T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2138 Esas KARAR NO : 2025/2081 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/656 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 09/10/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2138 Esas KARAR NO : 2025/2081 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/656 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 09/10/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilli davacıların davalı şirkette %10 ar hisse sahibi olduklarını, şirket içindeki güç dağılımının ortaklar arasında ciddi ve sürekli anlaşmazlıkların bulunması, şirket yönetiminde kilitlenmeye yol açar durumda olduğunu, ortaklar arasında karşılıklı güvenin sarsılması ve bu güven eksikliğinin işleyişi olumsuz etkilediğini, şirketin mali durumunun ciddi şekilde bozulması ve bu durumun şirketin devamlılığını tehdit ettiğini, şirket yöneticilerinin veya ortakların hukuka aykırı işlemleri, kötü niyetli davranışları ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiklerini, şirketin ana faaliyet konusunun ortakların rızası olmadan değiştirildiğini, şirketin uzun yallara sari olarak şekilde kar dağıtımı yapmadığını, şirket varlıklarının özellikle çoğunluk veya yönetim hakkına sahip olanlar lehine ve şirket ve diğer azınlık veya yönetim hakkında sahip olmayan hissedarlar aleyhine sonuçlar doğuracak şekilde tasarruf ettiklerini, şirketin ayni aile bireylerinin hissedar olduğu bir şirket olduğunu, şirketin çoğunluk hissesi ve yönetim hakkının davacıların babası... olduğunu, şirketi yönetim hakkına sahip olan...'un şirket yararına olmayan muhtelif işlemler yaptığını ve bu işlemler neticesinde yIllara sari olacak şekilde şirketin zarar ettiğini, şirket hakim hissedarı...'un müvekkillerinin annesinden boşandıktan sonra başka biri ile evlendiğini, şirkete ait varlıkların azaltılması sonrasında elde edilen gelirlerin de yeni eşe aktarıldığını, yeni eş için yurt dışında önemli miktarda harcamalar yapılmak suretiyle iş yerleri açıldığı ve şirkete ait kaynakların söz konusu şahıs hesabına aktarıldığını, buna rağmen davalı şirketin büyük miktarlı gayrimenkulleri bulunduğunu, şirketin tek faaliyetinin sahibi bulunduğu gayrimenkuller olduğunu, bu gayrimenkullerin ticari faaliyette kullanılmasının söz konusu olmadığı gibi davalı şirket gayrimenkul alım satım ve ticareti de yapmadığını, bu gayrimenkullerin tümünün duran varlık niteliğinde olduğunu, bu anlamda ticari emtia olmadığını, bu nedenle hukuka aykırı ve haksız çıkar sağlamayı amaç haline getiren yöneticilerin dava sürecinde şirket aktiflerinde bulunan gayrimenkulleri kötü niyetli olarak elden çıkartmak suretiyle müvekkilleri davacıların sahibi olduğu paydan kaynaklanan haklarını almasını engelleme yoluna gitmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle davalı şirketin haklı sebeple feshine, şirketin devamı yönünde karar oluşturulması halinde davacı pay sahiplerinin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı müvekkili pay sahiplerinin şirketten çıkartılmasına ve bu duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesine, davalı şirketin feshini gerektiren ve haklı sebep sayılan olgular içinde ifade ettikleri nedenler ve şirketin hali hazırda yöneticisiz olması hususu nazara alınarak tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ve şirket yönetimi tarafından alınan kararlar ve yapılacak işlemlerin kayyım onayına tabi tutulmasına, öncelikli olarak davalı şirketim tüm faaliyetinin sahibi olduğu gayrimenkulleri hususu da dikkate alınarak söz konusu gayrimenkullerle ilgili yapılan ve yapılacak tüm tasarruf işlemlerinin şirket duran varlıklarının azıltılmasına yönelik işlemlerden oluştuğu dikkate alınarak 3.kişilere devir ve temliki ile yani veya şahsi hakla sınırlandırılmasının önüne geçilmesi amacıyla gayrimenkuller üzerine dava sonucu verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2025/656 Esas ve 09/10/2025 tarihli kararında;"Somut olayda; HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması da şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu taktirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nun sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yarg. 11.H.D 08/03/2018 2016/7714 E- 2018/1804 K )Somut olayda, davalı şirket organsız kalmadığından TMK'nın 427. Maddesinin de somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle kayyım atanma talebinin ve mevcut aşamada yaklaşık ispat şartı sağlanmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmştir..."gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne ...