İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/686 KARAR NO:2026/346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:19/10/2021 NUMARASI:2018/368 Esas - 2021/747 Karar DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davalı bankaya ihracat kredisi başvurusunda bulunduğunu, davalı banka tarafından gönderilen , ..., ..., ... sayılı yazılar ile kredi uygunluğunun müvekkil şirkete iletildiğini, ilgili uygunluk yazılarına istinaden müvekkil şirket tarafından toplamda 7.140,00 Euro bedelli kredi masrafı olarak davalı banka hesaplarına havale edildiğini, kredi masraf tutarlarının davalı banka hesaplarına havale edilmesini takiben bu kez 10.08.2016 tarihinde, davalı bankanın Kredi Operasyon Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı ile kredi kullanımının uygun olmadığının belirtilmiş olduğunu; davalı banka tarafından onaylanan, ancak sonradan kullanımının uygun olmadığı belirtilen 4 adet ve toplamda 850.000,00 EURO tutarlı kredinin şirket tarafından kullanılamadığını, müvekkil şirket tarafından kullanılamayan kredilerden ötürü 7.140,00 EURO masraf ödendiğini, kredilerin kullandırılmaması sebebiyle işbu masrafların iadesi için 03.03.2017 tarihinde müvekkil şirket tarafından davalı bankaya iade talebinde bulunulmuş ise de davalı banka tarafından müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun haricinde davalı banka tarafından 13 adet ihracat kredisi kullandırıldığını, kullandırılan 13 adet kredi için toplam 71.668,00 Euro blokaj alındığını, ihracat işleminin yapıldığına ilişkin belgelerin davalı bankaya ibraz edilmiş olmasına rağmen, davalı bankanın iade şartları oluşmuş toplam 71.688,00 Euro teminatı müvekkil şirkete iade etmediğini, bu nedenle 03.03.2017 tarihli yazı ile davalı bankaya müracaat edilerek 71.688,00 Euro tutarlı nakit blokaj bedellerin iadesi talep edilmiş ise de, davalı banka tarafından iş bu yazıya herhangi bir cevap verilmediğini ve nakit blokaj bedelleri davacı müvekkile iade edilmediğini, iş bu bedellerin müvekkil şirkete ödenmesi istemiyle 23.03.2017 tarihli Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilerek davalı bankaya gönderildiğini, davalı banka tarafından, Beyoğlu 31. Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesine de cevap verilmemesi nedeniyle ihtarname ile talep edilen tutarların müvekkil şirkete ödenmemesi nedeniyle davalı banka aleyhine İstanbul 35. İcra Müdürlüğü... sayılı dosyası ile 20.06.2017 tarihinde icra takibe başlanıldığını, davalı bankanın iş bu takibe öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, borca itiraz gerekçesi olarak da İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3985, 3987 ve 3986 D.İş sayılı kararları ile şirket ortakları ... ve ... hakkında CMK'nın 128. Maddesi kapsamında elkoyma kararı verildiğini, bu sebeple bankanın herhangi bir ödeme yükümlülüğünün olmadığını ileri sürdüğünü, dosyanın yetkili olarak gösterilen İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri'ne gönderilmesi talep edilmiş ve ilgili icra dosyası İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... numarasını aldığını, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından davalı bankaya tebliğ edilen ödeme emrine istinaden, davalı banka tarafından şirket ortakları hakkında verilmiş olan elkoyma kararı sebebiyle ödeme yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle takibe itiraz edildiğini, el koyma kararının müvekkil şirket bakımından uygulanmasının mümkün olamayacağını, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği 2016/3985,3986,3987 D.iş sayılı kararlarının müvekkil şirketi kapsamadığını, kararda müvekkil şirketin zikredilmediğini, gerekirse kayyum ataması yapılabilecekken yapmadığını, davalının İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına yaptığı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptaline ve takibin devamına, itirazın haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili bankaya başvurarak ihracat kredisi talebinde bulunduğunu, müvekkili bankanın önce başvuruya uygun bulunduğunu, ardından yapılan incelemeler sonucu davacı firma kayıtlarında FETÖ/PYD ile irtibatlı olduğundun "..." ibaresine rastlandığından daha önce uygun bulunan kredi talebinin reddedildiğini. müvekkili bankaya 7.140,00 Euro ödeme yapılmadığını, 71.688,00 Euro bedelli nakit blokaj tutarının müvekkili banka hesabına yatırıldığını, banka tarafından yapılan incelemelerle bu teminat tutarının iade edilmesi için gerekli şartların oluşmadığının tespit edildiğini ileri sürerek haksız hukuka aykırı olarak kötü niyetle başlatılan İstanbul Anidolu 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinin iptaline, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...davalının Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince yükümlü olduğu, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ve şirketteki pay miktarı ... olan ...'in davacı şirket üzerinde nüfuz sahibi gerçek kişi olarak gerçek faydalanıcı olduğu, davacı şirketteki payları itibariyle ... ve ...'in gerçek faydalanıcı olarak değerlendirilemeyeceği, ...'in mal varlığı üzerine konulan el koyma kararının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/141 