T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1610 KARAR NO : 2025/1290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2025 ESAS NO : 2025/29 KARAR NO : 2025/694 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; gümrük müşavirliğ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1610 KARAR NO : 2025/1290 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/07/2025 ESAS NO : 2025/29 KARAR NO : 2025/694 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; gümrük müşavirliği hizmeti verdikleri davalı firmadan olan 76.007,53 TL açık hesap bakiye miktarının tahsili için Bakırköy 9. İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosyasından başlattıkları ilamsız icra takibine itiraz edildiğini, 6098 sayılı TBK'nın 89/1. maddesi uyarınca itibariyle yetki itirazlarının haklı olmadığını, ticari defter kayıtları ve dayanaklarını oluşturan faturalar ile yaptıkları ödemelerin bakiyesi takip miktarı tutarında alacak bakiyesi verdiğinden borca itirazında haklı olmadığını beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim adresinin yetkili olması nedeniyle müvekkiline karşı açılacak icra takibi ve davalarda yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi olduğunu, davacının vekalet akdine ve vekalet akdinin gerektirdiği borçlara aykırı davranmış olup ağır kusurlu olduğunu, kendi hatasıyla müvekkili aleyhine 207.904,98 TL ceza ile 69.301,66 TL ek tahakkuk uygulanmasına sebep olduğunu, edimlerini yerine getirmediği için ödemezlik defi tekrarı ile bu nedenle müvekkilinin vekalet borcu da bulunmadığını, davacı tarafından yapılan hatalar ve ağır kusur, fatura kesiminden sonra ortaya çıktığı ve müvekkiline daha sonra ceza ve ek tahakkuk uygulandığı için faturalara karşı ihtirazi kayıt ileri sürülemediğini, davacı emsal sigorta bedeli belirtilmesine gerek bulunmayan müvekkiline ait DAP teslim şeklindeki taşımacılık türünde hem gereksiz bir şekilde emsal sigorta bedeli beyan ettiğini hem de gerçek dışı bir beyanda bulunduğunu, her ne kadar düzeltme dilekçesi vermişlerse de gümrük beyannemelerindeki beyanlar geçerli olduğundan ilk ve hatalı, ağır kusurlarıyla verdikleri beyanları uyarınca müvekkili aleyhine ceza ve ek tahakkuk uygulandığını, ceza ve ek tahakkuk kararının iptaline yönelik davanın Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinin 2024/181 E. sayılı dosyasının derdest olması nedeniyle bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy 9. İcra Dairesi'nin... E. sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, taraflar arasında vekalet ilişkisinin varlığı ve içeriği hususunda ihtilaf bulunmadığı, çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça edimlerin yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafın vekalet ilişkisinde görevini özen ve sadakatle ifa edip etmediğinin belirlenmesi noktasında toplandığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki vekalet akdi kapsamında davacı tarafından davalı yana hizmet verildiği, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen cari hesap alacağının 76.007,53 TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği, davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap alacağını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği, her ne kadar davalı tarafça, davacı tarafın vekalet ilişkisi kapsamında sorumluluklarını yerine getirmediği ve cezai yaptırıma sebep olduğu iddia edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacı firma tarafından gümrük idaresi nezdinde yapılan işlemin uygun olduğu ve fakat gümrük idaresi tarafından belirtilen mevzuatta belirtilen yöntemler izlenmeksizin işlem yapıldığı, dolayısıyla davacının vekalet ilişkisinde kendisine düşen edimlerini yerine getirdiği, davalının iddia ettiği cezaların mahkeme kararıyla iptaline karar verildiği, bu haliyle davacı tarafından edimlerini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği hususunda davalı tarafça başkaca bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği, davacı yanın herhangi bir kusurlu davranışının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı yanın bu yöndeki iddialarına itibar edilmediği, davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 15.201,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kusuruyla müvekkiline idare tarafından ceza tanzim edildiğini, taraflarınca yapılan başvurularda idarenin usuli eksikliği sebebiyle bu cezaların iptal edilmiş ise de cezaların iptal edilme sebebinin davacının kusurunun bulunmaması olmadığını, yani, esas yönünden bir iptal sebebi bulunmadığını, idarenin usuli eksikliği olmasa ve taraflarınca dava ikame edilip, istinafa da taşınıp kazanılmasa müvekkilinin işbu cezalardan sorumlu tutulacağını, nitekim ceza verilmesine sebebiyet vererek kusurlu hareket edilerek görevin layığı ile özen içerisinde yerine getirmediğini, vekalet sözleşmesi uyarınca ücrete hak kazanabilmesi için anılan sadakat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiğinden davacı herhangi bir hizmet bedeline hak kazanmadığını, gümrük müşavirliği alanında uzman bir bilirkişi tarafından mevzuat ve içtihat değerlendirmesi de yapılarak rapor tanzim edilmesi gerekirken ve bilirkişi görevini aşarak kusur atfında bulunamayacakken, alanı dahi olmayan bilirkişi tarafından kusur incelemesi de yapılması ve davacıya kusur atfedilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin iptal davası nedeniyle bu davanın harç ve masraflarına katlandığını, bu davayı vekille takip ederek vekalet ücreti ödediğini, müvekkilinin katlanmış olduğu bu yükümlüklerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının edimini gereği gibi yerine getirmeyerek herhangi bir hizmet bedeline hak kazanmadığını, ödemezliğe ilişkin defiyi tekrar ettiklerini, alacağının ihtilaflı olması nedenleriyle icra inkar tazminatının şartlarının da oluşmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, gümrük hizmet sözleşmesi kaynaklı cari hesap bakiyesi alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesinin 2024/613 E. 2024/1015 K. sayılı 11.10.2024 tarihli Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, dair kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 31.12.2024 Tarih ve 2024/1889 E. 2024/1839 K. sayılı:"...Takip tarihi itibariyle davacı şirketin muamele merkezinin Bağcılar/ İstanbul'da bulunduğu anlaşılmıştır. O halde, TBK'nın 89. Maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki davacının yerleşim yerinin bulunduğu yetkili Bakırköy İcra Daireleri'nde takibin başlatıldığı gözetildiğinde mahkemenin kararı hatalı olmuştur...." dair karar verildiği, ardından dava dosyasının 2025/29 E. sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği, davanın kabulüne dair verilen karara karşı da davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Davaya konu Bakırköy 9. İcra Dairesi'nin... