T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1905 KARAR NO : 2026/128 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2022 NUMARASI: 2020/512 Esas -2022/421 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1905 KARAR NO : 2026/128 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2022 NUMARASI: 2020/512 Esas -2022/421 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketle imzaladığı sözleşme ile davalı şirket tarafından sıcak ve soğuk su sayaçlarının ve modüllerin tedarik edilmesi ve montajının yapılması hususunda anlaşma yaptığını, bu anlaşma çerçevesinde davalının tedarik ettiği sayaçların büyük bölümünün, ...... Konutları ... ve... Konut Projesinde kullandığını, ancak ısı paylaşım sisteminin işlemeye başlamasından kısa bir süre sonra sayaçların pek çoğunda su kaçakları ve sayaç içerisinde terleme, sayaç kadranlarının dönmemesi ve sayacın patlaması şeklinde arızalar meydana geldiğini öne sürerek, müvekkili şirketin arızalı sayaçlar nedeniyle uğradığı maddi zararlar sonucu 19.688.00 Euro maddi tazminatın en yüksek banka mevduat faizi ile müvekkil şirketin yeniden takılan sayaçlara ilişkin ödediği montaj bedelleri nedeniyle uğradığı maddi zarar sonucu 17.670 TL maddi tazminatın ticari faizi ile ve ayrıca sarsılan ticari itibarı nedeniyle 200.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davaya konu ticari ilişkinin 2010 yılı içinde vuku bulması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca BK.'nun 207.maddesi uyarınca ihbar süresinin 6 ay olduğunu, davacı tarafından süresi içinde ve usulüne uygun ihbarda bulunulmadığından davacı taleplerinin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili firmanın sözleşme konusu su sayaçları ve modüllerini yurtdışından ithal etmek sureyitle başka firmalara da sattığını, müvekkilinin davacıya sattığı ürünlerde bir ayıp ve kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece 27.12.2016 tarihli karar ile; "...Dava konusu malların davacıya 2010 yılında satıldığı ve teslim edildiği, davacının 2012 yılında cihazların büyük bir kısmını değiştirdiği anlaşılmaktadır. Davacı iddia ettiği hususlarla ilgili 2013 yılında tespit yaptırmıştır. Davacı şirketin kendi iç yazışmalarına göre, sayaçlardaki arızaların ve sorunların 2011 yılında görülmeye başladığı ancak o tarihlerde davalı tarafa gönderilen bir ihtar ya da mail olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 223 ve Türk Borçlar Kanunu'nun 23.maddesine göre, iddia ettiği ayıpları derhal satıcıya bildirmesi gerekirken tacir olan davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması sebebiyle malları o şekilde kabul ettiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda teknik bilirkişi tarafından ayıplı olduğu tespit edilen dava konusu mallar nedeniyle uğradığı zararı talep edemeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 2017/5139 Esas, 2020/1495 Karar ve 28.09.2020 tarihli kararı ile; "...Öncelikle ilk derece mahkemesinin gerekçesinde dayandığı davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan bir dava olduğuna ilişkin tespiti yerinde olmayıp, dava satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Tacirler arası satımda TTK 23 atfı ile uygulanması gereken TBK 223/2 maddeye göre değerlendirme yapılacağı hükme bağlanmıştır. Davalı yanın cevap dilekçesinde de beyan ettiği üzere davacı yandan gelen şikayetlerin kendilerince kabul edilip ürün değişimi yapıldığı da kabul ve ikrar olunduğu nedenle davacının ayıp ihbarını süresinde yapmadığı kabulü doğru görülmemektedir.Ancak mevcut bilirkişi raporları incelendiğinde davacının bedel iadesi talebinin değerlendirilmediği, ürünlerin kullanılmış olması ve yenileri ile de değiştirilmiş bulunması karşısında bedel tenzili hususunda hiçbir hesaplama yapılmadığı ve bu hususta ek rapor taleplerinin mahkemece yerine getirilmediği de anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava sonucuna doğrudan etki edecek deliller toplanmadan karar verildiği anlaşılmakla kararın kaldırılması gerekmiştir." gerekçesiyle, davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; eldeki istinaf incelemesine konu