-0 Ticaret Sicil No ve ... Mersis No’lu kayıtlı olduğunu, davacılardan ...'un şirkette %10, davacılardan ...un %10 pay sahibi olduğunu, davacılar yönünden davalı şirkette ortaklıklarını devam ettirmeleri haklı sebep sayılacak olguların gerçekleşmiş olması sebebiyle beklenemeyeceğinden, şirketin feshine veya fesih yerine geçecek başkaca tedbirlerin alınması istemi ile açılan davada, davalı şirketin faaliyet şekli ve alanı da dikkate alınarak, yönetim kayyımı atanması ve şirketin sahibi bulunduğu gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini, söz konusu talebin, 09.10.2025 tarihli ara karar ile reddedildiğini, Mahkemenin ret kararı hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin ret kararının gerekçesinin; davalı şirket çoğunluk hissedarları ve yöneticilerin şirketi yönetme şekli ve yönetimde gösterdikleri çoğunluktan kaynaklanan hakkın açıkça kötüye kullanılması ve şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmaması, sadece sahibi olduğu gayrimenkullerin mevcut olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, açıkça hukuka aykırı bulunduğunu; Davalı şirket hissedarlarının aile bireyleri olduğunu, şirketin çoğunluk hissesine ve yönetim yetkisine sahip olan...'un davacıların babası olduğunu, davalı şirketin çoğunluk hisselerine ve yönetim hakkına sahip baba...'un, davacıların annesinden daha önce boşandığını, başka bir kadınla evlendiğini, şirkete ait varlıkların azaltılması sonrasında elde edilen gelirlerin de yeni eşe aktarıldığınu, yeni eş için yurt dışında (İngiltere’de), önemli miktarda harcamalar yapılması suretiyle iş yerleri açıldığı ve şirkete ait kaynakların söz konusu şahıs hesabına aktarıldığının bilindiğini, hatta bu neviden olmak üzere, diğer aile bireylerine (halaların şahıslarına ait görülen ve esasen davalı şirket ortaklarına aynı oranda ait olan gayrimenkuller) ait gözüken gayrimenkullerin satışından elde edilen satış bedellerinin de doğrudan kadının hesabına aktarıldığının bilindiğini, bu şekilde, şirket ortaklarının birbirlerine olan güven ilişkisinin zedelenmesi sonucunu doğuracak yeterli olayların gerçekleşmiş bulunduğunu;Davalı şirketin halen usulsüz tasarruflarına karşın büyük miktarlı gayrimenkulü bulunduğunu, gayrimenkul sahipliği dışında herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, davalı şirketi hali hazırda geçmişten bu yana usulsüz işlemler suretiyle şirket aktiflerini kendi menfaatine azaltan ve yok eden baba...'un yönettiğini, anonim şirkete hakim ilke olan çoğunluk ilkesi sebebiyle, çoğunluk pay sahibinin yönetim hakkına sahip olması olağan gözükmesine ve hali hazırda şirketin yöneticisiz olmamasına karşın; yönetimin şimdiye kadar olduğu gibi keyfi olarak şirket varlıklarının azaltması ve bu surette şirketin içinin muhtelif işlemlerle boşaltması halinde, pay sahiplerinin ortak olmaktaki amaçlarının tümü ile ortadan kalkacak ve dava neticesinde davacılar lehine karar altına alınacak tutarın ya tamamen ortadan kalkacak veya dramatik bir şekilde azalacak olduğunu, bu nedenle, şirketin hukuka uygun işlemlerine de engel teşkil etmeyecek şekilde, yönetim kurulu tarafından alınan kararların gerekli ve şirket menfaatine olduğunun denetiminin sağlanması amacıyla denetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiği açık olmasına rağmen, yönetim veya kabul edilmemesi halinde denetim kayyımı atanmasına ilişkin talebin reddi cihetine gidildiğini;Davalı şirketin tek faaliyetinin sahibi bulunduğu gayrimenkuller olduğunu, bu gayrimenkullerin ticari faaliyette kullanılması söz konusu olmadığı gibi, davalı şirketin gayrimenkul alım-satım ve ticareti de yapmadığını, tüm gayrimenkullerinin duran varlık niteliğinde olduğunu, bu anlamda ticari emtia olmadığını, başkaca bir faaliyeti olmadığı gibi, sahibi olduğu gayrimenkuller dışında herhangi bir varlığının da bulunmadığını, bu nedenle, yukarıda açıklandığı gibi, hukuka aykırılığı ve haksız çıkar sağlamayı amaç