esas sayılı dosyasında 03/07/2019 tarihli karar ile kaldırılması ve davacı şirket hakkında verilmiş bir tedbir kararı bulunmaması, davaya konu blokaj bedellerinin terörün finansmanı kapsamında kullanılacağı veya terör faaliyeti sonucunda elde edildiğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle davacının blokaj bedeli yönünden takip yapmakta haklı olduğu bu nedenle takibe itirazın blokaj bedeli yönünden iptaline karar vermek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır Davacı tarafından takibe konu edilen 7.482,52 Euro işlemiş faiz talebi yönünden yapılan incelemede; her ne kadar ...'in mal varlığına konulan tedbir takip tarihinden sonra kaldırılmış ise de ticari teamül gereği davalının davacının bloke ettiği bedeli faizli bir hesapta bekletmesi gerektiğinden davacının işlemiş faiz talep edebileceği, davacı tarafından çekilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 23/03/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamenin 24/03/2017 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede tanınan 3 günlük mühletin bitmesini müteakiben 28/03/2017 tarihinden takip tarihine kadar 71.688,00 Euro'ya Kamu Bankalarının Euro cinsinden mevduatlara uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği, 28/03/2017 tarihi ile 01/04/2017 tarihi arasında faiz oranının 2.10 olduğu ve bu tarih aralığı için 12,55 Euro, 01/04/2017 tarihi ile 01/05/2017 tarihi arasında faiz oranının 2.20 olduğu ve bu tarih aralığı için 127,05 Euro, 01/05/2017 tarihi ile 01/06/2017 tarihi arasında faiz oranının 2.35 olduğu ve bu tarih aralığı için 140,39 Euro ve 01/06/2017 tarihi ile 20/06/2017 tarihi arasında faiz oranının 2.45 olduğu ve bu tarih aralığı için 87,82 Euro olmak üzere toplam 367,81 Euro işlemiş faiz talep edebileceği, fazlaya ilişkin faiz isteminin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafın icra inkar tazminatı ve davalı tarafın kötü niyet tazminatı talepleri yönünden yapılan incelemede; davaya konu blokaj bedelinin davacıya ödenmesinin gerekip gerekmediği hususunun yargılamayı gerektirmesi, davalının ödemeden imtina etmesi hususunda takip tarihi itibariyle yeterli kuşkunun bulunması nedeniyle icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığı, reddedilen kısım yönünden davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğuna dair bir belge bulunmadığı bu kapsamda kötü niyet tazminatının da şartlarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın huzurdaki davasında haksız olduğunu, mahkemece yapılan eksik inceleme neticesinde verilen davanın kısmen kabulü kararının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, iş bu şekide verilen davanın kısmen kabulü kararının, açıkça kanuna aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında bilirkişi raporunu hükme esas tuttuğunu açıkça ifade ettiğini, ancak bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından talep edilen bedelin ödenmemesi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığını, ödememe durumu keyfi olmayıp bakanlık onayı doğrultusunda olduğunu, bilirkişi ve devamında mahkemenin bu hususu özellikle inceleme dışında bıraktığını, usul hukukunun temel ilkelerinden birisi her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanması gerektiğini, hüküm, uyuşmazlığın başlangıcından davanın açıldığı güne kadar gerçekleşmiş olayları kapsayacağını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da bu durumun açıkça ifade edildiğini, mahkemece verilen karar ile açıkça kanun ve yönetmeliklerin hiçe sayıldığını, bunu kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın, davacıya ödeme yapmaması keyfi olmayıp kanuni yükümlülüğünü yerine getirmesinden ibaret olduğunu, iş bu nedenle müvekkili bankayı bu noktada sorumlu tutmanın açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın, davacı sigortalının terör örgütü ile irtibatlı olduğu anlaşıldığından ilgili kanun ve yönetmelikler ile ...Bakanlığınca onaylanan yazı gereğince sigortalıya ödeme yapmaktan kaçındığını, sonuç olarak müvekkili bankanın davaya konu tazminatı ödememesi kanuni yükümlülüğünden kaynaklanmakta olup,bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ancak mahkemece yapılan yargılamada bu hususlar gözden kaçırılmış, incelemeye dahi alınmadığını, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/368 E. 2021/747 K. Sayılı 19.10.2021 günlü kararının istinaf yolu ile kaldırılarak davanın kısmen değil de tümden reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçeleri incelendiğinde anlaşılacaktır ki, yargılamanın başından bu yana şeffaf bir yaklaşım sergilendiğini, hukuki uyuşmazlığın doğru bir şekilde tespiti amacıyla Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 128. ve 133. Maddelerine ayrı ayrı yer verilmek suretiyle el koyma tedbiri ile şirket yönetimi için kayyım tayini tedbirinin farkları izah edilmeye çalışıldığını, konu hakkında doktrin ve yargı kararları paylaşılmak suretiyle; iki tedbir arasındaki farklar ile el koyma kararının yalnızca “şüpheli” veya “sanık”sıfatını taşıyan gerçek kişi hakkında verilebileceği ve uygulanabileceğinin ifade edildiğini, huzurdaki uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gereken temel hukuki meselelerden birinin, gerçek kişi hakkında verilen el koyma kararının gerçek kişinin ortağı olduğu sermaye şirketinin hak ve alacaklarını kapsayıp kapsamadığı olduğunu, mahkemece, davalının bir banka olduğu, bankaların bir güven kurumu olduğunu, hukuki değerlendirme ve nitelendirme noktasında hata yapma imkanı olmadığını, ağırlaştırılmış özen borcunun bulunduğu, haksız ve hukuka aykırı eylemi neticesinde müvekkili şirketin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, el koyma tedbiri kavramı ile yönetim kayyumu kavramlarının karıştırılması suretiyle hukuk devleti kavramının sarsıldığının tartışmasız olduğunu, görüleceği üzere davalı ...'