karar, bu kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma sonrası alınan bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak, 19.687,50 Euro ve 17.670,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davaya konu ayıplı mal satışı nedeniyle davacı şirketin itibarının sarsıldığına dair dosyada delil bulunmadığı, dinlenen davacı tanığının sadece olayın basına yansıdığını beyan ettiği, mal varlığı zararının meydana gelmesinin tek başına manevi tazminat için yeterli olmadığı, olayda manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar kısa kararda sehven "davacı ve davacın vekilinin yüzüne karşı" ibaresi kullanılmışsa da, duruşma zaptından da görüleceği üzere karar duruşmasına sadece davalı katıldığından, söz konusu maddi hata gerekçeli kararda düzeltilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile 19.687,50-Euro ile 17.670,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Euro üzerinden kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına; Türk lirası üzerinden kabul edilen alacağa dava tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirket tarafından tedarik edilen sayaçlardaki sorunlar sebebiyle uğramış olduğu zararların sadece mahkemenin kabul ettiği maddi hususlar ile sınırlı olmadığını, büyük konut projelerinde ısı paylaşım sisteminin kurulması ve devamlılığının sağlanması hizmeti verilen müvekkili şirketin davalı şirketin sunmuş olduğu su sayaçlarındaki arızalar nedeniyle müvekkili şirketin sunduğu hizmetlerden uzun süreli devamlılık arz eden aksamalar ve işlevsizlikler meydana geldiğini, inşaat şirketlerinin ve taşınmaz satın alan konut sahipleri ile dolayısıyla halk arasında müvekkili şirkete duyulan güven ve ticari itibarının onarılmasının güç derecede zedelendiğini, tüzel kişilerin manevi tazminat talep etme haklarının olduğunu, ekonomik itibarında tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsü olduğunu, 25.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan manevi tazminat alacağına hak kazandığı, bunun miktarı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirketin sarsılan itibarı sebebiyle 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın manevi tazminat yönünden kaldırılmasını ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satılanın ayıbı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında sayaçların satımı konusunda ticari ilişkinin mevcudiyeti hususunda ve sayaçlarının ayıplı olduğu yönünde herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacının su sayaçlarının ayıplı olması nedeniyle ticari itibarının zedelenip zedelenmediği ve bu anlamda manevi tazminat talebine hak kazanıp kazanmadığı, mahkemece manevi tazminat isteminin reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirket adına su sayacına dair 2011 yılında faturalar düzenlendiği, taraflar arasında mailleşmelerin olduğu, davacı şirket tarafından Küçükçekmece 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/..... D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırdığı, 04.11.2013 tarihli tespit bilirkişi raporunda ayrı ayrı her bir blok değerlendirilerek rapor düzenlendiği, söz konusu raporda, davacı şirketin 5627 sayılı Enerji Verimliliği Yasası ile zorunlu kılınan ısı paylaşım sisteminin kurulması ve devamlılığın sağlanması hizmetini verdiği, yapılan anlaşma uyarınca davalı şirket tarafından soğuk ve sıcak su sayaçları ve modüllerinin tedarik edilerek montajının sağlandığı, davacı şirketin tedarik edilen sayaçların büyük bölümününe... Konut Projesi'nde kullandığı, ısı 9 paylaşım sisteminin işlemeye başlamasından kısa süre sonra sayaçların pek çoğunda su kaçakları ve sayaç içerisinde terleme/buharlaşma, sayaç kadranlarının dönmemesi ve sayacın patlaması şeklinde arızalar meydana geldiği, kalorimetrelerin pil ömrünü tükettiği, modüllerde meydana gelen arıza ve kısa devreler sebebiyle modüllerin kendiliğinden sıfırlanmaya, eksik veya fazla okuma yapmaya başladığı, davacının ısı gider paylaşım sistemini kurduğu... Konut Projesinde aynı zamanda okuma sistemini de gerçekleştirdiği, su sayaçlarındaki arıza, patlama ve su sızıntıları nedeniyle