İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin ortağı olduğun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1253 KARAR NO:2026/175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/05/2022 NUMARASI:2021/596 Esas - 2022/349 Karar DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, müvekkili firmadan aldığı borç, avans ve sair işlemlerle şirketi borçlandırdığını, davalının müvekkiline ait muavin defterlerde ayrıntılı yer alan tarihlerde ve belirtilen miktarlarda müvekkili firmaya borçlandığını, ancak söz konusu ödemeleri yapmadığını, yapılan görüşmelere rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ortağı olmasına rağmen şirkete ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapamadığını, davacının dava dilekçesinde şirkete ait muavin defter kayıtlarında müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia etmekte ise de, alacağın ispatı için hiçbir belge ve delil ibraz etmediğini, bilindiği üzere ticari kayıtların o kaydın doğruluğunu ispat eden muhasebe fişleri ile temellendirilmesi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkilinin aynı zamanda davacı şirketin hissedarı olduğunu, ancak ortaklar arasında yaşanan sorunlar nedeniyle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı dosyasında ortaklıktan çıkma davası açtığını ve davanın devam ettiğini, müvekkilinin davacı şirkete borcu bulunmadığının yapılacak bilirkişi incelemesi ile ispatlanacağını beyanla, haksız davanın reddine, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, ticari sicil kayıtları, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket tarafından davacı şirketin %15 hisse sahibi ortağı davalı borçlu aleyhine davalıya yapılan avans ödemelerin tahsili için genel haciz yolu ile ilamsı icra takibi yapıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve huzurdaki İtirazın İptali davası açıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu anlaşılan davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre davacı şirket tarafından davalı borçlu şirket ortağına muhtelif tarihlerde olmak üzere toplam 310.320,25 TL avans ödemesi yapıldığı, bu ödemelerin 11/03/2016 tarihindeki 500,00 TL ve 14/04/2018 tarihindeki 570,25 TL avans ödemesi dışındaki tüm ödemelerin davalının ... Bankası hesabına banka havalesi ile yapıldığı, davalıya yapılan ödemelerin kar payı ödemesi olmadığı gibi davacı şirketin ortaklar kurulu karar defterinde de 2019 yılı için kar payı dağıtım kararı olmadığı gibi kar payı dağıtımına ilişkin bir karar alınmış olsa dahi, davalı ortağın %15 hissesine karşılık 68.175,55 TL kar payı düştüğü, kaldı ki davalının da yapılan bu ödemelerin kar payına ilişkin yapılan ödemeler olduğu hususunda bir iddiası olmadığı gibi usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarında kayıtlı olan davalı hesabına banka havalesi ile yapılan ödemelerin davalı tarafça şirkete geri ödendiğine ilişkin bir iddia bulunmadığı gibi bu yönde bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Davalı vekili her ne kadar davacı şirket yetkililerin ticari defterlerinin davalı tarafça incelenmesine izin vermediğini iddia etmiş ise de; davalının davacı şirkete ticari kayıtları incelemek için göndermiş olduğu bir ihtarnamede bulunmadığı, davacı ve dava dışı ... tarafından İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/475 esas sayılı dosyası ile açılan davanında ortaklıktan çıkma ve 2019 yılı kar paylarının tespiti yönünde açılan dava olduğu, iş bu davanın huzurda görülen İtirazın İptali davası yönünden bekletici mesele yapılmasının gerek olmadığı, bu haliyle davacı şirket tarafından davalıya yapılan ödemelerin avans ödemesi olduğu ve davalı tarafça bu avans ödemelerin davacı şirkete geri ödenmediği sonuç ve vicdani kanaate varılarak davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacı şirketin hissedarı olmasına rağmen ticari defter ve kayıtları inceleyemediğini, bu hususta davacı şirkete ihtarname gönderildiği ancak bir sonuç elde edilmediğini, bu sebeple söz konusu defter ve kayıtların doğruluğunu ispatlayan muhasebe fişleri olmadan sahibi lehine delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, çünkü ticari defterdeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının davalı tarafından denetlenemediğini, taraflar arasında dava dışı şirket ortağı ... ve davalı ... tarafından ikame edilmiş İstanbul Anadolu 13. Aliye Ticaret Mahkemesi 2020/475 E: sayılı dosyasında ortaklıktan çıkma davasının devam ettiğini, söz konusu dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda davalının bilgi alma hakkının ihlal edildiği ticari defterlerin incelenemediğinin tespit edildiğini, bu sebeplerle dosya kapsamında ticari defterler ile birlikte dayanak belgeler üzerinde yapılacak inceleme sonucunda davalının davacıya borcu olmadığının ispatlanacağını, toplanmasını talep ettiği delillerin toplanmadığını, tüm bu hususlar ayrıntılı olarak 25.10.2021 tarihli cevap dilekçesinde izah edilmiş olmakla birlikte dilekçenin sonunda yer verdiği delil listesinde davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ve bunlara ilişkin muhasebe fişleri (dayanak