haline getiren yöneticilerin, dava sürecinde şirket aktifinde bulunan gayrimenkulleri kötü niyetli olarak elden çıkarmak suretiyle, dava neticesinde davacının sahibi olduğu paydan kaynaklanan haklarını almasını engelleme cihetine gitmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, kaldı ki, piyasadan alınan bilgilere göre, davanın açılması sonrasında; yıllardır ödenmeyen emlak vergilerinin ödenmesi cihetine gidildiğini, satışa esas olmak üzere ilgili belediyelerden rayiç değer belgeleri alındığını, bu hususların, davalının sahibi olduğu gayrimenkulleri elinden çıkarmak için somut girişimlerde bulunduğunu gösterdiğini, bu tutum içine gireceklerini geçmiş dönemdeki eylemlerinin de açıkça gösterdiğini, öte yandan, şirkete ait gayrimenkullerin satış bedelleri kaydi olarak şirket hesabında varmış gibi gösterilerek, fiilen şirket içinin boşaltılması ve dava neticesinde karar altına alınacak olan hisse bedelinin tahsilinin fiilen olanaksız hale getirilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davacıların şirkette sahip bulunduğu %20 payı ve şirkete ait hali hazırdaki varlık durumu değerlendirildiğinde, dava neticesinde verilmesi olası fesih ve/veya hisselerin gerçek bedelinin ödenmesi kararları neticesinde, davacının mutlak bir alacağının mevcut olacağının kuşkusuz olduğunu, bu nedenle, davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat şartının karşılanmış olduğunun açık olduğunu, şirketin yönetim yetkisi sona eren yöneticilerinin, şirkete ait varlıkları şahsi menfaatleri için kullandıklarının açık olduğunu, bu nedenle, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, davacı açısından giderilmesi olanaksız zararların ortaya çıkacak olduğunu, davacının şirket ortaklığından kaynaklanan hisselerinin bedeline ulaşmasının imkansız hale getirileceğinin kuşkusuz olduğunu beyanla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne ...-0 Ticaret Sicil No’su ile kayıtlı, ... Mersis No’lu; ...’nin,İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/656 Esas sayılı dosyasından verilen 09.10.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararla ilgili istinaf incelemesi yapılarak kararın kaldırılmasına, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve sahibi olduğu gayrimenkuller üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne veya ilk derece mahkemesince yeniden tedbir talebinin kabulü yönünde değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca, davalı şirketin haklı sebeple feshi aksi halde davacıların paylarının gerçek değeri ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkarılması talebi ile açılan davada, tedbiren şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması, şirketin taşınmaz malları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi maksadı ile ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3. maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.TTK'da anonim şirkete kayyım atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta olup, şirketlerin seçilmiş organları tarafından yönetilmeleri esastır. TMK'nın 427/4 maddesinde yer alan düzenlemeye göre, bir şirkete yönetim kayyımı atanabilmesi için yönetiminin bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yöneticileri bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetimin çalışamaz halde olması da, TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur.Somut olayda; davanın, davalı şirketin haklı sebeple feshi talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin görev süresi devam eden seçilmiş yönetim kurulu mevcut olup, herhangi bir organsızlık durumu oluşmadığından Mahkemece, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına dair talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, dava dilekçesinde davalı şirketin feshi talebi kapsamında ileri sürülen iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu, Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle dosyada, davalı şirketin taşınmaz mallarının devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği kanaatini oluşturur delil bulunmadığı, bu sebeple Mahkemece davalı şirketin taşınmaz malları hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, kararın gerekçesinde kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.