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti., borçlunun ise ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 76.007,53 TL asıl alacak üzerinden 25.04.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde cari hesap bakiyesi borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 01.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 02.05.2024 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi'nin 2024/181 E. 2024/731 K. sayılı dava dosyası incelendiğinde; ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından adına tescilli 04.09.2023 tarih IM00108792 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı ''rubber'' cinsi eşyanın kıymetinin düşük beyan edildiğinden bahisle hesaplanan 69.301,66 TL fark katma değer vergisi için yapılan tahakkuk kararı ile fark katma değer vergisi üzerinden kesilen 207.904,98 TL ceza kararına vaki itirazın reddine ilişkin Doğu Maramara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünün 23410000IT000247 sayılı kararının iptali istemiyle dava açıldığı, Mahkemenin 24.09.2024 tarihli kararı ile "...uyuşmazlık konusu eşyanın gümrük vergisine esas kıymetinin belirlenmesinde, satış bedelinin esas alınmama nedenlerinin davalı idarece somut olarak ortaya konulamadığı görülmekte olup sadece serbest dolaşıma giriş sırasında beyan edilen kıymetin, antrepo beyannamesinde yazılı fiyattan düşük olduğundan bahisle, davacı tarafından beyan edilen satış bedeli kabul edilmeyerek, antrepo beyannamesinde yer alan yüksek fiyata göre kıymet farkı belirlenmesi üzerine tahakkuk ettirilen vergi ve kesilen cezaya vaki itirazın reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline,..." gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. Vergi Dava Dairesi'nin 26.12.2024 tarihli, 2024/2626 E. 2024/2896 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine dair kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince gümrük uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 05.06.2025 tarihli raporda:"Davacı tarafın 2022 yılına ait yevmiye ve kebir defterlerini usulüne uygun tuttuğu ancak envanter defterinin incelemeye sunulmadığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığının takdirinin mahkemeye bırakıldığı, 2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 76.007,53 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 76.006,62 TL borçlu olduğu, Taraflar arasında takip tarihi itibariyle sadece 0,91 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın taraflar arasındaki yuvarlama/virman kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, davacı tarafın her iki tarafın ticari defterlerinde de alacaklı pozisyonunda/konumda yer aldığı,...Davacı firma tarafından gümrük idaresi nezdinde yapılan işlemin uygun olduğu ve fakat gümrük idaresi tarafından belirtilen mevzuatta belirtilen yöntemler izlenmeksizin işlem yapıldığı, dolayısıyla davacının vekalet ilişkisinde kendisine düşen edimlerini yerine getirdiği ve gümrük idaresi tarafından kesilen cezalar yönünden davacının kast veya ihmalden kaynaklanan kusurunun bulunmadığı, bununla birlikte, söz konusu ihtilafla ilgili idare mahkemesine başvurulduğu, Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi'nin 2024/181 esas sayılı dosyası için verdiği 2024/731 karar sayısı ile, tahakkuk ettirilen vergi ve kesilen cezaya vaki itirazın reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı ve açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, öte yandan söz konusu iptal kararının İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Yedinci Vergi Dava Dairesi'nin 2024/2626 esas sayılı dosyasında 2024/2896 karar sayısı ile istinafa konu kararın hukuka uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna varıldığı, açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, dolayısıyla kıymetin eksik beyan edildiği iddiası ve buna bağlı ek tahakkuk ve ceza kararı düzenlenmesinden kaynaklı kıymet ihtilafının sonra erdiği anlaşılmıştır." şeklinde kanaat bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirkete gümrükleme hizmeti verildiği, davacı tarafın cari hesap ilişkisine konu ettiği fatulardan kaynaklı alacağına yönelik başlattığı icra takibinde ürünlerin satış bedellerinin düşük gösterilmesi nedeniyle uygulanan ek tahakkuk ve ceza işlemlerinden davacı gümrük müşavirinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı tarafından hizmet bedelinin davacı tarafa ödenmemesi sonucu ihtilaf oluştuğu, hizmet bedelinin davalı tarafın da kabulünde ve ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin gümrükleme hizmetini yerine getirdiğinin, işlemin uygun olduğunun ve ihmali kaynaklı kusuru olmadığının tespit edildiği ve davalı tarafından işlemin iptali istemiyle Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinde açılan davanın ise kabul edilerek kesinleştiği, davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İİK'nın 67/2. maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu alacak faturalara dayalı, davalı tarafından ticari defterlerine işlenmiş likit bir alacak olduğundan, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 1.298,02 TL'den mahsubu ile artan 682,62 TL'nin talep halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/11/2025