sistemin yerine getirdiği okuma ve gider paylaştırma sisteminin imkansız hale geldiği, davacı şirkete haftalarca iş yükü oluşturduğu, ......... Projesi 3,4,7,8,9,10,11,12,14 ve 16. bölgelerinde yer alan konutlara montajı yapılmış bulunan arızalı terleme/buharlaşma ve sızma yaptığı patladığı iddialarıyla modüllerin arızasız misli ile değişimi ve montajı ile sistemin yeniden arızasız çalışır şekilde kurulumunun ne kadara mal olacağının tespitini talep ettiği, yapılan tespitte sayaçların önce ekranının buharla kaplandığı bir hafta - 10 gün sonra da orta kısımdan su kaçırmaya başladığı, patlayan su sayaçlarının su kaçırmaya başlamasından dolayı diğer sayaçlarında etkilenip bozulduğu, ........ Projesinde 10534 adet DN 15 sıcak su sayıcı ve aynı sayıda haberleşme modülü bulunduğu, değiştirilen sayaç sayısının 825 haberleşme modülünün 1907 adet olduğu, değişmeyi bekleyen arızalı 537 adet sıcak su sayacı ve 753 adet haberleşme modülünün mevcut olduğu, sayaçlar üzerinde terlemenin devam ettiği, arızadan dolayı otomasyon ile okuma yapılamadığından sayaçların tek tek değerler alınarak okuma yapıldığı, üst kısmın tamamen parçalandığı, genel toplamın 19.032 Euro + 16.216,00 TL olabileceği , ......Toki Konutlarında yapılan inceleme ve araştırma sonucunda .......... Marka sıcak su sayaçlarından buharlanmaların, kararmaların meydana geldiği, ve sayaçların ayıplarının zaman içerisinde kullanım sırasında oluştuğunun anlaşıldığı, sayaçların yeni ve kullanılmamış halde iken ayıpların anlaşılamayacağı, sayaçların gizli ayıplı olduğu, bunun neticesinde patladığı, patlayan su sayaçlarının bulunduğu kolondaki diğer su sayacı haberleşme modüllerine zarar verdiğinin tespit edildiği hususunun belirtildiği, davacı tarafça 24.02.2014 tarihli dava dilekçesi ile tespit bilirkişi raporu esas alınarak 19.032,50 Euro sayaç bedeli ile 16.216,00 TL montaj bedeli ve ekonomik itibar, ticari şeref ve haysiyetinin çiğnenmiş olduğu iddiası ile 200.000,00 TL manevi tazminat davasına konu işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosya içerisine ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında mahkemece tanık dinlenilerek bilirkişi raporu alınmıştır. Taraflar arasında ticari satım konusu sayaçların gizli ayıplı olarak üretildiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Nitekim ayıp nedeniyle hükmedilen maddi tazminat kararına karşı, davalı tarafından kanun yoluna başvurulmamıştır. İstinaf incelemesi bakımından sorun, manevi tazminat talebine ilişkindir.TTK'nın 23. maddesindeki ticari satışa dair düzenlemenin c bendi gereğince uyuşmazlıkta TBK'nın 223 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Davacı ayıplı ürün satılmasından ve söz konusu ürünlerin konut projesinde kullanılmasından ötürü ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını iddia ederek, manevi tazminat talebinde bulunmuştur. TBK'nın 58. maddesinde kişilik hakkının zedelenmesi başlığı ile "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi mevcuttur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ise “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” hükmüne yer verilmiştir. TBK'nın 114/2 hükmü uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde sözleşmeye aykırılık hâllerinde de uygulanır. Tüzel kişinin de itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelenmesi hâlinde manevi tazminat talep hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Sözleşmeye aykırılık hâlinde davacının manevi tazminat talep edebilmesi için, davalının akde aykırı davranışları nedeniyle davacının kişilik haklarının da zarar görmüş olması ve bu zararın davacı tarafından kanıtlanmış olması gerekir. Somut olayda davacının tespit edilen maddi zararının tazminine karar verilmiştir. Davacı, hüküm altına alınan maddi zararının dışında ayrıca ticari itibarının ve diğer kişilik haklarının zedelendiğini kanıtlayamamış tır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılı görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştikten sonra, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361 maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.