T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:26/09/2025 TALEBİN KONUSU:İhtiyati Tedbire İtiraz GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ:26/09/2025 TALEBİN KONUSU:İhtiyati Tedbire İtiraz GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili ile davalının %50 oranında hissedar olduğu ... ... Limited Şirketi’nin ortağı ve tek müdürü olan davalı ile müvekkilinin evli olup boşanma aşamasında olduklarını, davalının şirket faaliyetleri ve mali durumu hakkında müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini, şirkete ait çok sayıda iş makinesinin davalı tarafından müvekkilinden habersiz şekilde satıldığını ve elde edilen bedellerin şirket hesaplarına aktarılmayıp davalının kendi uhdesine geçirildiğini, yasal zorunluluk olmasına rağmen 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı için çağrı yapılmadığını, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının hukuka aykırı şekilde engellendiğini, şirketin SGK ve diğer kurumlara olan borçlarının ödenmediğini, davalının şirketi zarara uğratacak şekilde kötü niyetli tasarruflarda bulunduğunu, emsal yargı kararları gereği önemli miktardaki şirket malvarlığının satışı için genel kurul onayı alınması gerekirken davalının tek başına hareket ettiğini, davalının münferit temsil yetkisini kötüye kullanarak şirket malvarlığını eksiltme ve şirketi borçlandırma tehlikesinin devam ettiğini belirterek; davalının müdürlük görevinden azlini, yargılama süresince davalının temsil yetkisinin kısıtlanarak müvekkili ile müştereken temsile yetkili kılınmasını, bu talebin kabul görmemesi halinde şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını, şirketin borçlandırılmasına ve önemli nitelikteki malvarlığı devrine yönelik işlemlerin denetim altına alınması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 02/09/2025 TARİHLİ TENSİP ZAPTI ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince 02/09/2025 tarihli tensip zaptı 25 nolu ara kararıyla; "..davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul - kısmen reddine, davacı vekilinin, tedbiren davalının müdürlük hak ve yetkisinin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılması talebinin; davanın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği, davaya konu şirketin organsız kalmadığı gibi esasen böyle bir iddianın da bulunmaması gözetilerek davalının müdürlük hak ve yetkisinin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılması yönündeki tedbir talebinin reddine, ancak; davalının borçlandırıcı işlemlerinin denetim kayyımı ... - (...)'in onayına tabi tutulmasına, karardan birer örneğinin Ticaret Sicil Müdürlüğü ve şirkete gönderilmesine" karar verilmiştir. DAVALININ İTİRAZLARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının tedbir yoluyla şirketi fiilen kendi kontrolüne almak istemesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, bu tedbirler kabul edildiği takdirde, şirketin faaliyetleri duracak, mevcut sözleşmeler riske girecek, üçüncü kişiler nezdinde ticari güven sarsılacağını, davacı tarafın iddia ettiği gibi şirket malvarlığının zimmete geçirilmesi veya şirketi zarara uğratacak işlemler yapılması söz konusu olmadığını, aksine müvekkili şahsi birikimlerini dahi şirketin borçlarının ödenmesi için kullandığını, şirket aktifindeki makinelerin alım - satış işlemleri, şirketin nakit akışını düzenlemek ve borçlarını zamanında ödemek amacıyla yapıldığını, haklı sebep iddiasının kabulü için şirketin menfaatinin ciddi surette tehlikeye girmesi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamen varsayıma dayalı olduğunu, somut zarar, defter ve kayıtlarla ortaya konmadığını, davalı tarafça makinelerin satıldığı, paraların şahsi hesaba geçirildiği iddiaları soyut olup, herhangi bir noter sözleşmesi, banka dekontu veya somut belge sunulmadığını, şüpheye dayalı iddialar ile azil talebi mümkün olmadığını, tedbir talebinin davanın sonucunu peşinen elde etmeye yönelik bir talep olduğunu, bu ölçüde ağır bir tedbir, hem şirket menfaatine hem müvekkilinin temel haklarına aykırı olduğunu, yaşanan bu olaylar, ortaklık ilişkisini onarılmaz derecede güçleştirmiş, bu nedenle davalının bahsi geçen şirketteki yetkilerinin sınırlandırılmasını bu nedenlerle tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 26/09/2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince;"... Davalı tarafça itiraz olarak öne sürülen sebepler, ihtiyati tedbirin içeriği de düşürünelerek; tedbirin kaldırılmasına sebep olacak sebepler değildir. İhtiyati tedbirin geçici hukuki himaye niteliğinde olması nedeniyle, itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar ihtiyati tedbirin incelenmesi sınırının dışında olup esasa yöneliktir. İki ortaktan oluşan dava dışı şirkette davalının tek yetkili olması ve tarafların evli olması ile birlikte aralarında devam eden husumetin bulunması nedeniyle sadece davacı açısından değil dava dışı alacaklıların da haklarının korunması açısından şirketin mali durumunun kötüye gitmemesi açısından denetim kayyımı atanmasında HMK'nın 389. maddesi gereğince mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali yaklaşık olarak ispat edildiğinden itirazın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilmiş olan tedbir kararıyla şirket yönetiminin yetkisinin fiilen ortadan kaldırıldığını, müvekkilinin şirketin faaliyetlerini yürütme imkanının engellendiğini, davanın esasını şimdiden hüküm altına alan ağır bir tedbire hükmedildiğini, şirket menfaatlerinin korunması yerine zedelenmesinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin şahsi birikimlerini dahi şirket borçlarını kapatmak için kullanmış olup, şirket faaliyetlerini düzenli şekilde yürütmesine rağmen kayyım atanmasıyla birlikte iş ve işlemlerde yavaşlama yaşandığını, ticari ilişkilerin zedelenip, ödemelerinin aksadığını, halen kayyımla iletişim kurulamaması nedeniyle şirketin ticari olarak sıkıntı yaşadığını, şüpheye dayalı belgelendirilmeyen iddialarla ağır tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: İstinafa konu ara karar, ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin 26/09/2025 tarihli ara karardır. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...