verilmediği, hükmün bu yönden tamamlanması talebi yönünden ise bu hususun 305/A maddesi uyarınca tamamlanması gereken/ hükümde bulunması zorunlu hususlardan olmadığı dikkate alınarak bu talep yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilmesine karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. KARAR : Yukarida açıklanan nedenlerde: 1-Talebin kısmen KABULÜ ile Mahkememizin 2025/996 E. 2025/1028 K sayılı 25/11/2025 tarihli hükmünün ; 2-"İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (424.642,75-TL) inkar tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3- Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, " şeklinde HMK'nun 305/A maddesi gereğince TAMAMLANMASINA, 4-İhtiyati tedbirin kalktığına yönelik hükmün tamamlanması talebinin reddine, 5-İşbu hükmün tamamlanması kararının asıl kararın eki sayılmasına, asıl kararla birlikte birer örneğinin taraflara tebliğine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu ek karara karşı da davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25/11/2025 tarih ve 2025/996 E. - 2025/1028 K. sayılı ilamla davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE karar verilmiştir. Talep üzerine mahkemece ayrıca 18/12/2025 tarihli ek karar da verilmiştir. İş bu kararı ve ek kararı davacı ve davalı vekilleri ayrı ayrı istinaf etmiş, dosya dairemize gelmiş ve esasa kaydı yapılmıştır. Dosyanın istinaf incelemesi aşamasında ve henüz dairemizce bir karar verilmeden önce davacı vekili Av. ... tarafından dairemize UYAP tan 03/03/2026 tarihinde gönderilen dilekçesiyle işbu istinaf talebinden vazgeçtiğini bu nedenle dosyanın mahkemesine iade edilmesini ve dosyada yeralan teminat mektubunun tarafına iade edilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı vekili Av. ... tarafından dairemize UYAP tan 03/03/2026 tarihinde gönderilen dilekçesiyle de işbu istinaf başvurusundan davacı/borçlu ile sulh olmaları nedeniyle feragat ettiklerini beyan ve talep etmiştir. Davacı ve davalı vekillerinin dosyadaki vekaletnameleri incelendiğinde kanun yollarından feragata dair yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. HMK'nın 349. maddesinde; "(1) Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. (2) Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur." Davacı vekili ile Davalı vekili tarafından sunulan istinaf kanun yoluna başvuru talebinden feragata dair dilekçeleri,vekaletnameleri ve vekaletnamelerinde istinaftan/kanun yollarından feragat yetkilerinin de bulunduğunun anlaşılması nedeniyle, HMK'nın 349/2. md. gereğince davacı ve davalı tarafın gerek 25/11/2025 tarih ve 2025/996 E. - 2025/1028 K. sayılı asıl karar,gerekse 18/12/2025 tarih ve 2025/996 E. - 2025/1028 K. sayılı ek karar hakkında yaptıkları istinaf başvurularının feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/11/2025 tarih ve 2025/996 E. - 2025/1028 K. sayılı asıl karar ile 18/12/2025 tarih ve 2025/996 E. - 2025/1028 K. sayılı ek kararıyla ilgili davacı vekili ve davalı vekillerinin yaptığı istinaf başvurularının sonrasında işbu istinaf taleplerinden ayrı ayrı feragat ettikleri anlaşılmakla, HMK'nın 349/2. maddesi gereğince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine, 2-İstinaf eden davacı ve davalıdan peşin olarak tahsil edilen istinaf karar harçlarının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4- İİK 36/5. Md uyarınca dairemiz tehiri icra talebi/kararı yönünden yatırılan teminat hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olup, istinaftan feragat eden davacı vekilinin işbu dilekçesindeki dosyada yer alan ve İİK 36/5 md vasfında/kapsamında olmadığı anlaşılan dosyadaki teminat mektubunun iadesine ilişkin talebi hakkında bir karar vermek görevi ilk derece mahkemesine ait olmakla işbu talep hakkında dairemizce bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2026