11. Hukuk Dairesi 2009/7789 E. , 2011/876 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/192-2008/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2009/7789 E. , 2011/876 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/192-2008/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının en büyük ortağından 26.12.1997 tarihli noter sözleşmesiyle hisse devraldığını, devredenle yakın arkadaş olması nedeniyle ortaklığın kaydının yapıldığı zannıyla uzun süre birlikte çalıştıklarını, ölümü sonrasında devrin kayıtlara yazılmadığının ortaya çıktığını, diğer ortaklar ile mirasçıların durumu kabul etmediğini, davalıya başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalının hissesini devir aldığının ve davalının ortağı olduğunun tespiti ile bu durumun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirket kayıtlarında ortak görünmediği, ortaklığına dair karar alınmadığı, ortaklardan ...’a ait 997 hisseden 400 hisseyi noterde düzenlenen sözleşmeyle devir aldığı, devir aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen 10 yıllık sürede genel kurullara katılmadığı, şirket anasözleşmesinde devir ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, devrin nasıl işleme tabi tutulacağının TTK.nun 417. maddesinde açıklandığı, davacının devrin pay defterine yazılması için bir talepte bulunmadığı, pay defterine yazımla ortaklığın davalıya karşı ileri sürülebileceği, yönetim tarafından karara bağlanarak pay defterine yazımın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket hissesini devir aldığının ve şirket ortağı olduğunun tespiti ile tescili istemine ilişkindir. Davacının, davalı şirketin ortakları arasında yer alan ...’a ait hisselerin bir kısmını 26.12.1997 tarihli noter devir sözleşmesiyle devir aldığı, bu devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Öte yandan, davalı anasözleşmesinde, hisselerin nama yazılı olduğu, hisse senedi veya bunları temsil eden ilmühaber çıkarılmadığı, devre engel ve devrin hangi şartlarda kabul edileceğine dair hükümler bulunmadığı da dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Ortaklığa karşı, ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatına haizdir. TTK.nun 417 nci maddesi hükmü uyarınca, hisse senetlerinin TTK.nun 416 ncı maddesine uygun olarak devir edildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılmaz. Şayet, pay devrinin deftere yazılması istemi reddedilmiş ise, bu halde devralanın pay defterine yazılması istemli dava açması mümkündür. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirket davacının ortaklığını açıkça kabul etmemiş, muaraza çıkarmıştır. Bu aşamadan sonra, davacının öncelikle davalı şirkete başvurması, sonra dava açmasının gerektiğinin kabulü doğru görülmemiştir. O halde, davacının 26.12.1997 tarihli noter sözleşmesi ile devir aldığı hisselerin halen davalı kayıtlarında kime ait olduğu tespit edilip, davacı tarafa bu kişilere karşı dava açması için önel verilmesi, dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, iddia, savunmalar ve toplanan kanıtlar çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.