T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1799 - 2025/1946 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1799 KARAR NO : 2025/1946 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2024 NUMARASI : 2023/329 E. - 2024/539 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat, Hükmün İlanı Taraflar arasında görülen dava…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1799 - 2025/1946 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1799 KARAR NO : 2025/1946 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2024 NUMARASI : 2023/329 E. - 2024/539 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat, Hükmün İlanı Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/11/2024 tarih ve 2023/329 Esas - 2024/539 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, Mersin Gümrük Müdürlüğü'nce el konulan davalıya ait ürünlerde müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markasının kullanıldığını, ürünlerin taklit olduğunu, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüzü teşkil ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüzün tespitini, men'ini, tecavüz oluşturulan malların imhasını ve ya müsaderesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2000 TL maddi, 10000-TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek faiziyle tahsilini ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf süresinde davaya cevap vermiş, davalı vekili yargılama sırasındaki beyanlarında, müvekkilinin malların taklit olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, aynı olay ile ilgili müvekkili Şirket yetkisi hakkında Mersin 3 ASCM'nin 2020/176 esas sayılı dosyasında açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafa ait olan ve Mersin Gümrük Müdürlüğü’nce el konulduğu anlaşılan ürünlerin davacının tescilli ve tanınmış markalarından doğan hakları ihlal eder nitelikte olduğu, tecavüz eyleminin varlığı karşısında davacının uğradığı zarar, duyduğu elem, dikkate alınarak 5.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, davalının söz konusu ürünleri sattığına ilişkin herhangi bir defter ve belgeye rastlanmadığı, ancak, davacı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu,markaya tecavüzün varlığı halinde markaya tecavüz eyleminin, marka sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine yol açması nedeniyle davacının maddi zarara uğradığının kabulünün gerektiği, TBK'nın 50 maddesine göre 5000 TL maddi tazminatın uygun olduğu, davacının talebinin ise 2000 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin markaya tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, dava konusu ürünlerin imhasına, 2.000,00.-TL maddi, 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere ülke çapında yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu ürünlerde davacının markalarının kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerekip gerekmediği konusunda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığını, ayrıca davacı lehine 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının da kabulünde olduğu üzere Mersin Gümrük Müdürlüğün'ce el konulan ve davalıya ait olduğu tespit edilen iç giyim ve çorap mallarında, davacının "..." ibareli markasının bulunduğu ve bu malların taklit olduğu, her ne kadar davalı tarafça dava konusu malları yardım amaçlı Suriye'ye gönderilmek üzere transit rejim çerçevesinde kendisine gönderildiği, bu nedenle mallar üzerinde davacının markalarının kullanıldığını bilemeyeceği ileri sürülmüşse de, gerek sırf davalının bu savunmasının araştırılması yönünden mahkemenin ilk kararının kaldıran Dairemizin 2021/760-2023/174 E/K sayılı ilamı uyarınca mahkemece bekletici mesele yapılan, aynı olayla ilgili açılan ceza dava dosyası içeriği gerekse de dosya kapsamı itibariyle davalının dava konusu malları yardım amaçlı Suriye'ye gönderilmek üzere transit rejim çerçevesinde kendisine gönderildiğini ispatlayamadığı, bu itibarla davalı eyleminin davacının "..." ibareli tanınmış markalarına tecavüz oluşturduğu, diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarih, 2019/264-7545 E.K. Sayılı ilamında da kabul edildiği üzere markaya tecavüzün varlığı halinde markaya tecavüz eyleminin, marka sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine yol açması nedeniyle davacının maddi zarara uğradığının kabulü gerektiği, SMK'nın 149. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davacı vekilinin talebi üzerine maddi tazminat miktarının TBK'nın 50/2 maddesine göre hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece anılan madde kapsamında takdir edilen maddi tazminatın ve hükmedilen manevi tazminat miktarının olayın oluş şekli, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde, hakkaniyete uygun bulunduğu, ayrıca davada objektif dava birleşmesi bulunduğundan, ilk derece mahkemesince 3 asli talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.