belgeler) üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiğini, ancak dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde hem tarafımızca delil olarak davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile birlikte bu kayıtlara ilişkin dayanak belgeler de delil olarak sunulmuş olmasına ve mahkemece 21.01.2022 tarihli ara kararda davacı yana yasal defterleri ve dayanaklarını mahkeme kalemine sunmaları için kesin süre verilmiş olmasına rağmen salt ticari defter ve kayıtlar incelenmiş dayanak belgeler davacı yanca sunulmadığından herhangi bir inceleme yapılamadığını, mahkemece 21.01.2022 tarihli ara kararla yasal defterler ve dayanaklarının incelenmesine karar verilmesine rağmen dayanak belgeler incelenmeden tanzim edilen bilirkişi raporu yeterli görülerek haksız ve hukuka aykırı olarak ve toplanmasını istediği deliller toplanmadan, eksik delille karar verildiğini, bu sebeple verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu eksik inceleme ile tanzim edildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, davacı şirket ortağının şirketten aldığı borç ve avanstan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, davalının ortağı olduğu davacı şirkete borçlu olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile " Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şirket ortağı ...'ın şirketten almış olduğu borç paraların iadesi talebi- Muavin Defter 310.320,25 TL" nedeniyle 310.320,25 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 29.07.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191).Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı şirketin incelenen 2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığını ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davacı şirketin incelenen ticari defterlerine göre davalı hakkında tutulan ticari hesapta davacı şirketin 2016 yılında 15.500,00 TL avans alarak ticari hesabının 2017 yılına 15.500,00 TL borçlu devrettiğini, 2017 yılında 57.250,00 TL avans alarak 2018 yılına 72.750,00 TL borçlu devrettiği, 2018 yılında 81.570,25 TL avans alarak 2019 yılına 154.320,25 TL borçlu devrettiği, 2019 yılında 156.000,00 TL avans alarak 2020 yılına 310.320,25 TL borçlu devrettiği ve takip tarihi itibari ile davacı şirketten toplam 310.320,25 TL avans alarak borçlu olduğu, davacı kayıtlarında yapılan incelemeye göre davalının 11/03/2010 tarihinde almış olduğu 500,00 TL ve 14/04/2018 tarihinde almış olduğu 570,25 TL haricindeki tüm ödemelerin davalının ... Bankası hesabına banka havalesi ile gönderildiği tespit edilmiş olup, davacı şirketin kurumlar vergisi beyannameleri incelendiğinde, 2017 yılında 202.940,92 TL zarar ettiği, 2018 yılında 47.609,34 TL kar ettiği ve 2019 yılında ise 478.424,95 TL kar ettiği, davacı şirketin ortaklar kurulu karar defterinin incelenmesi sonucu 2019 yılı için kar dağıtım kararı alınmadığı, şirket ana sözleşmesinin karı dağıtımını düzenleyen 11. Maddesine " ... Net dönem karından her yıl %5 genel kanuni yedek akçe ayrılır, kalan miktar genel kurul kararı ile pay sahiplerine kar payı olarak dağıtılır. " şeklinde olduğu, iş bu yasal yedek akçe payı ayrıldıktan sonra 2019 yılında elde edilen net dönem karının tamamının dağıtılmasına karar verilmesi halinde davalının %15 lik hissesine karşılık 68.175,55 TL kar payı düştüğü, davalının davacının ticari defter kayıtlarını incelemek için göndermiş olduğu bir ihtarnamede bulunmadığı, davalının 2016-2017-2018-2019 yıllarında şirketten 310.320,25 TL avans aldığı ve 29.07.2020 icra takip tarihi itibariyle davacı şirkete 310.320,25 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Somut olayda, davalının davacı şirketin % 15 hisse oranlı ortağı olduğu, davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin ortaklardan alacaklar hesabında, davalının ... Bankası ... Şubesindeki hesabına 2016,2017,2018 ve 2019 yıllarında toplam 310.320,25 TL avans ödemesi yapıldığı, davalının söz konusu avans ödemlerine ilişkin ödeme yapmadığı, ödeme yaptığına ilişkin iddiasının da bulunmadığı, her ne kadar davalı ortağı olduğu davacı şirketin defterlerini inceleyemediğini defterlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını denetleyemediğini, davacıya Kadıköy ... Noterliği 25.08.2020 tarihli ... numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davacının defter inceleme talebini reddettiğini iddia etmişse de, söz konusu ihtarnamenin dava dışı ortak ... tarafından davacı şirkete gönderildiği, davalı tarafından davacı şirkete gönderilen başkaca bir ihtarname olduğu davalı tarafından iddia ve ispat edilemediği, davacı şirket tarafından davalının hesabına avans olarak yapılan ödemelerden ortaklardan alacaklar hesabında 310.320,25 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı şirketin defterinde avans kaydedilip davalının hesabına avans olarak ödendiği sabit olmakla, bunun aksinin yada kar payı ödemesi olduğunun da ispatlanamamış olması karşısında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 21.198,00-TL karar harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan 5.209,70- TL peşin harcın mahsubu ile eksik 15.988,30- TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/02/2026