ın, İstanbul Anadolu İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazında haksız ve kötü niyetli olup, açıklanan nedenlerle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/368 Esas ve 2021/747 Karar sayılı kararı ile davamızın 7.140,00 Euro yönünden reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, bu tutar yönünden de haklı davalarının kabulüne, davalı ...'ın bir banka olduğu ve bu yönüyle Yargıtay ve istinaf içtihatlarında kabul edildiği üzere ağırlaştırılmış özen sorumluluğu bulunduğu gözetilerek mahkemece koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilen icra inkâr taleplerinin kabulü ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, davalının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı ...'a yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ihracat kredi masrafı ve blokaj bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında 78.828 Euro asıl alacak, 7.482,52 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 86.310,52 Euro'nun tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun süresinde yetki itirazında bulunması ve akabinde davacı alacaklının, borçlunun itirazında yetkili olarak gösterilen İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerine dosyanın gönderilmesini talep etmesi üzerine takip dosyası, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... kaydedilmiş , davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur .Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı vekili istinaf aşamasında sunduğu beyan dilekçesinde, İstanbul Anadolu 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/824 Esas ve 2025/912 Karar sayılı kararı ile davaya dayanak icra takibine esas 22.09.2017 tarihli ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu haliyle davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Alacaklı takip talebinde (vade veya takip talebi günündeki rayice göre ödeme yerine) fiili ödeme günündeki rayice (döviz kuruna) göre alacağının Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bunun için alacaklı yabancı para alacağının (takip tarihindeki kur üzerinden) Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi ve ayrıca yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kurdan talep ediyorsa bu hususu da takip talebinde belirtmek zorundadır. Bu halde alacaklı vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yabancı para üzerinden faiz (3095 sayılı Kanun m. 4/a) talep edebilir (İİK. m. 58/3). (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013 s. 2010 vd., Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet/Özkan, Sungurtekin Meral; İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2022 s. 95 vd.)(Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17/06/2025 Tarih ve 2025/2805 E. - 2025/4619 K. Sayılı kararı)Yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirası’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen gözönüne alınması gerekir (HGK’nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E, 1999/301 K. sayılı kararı).İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/2. maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğu ve HMK'nın 115/2. Maddesinde mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 115/1. Maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın kendiliğinden araştırır. Somut olayda davaya konu İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yer alan ödeme emrinde, Türk Lirası olarak karşılığının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Uyap üzerinden yapılan incelemede, İstanbul Anadolu 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/824 Esas ve 2025/912 Karar sayılı kararının henüz kesinleşmediği görülmekte ise de ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunmaması hususunun dava şartı olması nedeniyle (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1883 Esas 2023/5748 Karar sayılı kararı ile 01.10.2025 Tarih ve 2025/943 Esas ve 025/5833 Karar sayılı kararı) eldeki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiş olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeni ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-6100 sayılı HMK 114//2 ve 115/ 2 hükmünce davanın dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 7.274,43 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile artan 6.542,43 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 82,80 TL olmak üzere toplam 244,90 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026